KHA | Kafkas Haber Ajansı | Kars Haberleri | Kars Haber  kars haberleri kars ajans

GENÇLER NEDEN AKADEMİSYEN OLMAK İSTEMİYOR?

  Arzu KILIÇ

          arzu.kilic@tbd.org.tr
         GENÇLER NEDEN AKADEMİSYEN OLMAK İSTEMİYOR?

Kılıç’ın Cem Sevik ile söyleşisi

GENÇLER NEDEN AKADEMİSYEN OLMAK İSTEMİYOR?

Değerli okurlar,

Uzun mu uzun bir aranın ardından herkese merhabalar… Yoğun ve stresli bir dönemin ardından herkesin tatile ihtiyacı var tabii.  Siz de benim gibi hâlâ tatile çıkamayanlardan mısınız bilemiyorum ama umarım tatilde gönlünüzce gezmiş, yazın, güneşin ve denizin tadını çıkarmışsınızdır.

Dergimizin yeni yayın döneminde köşemde sizlere Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) tarafından “Üstün Başarılı Genç Bilim İnsanı Ödülü”ne layık görülen Anadolu Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Makine Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cem Sevik’i tanıştırmak istiyorum. Akademik alanda böyle başarılara imza atmış kişileri duyunca çok mutlu ve gururlu oluyorum Neyse beni bir yana bırakalım… İlk olarak sizlere Üstün Başarılı Genç Bilim İnsanlarını Ödüllendirme Programı (GEBİP) hakkında kısa bir bilgi vermek istiyorum. GEBİP, uluslararası nitelikte bilimsel çalışmalarıyla öne çıkan genç bilim insanlarını, araştırmalarında ve kendi araştırma gruplarını geliştirmede desteklemek ve ülkemizdeki genç bilim insanlarını üstün başarılı araştırmalara özendirmek amacıyla yürütülen bir program. Ödül her yıl farklı alanlarda Türkiye Bilimler Akademisi tarafından genç bilim adamlarına veriliyor. Genel olarak seçme kriterleri arasında, bu programa başvuru yapan genç bilim insanlarının kendi alanlarında yapmış oldukları bilimsel katkılar yer alıyor.

Cem Sevik, yaptığı çalışmalar doğrultusunda TÜBA’nın 2014 yılı “Üstün Başarılı Genç Bilim İnsanı Ödülü”ne layık görülmüş. Sevik ile ona bu ödülü almasını sağlayan çalışması ve Türkiye’deki nanoteknolojik çalışmaları konuştuk.

Söyleşide iki önemli konunun altını çizmek isterim. Sevik’in de belirttiği gibi, Türkiye’nin en önemli sorunlarından biri tabiî ki beyin göçü. Bizim gibi gelişmekte olan ülkelerin mesleki ve teknik insan gücü açığı olduğu biliniyor. Bunun birçok nedeni olabilir ama en önemli nedeninin “Bilim ve teknoloji politikalarındaki yanlışlıklar” olduğunu söylemek yanlış olmaz. Yani Ar-Ge’ye, bilim ve teknolojiye önem ve değer vermemek de diyebiliriz. Söyleşide Sevik, geçmişe göre akademik araştırmaların daha iyi olmasına rağmen gençlerin akademik dünyaya ilgisinin az olduğu ve temel bilimlerde lisans düzeyinde öğrenci bulmakta zorlandıklarını belirtti. Bu durumda aklımıza şu soru geliyor: Türkiye’de üniversite mezunu gençler, akademisyen olmak istiyor mu, istemiyorsa neden?” Gelin bunun nedenlerini hep birlikte düşünelim…

Son olarak; Türkiye’de genç bilim adamlarımızın desteklenmesi, ödüllendirilmesi ve yeni araştırmalara teşvik edilmesi çok önemli. Bu ödülü alan tüm genç bilim insanlarını tebrik ediyorum. Türkiye’nin ekonomik ve sosyal alanlarda gelişip kalkınmasına, toplumun gelişimine büyük katkılarının olacağı genç bilim insanlarının Türkiye’de kalarak başarılarına başarı katmasını ve Atatürk’ün de belirttiği gibi “memleketin geleceğini oluşturan gençlerin” daima ileriye, daima doğruya, daima faydalıya yönelmesi, çağdaş uygarlık düzeyine erişmesi, daimî bir gelişmenin içinde olması dileğiyle…

AR-GE KONUSUNDA İYİ YETİŞMİŞ GENÇLER BULMAK ZOR

TÜBA 2014 yılı “Üstün Başarılı Genç Bilim İnsanı Ödülü”ne layık görülen Doç. Dr. Sevik, alanda iyi yetişmiş gençler olmadan farklı projeler yürütmek ve özgün bilimsel çıktıları üretmenin zor olduğunu belirtti. Sevik,  gençlerin akademisyenliği meslek olarak tercih etmeleri için akademik çalışma şartlarının gözden geçirilmesi ve sorunları temelden çözecek uygulamaların hayata geçirilmesinin şart olduğunu vurguladı.

- Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) tarafından “Üstün Başarılı Genç Bilim İnsanı Ödülü” aldınız.  Ödül ile ilgili sorulara geçmeden önce kendinizden biraz bahseder misiniz?

-Bursa/Büyükorhan ilçesi, 1978 doğumluyum. 2001’de Abant İzzet Baysal Üniversitesi Fizik Bölümü’nden mezun oldum. Yüksek Lisans ve doktora eğitimimi Bilkent Üniversitesi’nde tamamladım. 2008-2010 yılları arasında Texas A&M Üniversitesi’nde Kimya Mühendisliği Bölümü’nde araştırmacı olarak çalıştım. Daha sonra da Anadolu Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, Makine Mühendisliği Bölümü’nde Öğretim Üyesi olarak çalışmaya başladım. Halen de Anadolu Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’nde Öğretim Üyesi olarak çalışmaktayım.

-“Üstün Başarılı Genç Bilim İnsanlarını Ödüllendirme Programı (GEBİP)” kapsamında ödül almanızı sağlayan çalışmanızdan söz eder misiniz? Son zamanlarda Türkiye’de nanoteknolojik ürünlerin sayısı giderek artıyor. Bu kapsamda Türkiye’deki nanoteknolojik çalışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz? Ülkemizde nanoteknolojik ürünleri denetleyen bir mekanizma var mı?

-Ödül genel bir değerlendirme sonucu verildiği için özel bir çalışmadan dolayı aldığımı söylemek pek doğru olmaz. Fakat son yıllarda araştırmalarım genel olarak termoelektrik malzemeler üzerinde yoğunlaştı. Kısaca termoelektrik, etki malzeme üzerinde oluşan ısı farkının doğrudan elektrik enerjisine veya tam tersi olarak elektrik enerjisinin malzeme üzerinde ısı farkına dönüşmesidir. Termoelektrik malzemelerde atomik boyutta uygulanan sıcaklık farkı, malzeme içerisindeki yüklerin sıcak taraftan soğuk tarafa yayılmasına, dolayısı ile elektrik akımına neden olur. Bu malzemeler son yıllarda kuramsal çalışma alanımızın ana odağı oldu. Özellikle verimliliği yüksek özgün nano termoelektrik malzemeler önermek üzere çalışmalarımızı yürüttük. Dünya çapında ilgi çeken iki boyutlu nano malzeme olan grafen ile ilgili termoelektrik performans ve termal iletkenlik çalışmalarımız oldukça ilgi gördü. 

Türkiye geçmişe göre nanoteknolojik araştırmalar konusunda oldukça iyi noktada. Ülkemizde iyi enstitüler ve laboratuvarlar var. Üniversiteler de çok iyi noktalara gelmiş durumda. Bilkent Üniversitesi, Koç Üniversitesi, Sabancı Üniversitesi, Anadolu Üniversitesi’ni örnek verebilirim.

Ar-Ge konusunda geçmişe göre imkanlar daha iyi ancak dünya ile karşılaştırdığımızda yeterli değil. Özellikle nanoteknolojisi konusunda dünyada gelişmiş ülkeler çok ciddi yatırımlar. Biz henüz o yatırımlara yakın değiliz şuan.

Nanoteknolojik ürünlerin denetlenmesi kendiliğinden oluşacak bir mekanizma. Nanoteknolojik ürünlerin kullanımı arttıkça ileride bunu denetlemeye yönelik kurum/kuruluşlar olacaktır. Şuan için çok gerekli olduğunu düşünmüyorum. Çünkü nanoteknolojik ürünler günlük hayatımızın içine çok fazla girmiş değil. Araştırma boyutundan endüstri boyutuna ciddi anlamda geçmiş değil.

-Söz konusu çalışmanızdan gelecekte hangi alanlarda/sektörde insanların yararlanabileceğini öngörüyorsunuz? Son olarak sizin gibi başarılı gençlerin Türkiye’de istihdam edilmesi ve beyin göçünün engellenmesi için nasıl politikalar yürütülmelidir?

-Bahsettiğim üzere termoelektrik malzemelerin enerji dönüşümü ve katı-hal soğutma alanlarında kullanılma potansiyelleri var ve bazı özel uygulamalarda hali hazırda kullanılmakta. İleride bizim kuramsal olarak elde ettiğimiz birtakım sonuçlar deneysel olarak gerçekleştirilebilirse elektronik cihazlarda mekanik soğutma yerine termoelektrik malzemeler kullanılabilir ve böylece mekanik soğutma ile kaybedilen enerji geri kazanılabilir. Bu sadece bir örnek tabii. Potansiyeli oldukça yüksek olan bu malzemeler elektronik cihazlardan otomobillere ve hatta uydulara kadar birçok farklı alanda gelecekte kullanılabilir.

Beyin göçü, ülkemiz açısından çok temel ve ciddi sorunlardan bir tanesi. Sorunun iki tane önemli boyutu olduğunu düşünmekteyim. Birincisi; akademik alandaki çalışma ortamları. Üniversitelerin araştırma yapılabilecek daha özgür, daha disiplinlerarası etkileşimle araştırma yapılabilecek ortamlara dönüşmesi gerekiyor. İkincisi ise, ekonomik boyut. Birçok insan kendisine sağladığı maddi kazanç ve araştırmalarını sürdürebilecek kaynakları bulmak açısından yurtdışına gidiyor.

Geçmişe göre akademik imkânlar daha iyi olmasına rağmen maalesef gençlerin akademik dünyaya ilgisi çok az. Özellikle temel bilimler ve mühendislik alanında. Temel bilimlerde lisans düzeyinde öğrenci bulmak zor olmaya başladı. Bunun üniversitedeki standartlarla paralel olduğunu düşünüyorum. Öğrenciler yüksek lisans ve doktora yapmayı pek tercih etmiyorlar. Öğrenci sıkıntısı özellikle araştırmalar konusunda bizi zorluyor.

Gençlerin, yani yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin akademik çalışmaların ana unsurlarından biri olduğunu düşünüyorum. Alanda iyi yetişmiş gençler olmadan farklı projeler yürütmek ve oldukça keskin olan rekabet ortamında özgün bilimsel çıktılar üretmek çok zor. Gençlerin lisansüstü eğitimi ve meslek olarak akademisyenliği tercih etmeleri için akademik çalışma şartlarının gözden geçirilmesi ve sorunları temelden çözecek uygulamaların hayata geçirilmesi şart.

  • Yahoo'da Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Facebook'ta Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
Bu Yazı 23969 Defa Okundu
2014-09-17

SON YAZILARI

TOBB Türkiye Yazılım Meclisi Başkanı Melek Bar Elmas: Minyatip söyleşisi Yazar Kılıç’tan Nezih Kuleyin ile Söyleşi AŞKIN BEDEN DİLİ, NEZAKETİN BEDEN DİLİDİR Üç kere “AYN” deyin… “Neşeli Günüm” ile neşelenin! “Kurum kimliğiniz ile yaptığınız paylaşımlara özen gösterin!” Gazeteci Şeref Oğuz: Ar-Ge genellikle bizde Ür-Ge’ye dönüşüyor Yazar Kılıç’tan Prof. Dr. Alkin ile Söyleşi Azeri sanatçı Cavit Tebrizli ile söyleşi

YORUMLAR

Abone Girişi

Yeni Abonelik        Şifre Unuttum ?




















VİDEO HABERLER
Arpaçay’da Feci Kaza: 2 Ölü 4 Yaralı
Arpaçay’da Feci Kaza: 2 Ölü 4 Yaralı
Anketler
ÇOK OKUNANLAR
Arpaçay’da Feci Kaza: 2 Ölü 4 Yaralı
Arpaçay’da Feci Kaza: 2 Ölü 4 Yaralı

Referandum Sonuçları, Kars Referandum Sonuçları, 2010 Referandum Sonuçları, Referandum Oy Sonuçları, Türkiye Referandum Sonuçları, izmir haber, canlı referandum sonuçları

RSS © 2010 KHA | Kafkas Haber Ajansı | Kars Haberleri | Kars Haber kars haberleri kars ajans
KHA Tan Ofset San.Tic.'nin Kurulusudur. Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır