KHA | Kafkas Haber Ajansı | Kars Haberleri | Kars Haber  kars haberleri kars ajans

İPEK HANIMIN ÇİFTLİĞİ’NDEN, “İYİ BİR EMEK, EŞSİZ BİR LEZZET”

  Arzu KILIÇ

          arzu.kilic@tbd.org.tr
         İPEK HANIMIN ÇİFTLİĞİ’NDEN, “İYİ BİR EMEK, EŞSİZ BİR LEZZET”

 İpek Hanımın Çiftliği’nden, “iyi bir emek, eşsiz bir lezzet”

Kafkas Haber Ajansı (KHA) Yazarı Arzu Kılıç’ın, İpek Hanımın Çiftliğinin kurucusu Pınar Kaftancıoğlu ile yaptığı söyleşi:

İstanbul’daki başarılı iş hayatını 30 yaşında bırakarak Nazilli’de dedesinin çiftliğine yerleşip 2006’dan beri gıda alanında adeta bir “devrim” yaratan, doğal gıda satışı denince akla ilk gelen isimlerden biri olan “İpek Hanımın Çiftliği”nin kurucusu Pınar Kaftancıoğlu ile görüştük. İşini para kazanma kaygısı ile yapmayan, tamamen doğal ürünler yetiştiren Kaftancıoğlu, örnek bir girişimci olarak başarı hikâyesini bizlerle paylaştı.

Ekonomist Dergisi’nin bu yıl 24’üncüsünü düzenlediği “Yılın Kadın Girişimcisi Ödülü”nü alan Pınar Kaftancıoğlu, severek dinlenen “Yüksek Yüksek Tepeler Ev Kurmasınlar” ve “Evreşe Yolları Dar” türkülerinin derleyicisi, Köy Enstitülü, 1980’de öldürülen gazeteci-yazar Ümit Kaftancıoğlu’nun kızı. Çiftliğin köy enstitülerine tamamen benzediğini söyleyen Kaftancıoğlu, yeni bir çiftlik yapılanmasını memleketi de olan Kars’ta oluşturmaya çalışıyor.

Hiç reklam ve tanıtım yapmadan ünü hızla yayılan çiftlikten yararlanıcıların sayısının 50 bine yaklaştığını bildiren Kaftancıoğlu, 120 SGK’lı çalışanı bulunduğu 40 kadar da sosyal güvenceleri sağlanan mevsimlik çalışanları olduğunu söyledi.

 “En iyi tohumu bulduk, en iyi toprağa diktik. İlaçsız, hilesiz, namuslu yetiştirdik” diyen Kaftancıoğlu, bir pazarlama tekniklerinin olmadığını, basit düşünüp, basit ve doğal hareket ettiklerine dikkat çekerek “Mevsimi dışında, ya da yöresi dışında, şartları zorlayarak yetiştirilen her ürün sakıncalıdır” uyarısında bulundu.

Kimyasal ilaçlama yapmayıp sadece doğada var olan mineral koruyucular ile yetindiklerinin altını çizen Kaftancıoğlu, en çok İstanbul’a gönderim yaptıklarını ama Türkiye’nin her ilinde müşterileri olduğunu belirtti.

Pazarlama taktikleri, stratejileri ve faaliyetlerine enerji harcamak yerine ürünlerinin iyi olması için enerji harcadıklarını vurgulayan Kaftancıoğlu, “İyi bir ürün Fizan da olsa fark edilir. Tek bir reklam yapmadan binlerce yararlanıcıya ulaşabilmemiz bunun kanıtı sanırım. İyi bir şey yaptık biz. İyi bir emek, eşsiz bir lezzet çıkarttık. İyi ve eşsiz insanlar ile buluştuk” dedi.

-Nazilli’deki İpek Hanım Çiftliği’nin sahibisiniz. Kızınız İpek’in adını verdiğiniz çiftliğinizde sebzeden zeytinyağına, bulgurdan peynire, baldan ekmeğe birçok ürün yetiştiriyorsunuz. Kısaca çiftliğin kuruluş hikâyesini anlatır mısınız?

-Aslında çok anlattığım, artık çok bilinen bir hikâyesi var çiftliğin... İstanbul’dan Ege’ye bir kaçış, tam da kaçamayış, “Ege’de sakin sakin yaşarım” planları yaparken birdenbire kendimi başında bulduğum bir su fabrikası, o fabrikada geçen altı koca sene, sonra “sonunda” genç bir emekli olarak kendimi kızağa çekmeye cidden karar verişim... Sonrasında çiftliğin hikâyesi başlıyor.

Başlarda kendime, eşe - dosta, biraz da yöreye amatörce yardımcı olabileceğimi düşünerek keyifli bir hobi olarak sürdürüyor idim. Sonra büyüdü. O komik, amatör ruhu hiç kaybetmedik aslına bakarsanız. Büyüyen tek şey üretimin miktarı; çalışanların, yararlanıcılarımızın sayısı oldu. Yöre için ise gerçekten “çok şey” oldu. Yöre insanını içine aldı, aile yaptı, eğitti, yetiştirdi, ufuklar açtı. Kendi içinde devrim yapan bir yapı oldu. Sosyalist bir cumhuriyet oldu. İnsanlara güven ve güç veren, umut veren tertemiz bir oluşum oldu.

Kocaman bir çark dönüyor burada. Herkes en iyi bildiği yanından tutuyor. Kuruluşumuzdan bugüne, yararlanıcılarımızın eli de hiç eksik olmadı çarkın üzerinden. Dikimlerden ürünlere; biz çalışanlarımızla, yararlanıcılarımızla birlikte karar verdik hep. Birlikte sevdik, birlikte büyüttük, birlikte koruduk. “Çiftliğin sahibi” sıfatı pek oturmuyor aslına bakarsanız bana. Bu koca ailenin sözcüsü ya da ne bileyim; karşısına hep doğru insanlar çıkmış şanslı bir hayalperest falanım sanırım.

Yararlanıcılarımız 50 bine kişiye yaklaşıyor. Biz 120’ye yakın kişiyiz suyun bu yanında. En iyi tohumu bulduk, en iyi toprağa diktik. İlaçsız, hilesiz, namuslu yetiştirdik. Mamule çevireceksek yine dürüstçe yaptık. Endüstriyel tüm hilelerden uzak kaldık. Basit aslında çiftliğin sırrı... Bir şeyi yapacaksak dürüstçe yapıyoruz. En iyisini yapıyoruz.

-“Sağlıklı beslenmek” neden önemli?Her mevsim, her türlü sebze meyve pazarlarda marketlerde satılıyor. Bu sebze ve meyveler nasıl yetişiyor ve ne kadar sağlıklı?

-Vücudumuz doğru düzgün çalışabilmek için doğru ve düzgün vitamini, proteini, karbonhidratı, yağı almak zorunda. Yaşamak için beslenmek zorundayız ve gerçekten “yaşamak” istiyorsak tamamen katkısız, tohumundan üretimine bozulmamış gıdalarla beslenmek zorundayız. Binlerce yılın genlerimize kodladığı bilgiler ile aldığımız gıdanın çakışmış olması gerekiyor ki doğru şekilde sindirilsin. Gıdada bir bozukluk olunca sistemde de sorunlar başlıyor.

Bizim beynimiz ancak doğru bir buğdaydan yapılan ekmeği yediğimizde gerçek karbonhidratı tanıyor ve onu enerjiye çeviriyor. Eğer yediğimiz ekmek, beynimizin tanımadığı, kodunu bilmediği bir tohumdan geliyorsa ne yediğini bile anlamıyor. Tamamını yakamıyor. Biriktiriyor. O biriken tümör oluyor, istatistiklerde hızla tırmanan hastalıkların müsebbibi oluyor.

Şekerin, tansiyonun, böbrek hastalıklarının, pankreas sorunlarının, kısırlığın, hatta nöropsikiyatrik sorunların temelinde beslenme hataları yer alıyor.

Mevsimi dışında, ya da yöresi dışında, şartları zorlayarak yetiştirilen her ürün sakıncalıdır. Kışın patlıcan yemeniz eşyanın tabiatına aykırı. Eğer yerseniz illa ki bunun zararını da yaşarsınız. Kaçamazsınız. Doğa, insan vücudunun ihtiyacı olan ürünleri mevsim mevsim bölmüş, belirlemiş. Ama aşırı talepkâr olan insan istiyor da istiyor. Faturasını da acı ödüyor ne yazık ki... Sorunuzun cevabı da bu: “Hayır, bu ürünler sağlıklı değil.”

-Öncelikle çiftlikte mevsime göre neler üretiliyor? Çiftlikteki iş akışını anlatır mısınız? Çiftliğinizde üretilen her şeyin gerçekten doğal ve sağlıklı olması için neler yapıyorsunuz?

-Tohumundan tarlasına, toplanmasından işlenmesine kadar yüzde 100 kendi içimizde, kendi kontrolümüzde, ilçe tarım müdürlüğünün desteği ve gözetimi ile üretim yapıyoruz. Kimyasal ilaçlama yapmıyor, sadece doğada var olan mineral koruyucular ile yetiniyoruz. Bordo bulamacı, göztaşı, kireç gibi... Bunlar bizim için kâfi. Fire veriyoruz doğal olarak ama biz buna razıyız.

-Kayıtlı müşterilerinizin sayısı nedir? Kaç çalışanınız var? Hepsi köylü kadınlar mı?Köylü kadınların iş hayatına atılması aileleri tarafından nasıl karşılandı?

-Yararlanıcılarımızın sayısı 50 bine yakın. En son 47 binin biraz üzerinde idi. Tam rakam vermek gerekirse... Sürekli olarak çalışan 120 SGK’lı çalışanımız var. 40 kadar da yine sosyal güvenceleri sağlanan mevsimlik çalışan... Civar dört köyün 17 - 70 yaş arası neredeyse tüm bireyleri üretime katılıyor bu yapıda. Müthiş bir sinerji oluşuyor.

-Hedef kitleniz ve müşterilerinizden söz eder misiniz?En çok ürün gönderdiğiniz şehirler nereler?

-Yediğini önemseyen, sağlıklı yaşamak isteyen, manipülatif algıyı ayırt edebilen, zeki ve farkındalığı çok yüksek bir kitleye hitap ediyoruz. Üniversite öğrencilerinden iş dünyasının devlerine, finans sektörü çalışanlarından medya emekçilerine kadar çok geniş bir yelpazede yer alıyor yararlanıcılarımız. Bakanlar, ev hanımları, doktorlar, sanatçılar, sporcular, emekliler, memurlar, Türkiye’de yerleşik yabancılar, yazarlar, havacılık sektörü çalışanları, okullar, konsolosluklar...

En çok İstanbul’a gönderim yapıyoruz ama Türkiye’nin her ilinde müşterilerimiz var.

-Doğal, ilaçsız, hormonsuz, GDO’suz beslenmek isteyen gittikçe artan bir kitle var, insanlar hızla bilinçleniyor. Bu kitleye ulaşmak için üretici ve tüketiciler neler yapabilir? Çözüm sizce nedir?

- Araştıracak, doğru gıdayı bulmak için mesai harcayacaklar. Bu kitledeki artış pek çok uyanık girişimcinin de iştahını kabartıyor. Bakıyorsunuz, Türkiye’ye GDO’yu sokan firmalar yan markalar oluşturarak “tarladan evinize doğal ürün” satışı reklamları yapıyor. Kendimiz için yapabileceğimiz en ciddi ve önemli iş bedenimize iyi bakmak. Ne yersen o’sun gerçeği yadsınamaz.

-Basit bir pazarlama tekniğiniz var. Bunu bilinçli olarak mı seçtiniz? İpek Hanım Çiftliği’nin tanıtım ve pazarlanması konusunda sosyal medyadan yararlanıyor musunuz, ne kadar yararlanıyorsunuz?

-Bir pazarlama tekniğimiz yok aslına bakarsanız. Basit düşünüyoruz, basit ve doğal hareket ediyoruz. Pazarlama taktiklerine, stratejilerine, faaliyetlerine enerji harcamak yerine ürünlerimizin iyi olması için enerji harcıyoruz. İyi bir ürün Fizan’da olsa fark edilir. Siz işinizi iyi yaparsanız Kop Dağı’nda da olsanız insanlar sizi bulur. Tek bir reklam yapmadan binlerce yararlanıcıya ulaşabilmemiz bunun kanıtı sanırım. İyi bir şey yaptık biz. İyi bir emek, eşsiz bir lezzet çıkarttık. İyi ve eşsiz insanlar ile buluştuk.

-Çiftlik hayatı ve doğal hayat çok güzeldir. Ancak günümüz de malum bilgi çağı. O doğal ortam ile modern hayatın olanaklarını (İnternet, bilişim teknolojileri) nasıl bir araya getiriyorsunuz? Sosyal ağları ve hangi internet sitelerini takip ediyorsunuz?

-Sosyal medyada yer almıyoruz. Hiçbir ağı takip etmiyoruz. Bilgisayarı elbette kullanıyoruz ama insanı insan yapan unsurun birebir iletişim olduğunu düşünüyoruz. Yazışıyoruz, buluşuyoruz, konuşuyoruz. Hepsi bu.

-İpek Hanım Çiftliği’ni ileride nerede görmek istersiniz? Bundan sonraki hedefleriniz nelerdir?

-Okullarda, kreşlerde; özellikle çocukların olduğu her platformda görmek istiyorum. Çocuklar hilesiz, düzgün beslensin; biz gerekirse bunu sübvanse etmeye hazırız. Çiftliğin büyüyeceğini düşünüyorum. Çoklanacağını da hâlâ, inatla umut ediyorum. Şu ana kadar maalesef çoklamayı seçen bir yatırımcı olmadı. Satıcılar ve pazarlamacıların “what a good idea!” hevesiyle meydana çıkardıkları taklitler ile karşılaştık. Sağlıklı üretim yapan, gerçek rakiplerimiz olsa, olabilse keşke...

-Çalışanlarınızın gözünde nasıl bir kadın yöneticisiniz?

-Çok fazla çalıştığımı, işe doymadığımı söylüyorlar. Pek öyle tepelerinde yönetici gibi görmezler beni. Durmadan takıldıkları, geyik yaptıkları; yaratıcı, çılgın fikirlerine bazen güldükleri bazen o fikirleri beraber büyüttükleri biriyim. Severler beni. Çocukla çocuk olurum, büyükle büyük. Hepsini kendimden, kendi çocuklarımdan çok düşünürüm.

-Köy Enstitülü, Karslı bir yazar olan Ümit Kaftancıoğlu’nun kızı olarak çiftliğin köy enstitülerine benzettiğiniz yanları var mı, varsa nelerdir?

-Çiftlik Köy Enstitülerine neredeyse tamamen benziyor. Babamın bende bıraktığı etki bir modele dönüştü sanıyorum. Yapının içindeki her bireyin kendini geliştirdiği, özgüven ile dolduğu, kendi gücüne inandığı ve çevresine yaydığı bir platform burası... Bir yönüyle de kolhozlara benziyor. Bu ağabeyimin yorumu.

-Son olarak sizin hikâyenizde olduğu gibi “insan isterse” dedirten birçok başarı hikâyesi var. Kadın girişimciler için büyük bir ilham kaynağısınız. İş kurmak isteyen kadınlara neler önerirsiniz?

-Sabır, sebat ve kanaat... Mottoları bu olsun. Çok ama çok çalışsın, sezgilerine güvensinler.

(BA-BA-S) GAZİ KARS (KHA) 

  • Yahoo'da Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Facebook'ta Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
Bu Yazı 4370 Defa Okundu
2015-06-08

SON YAZILARI

TOBB Türkiye Yazılım Meclisi Başkanı Melek Bar Elmas: Minyatip söyleşisi Yazar Kılıç’tan Nezih Kuleyin ile Söyleşi AŞKIN BEDEN DİLİ, NEZAKETİN BEDEN DİLİDİR Üç kere “AYN” deyin… “Neşeli Günüm” ile neşelenin! “Kurum kimliğiniz ile yaptığınız paylaşımlara özen gösterin!” Gazeteci Şeref Oğuz: Ar-Ge genellikle bizde Ür-Ge’ye dönüşüyor Yazar Kılıç’tan Prof. Dr. Alkin ile Söyleşi Azeri sanatçı Cavit Tebrizli ile söyleşi

YORUMLAR

Abone Girişi

Yeni Abonelik        Şifre Unuttum ?




















VİDEO HABERLER
Adem Çalkın’ın Selim Kongresi konuşmasının tamamı
Adem Çalkın’ın Selim Kongresi konuşmasının tamamı VİDEO
Anketler
ÇOK OKUNANLAR
Şoförlere bubi tuzağı gibi yol!
Şoförlere bubi tuzağı gibi yol!

Referandum Sonuçları, Kars Referandum Sonuçları, 2010 Referandum Sonuçları, Referandum Oy Sonuçları, Türkiye Referandum Sonuçları, izmir haber, canlı referandum sonuçları

RSS © 2010 KHA | Kafkas Haber Ajansı | Kars Haberleri | Kars Haber kars haberleri kars ajans
KHA Bedir ALTUNOK adına resmi yayın organıdır. Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır