KHA | Kafkas Haber Ajansı | Kars Haberleri | Kars Haber, kars güncel, kars ajans

“SOSYOPAT” MI, O DA NE?

  Arzu KILIÇ

          arzu.kilic@tbd.org.tr
         “SOSYOPAT” MI, O DA NE?

 “Sosyopat” mı, o da ne?

Değerli okurlar,

Bir aylık bir aranın ardından tekrardan buradayız. Ramazan ve bayram tatili derken zaman çok çabuk geçti. Umarım herkesin bayramı ve yaz dönemi güzel geçmiştir. Bu ay sizlere Türkiye’de çok az bilinen ve nadir karşılaşılan bir kişilik bozukluğu hakkında bilgi vereceğim. Anti sosyal kişilik bozukluğu bir diğer adıyla sosyopati. Bu psikolojik rahatsızlığı daha önce duymuş muydunuz?

YOKSA BİR SOSYOPATLA MI BİRLİKTESİNİZ?

Çevremizde hayatımızı zor hale getiren o kadar çok insan ve olay var ki… Hayatımızı zehir eden kişiler genellikle bazı kişilik bozukluklarına sahipler. Bunların içinde en kötüsü anti sosyal kişilik bozukluğu yani sosyopatlık. Hastalıklarını fark edemediğimiz bu sosyopatlar, son derece tehlikeli olabiliyorlar. Sosyopatların en temel özellikleri; şiddet eğilimli olan bu kişilerde vicdan yok, empati yok, suçluluk duygusu yok. Zengin ve güçlü olmak için her yolu deniyor, sosyal normlara uyum sağlamıyor, çok kolay yalan söylüyorlar. Etkileyici ve güzel konuşuyorlar, asla özür dilemiyor, taklit yapıyor, mutlu görünüyor, kindar ve her şeyi içlerine atıyorlar.

Sosyopatlığın birçok nedeni olabilir; genetik faktörler, biyolojik yapı, bireyin yaşadığı aile ve çevresi, şiddet ve alkolizm.

Uzmanlara göre dünya ve ülkemizdeki kan donduran seri katillerin birçoğu sosyapat. Örneğin korkunç bir şekilde öldürülen Münevver Karabulut cinayetini işleyen Cem Garipoğlu’nun bir sosyopat olduğu söylendi.

Sosyopatlık bir kişilik bozukluğu olduğu için ceza indirimi de yok.

Anti sosyal kişilik bozukluğu olan sosyopatlarla ilgili Madalyon Psikiyatri Merkezi’nden Uzman Psikolog Bahar Özkan’la görüştüm.

Bu arada sosyopatlıkla ilgili ayrıntılı bilgi edinmek isteyenler, Dr. Martha Stout’un “Yanı Başınızdaki Sosyopat” isimli kitabını okuyabilirler.

Keyifli okumalar dilerim

SUÇLULUK DUYMUYOR, AHLAK DEĞERLERİNDEN YOKSUN

Kesin olarak neyin yol açtığı bilinmeyen, psikopati ile ilgili bir psikolojik bozukluk olan sosyopati, ceza muafiyet veya indirimini gerektiren bir akıl hastalığı değil. Sadakat, dürüstlük, onur gibi duygu derinliklerini bilmeyen sosyopatlar, aşağılık davranışlarından rahatsız olmuyor, zeki, eğitimli, kariyerli, karşı cins tarafından seviliyor ve aldatmaya meyilli.

- Toplumda çok fazla bilinmeyen bir kişilik bozukluğu olan Sosyopat nedir? Bu kişilik bozukluğuna neler yol açmaktadır?

-Anti sosyal kişilik bozukluğu veya diğer adıyla sosyopati, psikopati ile alâkalı bir psikolojik bozukluktur (düzensizliktir). Bir sosyopatı, psikopattan ayıran özellik, semptom farklılığıdır. Sosyopatiye sosyal çevrenin sebep olduğu düşünülüyor.

SOSYOPATLARA CEZA İNDİRİMİ YOK

Anti sosyal kişilik bozukluğuna (ASKB) sahip olan insanlar, halk arasında yaygın olarak “sosyopat” olarak adlandırılırlar. Yürürlükteki 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 32. maddesine göre, anti sosyal kişilik bozukluğu, ceza muafiyet veya indirimini gerektiren bir akıl hastalığı değil. Zira ASKB, bir kişilik bozukluğudur ama bir akıl hastalığı değildir. TCK. madde 32, akıl hastalığı sebebiyle, işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme kabiliyeti önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmeyeceğini, davranışlarını yönlendirme kabiliyeti önemli olmayan derecede azalmış olan kimsenin de ceza indiriminden faydalanacağı hükmünü getiriyor.

-ÇEVREMİZDEKİ SOSYOPATLARI NASIL TANIRIZ? BELİRTİLERİ NELERDİR?

-Korku, kızgınlık, endişe, üzüntü duygusu olmayan psikopatların aksine, sosyopatlarda bu duygular var ama suçluluk olarak tanımlanan duyguyu hissetme yeteneği, sosyopatlarda da yok.

Suçluluk duygusundan uzak oldukları için, bir eylemi yapıp yapmama konusunda bilgi sahibi değiller; doğru ve yanlış kavramlarını hissedemedikleri için öğrenmeleri gerekir; ama çoğu zaman bu bile onları yapacaklarından vazgeçirmeye yetmez. Toplumun ortak değerlerine dâhil olamayan yani ahlak değerlerinden yoksun olan sosyopatlar, yaptıklarını ahlaksızlık olarak görmezler. Başkalarına zarar verecek davranışlarda bulunmayı da normal görürler ve vicdan duyguları gelişmediği için de rahatlıkla suç işlemeye devam edebilirler.

Sosyopatlar, içlerinde biriken öfke ve şiddet duygusunu saklayabilirler, bastırabilirler ve bu nedenle hepsi şiddete meyilli olmayabilir; ama şiddet uyguladıklarında, insanlara zarar verdiklerinde ise empati (duygudaşlık) kuramadıkları için bu durumda bir vicdan azabı duymazlar, iç hesaplaşma yaşamazlar. Ve bu durum, psikopatlarınki gibi bir zevk kaynağı değildir.

ZEKİDİR, ÇOK GÜZEL KONUŞUR VE YALAN SÖYLER

Sosyopat,  insanları araç olarak görürler; sadakat, dürüstlük, onur gibi duygu derinliklerinden yoksundur ve yaptıkları kötü şeyler ile aralarında bir bağ kurmazlar, aşağılık davranışlarından rahatsız olmaz. Çok zeki, eğitimli, kariyerli, karşı cins tarafından sevilen insanlar olabilirler. Sosyopatlar (evli ya da bekâr fark etmez) çoğu zaman birden fazla kişiyle ilişki sürdürebilirler, aldatmaya meyillidirler. Evlilikleri çok problemli olur ve üstesinden gelemeyince de alınan psikolojik yardım sırasında tesadüfen keşfedilir durumları.

Genelde zeki olan sosyopatların en belirgin özelliklerinden biri de, her türlü dış faktörü kontrol edebilme yetenekleri sayesinde kendilerini güvenceye alabilecekleri bir çevre yaratma becerileridir ki buna çok ihtiyaç duyarlar. Örneğin: sosyopatlar bir tehlike sezdiklerinde, kendilerine yönelik tehlike olasılığını azaltmak amacıyla çevrelerindeki tüm insanları belirli bir şekilde davranmaya iterler. Çevresindekileri kendi istedikleri şeyi yapmaya inandırmak, ikna etmek, zorlamak için uygun sözcük kombinasyonlarını bulmada (laf ebeliği ya da laf cambazlığı da diyebiliriz) ustadırlar ve yedi adım ötesini düşünüp detaylı planlar yapabilirler.

Anti sosyal kişilik bozukluğu olan şahısların ortak özelliklerinin bir kısmı şunlardır:

•          Hırsızlık, 

•          Yalan söyleme,

•          Diğer şahısların hak veya sınırlarını ihlâl etme,

•          Alkol,

•          Uyuşturucu,

•          Saldırganca, şiddetli davranış, kavgaya karışma eğilimi,

•          Endişe,

•          Sinirlilik

ASKB’nin sebepleri bilinmiyor, biyolojik ve genetik faktörlerin rol oynayabileceği sanılıyor.  Anti sosyal ebeveyne sahip olma gibi ailevî bir hikâye, hastalığı geliştirme şansını artırıyor. Mayo Kliniği’nin web sitesine göre, çocukluktaki ev (yuva), okul ve sosyal çevredeki (meselâ mahalledeki) birtakım çevre faktörleri de katkı yapabilir. Mesela aşırı cezalandırıcı bir ev veya okul ortamı gibi.

Robins (1966), anti sosyal kişilik bozukluğuna sahip fertlerin babalarında, diğer fertlerin babalarına kıyasla, daha fazla sosyopatik özellikler ve alkolizm vakası bulmuştur. Böyle bir ailede, diğer ailelere kıyasen, erkeklerin daha fazla antisosyal kişilik bozukluğu vakasına sahip oldukları, kadınların ise daha fazla somatizasyon bozukluğu (somatization disorder) sergileme eğiliminde oldukları belirlenmiş.

ANNELERİN ROLÜ BÜYÜK

Bowlby (1944), antisosyal kişilik bozukluğu ile hayatın ilk beş yılındaki ana mahrumiyeti arasında bir bağlantı görmüştür. Glueck and Glueck (1968), bu kişilik bozukluğunu geliştiren çocukların analarının tutarlı disiplin uygulamama ve şefkat göstermeme eğiliminde olduklarının işaretlerini ve alkolizm ve fevrîliğe yönelik anormal bir eğilim bildirmiştir. Bu faktörlerin tamamı, tutarlı yapıya ve davranış sınırlarına sahip istikrarlı ve fonksiyonel bir ev oluşturma hususundaki başarısızlığa katkıda bulunmaktadır.Evlât edinme konusundaki araştırmalar, hem genetik hem de çevre katkılarının hastalığın gelişmesindeki rolünü destekliyor. İkizler hakkındaki araştırmalar da, yetişkinlerdeki antisosyal davranışın irsen intikal edebilirliği konusuna işaret etmektedirler ve genetik faktörlerin yetişkinlerde antisosyal çocuklar veya ergenlerden daha önemli olduğunu göstermiş. Zira bu son kategori araştırmalara göre, antisosyal çocuklar veya ergenlerde, paylaşılan çevre faktörleri daha önemlidir. (Lyons ve diğ., 1995).

-SOSYOPATLIK TEDAVİ EDİLEBİLEN BİR RAHATSIZLIK MI? TEDAVİ SÜREÇLERİ NELERDİR?

-DSM-IV-TR anti sosyal kişililik bozukluğu (AKB ) tanı kriteri iki bileşen içerir; bu iki bileşen ise şöyle: Birinci bileşende 15 yaşından itibaren başkalarını önemsememek yaygın bir örüntü olmakla beraber aşağıdakilerden en az üç tanesinin bulunması gerekir. (American Psikiyatri Birliği, 2000 )

-Tekrarlanan yas ihlali,

-Sahtekârlık, yalan,

-Dürtüsellik,

-Sinirlilik ve saldırganlık,

-Başkalarının ve kendinin güvenliğini umursamamak,

-Mali açıdan tutarsız istihdam, sorumsuzluk,

-Pişmanlık yoksunluğu.

İkinci bileşen ise, 15 yaşından önce bir davranış bozukluluğunun bulunmasıdır. Evden kaçma, sık sık yalan söyleme, hırsızlık ve mala zarar verme davranış bozukluklarının başlıca belirtileridir. Kişi, AKB tanısı için en az 18 yaşında olmalıdır. Newman ve arkadaşlarına göre  AKB tanısı olan insanların dörtte üçü başka bir bozukluğun tanı kriterine de uymaktadır ve en çok rastlanan komorbid ise madde bağımlılığı.

TEŞHİS İÇİN, AŞAĞIDAKİLERDEN EN AZ ÜÇÜNÜN BİR ŞAHISTA TOPLANMASI GEREKİR:

•          Mükerreren gözaltına alınmayı gerektiren fiilleri işlemek suretiyle belirlenmiş, hukuka uygun davranışları tespit eden sosyal kurallara uymamak,

•          Mükerreren yalan söylemek, takma isimler kullanmak veya şahsî menfaat yahut zevk için diğer insanları kandırmak fiilleri ile belirlenen hilekârlık,

•          Fevrîlik (ânî tepki gösterme) veya ileriyi (geleceği) plânlayamamak,

•          Mükerrer fizikî dövüşmeler ve saldırılar ile belirlenen sinirlilik ve saldırganlık,

•          Kendisinin veya başkalarının emniyetine yönelik ihmalî (tedbirsiz) umursamazlık,

•          Tutarlı iş davranışını devam ettirme (aynı işte uzun süre çalışma) veya malî mükellefiyetlerini ifada mükerrer başarısızlık tarafından belirlenen daimî sorumsuzluk,

•          Başka bir kimseye zarar verme, kötü davranma veya malını çalma hususunda umursamaz olmak yahut bu fiilleri mantıklılaştırmak tarafından belirlenen merhametsizlik,

•          Anti sosyal davranış, sadece “şizofreni” nöbeti veya “manik nöbet” esnasında meydana gelen türden olmamalıdır.

YATAK ISLATMA, HAYVANLARA EZİYET VE YANGIN ÇIKARMAK

Her ne kadar, anti sosyal kişilik bozukluğu 18 yaşından önce resmen teşhis edilemese de, bu hastalığın, MacDonald Üçlüsü olarak bilinen üç işaretçisi, bazı çocuklarda bulunabilir. Bunlar; normalden uzun bir süre devam eden yatak ıslatma, hayvanlara eziyet ve piromani (yangın çıkarma hastalığı, yani yangın çıkarma hususunda kontrol edilemez bir isteğe sebep olan akıl hastalığı).Bu işaretleri sergileyen çocukların ne kadarının büyüyünce anti sosyal kişilik bozukluğu geliştirecekleri bilinmiyor. Fakat bu işaretler, teşhis konulmuş yetişkinlerin hayat hikâyelerinde sıklıkla bulunuyor. Kaç sayıda çocuğun, bu semptomlara sahip olduğu hâlde anti sosyal kişilik bozukluğu geliştirmediği bilinmediği için, tahminî değer (diğer bir ifadeyle, bu semptomların gelecekteki anti sosyal kişilik bozukluğunu tahmindeki faydası) net değil. Bu üç özellik, Akıl Hastalıkları IV–TR Teşhis ve İstatistik Rehberi’nde (Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders IV-TR) “davranış bozukluğu” ismi altında yer alıyor.

Anti sosyal kişilik bozukluğunun işaretlerini sergileyen bir çocuğa, ya “davranış bozukluğu” veya “ihtilâfî husumet bozukluğu” (oppositional defiant disorder) teşhisi konulabilir. Fakat bu çocukların tamamının yetişkinliklerinde anti sosyal kişilik bozukluğu geliştirecekleri söylenemez.

TEDAVİDE EN ÖNEMLİ ADIM UYUŞTURUCU VE ALKOL KULLANIMINI ÖNLEMEK

Anti sosyal kişilik bozukluğu olan kişiler, genelde çevrelerinde ki kişilerin zoru ile psikologa ya da psikiyatriste gelirler. Eğer kişi sorunlarının nedenini başkalarında görmeye devam ederse ve sorumluluk almayı reddederse tedavinin süresi uzayabilir. Kişilik hastalıklarının erken yaşlarda gelişiyor olması ve insanların kendilerini bu hastalık ile tanımlıyor olması tedavinin çözümünü zorlaştırıyor. Tedavinin başarılı olabilmesi için kökleşmiş davranış şekillerine, yaklaşımlara, bakış açılarına, ilişki yapılarına ve kişinin kapasitesine bakılması gerekir.

Bu hastalarda dikkat edilmesi gereken en önemli etken, uyuşturucu ve alkol kullanımıdır. Bazı durumlarda madde bağımlılığı ve kullanımı kişilerin anti sosyal davranışlar geliştirmelerinde temel etken olabilir. Bu durumda kişinin madde bağımlılığını bırakması kişinin iyileşmesinde önemli bir adımdır.

Anti sosyal davranış bozukluğunda kullanılabilecek herhangi bir ilaç bulunmuyor. Fakat bazı semptom ve davranışlar için doktor gözetiminde ilaç kullanımı önerilebilir. Örneğin saldırgan davranışlar için anti depresan kullanımı gibi. Fakat hatırlatmak gerek, anti sosyal kişiler ilaç kullanımına sıcak bakmayabilir ve ilaç almayı reddedebilirler.

(BA-BA-S) MERKEZ (KHA) 

  • Yahoo'da Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Facebook'ta Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
Bu Yazı 20407 Defa Okundu
2013-09-05

SON YAZILARI

TOBB Türkiye Yazılım Meclisi Başkanı Melek Bar Elmas: Minyatip söyleşisi Yazar Kılıç’tan Nezih Kuleyin ile Söyleşi AŞKIN BEDEN DİLİ, NEZAKETİN BEDEN DİLİDİR Üç kere “AYN” deyin… “Neşeli Günüm” ile neşelenin! “Kurum kimliğiniz ile yaptığınız paylaşımlara özen gösterin!” Gazeteci Şeref Oğuz: Ar-Ge genellikle bizde Ür-Ge’ye dönüşüyor Yazar Kılıç’tan Prof. Dr. Alkin ile Söyleşi Azeri sanatçı Cavit Tebrizli ile söyleşi

YORUMLAR

Abone Girişi

Yeni Abonelik        Şifre Unuttum ?




















VİDEO HABERLER
Ciritte heyecanlı anlar
Ciritte heyecanlı anlar
Anketler
ÇOK OKUNANLAR
‘Sanayiciyim’ dedi, azılı dolandırıcı çıktı...
‘Sanayiciyim’ dedi, azılı dolandırıcı çıktı...

Referandum Sonuçları, Kars Referandum Sonuçları, 2010 Referandum Sonuçları, Referandum Oy Sonuçları, Türkiye Referandum Sonuçları, izmir haber, canlı referandum sonuçları

RSS © 2010 KHA | Kafkas Haber Ajansı | Kars Haberleri | Kars Haber, kars güncel, kars ajans
KHA Bedir ALTUNOK adına resmi yayın organıdır. Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır