KHA | Kafkas Haber Ajansı | Kars Haberleri | Kars Haber  kars haberleri kars ajans

“ARAZİ SANATI”, İNSANLARIN VE DOĞANIN SÖMÜRÜLMESİNE KARŞI MESAJLAR VERİYOR

  Arzu KILIÇ

          arzu.kilic@tbd.org.tr
         “ARAZİ SANATI”, İNSANLARIN VE DOĞANIN SÖMÜRÜLMESİNE KARŞI MESAJLAR VERİYOR

 “Arazi Sanatı”, insanların ve doğanın sömürülmesine karşı mesajlar veriyor

Değerli okurlar merhaba,

Bu ay sizleri sanatın çok farklı bir dalı olan “Arazı Sanatı (Land Ard)” ile tanıştıracağım. Arazi Sanatı, batıda çok eski, ancak ülkemizde yeni olan bir sanat dalı. Bu sanatta “Sanat doğa içindir” ilkesi benimseniyor. Sanatçılar, muhteşem doğa ve tarihe sahip coğrafyada yaratılıcılıklarını sergiliyorlar. Bu sanat için, “Doğanın geniş alanlarına insan müdahalesi” diyebiliriz. Bu çalışmalar kent ortamına meydan okuyor. Sanatın uygulama alanını genişletmek isteyen, sanat pazarına karşı çıkan, galeri ve müzelerin dışında etkinlik gösteren bir sanat. 

Geçenlerde bir yazı okudum; Avustralyalı heykeltıraş Andrew Rogers, yedi kıta ve 13 ülkede yaptığı 48 eserle dünyada en büyük çağdaş arazi sanatı projesine imza atmış. Sanatçının eserleri uzaydan bile görünüyor. Rogers’in Nevşehir’in Göreme Beldesi’nde de çalışmaları bulunuyor. Kapadokya’ya bayram tatili için gidecek olanlara duyurulur. 

Türkiye’de bu sanat dalıyla uğraşan az sayıda sanatçı var. Zaten çok zor bir sanat dalı. Ankara’da yeryüzü sanatıyla uğraşan genç ve başarılı sanatçı Alper Aydın ile bir söyleşi gerçekleştirdik.

Genç sanatçıyla “Araz Sanatı” ve çalışmaları hakkında konuştuk. Söyleşide çok ilginç bir projeden söz etti. Arkadaşlarıyla birlikte “PELESİYER adlı projeyi hayata geçirmişler. Bu proje ile, terk edilmiş ve hikâyesi olan mekânlara müdahalede bulunuyorlar. Örneğin Ankara Nallıhan’da kan davası yüzünden terk edilmiş bir çiftlikte yolun tamamını kırmızıya boyamışlar. Amaç, insanları bu kötü olaya şahit ederek, beyinlerinde hayatları boyunca unutamayacakları bir imaj yaratmak. Çok ilginç ve bir o kadar da anlamlı olan bu proje için Alper Aydın’ı ve arkadaşlarını kutluyorum.

Alper Aydın, kimdir?

1989 yılında Ordu’da doğan Alper Aydın, 2007’de Ordu Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi, Resim Bölümü’nü  bitirdi. Aynı yıl, Gazi Üniversitesi Resim İş Öğretmenliği Bölümü’nü kazandı ve Heykel Ana Sanat Dalı’nda heykel dersleri aldı. 2009’da Ankara Üniversitesi Biyoloji Bölümü’nde İskoç Kraliyet ailesi botanik ressamı Gülnur Ekşi ve Serkan Çıtak’ın “bilimsel illüstrasyon” derslerine katıldı. 2010-2011 güz döneminde Erasmus programıyla Accademia di Bella Arti Macerata’ya gitti. Orada bulunduğu altı ay boyunca performans sanatçısı Franko B’den heykel dersleri aldı ve karma sergiye katıldı. 2011’de Gazi Üniversitesi’nden mezun olan Aydın, 2011 2012 yıllarında Hacettepe Üniversitesi  Heykel Bölümü’nde özel öğrenci olarak yüksek lisans dersleri aldı, halen Gazi Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nde yüksek lisans yapıyor. 2012’de ilk kez düzenlenen FullArtPrize, Türkiye’nin ilk güncel sanat yarışmasında 300’e yakın katımcı arasında ilk 13 sanatçıdan biri olmaya hak kazandı. 2013 yılında ilk sergisini gerçekleştirilen PELESİYER PROJE’nin kurucularından biri. Aydın’ın sanat pratiği, heykel, enstalasyon ve yeryüzü sanatı üzerine yoğunlaşıyor.

Doğada, insan ve bütün canlıların geçiciliğini ve değişimi simgeleme istediği

Arazi Sanatı çalışmalarının kalıcı olmadığı, sanatçısının eserini doğaya armağan ettiğini vurgulayan Aydın, bunu “bir insanın öleceğini bilerek büyük bir özveriyle yaşamaya devam etmesi ve sonunda bir şekilde toprağın bir parçası olması”na benzetiyor.

-Batı’da “Land Art”, Türkçe’de ise “Arazi Sanatı” olarak adlandırılan yeryüzü sanatı nedir, tarihi gelişimi hakkında bilgi verir misiniz? Bu sanatın dünya ve Türkiye’deki öncüleri kimlerdir?

- Doğanın bir başka biçimde keşfi ya da doğanın bizzat kendisinin zaman içerisindeki etkileşimi ve değişimini konu alan, sanatçıların müdahalesi ile anlamlanan çabalar, insanın evrenin sonsuz mekânı karşısındaki durumunun bir simgesi yaşamın ve sanatın başlangıç materyalidir. İnsanların ve maddelerin sömürülmesine karşı; 20. yüzyıl kentinin hemen tanınan özelliği olan inşa etme ve yıkmaya karşı; doğa ve zaman önünde insanın küstahlığına karşı duyulan bir tepkidir “Arazi Sanatı”.  Kentin varlığına duyulan nefretin ve kuşkunun doğal ve kaçınılmaz sonucu olarak, bu çalışmalar kent ortamına meydan okuyan çalışmalardır.

Sanatın uygulama alanını genişletmek isteyen, sanat pazarına karşı çıkan, galeri ve müzelerin dışında etkinlik gösteren bu eğilim, bölgesel bir ekoloji bilinci ve arkaik kültürlerin yeniden keşfi ile de ilgilidir. Bu yönüyle Minimal Sanat’ın teknolojik biçimciliğine karşı olan “Arazi Sanatı”, XIX. yüzyılın romantik manzara ülküsüne bağlanarak doğanın gizemine yeniden dönüşü destekler. Arazi Sanatı kavramı, 1960’lı yılların sonlarında ABD’de gelişmiş ve 1970’li yıllarda Avrupa’ya yayılmış. Birçoğu kuşbakışı kavranabilen biçimlemeleri, primitif zamanlardaki ilkel örneklerinden farklı kılan doğaya insanın kalıcı katkısını amaçlamak yerine doğanın içinde insanın ve bütün canlıların geçiciliğini, doğadaki değişimi simgelemek istediğidir. Bu sanat türünün dünyadaki öncüleri Robert Smithson, Michael Heizer, Richard Long, Christo, ve Andy Goldsworthy’dir. Türkiye’de ise bu sanatçılarla aynı süreçte arazi sanatı çalışmaları yapan Yücel Dönmez olmuştur.

- Arazi sanatı hangi sanat akımlarından etkileniyor?  Sanatınızı yaparken etkilendiğiniz sanatçılar var mı, keşke  bu nu ben yapsaydım dediğiniz bir eser  var mı ? doğada eserlerinizin kalıcılığını nasıl koruyorsunuz? 

-Arazi Sanatı Arte Povera, Performans Sanatı ve Mimimalizm den etkileniyor. Günümüzde ise disiplinler arası bir sanat türü konumunda.

Evet. Benim de etkilendiğim sanatçılar var. Sanmıyorum ki günümüzde hiçbir sanatçı bu şekilde kişilerin birbirlerine ve bilgilere kolayca ulaşılabilir olduğu bir dönemde birbirinden etkilenmesin ama bu etkileniş benim için sanatçıların çalışmaları açısından değil de o sanatçıların kişilikleri, yaratıcılıkları, hayata bakış açıları yönünden ve yaptıkları çalışmaları yaratım süreçleri açısından oluyor. Bu anlamda sanatçıların hayatlarını incelemeye bayılıyorum. Özellikle sanatçıların birçok insan tarafından bilinmeyen özelliklerini öğrenmek, heyecan verici bir durum benim için. Çünkü bu durum aslında sanatçıların çalışmalarını daha çok anlamamı sağlıyor… Önceden tam anlamıyla bir Albrecht Dürer hayranıydım, onun çalışma konuları, dinine ve ailesine olan sevgisi, inancı ve bu durumu resimlerinde sembollerle ifade etmesi ve bunu çok büyük bir incelikle yapması, derin düş gücü beni çok etkilemiştir. Şimdilerde ise Vik Muniz, Wim Delvoye ve Andy Goldsworthy üzerine araştırmalar yapıyorum. Özellikle Andy Goldsworthy’nin çalışmalarındaki samimiyeti ve derin duyarlılığı beni çok etkiliyor…

 Doğadaki eserlerin kalıcılığına gelince, Arazi Sanatı’nı diğer sanat türlerinden ayıran en önemli nokta ve onu asıl değerli kılan şeydir bu. Arazi Sanatı çalışmaları kalıcı değildir. Onu, sanatçısı doğaya armağan eder. Bu anlamda bende çalışmalarımı doğaya armağan ediyorum. Bu durum aynen bir insanın yaşamı gibi, öleceğimizi bilerek büyük bir özveriyle yaşamaya devam ederiz ve sonunda bir şekilde toprağın bir parçası oluruz.  Arazi Sanatı da böyledir, bir gün yok olacağını bilerek büyük emekler ve maddi meblağlar harcanarak yapılan o büyüleyici çalışma, zamanla arazinin, toprağın bir parçası olur. Böyle bir çalışmanın alınıp satılamaması ve bir yerden başka bir yere götürülememesi,  her şeyi satın alıp her şeye sahip olacağını düşünen insanoğluna büyük bir mesaj vermekte…

Bu yüzden çok az insan Arazi Sanatı çalışmalarımla gerçek anlamda karşı karşıya kalıyor, o çalışmanın orada yapılmış olduğunu sadece fotoğraf ve videolarla belgelenmesiyle biliyoruz.

-Arazi Sanatçısı için en önemli şey doğayı keşfetmek olsa gerek. Görünmez hale gelen doğayı tekrar görünür hale getirilmesinde Arazi Sanatı’nın rolü küçümsenemez. Doğanın yanı sıra terk edilmiş binalar, sokaklarda sergi alanlarınız. Amerika’da bir tepki sonucu çıkan bu sanat aslında toplumsal gelişmelere dikkat çekmek için yapılıyor. Bu alandaki ilk eserinizi ne zaman ürettiniz? İlk eseriniz bir tepkinin ürünümüydü, neye tepki verdiniz?  Ve hâlâ eserlerinizi üretmeniz bir tepkinin sonucu mu?

- Samimi olmalıyım ki ilk çalışmam bir tepkinin değil bir özlemin ürünüydü. Ordu’da doğanın eşsiz güzelliğine sahip bir yerde doğmuş ve büyümüş biri olarak, Ankara’ya üniversite okumaya geldiğimde büyük bir sıkıntı ve stres yaşadım. Bu durum hem ailemin Ordu’da olmasından hem de şehir yaşamına alışık olmamamdan kaynaklanıyordu. Bu yıl yedinci yılımı dolduruyorum Ankara’da ve hâlâ alışabilmiş değilim bu şehre. Bilmiyorum ama bu şehir, insana bir uzvu eksikmiş gibi hissettiriyor… Sanırım bunun en büyük sebebi denizin olmaması. Ankara’ya ilk geldiğim zamanlarda aklımda hep Ordu vardı. Bu nedenle ilk çalışmamı renkli rüzgârgülleriyle Yason Burnu’nda gerçekleştirdim. Ordu’ya ve doğaya olan özlemimin bir sembolü olarak bu çalışmayı yaptıktan sonra ise bu konuya daha fazla eğilmeye karar verdim. Araştırmalar, okumalar yaptım bu konu üzerine. Çok az insanın bildiği yeni yerler keşfettim ve doğadan uzaklaşan insanoğlunu doğaya yaklaştırmak doğayı bir odak noktası haline getirmek amacıyla insanlar tarafından yaratılan doğada göremeyeceğimiz, geometrik, renkli formlar ve rakamlarla doğaya müdahalelerde bulundum.  Doğa ile bu doğanın parçası olduğunu unutan insanoğlu arasında bir diyalog yaratmaya çalıştım.

Arkadaşım Ali Şentürk ve Hüseyin Arıcı işe bir proje oluşturduk ve adını PELESİYER koyduk. Bu projede de bireysel bir güç ile gündeme getirilemeyecek konuları bir araya gelerek terk edilmiş, hikâyesi olan mekânlara sanatsal müdahalelerde bulunuyoruz. Örneğin ilk çalışmamızı gerçekleştirdiğimiz mekân Ankara Nallıhan’da kan davası yüzünden terk edilmiş bir çiftlik üzerinden güncel sanat çalışmaları gerçekleştirdik. Bu süreç gerçekten çok sıra dışıydı bizim için. Ben orada bu durumun bir yansıtıcısı olarak çiftliğin yolunu tamamen kırmızıya boyadım ve sadece yıkanarak geçecek olan bir boyayla insanları bu kötü olaya şahit ederek, beyinlerinde hayatları boyunca unutamayacakları bir imaj yaratma çalıştım…

  • Yahoo'da Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Facebook'ta Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
Bu Yazı 22292 Defa Okundu
2013-10-03

SON YAZILARI

TOBB Türkiye Yazılım Meclisi Başkanı Melek Bar Elmas: Minyatip söyleşisi Yazar Kılıç’tan Nezih Kuleyin ile Söyleşi AŞKIN BEDEN DİLİ, NEZAKETİN BEDEN DİLİDİR Üç kere “AYN” deyin… “Neşeli Günüm” ile neşelenin! “Kurum kimliğiniz ile yaptığınız paylaşımlara özen gösterin!” Gazeteci Şeref Oğuz: Ar-Ge genellikle bizde Ür-Ge’ye dönüşüyor Yazar Kılıç’tan Prof. Dr. Alkin ile Söyleşi Azeri sanatçı Cavit Tebrizli ile söyleşi

YORUMLAR

Abone Girişi

Yeni Abonelik        Şifre Unuttum ?




















VİDEO HABERLER
Kars Lojistik Merkezi’nin temeli atıldı
Kars Lojistik Merkezi’nin temeli atıldı
Anketler
ÇOK OKUNANLAR
Kars Lojistik Merkezi’nin temeli atıldı
Kars Lojistik Merkezi’nin temeli atıldı

Referandum Sonuçları, Kars Referandum Sonuçları, 2010 Referandum Sonuçları, Referandum Oy Sonuçları, Türkiye Referandum Sonuçları, izmir haber, canlı referandum sonuçları

RSS © 2010 KHA | Kafkas Haber Ajansı | Kars Haberleri | Kars Haber kars haberleri kars ajans
KHA Tan Ofset San.Tic.'nin Kurulusudur. Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır