KHA | Kafkas Haber Ajansı | Kars Haberleri | Kars Haber  kars haberleri kars ajans

KARAİSMAİLOĞLU İLE “AŞK” ÜZERİNE SÖYLEŞİSİ:

  Arzu KILIÇ

          arzu.kilic@tbd.org.tr
         KARAİSMAİLOĞLU İLE “AŞK” ÜZERİNE SÖYLEŞİSİ:

 KHA Yazarı Arzu Kılıç’ın, Dr. Serkan Karaismailoğlu ile “AŞK” üzerine söyleşisi:

HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ FİZYOLOJİ ANABİLİM DALI ARAŞTIRMA GÖREVLİSİ DR. SERKAN KARAİSMAİLOĞLU:  AŞK, BEYNİNİZİN KULLANMA KILAVUZUNU HİÇ TANIMADIĞINIZ BİRİNE TESLİM ETMEKTİR

-“KİME ÂŞIK OLURUZ?” SORUSUNUN BELİRLİ BİR REÇETESİNİN BULUNMADIĞINI BELİRTEN KARAİSMAİLOĞLU, HERKESİN KENDİNDE EKSİK OLANI ARADIĞINI SÖYLEDİ.

-KARAİSMAİLOĞLU, İLİŞKİDE KADININ SEÇİCİ OLDUĞUNUN ALTINI ÇİZDİ.

Arzu Kılıç

Yeni bir yıla girdik ve yılın ilk saat, gün ve aylarını geride bıraktık. İşte Şubat ayına yine geldik. Malum, 14 Şubat Sevgililer Günü’ne çok az bir zaman kaldı. Sevgiler Günü’nün başlangıcı, Roma İmparatorluğu dönemine uzanıyor. Eski Roma’da 14 Şubat, Romalılar için önemli bir günmüş. O gün Roma tanrı ve tanrıçalarının kraliçesi sayılan Juno’ya duyulan saygıdan ötürü tatil yapılırmış. Juno,  Roma halkı için kadınlık ve evlilik tanrıçası olarak da kabul görürmüş.

Günümüzde dünyanın birçok yerinde “Sevgililer Günü” âşıkların birbirlerine aşk mesajları yolladığı, şiirler okuduğu, beraber vakit geçirdiği bir gün olarak yaşanıyor. Tabii bunun ticari yönü de var. Bütçeniz ve hayalleriniz doğrultusunda hediyeler alabilirsiniz.

Sevgiyi bir güne sığdırmanın doğru olmadığını düşünmekle birlikte sevgiyi anlatmanın birçok yolu olduğunu düşünmekteyim. Sarılmak, öpmek ve belki de bir demet çiçek almak gibi…

Unutmamak gerekir ki “aşk”, sadece karşı cinse duyulan bir olgu değil. Annenin yavrusuna duyduğu hisler, kardeşinize, annenize, babanıza duyduğunuz hisler de aşktır.

Bu ay sizler için Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı Araştırma Görevlisi Dr. Serkan Karaismailoğlu ile “Aşk” konusunda bir söyleşi gerçekleştirdik. Hacettepe Üniversitesi’nde gerçekleştirdiğimiz söyleşide aşkın ne olduğunu, aşkın kimyasını, kadın ve erkek beynini konuştuk. Karaismailoğlu, beyindeki gelişimin kadın ve erkek arasındaki farkı yarattığını ve işin içine eğitim, kültür gibi faktörlerin girmesiyle de kadın ve erkeğin birbirini anlamasının zorlaştığını belirtti.

“Kime âşık oluruz sorusunun belirli bir reçetesi yok” diyen Karaismailoğlu, herkesin kendinde eksik olanı aradığına işaret etti. Aşkta mantık aramanın “saçma bir davranış” olacağına dikkat çeken Karaismailoğlu, âşık kişilerde korku duygusunun azaldığını belirtti ve ilişkide seçici olanın kadın olduğunu vurguladı.

Erkek ve kadın beyni arasındaki farklılıkların, aşk kavramına yaklaşımda da kendini gösterdiğini anlatan Karaismailoğlu, erkeklerin tek derdinin kadını etkilemek olduğunu söyledi. Karaismailoğlu, söyleşiyi “Yalnız ölmekten korkmayın, yanlış insanla ölmekten korkun” sözleriyle bitirdi.

Sizlere bir konuda daha bilgi vermek istiyorum. Akademisyen iki sinirbilimci Serkan Karaismailoğlu ve Sinan Canan’ın “nbeyin” adlı sunumları bulunuyor. Türkiye’de çeşitli üniversitelerde, programlarda sinir bilimlerinin son bulguları ışığında, yaşamımızı doğrudan etkileyen birçok konuda, ilgilenen herkesi, anlaşılabilir, tartışılabilir, uygulanabilir ve en önemlisi de olabildiğince eğlenceli bir şekilde bilgilendiriyorlar. Ayrıntılı bilgi için : www.nbeyin.com

-YILLARDAN BERİ AŞKIN TANIMI YAPILIR ANCAK AŞK HERKESE GÖRE FARKLI GELİŞEN BİR OLGUDUR. FELSEFE TARİHİNE BAKTIĞIMIZDA FİLOZOFLAR AŞKI FARKLI ŞEKİLLERDE TANIMLIYORLAR. PLATON İYİ VE KÖTÜ SEVGİYİ ANLATIRKEN DESCARTES HAYRANLIĞIN AŞKA DÖNÜŞÜMÜNÜ ANLATIYOR. SİZE GÖRE AŞK NEDİR, NASIL ORTAYA ÇIKAR VE AŞK NELERDEN BESLENİR?

-Bildiğiniz üzere aşk kelimesi, içinde onlarca farklı tanımı barındırabilen ilginç bir kavram. Benim üzerinde durmak istediğim kısım, aşkın belki de en çok bahsedilen hali olan kadın ve erkek arasındaki tutkulu bağlılık durumu. Bu kapsamda tanımlayacak olursam eğer, bence aşk, beyninizin kullanma kılavuzunu hiç tanımadığınız birine teslim etmektir.

AŞKTA EN ÖNCELİKLİ UYARAN GÖRSEL UYARANLAR

İlk görüşte aşk olarak tanımlanan bir fenomen vardır ve bu oldukça doğru bir tespittir. Çünkü bir insanın “âşık” olması için en öncelikli uyaran “görsel” uyaranlardır. Âşık olabileceğiniz fizyolojik kriterlere sahip bir kişiyi gördükten sonra artık eski siz olamayacaksınız. Ne zaman onu görecek, duyacak ya da haber alacak olsanız kalp atışınız hızlanacak, avuç içiniz terleyecek, karnınıza kramplar girecek ve ağzınız kuruyacaktır. Çünkü beyninizde feniletilamin adlı bir kimyasal ile başlayan ve sizi çok acayip dünyalara sürükleyecek bir serüven başlamıştır artık.

Görsel uyaranları takiben işin içine feromon adını verdiğimiz kimyasallar girer. Feromon dediğimiz kimyasalı, kokusu olmayan koku olarak basitçe tanımlayabiliriz. Feromonların insanlardaki varlığı hayvanlardaki kadar net gösterilemese de, kendinize biyolojik uygunlukta bir eş seçme konusunda bize çok güçlü ipuçları vermektedir. Her ne kadar siz bu koku türünü bilinç düzeyinde algılayamasanız da, feromonlar davranışlarınız üzerinde oldukça etkili olacaktır. Özetle siz fark etmeden sizi doğru tercihe yönlendirecektir. Görsel özellikler ve feromonlara ilaveten karşınızdaki kişinin zekâsı, ses tonu, konuşma şekli ve diğer kültürel özellikleri aşkı besleyecek ya da ona zarar verecek diğer önemli unsurlardır.

-KİME VE NİYE ÂŞIK OLURUZ?

-Bence âşık olmanın en önemli dinamiği, karşınızdaki kişiyi tanımıyor oluşunuzdur. Kime âşık oluruz sorusunun belirli bir reçetesi yok. Belki de aşk kavramını bu kadar cazip kılan özelliklerinden biri de bu. Ama bilim dünyası olarak net bir şeyler söyleyemesek de konuyla ilgili bazı tahminlerimiz var.

HERKES KENDİNDE EKSİK OLANI ARAR…

Öncelikle şuna değinmekte fayda var. Geçmişte yapılan bazı bilimsel çalışmalar, insanların kendilerine benzeyen kişilere daha kolay âşık olduklarını öne sürmüşlerdir. Günümüzde yapılan çalışmalar bu konunun bir miktar yanlış yorumlanmış olabileceğini göstermektedir. Aslında evrimsel bir özellik olarak biliyoruz ki, insanlar kendilerine benzeyen kişileri gördükçe onlarla daha kolay arkadaş oluyorlar, onlara daha çabuk güvenebiliyorlar, onlarla daha iyi vakit geçiriyorlar. Yani mavi gözlü ve beyaz tenli bir kişiyseniz, karışık bir insan topluluğu içerisinde mavi gözlü ve beyaz tenli insanlarla daha kolay iletişim kurabilirsiniz. Muhtemel düşünceniz. Hımm, bana benziyorsa bu kişiden zarar gelmez şeklinde olacaktır. Çünkü muhtemelen ortak bir kökenden geliyorsunuzdur. Ama söz konusu aşk olunca işler biraz değişecektir. Zira aşk ile başlayan süreç üreme ile devam edecek bir yola gireceği için evrim burada sizi çok farklı genlere yönlendirecektir. Yani eğer mavi gözlü ve beyaz tenli iseniz muhtemelen esmer tenli ve koyu renk gözlü birine âşık olma ihtimaliniz daha yüksek olacaktır. Çünkü evrimin tek bir derdi vardır. Çeşitlilik. Bu kapsam doğrultusunda yukarıda anlatılanları tek cümlede özetleyebiliriz. Herkes kendinde eksik olanı arar.

-AŞKIN BEYNİMİZE OLUMLU/OLUMSUZ ETKİLERİ NELERDİR?

-Sürekli âşık olduğunuz kişiyi düşünme hali, yemeden içmeden kesilme, içi içine sığamama ve ne zaman onu görseniz sakarlaşma durumu aşkın sebep olduğu olumsuz sonuçlar olarak sayılabilir. Beynimizin ön kısmında yer alan bölge akıl yürütme ve planlama ile ilgili kısımları yönetir. Âşık olduğunuz dönemde bu bölgenin baskılanarak devre dışı kaldığı beyin görüntüleme çalışmaları ile gösterilmiştir. İşte tam da bu nedenle aşkta mantık aramak saçma bir davranış olacaktır. Beynimizin akıl yürütme ile ilgili bu kısmı devre dışı olduğundan âşık olduğumuz kişilerin fizyolojik özelliklerini abartma eğilimi gösteririz. Eğer beynin ön kısmındaki bu baskılanma çok geniş bir yayılma gösterirse de elimizin ayağımıza dolaştığı durumlar oluşacaktır.

ÂŞIK KİŞİLERDE KORKU DUYGUSU AZDIR

Beynimizin ortasında irademiz dışında vücudumuzu idare eden yapılar bulunmaktadır. Bu yapıların bulunduğu bölgeye limbik sistem denir. Buradaki en önemli yapılarından biri de amigdaladır. Amigdala birçok fizyolojik olayda rol oynasa da benim değinmek istediğim kısmı buranın korkuyla ilgili bir merkez olması. Yapılan çalışmalar şunu gösteriyor ki, âşık kişilerde amigdala bölgesinde bir baskılanma söz konusudur. Bu bölgenin baskılanması nedeniyle âşık kişilerde korku duygusunun oldukça azaldığını görürüz. O nedenledir ki, âşık bir kişiden oldukça riskli davranışları gözünü kırpmadan yapmasını gözlemleyebilirsiniz.

Aşkın beynimize olumlu yönlerinden bahsetmeye gerek yok sanırım. Çünkü herkes bu hissi yaşamak için inanılmaz bir arayış içerisinde zaten. Ama temel olarak şunu söylemekte fayda var. Âşık olan kişilerde, başta dopamin olmak üzere çeşitli kimyasal maddelerin etkisi ile ödül merkezlerinde oldukça yoğun bir aktivite söz konusu. Âşık kişilerde gördüğünüz sürekli mutluluk halinin nedenlerinden en önemlisi budur. Dopamin aynı zamanda yenilik arayışı ve yaratıcılık ile yakından ilişkili bir kimyasal olduğundan, âşık olduğunuz kişiye şiirler yazar onun için şarkılar bestelersiniz.

-AMERİKA’DA YAPILAN BİR ARAŞTIRMADA KADIN VE ERKEK BEYNİ ARASINDAKİ FARKLAR BULUNDU. ARAŞTIRMAYA GÖRE KADINLARDA BEYNİN İKİ YARIM KÜRESİ ARASINDA İLETİŞİM DAHA FAZLA. BU DA ANALİTİK VE SEZGİSEL BİLGİLERİ DAHA İYİ BİR ARAYA GETİRMELERİNİ SAĞLIYOR. ERKEKLERDE İSE BEYNİN İKİ YARIM KÜRESİ ARASINDAKİ İLETİŞİM KADINLARA GÖRE DAHA SINIRLI. BUNA KARŞIN HER BİR YARIM KÜRE KENDİ İÇİNDE DAHA FAZLA İLETİŞİM KURUYOR. BÖYLECE, ERKEKLER ALGILARINI DAHA KOORDİNELİ ŞEKİLDE EYLEME DÖNÜŞTÜRÜYOR. BU ARAŞTIRMA DOĞRULTUSUNDA ŞÖYLE BİR SORU YÖNELTMEK İSTİYORUM; ERKEKLER VE KADINLARIN AŞK TANIMLARI FARKLI MI VE AŞKI NASIL TANIMLIYORLAR?

-Bahsettiğiniz çalışma yakın dönemde yabancı ve yerli medyada oldukça ilgi uyandırdı. Ama bilim dünyasında son 15 yıldır beynincinsiyeti üzerine yapılan birçok çalışma bulunmaktadır. Aslında tarihsel sürece bakacak olursak, insan beyni ile ilgili önemli keşiflerin, özellikle savaş alanlarında gerçekleşen kafa yaralanmaları ve ölümler sonucu ortaya çıktığını söyleyebiliriz. Savaş alanlarında çoğunlukla erkekler bulunduğundan, beyin ile ilgili toplanan bilgilerin büyük bir kısmı erkeklere aittir. Günümüze kadar ulaşan birçok çizimde de erkek beyni resmedilmiştir. Burada sinir bilim camiası basit bir indirgeme yaparak, muhtemelen erkek beyni için geçerli olan özelliklerin kadın beyni için de geçerli olacağını düşünmüştür.

Aslında elle tutulur ilk veriler 1964 yılında, Amerikalı psikolog HerbertLandsell’in bazı vakalardan elde ettiği ilginç bilgiler sonucu ortaya çıkmıştı. Landsell, beyinde oluşan benzer hasarlardan kadın ve erkeklerin farklı biçimde etkilendiklerini gösterdi. Örneğin, beyinde aynı bölgelerin benzer hasarlarında erkekler neredeyse tümüyle konuşma yeteneklerini kaybederken, kadınlarda oluşan hasar daha düşük seviyeli olmaktaydı. Yani, kadınlar bu hasarlardan daha az etkilenmekteydi. Demek ki erkek ve kadınların ilgili beyin bölgeleri arasında bir fark olmalıydı.

KADIN VE ERKEĞİN AŞK KAVRAMINA BAKIŞI FARKLI

Erkek ve kadın beyninin arasındaki farklılıklar, aşk kavramına yaklaşımda da kendini göstermektedir. Lord Byron der ki, “Bir adamın hayatının aşkı kendisinden ayrı bir şeyken, kadının tüm varoluşudur.” Bu söz aslında cinsiyetler arasındaki farkı oldukça iyi özetlemesine rağmen erkek ve kadınların aşka yaklaşımdaki farklarını daha iyi anlayabilmek için önce beyinlerimiz arasındaki farklara daha yakından bir göz atmak gerekecektir.

-Son yıllarda sinirbilim alanında gerçekleşen araştırmalarda uzmanlar kadın ve erkeklerin beyin yapılarının birbirlerinden farklı olduğunu ortaya çıkardılar. Hatta beynimizin cinsiyetinin olduğunu belirtiyorlar. Bir kadın, erkek beynine veya bir erkek, kadın beynine sahip olabilir mi? Bunu belirleyen kriterler nelerdir? Erkeklerin ve kadınların beyin yapıları neden farklıdır?

-BU İLGİNÇ DURUMU HERHANGİ BİR KAFA KARIŞIKLIĞINA YOL AÇMAMASI AÇISINDAN MADDE MADDE ELE ALMAK DAHA UYGUN OLACAKTIR.

Madde-1: Beynimizin bir cinsiyeti var.

Madde-2: Beynimizin sahip olduğu cinsiyet, kendi cinsiyetimizden bağımsız. Genel anlamda erkeklerin çoğu erkek beynine, kadınların çoğu ise dişi beynine sahip olmakla beraber bunun tam tersi de söz konusu olabilir.

Madde-3: Beynin cinsiyeti kapsamında ele alınan bulgular tümüyle öğrenme, hafıza, empati gibi bilişsel işlevlerin farklılığı ile ilgili olup, konunun farklı cinsel tercih ve yönelimler konusuyla herhangi bir ilgisi bulunmamaktadır.

Şimdi bu 3 madde kapsamında bu durumun nasıl oluştuğunu izah etmeye çalışayım.

Kadınlar ve erkeklerin birbirlerinden farklı bir beyin yapısına sahip olmasındaki en önemli etken anne karnında iken maruz kaldıkları cinsiyet hormonlarıdır. Özellikle testosteron ve östrojen, cinsiyet hormonları arasında en fazla öne çıkan hormonlardır. Bu hormonlar özellikle hamilelik döneminde beynin gelişimini etkileyip cinsiyete özgü bir beyin yapısının oluşmasına neden olmaktadırlar. Asıl etki gösteren hormon ise testosterondur.

TESTOSTERON BEYNİNİZİN CİNSİYETİNİ BELİRLER

Hamilelik döneminde bebeğin maruz kaldığı testosteron hormonu beynin sol yarıküresinin gelişimini geciktirmektedir. Sol yarıküre, gelişiminin gecikmesi nedeniyle daha fazla dış etkene maruz kalmaktadır. Sonuçta tipik bir erkek beyninde sol yarıküre, sağ yarıküreye göre farklı bir gelişim göstermektedir. Bunun sonucunda da hayatımızın birçok aşamasında kendini gösteren bir sürü fark oluşmaktadır. Tekrar hatırlatmakta fayda var. Sonuçta cinsiyetiniz ne olursa olsun, beynin gelişimi sırasında maruz kaldığınız testosteron beyninizin cinsiyetini belirlemektedir.

BEYNİNİZİN CİNSİYETİNİ ÖĞRENMEK İSTER MİSİNİZ?

Eğer anne karnında ne kadar testosterona maruz kaldığınızı bilirseniz beyninizin cinsiyeti hakkında bir fikir sahibi olabilirsiniz. Bu konuda şanslısınız çünkü anne karnında maruz kaldığınız testosteron miktarı ile ilgili olarak vücudunuzda şu an bile gözlemleyebileceğimiz çeşitli biyolojik izler bulunmaktadır. Bunlar arasında en kolay inceleyebileceğiniz işaret ve yüzük parmaklarınızdır.

Ölçüm yöntemini özetlemek gerekirse; avuç içinden işaret ve yüzük parmaklarınızın boyunu ölçün. Eğer işaret parmağınız yüzük parmağına eşit ya da ondan uzunsa dişi beyinlisiniz. Eğer yüzük parmağınız uzunsa erkek beyinlisiniz. Ölçüm yöntemi ile ilgili detayları merak edenler şu yazıya bir göz atabilirler. http://www.nbeyin.com/content_detail-275-572-beyninizin-cinsiyetini-ogrenmek-ister-misiniz?.html#.UuO9KRBajIU

-HER İKİ CİNSİYETİNDE BEYİN YAPILARI, BAKIŞ AÇILARI FARKLI. TABİİ BUNA EĞİTİM, KÜLTÜREL DEĞERLER DE EKLENİNCE İŞİN İÇİNDEN ÇIKILMIYOR. İLİŞKİLERDE HERKES KENDİ BAKIŞ AÇISIYLA OLAYLARI VE İNSANLARI DEĞERLENDİRİYOR. GENEL OLARAK BAKTIĞIMIZDA İLİŞKİDE SEÇİCİ OLAN VE İLİŞKİYİ BELİRLEYEN TARAF KİMDİR?

-Kadınlar ve erkekler arasında ilişkiyi kimin belirlediği meselesi ilginç bir tartışma konusudur. Kızlar mı erkeklerin peşinden koşar yoksa erkekler mi kızların peşinden? Aslında insanlar birbirleriyle mutlu olduktan sonra, başlangıçta kim kimin peşinden koştu meselesinin pek bir önemi yok. Ama illaki bir tespit yapılacaksa, ilişkide seçici olan tarafın kadın olduğunu gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz. Bunu anlamak için her türlü eğitim ve kültürel etkilerden sıyrılmış olan doğadaki diğer canlılara bir göz atabiliriz.

ERKEKLERİN TEK DERDİ KADINI ETKİLEMEK

Sirke sineği ile bu gözleme başlayabiliriz. Meyve sineği (Drosofila) olarak da bilinen bu canlı sadece 2-3 milimetre büyüklüğündedir ve bir beyne sahiptir. Üstelik erkek ve dişisinin beyninde yapısal farklar söz konusudur. Özellikle erkek sirke sineklerinin beyninde özel bir grup sinir hücresi bulunmaktadır. Dişilerin beyninde bulunmayan bu bölge, erkeklerin oldukça farklı şekillerde dans etmelerini sağlamaktadır. İşin ilginci erkek sirke sinekleri bu yeteneğini dişilerin ilgisini çekebilmek için kullanır. Bundan dolayı çiftleşme öncesi dişi sirke sineğinin ilgisini çekebilmek için dakikalarca etrafında dans eder. Dişi sirke sineğin görevi ise sadece en iyi dans eden erkeği seçmek olacaktır.

SEÇİCİ TARAF KADINDIR, ÇÜNKÜ DİŞİ SEÇİCİDİR

Ötücü kuşlarda da ilginç bir durum söz konusudur. Erkek kuşların beyninde olup dişi kuşlarda olmayan bir bölge vardır. Bu bölge şarkı üretmeye yarar. Erkek kuşlar bu bölge sayesinde dişilerin ilgisini çekebilmek için oldukça farklı şarkılar üretmektedirler. Aslında doğaya baktığımızda süslü olan tarafın hep erkekler olduğu görülmektedir. Özellikle tavus kuşları bu durum ile ilgili güzel bir örnektir. Gerek dans eden, gerek şarkı söyleyen ve süslenen erkeklerin tek bir derdi vardır. Dişiyi etkileyebilmek. Çünkü dişi seçicidir.

Yukarıdaki bilgiler doğrultusunda şunu kabul etmekte fayda var. Doğada her zaman dişiler seçicidir. Çünkü hamilelik dönemi oldukça önemli bir yatırımdır ve bu nedenle seçicilik dişiler açısından çok büyük önem taşımaktadır. Daha sağlıklı ve güçlü bir nesil oluşması için dişiler seçicilik konusunda çok dikkatli davranmak zorundadırlar. Durum böyle olduğu müddetçe de erkekler her zaman dişilerin dikkatini çekmek zorunda kalacaklardır. O zaman ilişkide seçici olanın kadın olduğunu bilimin bulguları ışığında gönül rahatlığıyla belirterek ve Marquez’in çok sevdiğim bir sözüne gönderme yapalım. “Bir ilişkiyi kadın başlatır ve kadın bitirir. Ama her zaman başlatan ve bitiren aynı kadın olmayabilir”.

-SON OLARAK YENİ BİR YILA GİRDİK.  2013’Ü EKSİLERİYLE VE ARTILARIYLA GERİDE BIRAKTIK. 2014’TE AŞKI ARAYANLAR İÇİN ÖNERİLERİNİZ NELERDİR?

-Çok sevdiğim bir laf vardır. “Aramakla bulunmaz. Ama bulanlar da arayanlardır” diye. Ben bunun çok önemli bir özet olduğunu düşünüyorum. Bence bir insan yeterince sabredip içindeki sese kulak verirse başarılı olacaktır. Size tümüyle uygun birini bulma ihtimali çok düşük bir ihtimal olsa da, dışarıda bir yerlerde sizin için uygun bir insanın var olduğunu bilip başka bir insanı tercih etmek zorunda kalmak oldukça zor olsa gerek. Sabredip o yıldırımın size çarpacağı günü beklemek lazım. Belki hiç çarpmayacaktır. Sonuçta bu da bir ihtimal ama benim düşüncem şu. Yalnız ölmekten korkmayın, yanlış insanla ölmekten korkun.

(BA-BA-S) GAZİ KARS (KHA) 

  • Yahoo'da Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Facebook'ta Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
Bu Yazı 18675 Defa Okundu
2014-02-04

SON YAZILARI

TOBB Türkiye Yazılım Meclisi Başkanı Melek Bar Elmas: Minyatip söyleşisi Yazar Kılıç’tan Nezih Kuleyin ile Söyleşi AŞKIN BEDEN DİLİ, NEZAKETİN BEDEN DİLİDİR Üç kere “AYN” deyin… “Neşeli Günüm” ile neşelenin! “Kurum kimliğiniz ile yaptığınız paylaşımlara özen gösterin!” Gazeteci Şeref Oğuz: Ar-Ge genellikle bizde Ür-Ge’ye dönüşüyor Yazar Kılıç’tan Prof. Dr. Alkin ile Söyleşi Azeri sanatçı Cavit Tebrizli ile söyleşi

YORUMLAR



anarşist_karslı 2014-02-06
habermi bu şimdi?

özür dilerim ama amacı olmayan bir söyleşi olmuş.sevgili doktor arkadaşımızın paylaşmış olduğu anektodları hergün gazetelerin sağlık eklerinde okuyoruz..ayrıca başlıkta çok iddialı "AŞK" üzerine söyleşi :)))

Abone Girişi

Yeni Abonelik        Şifre Unuttum ?




















VİDEO HABERLER
Arpaçay’da Feci Kaza: 2 Ölü 4 Yaralı
Arpaçay’da Feci Kaza: 2 Ölü 4 Yaralı
Anketler
ÇOK OKUNANLAR
Arpaçay’da Feci Kaza: 2 Ölü 4 Yaralı
Arpaçay’da Feci Kaza: 2 Ölü 4 Yaralı

Referandum Sonuçları, Kars Referandum Sonuçları, 2010 Referandum Sonuçları, Referandum Oy Sonuçları, Türkiye Referandum Sonuçları, izmir haber, canlı referandum sonuçları

RSS © 2010 KHA | Kafkas Haber Ajansı | Kars Haberleri | Kars Haber kars haberleri kars ajans
KHA Tan Ofset San.Tic.'nin Kurulusudur. Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır