KHA | Kafkas Haber Ajansı | Kars Haberleri | Kars Haber  kars haberleri kars ajans

BİR FOTOĞRAFIN HİKAYESİ

  Burhan GÖRKEN

          iristili@yahoo.com
         BİR FOTOĞRAFIN HİKAYESİ

Bir fotoğrafın hikayesi

Bu fotoğraftaki 4 kişi 1960-1961 yılında Göldalı ve Çanaksu köyünde, köy öğretmeni olarak görev yapıyorlardı.Fotoğrafta en kısa boylu olan 4. kişiyi tanıyamadık ama diğerlerinin hikayesini paylaşmak istedik.

Mustafa Şahin Göldalı Köyü doğumlu. Bu fotoğrafı çekildiğinde Çanaksu köyü ilkokulunda  görev yapan öğretmenleri ziyaret etmektedir.

Mustafa Şahin kendi köyünde öğretmen olarak görev yaparken komşu Çanaksu köyüne gider orada askerlik görevini yedek subay öğretmen olarak yapan Gazeteci Özdemir Gürsoy ve Japonya’dan 2. Dünya savaşı sırasında Türkiyeye göç ederek Türk vatandaşı olan Tatar Türk’ü yedek subay öğretmen Fazıl Sadri ile tanışır.

Milliyet gazetesinde Foto muhabiri olan Özdemir Gürsoy bu fotoğrafı  1961yılında  çeker. Bu fotoğraf bir döneme tanıklık eder.

Fotoğraftaki kişilerin hikayesine gelince kısaca onlardan bahsedelim. Bugün bu 3 değerli insan hayatta değil. Onların zor koşullarda yetiştirdiği, eğitim verdiği kişiler şimdi 60 lı yaşlarında. Onların öğretmeni olan bu fotoğraftakiler artık hayatta değiller.

MUSTAFA ŞAHİN (1923-2010) 1923 yılında Göldalı Köyünde doğdu. Kars’ta lise eğitimi aldı. 1960 lı yıllarda köy öğretmeni olarak görev yaptı. 70 li yıllarda ailesi köyden göç etti. Mustafa Şahin köyden göç etmeyip tek yaşadı. Köyde arıcılık ve elektrikçilik yaparak geçimini sağladı. İyi kalpli, zeki ve bilgili olduğu için köyün bozulan elektrikli aletleri tamir için ilk ona getirilirdi.  Vefatından 2-3 yıl önce Bursa’ya ailesinin yanına geldi. 2010 yılında Bursa’da  vefat etti.

ÖZDEMİR GÜRSOY (1939-1996): Foto muhabiri olarak 1957 yılında milliyet gazetesinde çalışmaya başlar. Bir süre başka gazetelerde de görev yaptıktan sonra Milliyet gazetesine geri döner ve oradan emekli olur. Basın Şeref kartı sahibidir. 1996 yılında vefat ettiğinde gazetelerde küçük bir fotoğrafının yanında kısa bir yazı ile vefatı haber olur. “ Basın Şeref Kartı sahibi Gazeteci Özdemir Gürsoy önceki gün (9 Haziran 1996) vefat etti. Gürsoy için bugün 10:30’da Türkiye Gazeteciler Cemiyetinde tören yapılacak. Cenaze Basınköy camiinde kılınacak öğlen namazından sonra , Büyükçekmece yeni mezarlıkta toprağa verilecek. 1957 yılında foto muhabiri olarak göreve başladığı Milliyet’ten emekli olan Gürsoy’un çeşitli dallarda ödülleri var.”

FAZILSADRİ: Japonya’nın Kobe şehrinde Tatar bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. İngiliz okullarında eğitim gördü. 2. Dünya Savaşında Türkiye’ye göç etti. Türkiyede bir süre yaşadıktan sonra 1960 yılı Kasım ayında askere gitti. Askerliğini Yedeksubay öğretmen olarak Çanksu köyünde yaptı. Orada bir atın üzerinde çektirdiği büyük bir fotoğrafı halen oğlu İlhan Sadri’dedir. Askerden sonra Kanada’nın Montreal şehrine göç etti. Oradan da California’ya 10 Ocak 1977 yılında orada vefat etti. Mezarı California’da Göçmen Mezarlığında Kıbrıs Mezarlarının olduğu bölümdedir.

Özdemir Gürsoy askerlik dönüşü 1963 yılında Milliyet gazetesindeki anılarında Fazıl Sadri’nin Pehreşen köyünde Rus casusu sanılıp hırpalanmasını şöyle anlatır.

“JAPONYA’DANGELEN HOCAYI KÖYLÜLER CASUS DİYE YAKALAMIŞTI

Çıldır gölünün hemen kıyısında, Kamervan köyü vardır. Kars’ta kuralar çekilirken bu köyde bir yedek öğretmenin bahtına çıktı. Kamervan, havalinin en geri kalmış köyüdür. Yaşayışları daha acıdır. Kamervan’a gönderilen Fazıl Sadri’dir. Japonya’da doğmuş... Orada tahsiletmiş... Türkiye’ye yeni gelmiş göçmen bir türk... Her vatandaş gibi vatan vazifesi onu da çağırmış. Tamamiyle bizim cemiyetin yabancısı. Hele köy hayatının... İki metreye yakın boyu, sarı saçları, mavi gözleri ve zayıf Türkçesiyle turisti andırır. Kars’ta tanıdım Fazıl’ı. Fevkalede cana yakın..Samimi ve iyi kalpli bir insan. Senelerce vatan hasreti çekmiş. Hepimizden milliyetçi... Kur’alardan sonra köyüne ilk önce o gitti. Vatan vazifesini vakit kaybetmeksizin canla başla yapmak istiyordu. 

..................

Çocuklarda ne defter, ne kalem, ne kitap varmış. Birkaç kitap defter almak için Çıldır’a inmeye karar vermiş. Çekmiş ayağına botları altı saat karda yürümüş. Benim köye (Pehreşen’e) kadar geldi.”

...

Benim okulun önünden günde bir defa Çıldır’a otobüs geçer. Fazıl bu otobüse yetişecekti. Biz dertleşirken otobüs geçip gidivermiş... Hemen kalktı.  “Eyvah, verr bette (çok fena), diye bağırdı. Otobüs pekreşen’de birkaç dakika dururdu, ama biz köye 15 dakika mesafedeki okuldaydık... Yollarda kurda kuşa karşı kullanırım diye yanına aldığı sopayı kaptığı gibi koşmaya başladı.. O yaralı ayaklarıyla nasıl koştuğuna hala şaşırırım. Haklıydı koşmakta... Tam altı saat durmadan,dinlenmeden adım adım karda yürümüştü. Otobüsü kaçırırsa emekleri boşa gidecekti. Köyde kendini bekleyen yavrulara eli boş dönemezdi... Otobüse yetişip yetişmediğini öğrenmek için çocuk saldım ardından. İdealist öğretmen,otobüse yetişmesine yetişmiş, lakin,iki metre boylu, blujin pantolonlu,sapsarı bir adam elinde sopa ile  “Heyy,heyy...”  diyerek ellerini sallıyarak köye girişi, bizim köylüleri şaşırtmıştı.

 “Tamam Urusyadan bir casus köye girdi” demişler. Otobüse nefes nefese kendini zor atan Fazıl’ın arkasından koşmuşlar. Millet toplanmış başına.

 “Moskofu iyi yere kıstırdık”demişler.

 “-- İlk önce sopasını alalım.”

 “-- Kurt kapanı vuralım.”

 “--Temiz bir dayak çekelim.” gibi konuşmalar olmuş. Çullanmışlar üstüne. Kıskıvrak yakalamışlar. Fazıl’ın koşmaktan nefesi kesikmiş...

Kesik kesik nefes alıyor. Konuşamıyormuş. Nihayet, “ Ben hoca I am teacher” demeğe başlamış üstüne üşüşenlere. Benim ardından gönderdiğim çocuklar yetişince vaziyet anlaşılmış. Köylülere” Ne yaptınız, öğretmene?” dediğimde, “ Hardan (nereden) bilelim   hocam hiç urbası falan bize benzemiyor casus zannettik.” gülerek kafalarını iki yana sallıyor,”Herifçioğlu taa Japon memleketinden köye çocuk okutmaya gelmiş, biz adamı dövmeye kalkıyoruz. Bizim kafamız yetmiyor hocam, yetmiyor. Cahil adamlarız biz. Kaza oldu bi kere kusura kalmasın söyle ona hemi.” deyip, utanıyorlardı. Demek kadir biliyorlardı. Davayı kavrayabiliyorlardı. Yanlışlıkla da olsa yaptıklarından üzüntü duyuyorlardı. Yeterki onların elinden tutacak idealist  insanlar olsun..” 

  • Yahoo'da Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Facebook'ta Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
Bu Yazı 62108 Defa Okundu
2014-02-27

SON YAZILARI

Gerçek bir yaşam öyküsü Bir Yardım, Bir Yol Hikâyesi, Bir Doğa Mücadelesi Çıldır Gölü, Yazı Başka Kışı Başka Güzel Bir Benim Atıma Deh Deyin Çalışma Hayatına Örnek Olacak Bir Buluşma Aşk Olsun Aşık Bir fotoğrafın hikayesi Nasıl Gidilir, Nerede Kalınır, Ne Yenir Hızır Aleyhisselam kapıyı çaldı! Daha neye yarıyarsınız

YORUMLAR

Abone Girişi

Yeni Abonelik        Şifre Unuttum ?




















VİDEO HABERLER
Adem Çalkın’ın Selim Kongresi konuşmasının tamamı
Adem Çalkın’ın Selim Kongresi konuşmasının tamamı VİDEO
Anketler
ÇOK OKUNANLAR
Şoförlere bubi tuzağı gibi yol!
Şoförlere bubi tuzağı gibi yol!

Referandum Sonuçları, Kars Referandum Sonuçları, 2010 Referandum Sonuçları, Referandum Oy Sonuçları, Türkiye Referandum Sonuçları, izmir haber, canlı referandum sonuçları

RSS © 2010 KHA | Kafkas Haber Ajansı | Kars Haberleri | Kars Haber kars haberleri kars ajans
KHA Bedir ALTUNOK adına resmi yayın organıdır. Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır