KHA | Kafkas Haber Ajansı | Kars Haberleri | Kars Haber  kars haberleri kars ajans

ENGELLİLERİN TOPLUMA BAKIŞI

  Faruk OCAK

          farukocak@mynet.com
         ENGELLİLERİN TOPLUMA BAKIŞI

Engellilerin Topluma Bakışı 

Toplumumuzda engelli olmak konusunu ele alırken konuya duygusal değil, gerçekçi, art niyetli değil, iyi niyetli, göstermelik değil samimi bir şekilde yaklaşmak gerekir.
 
Toplumumuz, köylüsüyle, kentlisiyle, zenginiyle, fakiriyle, sıradanıyla, aydınıyla Türkiye sınırları içinde yaşayan insanların oluşturduğu guruptur. Bu gurup içinde engelli olarak yer alanlar kimlerdir? Toplum, hiç görmeyenleri, az veya hiç işitmeyenleri, yürüyemeyenleri hareket kabiliyeti az olanları engelli olarak kabul etmektedir. Kalp hastalarını, böbrek hastalığı sebebiyle diyaliz makinesine bağlanmış olanları, şeker hastalarını engelli olarak kabul etmemektedir. Toplum nazarında hasta, hastalıklı ve engellilik farklıdır. Engelli bir birey olan her birey engelli olma sürecinden beri hep iyileşmek normal insanlar gibi yürürken dondurma yemek ve ya arkadaşlarıyla kol kola parkta yürüyüş yapmak ya da bir cafede oturup sohbet etmek hayali vardı.
 
Bu nedenledir ki ne ailemizin nede kendi nazarımızda hasta aşamasından engelli aşamasına kolay kolay geçemeyiz. Hasta aşamasındaki insan için henüz ümitsizlik yoktur ve çare arayışı devam etmektedir. Engelli aşaması, toplumsal itibarı çok iyi olmayan ümitsizliğin hakim olduğu aşamadır. Hasta aşaması çok uzun sürdüğü için ailelerin çocuklarını bu şekilde okutma talebi fazla değildir. Bu aileler, çocuklarının bir gün iyi olup diğer çocukların gittiği okullara gidebileceklerini düşünmekte ve çocuklarını tedavi ettirmek için sürekli bir gayret içinde bulunmaktadırlar.
 
Ailelerimizin ve bizlerin engelli aşamasına geçmeyi istemediğimiz hususunu biraz daha derinleştirmek gerekir. Engelli olmak, toplum nazarında çaresizlik, düşkünlük, güçsüzlük, acizlik, acıma vesilesi, dilenme vesilesi, öbür dünyada taktir edilme vesilesi olarak algılanır. Bütün bu ifadelerden sonuncusu hariç diğerleri müsbet manalar içermemektedir. Bu durumda, engelli kalma ihtimali bulunan bir çocuğun yakınlarının hastalık aşamasını mümkün olduğunca uzatmalarının altında yatan sebep kendiliğinden ortaya çıkmış oluyor. Aynı şekilde, bu vahim olayı bizzat yaşamayanların konuya duyarsızca yaklaşıyor olmaları da çok doğal. Ne var ki, çeşitli sosyal dinamiklere uygun olarak değişmesi ve çalışma hayatı içinde organların önemini ortadan kaldıran yapılanmanın yerleşmesi, engellileri de yeni toplumsal medeni ve gerçekçi bir toplum olarak bunun farkında olmamız ve engellilerin toplum hakkında, toplumun da engelliler hakkında geliştirdiği önyargılardan bağımsız, karşılıklı anlaşma ve ilişkiyi önde tutan bir davranış motivasyonu içine girmesi gerekir. Türk toplumunun bu büyük potansiyele ihtiyacı vardır.
 
Eğitim hayatını pek parlak görmüyoruz. Çünkü özel eğitim dahil temel eğitim olan ilk öğretimi ne köyler, ne ilçelerde hata şehir merkezinde bile yararlı bir şekilde alabilme olasılığınız çok düşük olmakla birlikte arkadaşlarınızın veya eğitimcilerimizin davranışları bizleri hayattan koparma düşüncesi taşımaktadır. Daha mücadelemiz okumak isteğimiz anında aileyi ve çevreyi ikna etmekle başlar. Anne - Baba bizim yanımızda olsa bile çevrenin bu çocuk okuyup ta ne olacak söylemleri ömür boyu beyni kemirmesi olarak toplumun bize bir doğum günü hediyesi olarak hafızamıza kazılmıştır. Kayıt için gittiğin okulun müdür veya müdüresinin sözleriyse engellinin hayat boyu intiharın eşiğinde yer almasına vesile olacaktır;”Götürün bu sakatı; Benim geri zekalılarla uğraşacak vaktim yok; Hem ALLAH’ın sakatı okusa ne olur okumasa ne olur sonuçta yarı canlı yaratık işte”. Ama aile yılmaz sırtıyla da olsa bile engelli yavrusunun eğitimi için elinden geleni yaparda engelli yavrusu bunu yapamaz. Anne - Baba istediği için okula gider gelir sessiz bir köşede oturur ve kimseyle diyaloğa girmez engelli, çünkü girerse kırılıp dışlanacağını hisseder ve bu onu bulunduğu eşiğe çiviler. Hele bide öğretmenlerinin yazsını beğenmeyip hakaret edercesine defterini, yazılı kağıdını yüzüne fırlatıp bu sakattan bir şey olmaz emeğime yazık neden uğraşayım düşüncesini sana devamlı surette saldırı emri verir gibi beyninde meteor yağmuru oluşturursa jilet bileklerinin tadına bakmakta ya da ilaç midene doğru yolculuk yapmaktadır. Nede olsa bir sakatsındır; Kimse senden memnun değildir; Herkese bir yüksündür bu yükü onlara sen sundun, kaldıracakta sensin. Cesaretin buna yani kendine yetmektedir…
 
En büyük hayalin okuyup Avukat, Doktor, Öğretmen, ülkene ve ailene faydalı bir insan olmaktır ama olamazsın çünkü yüksek öğretimini bile okumak yasaktır. Bütün bu olumsuzluklardan dolayı hedefin tamamen yok olmuştur. Artık tamamen boş vermişliklerle yaşamaya başlamışsındır. Oysa okumak engellinle tüm zorluklara karşı dik durmayı kim olursa olsun insanların engelliyi engelli olduğu için tüm fiziki şartlarının ve kişiliğiyle kabullenmelerini sağlayacaktı. Direnmen boşuna artık tamamen oturmuş bir kişilik ve sempatikliğinle çevrende öyle yer edinmedin ki. Arkadaşların sensiz ne gezmelere, ne sinemaya, ne de halı sahaya gitmesinler. Yani engelli artık halini tamamen kabullenmiş hatta kendisiyle gurur duymaya başlamıştır. Çünkü bu sosyal kitle içinde kendinden emin adımlarla ve büyük harflerle BEN DE VARIM diyemeyecektir artık engelli...
 
Yani insan olmak için düşünen bir varlık olmak yetiyor. Şartlar ne olursa olsun. Tabii ki bazen bir engellinin topluma bakış açısı içinde yaşanılan toplumun o engelliye bakış açısıyla şekil alabiliyor. Yani bağımsız gibi görünen toplumun bağımlı ve negatif yaklaşımları engelli üzerinde dönüşü olmayan psikolojik tahribatlara neden olabiliyor. Ama unutulmamalı ki engelli çocuk, genç bir gün siz veya çocuğunuz olabilir. Sizin yaşattıklarınızı size yaşata bilirler. Bu lafı asla ve asla unutmayın...
 
Engelini hiçbir şeye engel görmeyen insan işte o an engelli olduğuna inanmaya ve bunu kabullenmeye başlar ya da intiharın eşiğinde artık yoktur...
 
Toplum diyoruz. Engelli buna toplum demez sadece bir kitle yığını demekte. Çünkü bu insanlar yaşama gayesini bile anlamış değillerdir. Böylesine ağır bir darbeyle yaşanılası bir hayatın neresinde duracağını bile kestirmiş değildir engelli. Kitlesel olarak cahil kalmış ya da okuduğu halde “Kel tavuk kel horozla” gibi tamamen cahilane yaklaşımlı bir toplumun statü olarak neresinde durabilir ki engelli, kendine sahip çıkması gerekenler bile kendine sırt dönmüş; Habersizlerse...
 
Gogol’un “ölü canlar” adlı eserinin adını engellilere yakıştırmaya başladım. Çünkü onlar toplum içinde tamamen ölü canlardır. Ailen dışındaki kişiler seni ruhsuz ve toplumun değerleri arasında bir kambur olarak görürler. Hiç muhatap olmayı bile tercih etmezler. Otobüste yüzleşmemeye çalışırlar yoksa size gel yerime otur demek zorunda kalacaklardır. Ben bunları yaşadım. Hiç umursamadım. Neden ben ayakta otobüs içinde yolculuk yapmayayım ki dedim imdadıma otobüs ve dolmuşların bize uygun olmayışı yetişti, iyi ki engellilere indirim uygulanmıyor, gerçi artık koltuğumu yanımda taşıyacak kadar zekiyim...
 
Kendi kendime engelli olmam rasyonel düşünmemi, çevre edinmemeye, bizlere zor şartlar altında emanet edilen Ülkeme ve Şehrime faydalı olmamı kimse engelleyemez dedim ve alternatif düşüncelere yer verdim Çünkü bana inanan biri karşıma çıkıp yüreğimden tuttu. Ben engelli değilim!!!...
 
Eğer bu toplum bir balina gibi engelliyi yutmaya çalışırsa engellinin de kendince kendini savunma ve bu toplum içinde yer edinmek gibi hür bir düşüncesi vardır.
 
Ve bu iletişim de benimle başlar deyip çevresinde iç içe çoklu bir çember oluşturur. Engellinin kendisine doğru daralan bu çemberin içine kolay kolay kimseyi almamaktadır. Çünkü dostluğunu hak etmeyen bir sürü insanı bu çemberin dışında tutmayı, onların bakış açısına göre tercihlendirmiştir. Yani bu genel kuralların tamamen bağımlı değişkeni hale gelmiştir. SİZCE KİM ENGELLİ?...
 
Engelli bireylerin topluma bakışını toplumun kendisi belirliyor. Engelli bireylere toplumdaki insanların kendisine farklı bir gözle baktıklarını, kendini işe yaramayan bir varlık, diğer insanlara yük olarak gördüklerini düşündüren elbette ki toplumun kendisidir. Bu toplumdaki insanlar bu bireylere okuma imkânı vermezse, onları küçümseyip hor görürse, tüm ilgileri kendilerince yalnızca acımak olursa, iş olanakları sunmazlarsa sizin hepinizin bir parçası olan engelli bireyleri toplum olarak küstürüyorsunuz. Sizler hayatınızı yaşarken onlar size uzaktan bakıp beklide size kızıyor, sizinde de aynı duruma düşebileceğinizi aklınıza getirmemenize şaşırıyorlar...
 
Toplum engelli bireyleri ne kadar çok içine sindirir ve onları diğer insanlar gibi kabul ederse engelli bireylerin kendilerine olan güvenleri artacaktır. Kendine güvenen birey daha mutlu, daha başarılı ve diğer insanlar için daha faydalı olacaktır...
 
Engelli bireylerin sosyal kabulü için devlete de çok önemli görevler düşmektedir. Engelli bireylerimiz için gerekli olan her türlü fiziksel ve sosyal düzenlemeler yapılmalı ve bu düzenlemeleri yapılmasını kendine görev bilen yöneticiler atanmalıdır. İyi bir eğitim alabilen, iyi bir kazancı olan, başkaları için bir şeyler yapabildiğini gören engelli bir birey işte o zaman kendini toplumun gerçek bir parçası olarak görecektir...
  • Yahoo'da Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Facebook'ta Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
Bu Yazı 5639 Defa Okundu
2010-11-07

SON YAZILARI

Sevgi Kalpte Olmadan, Bilgi Beyinde Olmaz Erişebilirlilik Erişebilirlilik ve Ulaşılabilirlik Farklı Bir Mevsim: Empati Tarihimizde Engelliler Özürlü Topluma Sevgiyi Anlatan Dostluk İnanmak mı, güvenmek mi? Bir Dakikalığına Yerime Geçer misiniz? Engelli Annesi ve Sosyal Destek Çanakkale Zaferi Ne Anlatır

YORUMLAR

Abone Girişi

Yeni Abonelik        Şifre Unuttum ?




















VİDEO HABERLER
Adem Çalkın’ın Selim Kongresi konuşmasının tamamı
Adem Çalkın’ın Selim Kongresi konuşmasının tamamı VİDEO
Anketler
ÇOK OKUNANLAR
Şoförlere bubi tuzağı gibi yol!
Şoförlere bubi tuzağı gibi yol!

Referandum Sonuçları, Kars Referandum Sonuçları, 2010 Referandum Sonuçları, Referandum Oy Sonuçları, Türkiye Referandum Sonuçları, izmir haber, canlı referandum sonuçları

RSS © 2010 KHA | Kafkas Haber Ajansı | Kars Haberleri | Kars Haber kars haberleri kars ajans
KHA Tan Ofset San.Tic.'nin Kurulusudur. Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır