KHA | Kafkas Haber Ajansı | Kars Haberleri | Kars Haber  kars haberleri kars ajans

KUTLU DOĞUMLA GELEN ENGELLİ DOSTTU2

  Faruk OCAK

          farukocak@mynet.com
         KUTLU DOĞUMLA GELEN ENGELLİ DOSTTU2

 Kutlu Doğumla Gelen Engelli Dosttu2

Hemen her toplumda engelli in¬sanların varlığı her zaman bir sorun olmuştur. Hz. Peygamberin (a.s.m.) yaşadığı dönemde de belli oranda engelliler yaşamıştır. Cahiliye döneminde sosyal statüsü çok düşük olan fakirler, engelliler, köleler ve yetimler hakir görülmekte, aşağılanmakta ve dolayısıyla toplum¬dan dışlanmaktaydı. Toplum, aslında korunmaya muhtaç olanlara henüz değer verecek kıvama getirilmemişti. Dolaylıyla başta engelliler olmak üzere dezavantajlı sosyal gruplar, toplumun ikinci ve üçüncü sınıf vatandaşları olarak kabul edilmekteydi. Cehalet döneminin asosyal alışkanlıkları özellikle gayrimüslimler tarafından bazen inatla ve ısrarla devam ettirilmek isteniyordu.

Ancak Hz. Peygamber (a.s.m.) sosyo-ekonomik ve bedensel yönden zayıf olanların yanında yer alması gerektiği noktasında vahiy yollarıyla her zaman uyarılmaktaydı. Mesela aşağıdaki ayetin bu tür sosyal olaylar üzerine nazil olduğu rivayet edilmektedir: “O halde, Rablerinin rızasını isteyerek, sabah akşam O’na yalvaranların hiç birini) yanından kovma. Sen onlardan hiçbir şekilde sorumlu değilsin (tıpkı onların da hiçbir şekilde senden sorumlu olmadıkları gibi). Bundan dolayı onları (dezavantajlı sosyal grupları) kovma hakkına sahip değilsin, yoksa zalimlerden olurdun (ki onları kovup da zalimlerden olmaya sın.)” (Er/am; 6/52)

Sosyal hayatta herkesin eşit haklara sahip olduğunu belirten ve üstünlüğün sadece iman ve takvada olduğu mesajını veren Hz. Peygamber (a.s.m.) hem maddî, hem de be¬denen zayıf kişilerin yanında yer almış ve onlara insanca muamelede bulunmuştur. Onları iman ve takvalarından dolayı Övmüş, değer vermiş ve üstün görmüştür. Örneğin bir hadiste Hz. Peygamber bu durumu şöyle anlatır: “Size cennetlikleri bildireyim mi? Onlar hem zayıf oldukları hem de halk tarafından zayıf görüldükleri (dezavantajlı bir sosyal kesim olduğu) için kimsenin önemsemediği ve fakat şöyle olacak diye yemin etseler, isteklerini Allah’ın gerçekleştireceği kimselerdir.”

İslam dini, toplumun en zayıf halkası olan engelliler ve yoksulların sosyal koruma kapsamına alınmasını emre¬derken bütün insanlığa rahmet olarak gönderilen en son Peygamber de örnek tutum ve davranışlarıyla bu emirleri değişik sosyal pedagojik yöntemlerle canı gönülden hayata geçiriyordu. Böylece Peygamberimizin (a.s.m.) döneminde “engelli dostu” çağın tesisine yönelik bütün temeller atılmış oldu.

Ancak bireysel yönüyle Hz. Peygamber’in (a.s.m.) fıtrî ve vicdanî duygularının en ileri derecede sosyal olması, vahiy ile başlamaz. O, peygamber olmadan Önce de bütün muhtaç insanlara karşı çok merhametli ve yardım¬ severdi. Nitekim Hz. Hatice, vahyin ilk gelişinden sonra yatağına titreyerek giren Hz. Peygamber’i (a.s.m.) te¬selli ve teskin etmek maksadıyla kocasında var olan sosyal bilinç düzeyini ön plana çıkararak. Hz. Peygamberin toplum hayatındaki etkin rolünü göstermiştir. “Korkma! Allah’a yemin ederim kir Allah hiçbir zaman seni utandırmaz, mahzun etmez. Çünkü sen akrabana bakarsın, sözün doğrusunu söylersin, işini görmekten aciz olanların (bakıma muhtaçların) ağırlığına yüklenirsin. Fakire verir, kimsenin kazandırmayacağını kazandırır, misafiri ağırlarsın, hak yolunda ortaya çıkan olaylarda halka yardım edersin.”

Hz. Peygamber (a.s.m.) döneminde engellilere karşı sosyal farkındalık ve ilgi seviyesi gelişme halindeydi ve bazen de toplumsal kaynaşma sürecini hızlandırmak gerekiyordu. Çünkü bazı bedensel engelli Müslümanlar, kendi¬lerini şu veya bu sebepten dolayı halen dışlanmış hissediyorlardı. Mesela bunlardan birisi de daha çok çölde yaşamayı tercih eden sahabi Hz. Zahir İbn-i Haram idi. Doğuştan gelen bazı bedeni kusurları sebebiyle toplum içinde pek görünmek istemezdi

Zahir Topluma karışmak mecburiyetinde kaldığı vakitlerde “Herkes bana bakıyor” kompleksiyle ezilirdi. Güzel ve utangaç huylu Hz. Zahir’in ı psikolojik problemini aslında Hz. Peygamber (a.s.m.) bilmekteydi. Peygamberimiz (a.s.m.) onunla sürekli iletişim hâlinde olmayı düşünürdü. Doğrusu Hz. Zahir de bundan fevkalade memnun oluyordu. Peygamberimizin sevgisini kazanmış olmak, ona bütün problemlerini unutturuyordu. Hz. Muhammed (a.s.m.), Zahir’e çölden bazı bitki ve otlar toplayıp bu siparişlerini de Medine pazarına getirmesini söylerdi. Peygamberimizin bunlara ihtiyacı olduğundan dolayı mıdır, Zahir’i topluma kazandırmak için midir veya toplanan bitkileri onun adına pazarda satıp kendisinin ekonomik yönden bağımsız olmasını sağlamak için midir, bilinmez. Ancak Zahir, denilenleri harfiyen yapardı. Belki de Peygamberimiz bu yolla onu tünüyle topluma kazandırmayı ve onu maddi-manevî yönden rehabilite etmeyi düşünüyordu.

  • Yahoo'da Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Facebook'ta Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
Bu Yazı 6668 Defa Okundu
2014-04-13

SON YAZILARI

Çanakkale Zaferi Ne Anlatır Ey Kahraman Türk Kadını Empatik Komşu Ötekileştirme Sosyal Uyum ve Engellilerle Yaşamak Hayatın Anlamı Bakışlarda Saklıdır! Sarıkamış Çaresizliğin Çaresi Olsaydı… İnsan Hakları Ömür Boyu Mahkûmiyet Engelli Bireyin Psikolojik Savaşı

YORUMLAR

Abone Girişi

Yeni Abonelik        Şifre Unuttum ?




















VİDEO HABERLER
Kafkas Üniversitesinden Çanakkale Şehitlerimize Z
Kafkas Üniversitesinden Çanakkale Şehitlerimize Ziyaret
Anketler
ÇOK OKUNANLAR
Kars36spor’a Destek Gecesi
Kars36spor’a Destek Gecesi

Referandum Sonuçları, Kars Referandum Sonuçları, 2010 Referandum Sonuçları, Referandum Oy Sonuçları, Türkiye Referandum Sonuçları, izmir haber, canlı referandum sonuçları

RSS © 2010 KHA | Kafkas Haber Ajansı | Kars Haberleri | Kars Haber kars haberleri kars ajans
KHA Tan Ofset San.Tic.'nin Kurulusudur. Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır