KHA | Kafkas Haber Ajansı | Kars Haberleri | Kars Haber  kars haberleri kars ajans

İNSANI AŞAĞILA Kİ “CUMHUR”A BAŞKAN SEÇİLESİN!..

  Hasan ÇELİK

          hasancelikkafkas@gmail.com
         İNSANI AŞAĞILA Kİ “CUMHUR”A BAŞKAN SEÇİLESİN!..

İnsanı Aşağıla ki “Cumhur”a Başkan Seçilesin!..

Hasan Çelik

E - posta:hasancelikkafkas@gmail.com

_____________________________________________ 

            Türkiye, gelecek Pazar günü 12. cumhurbaşkanını belirlemek için sandık başına gidecek. Demokratik tecrübe açısından bir ilki de ifade eden cumhurbaşkanlığı seçimi, umarım ülkemizin kalkınması için “yeni bir başlangıç” olur. Klasik görüşlerin dışında cumhur’a başkanlık etmiş ve kalkınma hamlelerini uygulamaya koymuş bir Turgut Özal modeline ülke olarak geçmişte tanıklık etmiştik. Köy köy çekilen telefon kabloları o dönemin bir ilkokul öğrencisi olan bizlerin hafızasında unutulmayacak derecede önemli bir yer edinmiştir. Sosyal yaşamdan güvenliğe kadar Türkiye’de bir çok şey değişti. Bu değişimi az bulanlarımızda olur, ülke hiç değişmedi diyenlerimizde... Belki demokrasi tecrübelerimiz adına tarihe önemli notlar yazdıramadık amma Özal’la başlatılan liberal hava azda olsa taşralara kadar devletin adım atmasını o günlerden başlatmıştır... “O günlerden bu günlere kolay gelinmedi”... Bu devlet yetkililerimizin çok sık kullandıkları bir cümle olsa da ben bu cümlede halkın emeğinin olduğunu anımsarım. Çünkü cumhuriyetin özellikle son 40 yılı halkın ödediği ağır bedellerle doludur!.. Kışkırtılan kitleler, yakılan aydınlar, kurşuna dizilen köylüler... Evet, “o günlerden bu günlere hiçte  kolay gelinmedi!..”

            Peki o günleri yaşayanlar, bedel ödeyenler, acılarını kimliklerinde taşıyanlar, bu gün mutlular mı?..

            Hayır!

***

            “Kimlik” sosyolojik bir kavram olarak tartışılabilir. Aidiyetle eş anlamlıda kullanılabilir, dini bir mensubiyeti de karşılayabilir. Sonuçta kimliğe kişi anlam katar ve kimliği kişi taşır ve kabullenir. Hukuk o kimliğe “insan” adını verir ve insan denilen varlık aynı zamanda birer kimliğinde taşıyıcısıdır. “İnsan” genel kimliğimizin adıdır ve bizlere doğuştan haklar kazandırır. Gezegenin hangi coğrafyasında doğarsanız doğun, her doğanın hakları vardır. Evrensel hukuk bunu teminat altına alır. Ha evrensel hukukun dedikleri her yerde uygulanıyor mu uygulanmıyor mu o kısım elbette ki tartışmalıdır!..

***

            Gelelim “insan” penceresinden yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimlerini değerlendirmeye... “İnsan” Türkiye’de en kolay harcanan varlık haline dönüştürüldü. Kalkınma açısından bir ülkenin sahip olduğu “nitelikli insan” sayısı o ülkenin kalkınmasına birinci derecede etki eder. Aslında yetiştirdiğiniz her insan sizin en güçlü sermayenizdir. Belki insana ekonomik anlamda böylesine bir değer biçmek can sıkıcı bir şey ama küreselleşen dünya sizi bu tür hesapları yapmaya mecbur bırakıyor.

            Ya siyaset, o “insan”a nasıl bir değer biçiyor?..

            Kültürel devrimlerini gerçekleştirememiş toplumların yaptıkları her hareket bir yönüyle daima eksik kalır. Siyaset kurumunun ülkemizde ki karşılığı da bu tespite denk düşer. Bir yere anlam katan “insan(lar)”dır. Siyaseti de hayatı da ülkeyi de ancak “insan” anlamlandırır... Oysa başta siyaset kurumu olmak üzere dinin yorumlanması da dahil toplumsal tüm mekanizmalarımızı “insan”ı küçümsetmek adına işletiyoruz. İnsanın kendi refahı için geliştirdiği ve geliştirmeye devam ettiği tüm siyasal modeller insana “pay ve mutluluk” vermekle yükümlüdür. Yükümleri sadece ideolojilere yüklemek en kolaya kaçmak anlamını da taşır. En ağır yükümlülük ise biz zati siyasetçilerin kendisindedir. Siyaseti “erdem ve ahlak” çerçevesinde yapmakla yükümlü olanlar siyasetçilerdirler. 

            Ya toplum? Toplumun sorumlukları unutulmalı mı?

            Siyasete çeki düzen verecek en önemli mekanizma yine toplumun kendi değerleridir.

            Siyaset kirletilmeye yüz tutmuşsa, çözümler yerine çözümsüzlükler ve karamsarlıklar üretiyorsa, “insan”dan ve “insanlık”tan taviz veriyorsa, orada toplumun yumruğunu masaya vurma zamanı gelmiştir! Siyasetin sınırsızlığı olmadı/olamazda... Hele de bu sınırsızlığı “insan”ı aşağılama ve hor görme noktasına kavuşmuşsa o gün susmak “insanlığın erozyonuna” göz yummakla eş anlamlıdır...

***

            Bu gün karşımıza konulan  tabloya şöyle bir bakalım. Cumhuriyet tarihinde -görücü usulü de  olsa- ilk kez toplum, devlete başkanlık edecek bir kişiyi seçmekle yükümlendirildi. Seçmek, seçilmek kadar ahlaki olgunluğun bir gereğidir ve bu hakka saygı duymak hepimizin sorumluluğundadır.

            Peki seçilecekleri seçme hakkımızı kullanabildik mi?

            Geç kalınmış bir sorunun cevabı olarak maalesef “hayır” diyebiliyoruz.

            Mevcut iktidar doğal olarak kendi karizmatik liderini aday gösterdi ve beklentilere cevap verdi. Kürt siyasal hareketi şemsiyesini biraz daha açarak HDP çatısı altında “sol” görüşleri de o şemsiyeye dahil etme çabasına girişti... Ya ülkenin kurucu gücü, onlar da diğer muhalif partilerle ortak adaylık yoluyla anlaştılar... Sonuçta karşımıza üç aday çıkarıldı. Aday sayısının elbette önemi yok ama adayların sunulma biçimleri siyasetin değeri açısından eksikliklerle dolu. Hadi tüm bu eksiklikleri görmezden gelelim ve demokrasiye olan özlemimize binaen ses çıkarmayalım. Peki tüm bunlar bizlere yön vermek ve rol model olmak durumunda ki adayların hakaret dolu üsluplarını kabullenme hakkını doğurmalı mı? Ya da mevcut adaylar siyasete ahlak ve erdem elbiseleri giydirmek yerine, siyasetin zaten yamalı olan mevcut elbisesini yırtmakla mı görevlendirildiler?

***

 

            Sonuçta 10 Ağustos ya da 24 Ağustos’ta Türkiye Cumhuriyeti’nin 12. cumhurbaşkanı seçilmiş olacak. Görünüşü demokratik olan bir seçim yalanıyla yine karşı karşıya bırakılıyoruz. Siyaset topluma değer katmakla yükümlü olduğu gibi toplumda siyasete çeki düzen vermekle yükümlüdür. Kimsenin ne siyaseti ne de insanı aşağılama hakkı yok. Cumhur’a başkanlık edecek değerli büyüklerim, sizden ricam kazanma hırsıyla hareket etmeyin. Mevkilerde makamlarda insana hizmet için vardır. Önce “insan”ı öldürüp sonrada cenaze namazında göz yaşı dökmekle bu ülke bir şey kazanmaz. Zaten cumhurbaşkanlığı makamı “tarafsızlık makamı” olmaktan çoktan çıktı, kimin neye taraf olduğunu tarih hepimize anlatacaktır. Ama tarih birde konuştuklarımızı, biri birimize olan saygımızı ve insanca yarışmamızı da anlatacaktır. Sonuç ne olursa olsun demokrasi adına tüm bu süreçlerden ben memnun olmadım. Çünkü kavgayla yiğit seçen toplumların çocuklarına anlatacakları güzel masalları yoktur!..

  • Yahoo'da Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Facebook'ta Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
Bu Yazı 31429 Defa Okundu
2014-08-04

SON YAZILARI

Vefanın En Güzel Örneği: Şehit Kütüphaneleri Siz Hiç İnsanı Okudunuz mu? Hz. Pir Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli’yi Anmak mı, Anlamak mı? Barış’ın Türküsü Kerbela’dan ‘Kör’ Belaya İnsanı Aşağıla ki “Cumhur”a Başkan Seçilesin!.. Ölümü Gösterip, Sıtma’ya Razı Etmek Alevilik ve Bektaşilikte Gönül (insan) eğitimi Türkiye Kör Olmasın(?) Kral, çıplak hem de çırılçıplak!

YORUMLAR

Abone Girişi

Yeni Abonelik        Şifre Unuttum ?




















VİDEO HABERLER
Kars Lojistik Merkezi’nin temeli atıldı
Kars Lojistik Merkezi’nin temeli atıldı
Anketler
ÇOK OKUNANLAR
Kars Lojistik Merkezi’nin temeli atıldı
Kars Lojistik Merkezi’nin temeli atıldı

Referandum Sonuçları, Kars Referandum Sonuçları, 2010 Referandum Sonuçları, Referandum Oy Sonuçları, Türkiye Referandum Sonuçları, izmir haber, canlı referandum sonuçları

RSS © 2010 KHA | Kafkas Haber Ajansı | Kars Haberleri | Kars Haber kars haberleri kars ajans
KHA Tan Ofset San.Tic.'nin Kurulusudur. Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır