KHA | Kafkas Haber Ajansı | Kars Haberleri | Kars Haber  kars haberleri kars ajans

GAYE-İ HALK / YARATILIŞ GAYESİ

  İshak İŞÇİ

          ishak_isci@hotmail.com
         GAYE-İ HALK / YARATILIŞ GAYESİ

GAYE-İ HALK / YARATILIŞ GAYESİ

Hamdü sena; bütün varlıkları muhabbet ile yaratan, insanı da yüce sanatının göz bebeği eyleyip marifet-i ilahi ile donatarak ebedi bir vuslat yolcusu eyleyen Cenab-ı Allah’a olsun!

Salat ü selam; yaratılış gayemizi bize öğreten, muhabbet kandilinin tutuşturucusu, hidayet güneşimiz ve marifet yıldızımız olan Hazret-i Peygamber –sallallahu aleyhi ve selem-‘e, aline ve ashabına olsun.

Niyetlerimiz samimi, amellerimiz Salih olsun.

Her şeyin mutlak bir sebebi vardır. Küçücük bir zerreden tutun da muazzam gökyüzüne, galaksilere kadar hiçbir şey sebepsiz değildir. Yerde ve gökte, bildiğimiz ve bilmediğimiz her şey bir gaye için yaratılmıştır. Her şeyin varlık sebebi mevcuttur.

Ya insan? En mükemmel bir biçimde yaratılmış, yeryüzü onun emrine verilmiş, nice üstün yeteneklerle donatılmış en özel varlık. Öyle bir özelliğe sahip ki, Allah’a en yakın veya en uzak olabilecek yegâne varlık.

Hal böyleyken, insan idrak etmeli ki, asla başıboş yaratılmadı. “sizi sadece boş yere yarattığımızı ve sizin hakikaten huzurumuza getirilmeyeceğinizi mi sandınız?” (el-mü’minun, 115) “insan başıboş bırakılacağını mı zannediyor?!” (el-kıyame, 36)

Ve insan nankörlük etti. Büyük günahlar işledi. Şirke düştü. Kendisine gönderilen uyarıcılara kulak tıkadı. İlahi kader tecelli etti, helak oldu. Kur’an-ı Kerim, birçok ümmetin yok olup gittiğini, helak olduğunu haber verir bize. Çünkü o insan/insanlar, yaratılış gayesinden uzaklaştı, dalalete düştü, sapıttı.

Ve tarih son kez tekerrür etti insanlık için. 7. Asrın başlarında son kez bir uyarıcı ve son kez bir kitap geldi ve Allah bir kez daha tenezzül etti insana. O insan Allah ’ın ağır emanetini kabul etmiştir. Bu yüzden kendi özgürlük ve seçimiyle sorumlu ve yükümlüdür. Sorumluluğu ağırdır. Zira sorumluluğunun bilincinde bir hayat yaşamazsa, inancının gereklerini yerine getirmezse varacağı yer en kötü varış noktası cehennem. Sorumluluk bilinci ve idrakiyle yaşar, Salih amel işlerse varacağı yer en güzel varış noktası cennettir. Peki bu son çağrı, son ilahi hitap bizden ne istiyor, biz ne kadarını yapabiliyoruz, sorumluluklarımızı ne kadar yerine getirebiliyoruz? asıl cevap bekleyen soru bu. Bizi dünya ve ahirette mutluluğa ulaştıracak dini ne kadar yaşıyoruz? Ya da İslam’ı ne kadar anlıyoruz veya nasıl yaşıyoruz? Bu sorular uzar gider. Şimdi biraz bunlara değinmek istiyorum.

Kendisini aydın, alim olarak lanse etmiş olanlara bakıyorum. İnsanlar onlardan, bilmediklerini öğrenmek için konuşmalarını beklerlerken onların hemen ilk cümlesi başka birisini, kendisi gibi düşünmeyen bir diğer “alimi”, “aydını” eleştirmek oluyor. Eleştirmek yetmiyor, mürted

ilan ediyor. Birileri Kur’an hiçbir şeyi eksik bırakmamıştır diyor, başkaları buharisiz din olmaz diyor. Birileri ötekilerini hadis inkarcılığıyla suçlarken, diğerleri onları şirkle itham etmekte. Bu arada batı teknolojinin en ilerisi için uğraşmakta. Müslüman alemi de; mezhep, meşrep, ırk vs. kavgalarıyla birbirini boğazlamakta. Bir şeyler ters gidiyor, sıkıntı dinde mi? anlayışta mı? Elbette ki sorun dinin kendisinde değil, sorun dindarlarda yani Müslümanlarda. İslam dininin asıl gayesi insanı ahlaken mükemmelliğe ulaştırmaktır. Peki bunca tv-radyo programında, konferanslarda, panellerde veya Cuma vaazlarında onlarca “alim” konuşurken neden hala Müslümanlar bölük pörçük. Bu kadar şeyhler, mürşitler, seyitler, şerifler var ama bir araya gelip ortak bir çalışma yapamıyorlar. Güneydoğuda o kadar medrese, dergah vs var ama teröre karşı halkı bilinçlendiremiyorlar, ortak bir deklarasyon yayınlayamıyorlar. Peki bu zihniyetle İslam’ı gençliğe nasıl anlatabiliriz. Kavgacı, tekfirci, tahammülsüz, bizden, bizden değilci bir üslupla İslam nasıl anlaşılır? Neden insanlar hep bencil. Vurdumduymaz, bana neci. Oysa ki insan sorumlu bir varlık. Kendisine, ailesine, çevresine, bütün insanlara karşı sorumlu. İslam insanı ki bu sorumlulukta en ön safta yer alır, almalıdır.

Onlar (din adına konuşanlar) ancak şunları söyleyip duruyorlar: bizim bu dini inanç ve amellerimiz kabirde münker-nekir’in suallerine cevap vermek için işimize yarayacak; orada faydası ortaya çıkacak, bu dünyada yaptığımız işlerin karşılığını ve ecrini orada alacağız. Bende diyorum ki; doğrudur; ancak, zillet ve fakirlik içinde kıvrandığımız bu ölüm öncesi dünya için senin dinin bana ne öneriyor? Bütün dünya halkları ve insan nesli ateşten gömlek haline gelmiş şu hayatın ateşinde kıvranmakta; sizler bu sıcaklığı hissetmiyorsunuz bile. Ancak ahretin, cehennemin, azabın dehşetinden gece gündüz göz yaşı dökelim derken, benim derdim, bugün bütün insanlığa musallat olmuş; beni, seni, onu ve herkesi çepeçevre kuşatmış, içinde kıvranmakta olduğumuz bu ateştir. Ben bu alevleri dindirecek etkenlerin, onu söndürecek suların peşindeyim. Ben dualarında “Rabbim! Beni bağışla; Allah ‘ım bana sağlık ver, hayatıma mutluluk kat.. vs vs şeklinde sadece “ben” den ibaret olan bir dinden bahsetmek istemiyorum. Bu din sadece seni mi kurtarmalı. Ben bütün insanlığı kurtaracak benimde uğrunda feda olacağım bir din ve iman arıyorum. Evet o din tam ve mükemmel din bütün asaletiyle bizi kendisine çağırıyor. Hazreti Muhammed(sav) efendimizde nasıl aksiyona dönüştüyse o bilinçle yaşamamız için bizi kendisine çağırıyor. Okunmak ve anlaşılmak için indirilmiş yüce bir kitap Kur’an, efendimiz tarafından nasıl anlaşıldı, yaşandı, kısa bir sürede büyük coğrafyalara yayıldı. Ondan ilim, irfan öğrenildi. Kur’an la büyük medeniyetler inşa edildi. Şimdi asıl mesele, yani asıl cevap yaratılış gayemiz olan Kur’an’dan kopuş, alemi İslam’ı bu hale getirdi. Dini anlatanlar Kur’an ayetleri yerine hikaye anlatmaya başladılar. Çünkü bu prim yapıyor. Dünyalık geçim elde ediliyor. İnsanlar saygı duyuyor. Daha ne olsun. Müslümanlar Kur’an’ı omzuna, gözüne, dizine, boynuna, bebeğinin kundağına, kardeşinin beşiğine ve hastanın yastığına takıyorlar. Sağlıklı olmak için bazı ayetleri okuyup üflüyor yahutta muska yapıp yakasına , boynuna veya ineğinin kulağına takıyorlar. İnsanın insan olduğunu ve değerini ortaya koyan seçme, karar verme, amel etme, anlama ve düşünme

yerine; istihareye yatmak için yararlanılmaya çalışılıyor. Kitaba bir çeşit toto – loto muamelesi yapılıyor. Gayeden sapılmış ve bu manada yoldan çıkılmış olunuyor.

Evet bizimki de eleştiri oldu belki ama gerçek anlamıyla bir olgudan bahsediyorum. Kur’an her şeyiyle ortadayken, koskoca bir İslam medeniyeti yaşanmış olarak önümüzdeyken, yanlış giden şeyleri düzeltmek bizim elimizde. Kur’an’ı anlamak, yaşamak yaratılış gayemiz olmalıdır. Devam edeceğiz inşallah. Selam ve dua ile. 

(UA-BA-S) GAZİ KARS (KHA) - KAFKAS HABER AJANSI

  • Yahoo'da Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Facebook'ta Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
Bu Yazı 67266 Defa Okundu
2016-06-09

SON YAZILARI

Sarıkamış Bir Hüzün Dinler Arası Diyalogun Asıl Hedefi3 Dinler Arsı Diyaloğun Asıl Hedefi 2 Dinler Arası Diyaloğun Asıl Hedefi 1 Yüreklerin Fethi GAYE-İ HALK / YARATILIŞ GAYESİ ALLAH İÇİN FAKİRİ DOYURMAK AHİRETE DÖNÜK YAŞAMAK ( 1 ) TOPLUMSAL İMTİHANIMIZ ENGELLİLER SARIKAMIŞ BİR HÜZÜN

YORUMLAR

Abone Girişi

Yeni Abonelik        Şifre Unuttum ?




















VİDEO HABERLER
Adem Çalkın’ın Selim Kongresi konuşmasının tamamı
Adem Çalkın’ın Selim Kongresi konuşmasının tamamı VİDEO
Anketler
ÇOK OKUNANLAR
Şoförlere bubi tuzağı gibi yol!
Şoförlere bubi tuzağı gibi yol!

Referandum Sonuçları, Kars Referandum Sonuçları, 2010 Referandum Sonuçları, Referandum Oy Sonuçları, Türkiye Referandum Sonuçları, izmir haber, canlı referandum sonuçları

RSS © 2010 KHA | Kafkas Haber Ajansı | Kars Haberleri | Kars Haber kars haberleri kars ajans
KHA Bedir ALTUNOK adına resmi yayın organıdır. Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır