KHA | Kafkas Haber Ajansı | Kars Haberleri | Kars Haber  kars haberleri kars ajans

DİNLER ARASI DİYALOGUN ASIL HEDEFİ3

  İshak İŞÇİ

          ishak_isci@hotmail.com
         DİNLER ARASI DİYALOGUN ASIL HEDEFİ3

Dinler Arası Diyalogun Asıl Hedefi3

Yazımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Halbuki Ku’an-ı Kerim, İslam’ın son din olduğunu, diğer inlerin geçersiz olduğunu, hükümlerinin kaldırıldığını dolayısıyla Müslümanlarca hiç birisinin kabul edilemez olduğunu açıkça belirtmiştir. Kaldı ki bunda şüphe duymak bile kişiyi dinden çıkaracak derecede kuvvetli deliller varken, yukarıdaki iddianın bu manada izahını bile yapmak niyetin saflık değil, bilnçli bir yıkım olduğu açıktır. Ayeti kerimelerin mealleri şöyledir; “bugün dininizi kemale erdirdim, ikmal ettim. Size olan nimetlerimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam’ı seçtim”. (Maide, 3) “Allah indinde hak din ancak İslam’dır”. (Al-i İmran, 19) “kim İslam’dan başka bir din ararsa bilsin ki, bulduğu din asla kabul edilmeyecektir”. (Al-i İmran, 85).

Gün geçtikçe büyüyen, hiçbir ekonomik krizden, siyasi gelişmelerden, askeri darbelerden vs. etkilenmeyen bir örgüt haline gelen Gülen cemaati, eğitimden sağlığa, siyasetten yargıya, ordudan emniyet teşkilatına kadar, Türkiye Cumhuriyeti devletinin hemen her yerine sızmış ve ülke yönetiminde ciddi manada söz sahibi olmayı başarmıştır. Bu cemaate benzerlikleri bakımından dünya üzerinde birkaç örnek vermek mümkündür. 2 Ekim 1928 yılında Madrid’te sıradan bir papaz olan Jose Maria Escriva de Balaguery Albas tarafından kurulan, katolik bir örgüt olan Opus Dei tarikatı, çeşitli ülkelerde faaliyet göstermiş ve yönetim anlamında da önemli kademelere adamlarını yerleştirmişlerdir. 2.8 milyar dolar serveti, 600 medya aracı bulunan bu örgütün; 15 üniversitesi, 97 teknik okulu, 36 ilköğretim okulu bulunmaktadır. Kendisini bizzat Papa’nın emrinde ve onun hizmetinde olarak tanımlamış ve misyonunu uzun yıllar sürdürmüştür. Bir diğeri de Evanjelizm mezhebidir. Yetiştirdiği dini aydın, ve siyasi aktörlerle Amerikan yönetiminde oldukça üst düzey kademelerde etkin rol üstlenmektedirler. Bir başkası da orta çağda kumuş olduğu haşhaşiler tarikatı ile yaşadığı yüzyıla damgasını vuran Hasan Sabbah’tır. Hasan Sabbah kurduğu tarikatın suikaste dayanan askeri taktikleriyle adından çokça söz ettirmiş bir liderdir.

Bu kıyaslamalar birbirinden kopuk, alakasız gibi görünse de kullandıkları yöntemler birbirine oldukça yakındır. Ve hizmet ettiği merci birbirinden farksızdır. Eğitim, medya, ordu, siyaset, yargı ve emniyet altılısını elde eden gücün tamamını elde etmiş olur. Gülen grubu da bu gücü elde edebilme adına gerek Türkiye’de, gerekse tüm dünyada eğitim ve medya yoluyla

yayılmaya ve güçlenmeye devam etmiştir. Bunda ABD ‘nin, Vatikan’ın ve CIA gibi örgütlerin desteği olmuştur. Çünkü büyük planın kusursuz işlemesi için Gülen grubunun desteklenmesi gerekliydi.

Fethullah Gülen iyi bir hatip olduğu için kendi mensuplarını etkilemesi, onların yapacakları hizmetlerle cenneti elde edeceklerini telkin etmesi, kendisinin beklenen mehdi olduğunu söylemesi vs. tıpkı Hasan Sabbah’ın askerlerine vaat ettiği şeylerle birebir örtüşmektedir. İsrail’in Filistinlilere yaptığı zulmü görmezden gelerek, İsrailli çocuklar için dua etmesi, orta doğuda çıkan kargaşadan memnun gibi görünmesi, Türkiye’de neredeyse iç savaşın çıkmasının fitilini ateşlemesi, yeryüzündeki savaşlara sessiz kalması da; evanjelistlerin beklenen mesihin gelmesi için armegedon savaşını başlatması adına tanrıyı bir nevi mecbur bırakmaya çalışmaları inancıyla örtüşmektedir.

Fethullah Gülen, dinlerarası diyalog projesi kapsamında, elindeki medya gücünü de çok iyi kullanarak; Samanyolu televizyonunda yayınlattığı dizilerde, sorgulamayan, tepkisiz, basit kaderci insan tipleri üzerinde duruyor ve yavaş yavaş tektipleştirme yoluna gidiyordu. Hıristiyan batı, yüzyıllardır yok edemediği İslam’ı bu şekilde güdümü altına almaya çalışıyordu. İstedikleri yöne yönlendirebilecekleri, sınırlarını kendilerinin belirlediği yeni bir İslam modeli üzerinde ciddiyetle duruyorlardı. Hoşgörülü, ılımlı, uysal, diğer bir tabirle ligh Müslüman yani ligh İslam modeli çokta işlerine yarayacaktı. Afrika’yı Hıristiyanlaştırmak kolay olmuştu, çünkü onlar yeteri kadar İslam’ı bilmiyorlardı. Ama Türkiye’yi Hıristiyanlaştırmak hiçte öyle kolay görünmüyordu. Yavaş yavaş hafızaları silerek bunu yapmanın yollarını buluyorlardı. Tatlıya tuzluya karışmayacak, haftada bir Cuma namazına gidecek, bir ay ramazanda oruç tutacak, cenazesi camiden kalkacak Müslüman tipleri tam da istedikleri şeydi. Bu çalışma sadece Vatikan değil aynı zamanda ABD’ninde planıydı.

Bir CIA kaynağının “Radyo istasyonlarının yönetimini devralıyor ve din adamlarını destekliyoruz. Propagandaya geri dönüş. Ilımlı Müslümanlar çıkartıyoruz” şeklindeki sözlerine yer verdi. Bu yönde fetvalar veya dini yazılar yayınlamaları için din adamlarına para verildiği de bildirildi.”

Araştırmacı – yazar Serdar Kuru’nun bu konu ile ilgili yorumuna (yorumdan pasajlara) yer verelim: “Bugünlerde elime çok ilginç bir kitap geçti. Kitap, CIA ve FBI üzerine çeşitli kitapların da yazarı olan Ronald Kesslerin ” The CIA at War” çalışması.

Yazar CIA’nin İslamda kesin kurallara ve hiyerarşiye bağlı resmi bir ruhban sınıfı olmadığını analiz ettiğini bunun üzerine çeşitli din adamlarına rüşvet vermek dışında kendi din adamlarını da ortaya çıkarttığını söylemekte. CIA tarafından şekillendirilen bu “din adamı” ajanların kendilerini şeyh, hoca, molla ve dini lider olarak tanıtıp bütün islam aleminde “ılımlı” ve “hoşgörülü” islam modelini vaaz ettiklerini belirtmiş.

Kitapta görüşlerine başvurulan ismi açıklanmayan bir CIA kaynağı teşkilatın şu anda dünya çapında elindeki tüm propaganda tekniklerini kullanarak bu sahte din adamlarını destekledikleri ve kendi “ılımlı müslüman” modellerini kendilerinin çıkarttığını söylemekte. Sonuç olarak özellikle 1980’lerden sonra dünyaya yayılan emperyalizme, kapitalizme ve siyonizme “hoşgörüyle” bakan İslam ve Müslüman versiyonlarının nereden seri üretim yapıldığı hakkında bu kitap oldukça zihin açıcı bir görev yapmakta.”

Bütün bunlar göstermektedir ki Gülen cemaati diyalog iştiyakına iştahla sarılmış ve İslam dini yerine yeni bir din kurucusu olmaya çalışmıştır. Medya organlarındaki isimler bile özenle seçilmiş; Samanyolu, zaman, sızıntı, herkül vs. tamamı belli mesajları içermektedir. Işık evleri, gökyüzü vakfı, feza yayıncılık, yıldız koleji, sema vakfı gibi isimlerle gökyüzüne bakmayı işaret ediyor ve yeni bir dinin gökten kendisine geldiği gibi bir hava estiriyordu.

Bizim bakış açımız çok net olarak dinlerarası diyaloğun bir safsatadan ibaret olduğudur. Konularını bir tarafın belirlediği bir görüşme diyalog değil monolog olur.

(UA-BA-S) GAZİ KARS (KHA) – KAFKAS HABER AJANSI
 

  • Yahoo'da Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Facebook'ta Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
Bu Yazı 22495 Defa Okundu
2016-10-16

SON YAZILARI

Sarıkamış Bir Hüzün Dinler Arası Diyalogun Asıl Hedefi3 Dinler Arsı Diyaloğun Asıl Hedefi 2 Dinler Arası Diyaloğun Asıl Hedefi 1 Yüreklerin Fethi GAYE-İ HALK / YARATILIŞ GAYESİ ALLAH İÇİN FAKİRİ DOYURMAK AHİRETE DÖNÜK YAŞAMAK ( 1 ) TOPLUMSAL İMTİHANIMIZ ENGELLİLER SARIKAMIŞ BİR HÜZÜN

YORUMLAR

Abone Girişi

Yeni Abonelik        Şifre Unuttum ?




















VİDEO HABERLER
Arpaçay’da Feci Kaza: 2 Ölü 4 Yaralı
Arpaçay’da Feci Kaza: 2 Ölü 4 Yaralı
Anketler
ÇOK OKUNANLAR
Arpaçay’da Feci Kaza: 2 Ölü 4 Yaralı
Arpaçay’da Feci Kaza: 2 Ölü 4 Yaralı

Referandum Sonuçları, Kars Referandum Sonuçları, 2010 Referandum Sonuçları, Referandum Oy Sonuçları, Türkiye Referandum Sonuçları, izmir haber, canlı referandum sonuçları

RSS © 2010 KHA | Kafkas Haber Ajansı | Kars Haberleri | Kars Haber kars haberleri kars ajans
KHA Tan Ofset San.Tic.'nin Kurulusudur. Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır