KHA | Kafkas Haber Ajansı | Kars Haberleri | Kars Haber  kars haberleri kars ajans

AL-İ BEYTİN BAŞINA GELEN FECİ AKIBETLERİN HİKMETİ!

  Muhammed Şamil Kakça

          tahkikk@gmail.com
         AL-İ BEYTİN BAŞINA GELEN FECİ AKIBETLERİN HİKMETİ!

 Al-i Beytin Başına Gelen Feci Akıbetlerin Hikmeti!

Kafkas Haber Ajansı ( KHA) Yazarı Muhammed Şamil Kafkasyalı’nın, “Al-i Beytin Başına Gelen Feci Akıbetlerin Hikmeti!” yazısı:

Yazının başlığına bakan bazı kesimler ve ehli beyt sevenler yahu al-i beytin başına gelen bu feci olaylarda ne hikmeti olabilir. Ortada bir zulüm var ki yüz yıllardır yas ve matemini tutuyoruz diyecekler.

Olay ve hadiselere zahiri manada bakıldığı zaman birkaç cihet görülebilir. Ama olay ve hadiselere kader noktasında kaderin sırları perspektifinde bakıldığı zaman zahirde zulüm görünen şeylerin altında nice hakikat ve hikmetler ve rahmetler olduğu görülecektir. Beşerin zulmü olsa da kaderin adaleti olduğu anlaşılacaktır.

İslam tarihinde ehli beytin maruz kaldığı zulüm ve haksızlıklar ve ehli beyt üzerine yapılan münakaşalar işte bu ince sırları görmemekten ileri gelmiştir.

Peygamber Efendimiz (a.s.m)size iki şey bırakıyorum onlara temessül ederseniz necat bulursunuz. Onlar Kuran ve Al-i Beytimdir. Hadisinin zahirine bakan bazı mezhep ve fırkalar bu ve bunun gibi Hz Ali ve Al-i beyti öven hadisleri yorumlarken sanki bütün dünyevi saltanatlar ve makamlar ehli beyt tahsis edilmiş gibi bir mana vermişler.

Hz Ali ve çocuklarının saltanata ve halifeliğe daha layık olduğu davası etrafında şekillenen fırkalar ve mezhepler teşekkül edilmiş. Bu durum İslam’ın içinde tefrika, düşmanlık ve savaşlar netice vermiştir. Bu fikirlerden türeyen mezhepler ile ehlisünnet denilen kesimler arasına binlerce sene sürecek tefrika ve mücadele başlamış ve İslam’a bu şekilde zarar gelmiştir.

Hz Ali(r.a) ve onun soyundan gelen ehli beytin maruz kaldığı elim hadiseleri ve akıbetleri sadece zahiri manada değerlendiren ve bu olaylarda Cenabı Hakkın muradını ve kaderi ilahiyenin hissesini bilmeyenler bu olaylara sadece zulüm ve haksızlık nazarıyla bakmıştır.

Evet, tarih boyunca Al-i  beyt neslinden gelenler İslam’ı müdafaa noktasında bir çok haksızlıklara, zulümlere ve zulümlere maruz kalmışlar. Bu zulümler ve haksızlıklar karşısında Al-i beyti sevenlerin onları halifeliğe ve saltanata ve öteki makamlara her kesten ziyade onları layık görmeleri doğaldır. Bu nurani kesimler o makamlara daha layıktır. Diyebilirler.

Fakat dünyevi makam ve saltanata layık oldukları halde getirilmeyişlerinde veya haklarının ellerinden alınmasının arkasında yatan bazı hakikat ve hikmetler olduğunu da unutmamak gerekir.

Saltanat ve halifeliğin Al-i beyt nesli eliyle devam etmemesi, başlarına elim hadiselerin gelmesi ve Al-i beyt soyundan gelenlerin kurdukları devletlerin çabuk dağılmalarının sebebini Hz Hüseyin’in neslinden gelen Bediüzzaman Hazretleri şöyle mükemmel bir şekilde açıklıyor.

EĞER DENİLSE: “NEDEN HİLÂFET-İ İSLÂMİYE ÂL-İ BEYT-İ NEBEVÎDE DEVAM ETMEDİ? HALBU Kİ EN ZİYADE LÂYIK VE MÜSTEHAK ONLARDI.”

El cevap: Saltanat-ı dünyeviye aldatıcıdır. Âl-i Beyt ise, hakaik-i İslâmiyeyi ve ahkâm-ı Kur’âniyeyi muhafazaya memur idiler. Hilâfet ve saltanata geçen, ya nebî gibi mâsum olmalı veyahut Hulefâ-i Râşidîn ve Ömer ibni Abdülâziz-i Emevî ve Mehdî-i Abbâsî gibi harikulâde bir zühd-ü kalbi olmalı ki, aldanmasın. Hâlbuki Mısır’da Âl-i Beyt namına teşekkül eden devlet-i Fâtımiye hilâfeti ve Afrika’da Muvahhidîn hükûmeti ve İran’da Safevîler devleti gösteriyor ki, saltanat-ı dünyeviye Âl-i Beyte yaramaz; vazife-i asliyesi olan hıfz-ı dini ve hizmet-i İslâmiyeti onlara unutturur. Hâlbuki saltanatı terk ettikleri zaman, parlak ve yüksek bir surette İslâmiyete ve Kur’ân’a hizmet etmişler.

İşte, bak: Hazret-i Hasan’ın neslinden gelen kutuplar, hususan Aktâb-ı Erbaa ve bilhassa Gavs-ı Âzam olan Şeyh Abdül-kadir-i Geylânî ve Hazret-i Hüseyin’in neslinden gelen imamlar, hususan Zeynel-âbidin ve Cafer-i Sadık ki, her biri birer mânevî mehdî hükmüne geçmiş, mânevî zulmü ve zulümatı dağıtıp envâr-ı Kur’â-niyeyi ve hakaik-i imaniyeyi neşretmişler, cedd-i emcedlerinin birer vârisi olduklarını göstermişler.

EĞER DESEN: “HİLÂFET-İ İSLÂMİYE NOKTASINDA İMAM-I ALİ’NİN FEVKALÂDE İKTİDARI, HARİKULÂDE ZEKÂSI VE YÜKSEK LİYAKATİYLE BERABER, SELEFLERİNE NİSBETEN MUVAFFAKİYETSİZLİĞİ NEDENDİR?”

El cevap: O mübarek zat, siyaset ve saltanattan ziyade, daha çok mühim başka vazifelere lâyıktı. Eğer tam muvaffakiyet-i siyasiye ve tamam saltanat olsaydı, Şâh-ı Velâyet ünvan-ı mânidârını bihakkın kazanamayacaktı. Hâlbuki zâhirî ve siyasî hilâfetin pek çok fevkinde mânevî bir saltanat kazandı ve üstad-ı küll hükmüne geçti, hattâ kıyamete kadar saltanat-ı mânevîsi bâki kaldı.

AMMA KADER NOKTA-İ NAZARINDA FECİ ÂKIBETİN HİKMETİ İSE:

Hasan ve Hüseyin ve onların hanedanları ve nesilleri, mânevî bir saltanata namzet idiler. Dünya saltanatı ile mânevî saltanatın cem’i gayet müşküldür. Onun için onları dünyadan küstürdü, dünyanın çirkin yüzünü gösterdi-tâ, kalben dünyaya karşı alâkaları kalmasın. Onların elleri muvakkat ve surî bir saltanattan çekildi; fakat parlak ve daimî bir saltanat-ı mâneviyeye tayin edildiler. Âdi valiler yerine, evliya aktablarına merci oldular.

Bediüzzaman Hazretlerinin dediği gibi; Demek Cenabı hakkın al-i beyt için murat ettiği görev ve vazife ile onları seven kesimlerin muradı bir değildi. Ehli beytin başına gelen hadiselerde o mübarekler zalimler eliyle zulme uğradılar ama kaderin onlara biçtiği rol onları dünyevi saltanatlardan ve kavgalardan uzaklaştırıp dini islama vazife kıldı.

AL-İ BEYTE ZULÜM EDEN KİŞİLERE LANET VE DÜŞMANLIKTA ÖLÇÜ NE OLMALIDIR?

İslam tarihinde yaşanan olayları hadiseleri mücadele ve kavgaları değerlendirirken kader-i İlâhî ve rahmet-i İlâhiye nin payını da düşünerek hareket etmek gerekir. Ehli beytin başına gelen feci akıbetlerin sadece zahirine bakarak hükmetmeme gerekir. Bu olayları her yıl anarken nefrete ve itilaflara ve lanetlere çevirmeden anmak gerekir.

Bu gerçeği Bediüzzaman Hazretleri şöyle izah ediyor.

Madem Ehl-i Beyte zulmedenler şimdi ahirette cezasını öyle bir tarzda görüyorlar ki, bizim onlara hücumla yardımımıza bir ihtiyaç kalmıyor. Ve mazlum Ehl-i Beyt, muvakkat bir azap ve zahmet mukabilinde o derece yüksek bir mükâfat görmüşler ki, aklımız ihata etmiyor. Değil şimdi onlara acımak, belki onları o hadsiz rahmete mazhariyetleri noktasında binler tebrik etmek gerektir ki, birkaç sene zahmetle, milyonlar mertebeler ve baki saadetler ahirette kazandıkları gibi, dünyada da kaldıkları zamanda, ehemmiyetsiz, dünyanın fani saltanatı ve muvakkat hakimiyeti ve karışık siyasetine bedel manevi birer sultan ve hakikat aleminde birer şah, birer manevi padişah makamını kazandılar. Valiler yerine, evliyalar, aktablara kumandan oldular. Kazançları bire bin değil, milyonlardır.

Hem, ölmüş insanları kötülemenin hiç lüzumu yok. Onlar, dar-ı ahirete, cezaya gitmişler. Lüzumsuz, zararlı, onların kusurlarını beyan etmek, emrolunan muhabbet-i Al-i Beytin muktezası değildir ve lazım da değildir diye, Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat, Sahabeler zamanındaki fitnelerden bahis açmayı menetmişler. Çünkü Vakıa-i Cemelde Aşere-i Mübeşşereden Zübeyir ve Talha ve Aişe-i Sıddika (r.a.) bulunmasıyla Ehl-i Sünnet Velcemaat, o harbi, içtihad neticesi deyip, “Hazret-i Ali (r.a.) haklı, öteki taraf haksız; fakat içtihad neticesi olduğu cihetle affedilir.”

Haccac-ı Zalim, Yezid ve Velid gibi heriflere ilm-i kelamın büyük allamesi olan Sadeddin-i Taftazani, “Yezide lanet caizdir” demiş; fakat “Lanet vaciptir” dememiş. “Hayırdır ve sevabı vardır” dememiş. Çünkü, hem Kur’ân ı, hem Peygamberi, hem bütün Sahabelerin kudsi sohbetlerini inkar eden, dinsizler,ahlaksızlar,kafirler,münafıklar ve islam düşmanları hadsizdir. Şimdi onlardan meydanda gezenler çoktur. Şer-an bir adam, ehli beyte zulm eden bu lanetli adamları hatıra getirmeyip lanet etmese, hiçbir zararı yok. Çünkü, zem ve lanet ise, medih ve muhabbet gibi değil; onlar amel-i salihte dahil olamaz. Eğer zararı varsa daha fena... Vesselam.

(BA-BA-S) GAZİ KARS (KHA) – KAFKAS HABER AJANSI

  • Yahoo'da Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Facebook'ta Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
Bu Yazı 6538 Defa Okundu
2015-10-23

SON YAZILARI

16 Nisan Sonrası Yarınlarımız Bugünlerimizden Güzel Olacak Ya Millet Başa Ya Kuzgun Leşe Evet’den Beklentilerim ve Otuz Gerekçem Herkes Ona Düşman Bu Nasıl Bir şehir? Anadolu Halkı Rahatsız NOKTA! Sonsuzluk İçin Yaratılan İnsanın Her Anı Kıymetlidir Biz Başka Milletlere Benzemeyiz! Bakan Arslan’ın İngiliz Armalı Montu ve Düşündürdükleri Yaşam Tarzına Müdahale Kavramı ve Tarihçesi

YORUMLAR

Abone Girişi

Yeni Abonelik        Şifre Unuttum ?




















VİDEO HABERLER
Kars Lojistik Merkezi’nin temeli atıldı
Kars Lojistik Merkezi’nin temeli atıldı
Anketler
ÇOK OKUNANLAR
Kars Lojistik Merkezi’nin temeli atıldı
Kars Lojistik Merkezi’nin temeli atıldı

Referandum Sonuçları, Kars Referandum Sonuçları, 2010 Referandum Sonuçları, Referandum Oy Sonuçları, Türkiye Referandum Sonuçları, izmir haber, canlı referandum sonuçları

RSS © 2010 KHA | Kafkas Haber Ajansı | Kars Haberleri | Kars Haber kars haberleri kars ajans
KHA Tan Ofset San.Tic.'nin Kurulusudur. Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır