KHA | Kafkas Haber Ajansı | Kars Haberleri | Kars Haber  kars haberleri kars ajans

KUR’AN KARDEŞLİĞİ DERNEĞİ’NİN TANITIMI!

  Mustafa ALTUNOK

          maltunok@hotmail.com
         KUR’AN KARDEŞLİĞİ DERNEĞİ’NİN TANITIMI!

 Kur’an Kardeşliği Derneği’nin Tanıtımı!

Kovulmuş Şeytanın Şerrinden Allah(c.c.)’a Sığınırım,

Rahman, Rahim Olan Allah(c.c.)’ın Adıyla;  

Öncelikle; ‘Allah(c.c.)’a hamd olsun, şükürler olsun. O’nun ilâhi hakikatler uğrunda malları ve canlarıyla cihat eden tüm mücâhit kullarına selam olsun!’

Bildiğiniz gibi insan imtihan için yaratılmış ve dünyâ denilen alana yerleştirilmiş bir varlıktır. Şöyle ki kimin daha güzel davranacağının deneneceği bu imtihan gerçektende çok hassas bir boyuta sâhip olup, ciddiye alınması gereken önemli âkıbetlerle sonuçlanacaktır. Şunu söyleyelim ki: ‘Allah(c.c.)’ın yolunda yaşayanlarla yaşamayanların yâni cihat edecek olanlarla etmeyecek olanların birbirinden ayrılacağı böylelikle sabredenlerle sabretmeyenlerin belirleneceği bu imtihan, tek bir ifâdeyle yaratılışımızın ana sebebidir!’ Rabbimiz bir âyetin meâlinde şöyle buyurmaktadır:

 ‘Andolsun ki içinizden cihat edenlerle sabredenleri belirleyinceye kadar ve haberlerinizi açıklayıncaya kadar sizi imtihan edeceğiz!’

Muhammed Sûresi /  31.Âyetin Meâli

Evet! Cihat etmek gerçekten de var oluşumuzun en önemli hikmetlerindendir. Şu ki cihat etmek; ‘Kur’an’la yaşamanın ve yaşatmanın tâ kendisidir!’ Bu yüzdendir ki yeryüzünün her köşesinde cihat etmeye çalışan ve bu uğurda her türlü dünyâlığından geçen milyonlarca yiğit bulunmaktadır. Hatta sırf cihat etmek amacıyla dünyânın farklı bölgelerinde kurulmuş olan onlarca dernek veya benzeri oluşumlar vardır. Kur’an merkezli olduğu müddetçe bu türlü kuruluşların amacı, ilâhi hükümler doğrultusunda hareket ederek vahyin güzelliklerini âleme taşımaktır. Kur’an Kardeşliği Derneği de işte bu anlamda; ‘Erzurum’un Narman İlçesi’nde kurulmuş olan bir cihat hareketidir!’ Sâdece bulunmuş olduğu merkezde değil dünyânın tümünde maddi ve mânevi çalışmalar yapmayı hedefleyen bu oluşumun amacı; ‘Kur’an’la yaşanması, peygamberimizin örnek alınması ve bütün mü’minlerin kardeşçe bir araya gelmesi ki böylelikle dinimizin yeryüzüne hâkim olması, ümmetimizin selâmete ulaşması ve insanlığın adâlete kavuşmasıdır!’

Bir kere şunu iyi bilmeliyiz ki insanlığın düşmüş olduğu tüm sıkıntıların arka planındaki sebepler, işte az önce bahsetmiş olduğumuz konulardaki eksiklerdir. Şöyle ki her türlü fikir, ideoloji ve kitap; ‘Kur’an’daki hakikatlerin önüne geçirilmiş ve insan üretimi olan bâtıl anlayışlar toplumların algı sofrasına sunulmuştur!’ Kur’an böylelikle câmilere, mezarlıklara veya yarışma salonlarına terkedilmiş, sünnet herkesin işine geldiği gibi uyguladığı vahiyden kopuk bir olguya dönüştürülmüş, kardeşlik ise böyle bir durumda yerle bir olmuştur. Çünkü mezhepler, târikatlar ve cemaâtler din yerine konulmuş ve ümmet bin bir parçaya bölünmüştür. Tâbi ki her bir parçasına bir sırtlan musallat olmuştur! Allah(c.c.)’ın izniyle derneğimiz işte tüm bu hurâfe zihniyetlerle mücâdele etmek ve her türlü bölücü anlayışı yıkmak için kurulmuştur. Kur’an’ın hakikatlerini âleme haykırmaya, sünneti gerçek anlamda tanıtmaya ve kardeşliği var gücüyle ilan etmeye çalışacaktır. Ki ilâhi desteğin yardımıyla inşâallah, asla bu yoldan dönmeyecektir!

Evet! Bulunmuş olduğu çizgi doğrultusunda yürümeye ve ilerlemeye çalışacak olan derneğimizin özelliklerinin başında, bir baş kaldırış oluşu gelmektedir. Neye mi başkaldırış? ‘Kur’an’ın okunmamasına, anlaşılmamasına, yaşanmamasına ve tebliğ edilmemesine!’ ‘Vahyin tanıtmış olduğu peygamberin örnek alınmamasına!’ ‘Ümmetin fırkalara ayrılıp bin bir türlü tefrika içinde boğuşmasına!’ Sonuç olarak; ‘Kur’an’ın hükümlerinden kopan bu ümmetin mahvolmasına ve adâletten mahrum kalan insanlığın düştüğü vahim duruma!’

İşte böyle! Kur’an’ın etrafında kardeşler olmaya çalışan bizler, bütün bu konular karşısında âcizane bir başkaldırış içine girdik. Hiç kimseden zerre bir talebimiz yoktur. Kur’an’da bahsedilen peygamberlerin buyurduğu gibi; ‘Allah(c.c.)’a âittir bizim ücretimiz!’ Rabbimiz’in rızâsına tâlip olan biz âcizlerin, başka hiçbir isteği yoktur. Ki bir âyetin meâlinde bu durum şöyle tabelalaştırılmıştır:

 ‘De ki: ‘Rabbi’ne doğru bir yol tutmayı dileyen kimseler olmanızdan başka, ben sizden bir ücret istemiyorum!’

Furkan Sûresi / 57.Âyetin Meâli

Evet! Tek isteğimiz vahyin tanıtmış olduğu doğru yolun benimsenmesidir. Biraz önce dediğimiz gibi; ‘Rabbimiz’in vereceği ücret bize yeter!’ Hele ki rızası; ‘Bin kere yeter!’ Şunu da biliyoruz ki bu gibi çalışmalar her zaman birilerini rahatsız edecektir. Ama ne var ki bir atasözünde belirtildiği gibi; ‘Yarasanın gözü kamaşacak diye, güneş ışığını kesecek değildir!’ Bunun için elbette ki yarasa gibi karanlıktan beslenenler sürekli planlar kuracaktır. Kur’an ise buyuruyor ki, ‘Allah(c.c.) plan kuranların en hâyırlısıdır!’ Bu yüzden bizler ilâhi kudrete sığınmışız. Ki yine bir âyet meâlinde ifâde edildiği gibi; ‘Allah(c.c.) bize yeter. O, ne güzel vekildir!’ Öyle! Ramazan Ayı’nda yâni vahyin indirilmeye başladığı mübârek ayda doğmuş bir çalışma olan bu hareket; ‘Kur’an’ın etrafında toplanıp onunla yaşamak ve yaşatmak niyetiyle derin bir çalışma içerisinde onu anlamaya çalışan birkaç kişinin, bu gayretkâr fiili duâlarına âdeta icabet edilerek verilmiş olan bir cevaptır!’ Gerek başlamış olduğu yıl içinde gerekse takip eden yıllar sürecinde maddi ve mânevi bin bir türlü sıkıntılar altında devam etmeye çalışan bu oluşum, üç yılın sonunda da resmi bir boyuta kavuşturulup dernekleştirilmiştir!

İşte böyle! Hedef, hedefe giden yol ve bu yolda yaşanılacak olanlar bellidir. Fakat isterseniz konuyu daha da açığa çıkarabilmek için öncelikle geçmişten bugüne uzanan süreci inceleyip; ‘Kur’an’sızlığın ve kardeşsizliğin ümmete ödettirdiği ağır bedeli derinlemesine analiz etmeye çalışalım!’ Ki bu durumu şu maddeler ölçüsünde ele alalım:

Birincisi; ‘Kur’an bir hayat kitabı olmasına rağmen bâzılarının yıllar önce başlattığı çalışmalardan dolayı tamamiyle hayattan dışlanılmış durumdadır. Öyle ki ona abdestsiz dokunulmaz veya onu sâdece âlimler anlar gibi iddiâlarla bu ümmet resmen vahiyden uzak tutulmuştur. Kur’an duvarlarda süs diye bekletilen, okunacağı zaman sâdece indirildiği dilde okunan ve hiçbir kelimesinden zerre kadar bir şey anlaşılmayan bir kitap haline dönüştürülmeye çalışılmıştır. Böylelikle müslümanlar için bu yüce kitap, sâdece formalite olarak imân edilen bir olgu gibi algılanmaya başlanmıştır. Şu ki yaşamak boyutu tamamiyle unutulmuştur. Kısacası asıl indirildiği amaç bırakılmış ve yüzlerce alan oluşturulup yoğunlaşılmıştır. Örneğin dirilere indirildiği halde sâdece ölülere okunan bir kitap anlayışı oluşmuştur. Ya da öğüt almak için lûtfedilmesine rağmen yalnızca makamla okunan bir metin! Tâbi ki sonuçların boyutu bu sınırda da kalmamıştır. Mesela birilerinin ölmüşleri için okunup para kazanılan bir kitap kısmına da uyarlanmaya gayret edilmiştir. Hatta daha da ötesi büyücülerin elinde dolanan bir sihir kitabına düşürülmeye de! Kısacası bu yüce kitap hakkında yapılmayan yanlış neredeyse kalmamıştır. Tâbi bunlar olurken meydan da münâfıklara kalmıştır. Şöyle ki tüm işlerini bırakıp vahiyden boşalan yeri doldurmak için gece gündüz hurâfe üretmişlerdir. Ortalık resmen yalan meydanına dönmüştür. Ama ne var ki tüm bunlar olurken her zaman olduğu gibi birkaç samimi yiğidin hâricinde hiç kimse ses çıkarmamıştır. Öyle ya! Bu durum halkın bayağı işine gelmiştir. Çünkü onların dilediği de zâten yaşamak istemedikleri bir dindir! Yâni arzuladıkları özde değil, sâdece sözde olacak bir anlayıştır. Ki heveslendikleri gibi de olmuştur! Öyle ki resmen yeni bir din anlayışı ortaya çıkmıştır. Fakat bu yeni din anlayışının çok önemli bir yönü vardır ki o da şudur: ‘Kur’an’ın bildirdikleriyle zerre kadar alâkası yoktur!’ Zâten vahye başlatılan bu engelleyici çalışmalar sâdece belli alanlarda değil, aklınıza gelebilecek her türlü alanda yapılmıştır. Fakat ne var ki vahiyden kopulduğu için ortaya çıkan bu yeni din, hiç kimse için çekici gelmemiştir. Özellikle gençler için resmen bir alay konusuna dönüşmüştür. O yüzden de mescitleri sâdece yaşlılar doldurmuştur. Onların da bâzısı sırf her yerden kovuldukları için mesken etmiştirler mescidi! Yine namazını kılanların yüzde doksanı fakirler olmuştur. Ki kılanların birçoğu da zenginleşince terk etmiştir! Bu kadar güzel ve çekici din insanların kaçtığı bir boyuta düşürülmüştür. Tâbi ki durum bununla da kalmamıştır. Bu kez de nemalanmak isteyen münâfıklar iyice artmıştır. Bu şerefli dinin içinde herkes kendince bir alan oluşturup oradan palazlanmaya gayret etmiştir. Kur’an’dan kopuk bir sünnet alanı gibi! Hatta bunun için hocalarını peygamber seviyesine çıkaranlar veya peygamberlerini ilah olarak görenler gibi akıl almaz sınırsızlıklar yaşanılmaya başlanmıştır. Hatta öyle ki bu gibilere kim meydan okuyup yanlışlarını söyleyecek olsa, o da hemen mezhepsiz gibi damgalar yemiştir. Halk ise her zaman ki gibi câhilce hareket edip tüm bu olaylara kör kesilmiştir. Peki, sonuçta ne olmuştur? Söyleyeyim; ‘Olan bu ümmetin mazlumlarına olmuştur!’ Bir kere ortaya vahiyden uzak bir ümmet çıkmıştır. Daha sonra bin bir parçaya bölündüğü için her bir parçasına bir zâlim göz dikmiştir. Zulüm başını alıp yürümüştür. Kısacası ümmetin hâli perişan olmuştur! Kur’an Kardeşliği Derneği, işte tüm konulardan dolayı var gücüyle cihat edecek bir çalışmadır. Amacı; ‘Kur’an’dan uzak kalındığı için oluşmuş olan tüm hurâfeleri yerle bir edip yeniden vahyin yaşandığı günlere dönülmesi için gayret sarf etmektir!’

İkincisi; ‘Kur’an’dan kopulduğu için doğal olarak rehberliğinden de uzaklaşılmıştır. Bunun için de tüm konular vahyin olmadığı bir açıdan bakılıp anlaşılmaya çalışılmıştır. İşte bu konuların en önemlilerinden biri; ‘Peygamber konusudur!’ Evet! Vahiyden kopulduğu için oluşan hurâfeler, kısa süre içinde bu önemli konuyu da sarmıştır. Efendimiz(s.a.v.) vahiy aracılığıyla her şekilde tanıtılırken, bu kez uydurma rivâyetlerin öne sürdüğü bir peygamber algısı oluşmuştur. Öyle ki âyetlerde defalarca beşeri özelliklerinden bahsedilmesine rağmen, resmen ilahlaştırılmak için uğraşılmıştır. ‘İsa(a.s.)’ı uçurup kaçırdıkları gibi sizde beni uçurup kaçırmayın’ dediği rivâyet edilen bir peygamberin ümmeti, tam da bu mübârek sözün zıddına davranmıştır. Ki o kadar hat safhaya getirilmiştir ki, müslümanların zihninde resmen beşerlikten çıkarılıp bambaşka bir varlığa dönüştürülmüştür. Bu kez ortaya örnek alınan değil, sâdece övülen bir peygamber algısı çıkarılmıştır. Bütün âlemin yüzü suyu hürmetine yaratıldığı ve bizlerin asla onun gibi olamayacağı bir peygamber! Bununla da kalmayıp hâbire uydurma hadisler dillendirilip, vahyin bildirdiklerinin tersini söyleyen bir alan oluşturmaya çalışılmıştır. ‘O asla kendi hevâsından konuşmaz’ hakikatini açıkça ortaya koyan âyetler olmasına rağmen, böyle bir gerçekle tamamiyle çakışan yüzlerce uydurma hadis dillerde dolaştırılmıştır. Sünnet dediğimiz o değerli olgu, bütünüyle vahiyle ayırılmaya çalışılmıştır. Ve bu süreç daha da ileri gidip birilerinin rûyasında peygamberimizden bâzı emirler aldığını bile iddiâ etmesine kadar sürmüştür. Tâbi ki biraz önce dediğimiz gibi burada da nice nemalanlar ortaya çıkmıştır. Ama ne var ki halkımız her zaman ki gibi tüm bu yalanlara inanmıştır. Ya da inanmak istemiştir! Sonuç olarak bir önceki maddede belirttiğimiz gibi, olan ümmetin gariplerine olmuştur. Kur’an Kardeşliği Derneği, işte tüm bu mevzûlardan dolayı da canı pahasına cihat edecek olan bir oluşumdur. Amacı; ‘Yanlış bir peygamber anlayışını yıkıp yeniden peygamberimizin örnek alındığı günlere dönülmesi için çaba sarf etmektir!’

Üçüncüsü; ‘Kur’an’ın doğru yolun rehberi ve peygamberin ise örnekliği olduğu anlayışından kopulunca, doğal olarak vahdet bilinci yok olup kardeşlik anlayışı arkaya atıldı. Öyle ki ana etapta tek rehber ve tek ve örneklik anlayışı kaybolunca, o zaman tek ümmet algısı da sona erdi. Şu ki ırk, mezhep, târikat ve cemaât gibi her alanda vahim boyutta bir bölünüp parçalanma başladı. Bu bölünme öyle hat safhalara ulaştı ki, bölünen parçaların bâzıları birbirine düşman bile oldu. Hatta daha da ötesi o bâzıları kendi parçasını başlı başına bir ümmet olarak görmeye başladı. Ki doğal olarak kendi liderini ise peygamber yerine koymak gibi bir hastalığın içine düştü. Şöyle ki peygamberin bile kusurundan bahseden vahyin varlığına rağmen, bu gibi kişiler kendi liderlerini kusursuz bir insan olarak görür oldular. Hatta bâzıları ise onların gaybi bilgileri dâhi bildiğini iddiâ edip, üstelik her an kendilerini gözettiğini bile söyleyebildiler. ‘Ne derse doğrudur’ sloganıyla liderlerine yaklaşan bu anlayış sâhipleri, bu davranışlarıyla resmen vahye iftira atmış oldular. Tâbi bu arada liderlerinin yazmış olduğu kitapları da, vahyin yerine koydular. Kur’an okumayı terk edip gece gündüz âlimlerinin kitaplarını okudular. Kur’an’a gelince anlaşılmaz olduğunu söyleyip, kendi kitaplarını ise çocuklara bile okuttular. Peki, ne oldu? Bir kez daha vurgulayalım ki, olan ümmetin kimsesiz bırakılmışlarına oldu! Her bir parçasını bir kâfir gasp edip zulmetti. Feryatlar göğe ulaştı. Ama ne var ki ümmet bu sesi hiçbir zaman ciddi bir şekilde duymadı. Herkes kendi işine baktı. Bin bir türlü sıkıntı içinde kalan kardeşlerimiz, yalnız bırakıldı! Kur’an Kardeşliği Derneği, önceki konularda belirttiğimiz maddelerin yanı sıra bu hususlardan dolayı da son nefesine kadar cihat edecek bir kuruluştur. Amacı; ‘Tüm bölünmeleri birleştirip yeniden o vahdet bilinciyle kardeşliğin yaşandığı günlere dönülmesi için emek sarf etmektir!’

Evet! Kur’an Kardeşliği Derneği bir uyanış, bir diriliş ve bir kalkıştır. Şöyle ki; ‘Şu bâtıl, şu hurâfe ve şu gaflet tûfanında yapılmış olan bir gemidir!’ Ki aynı zamanda; ‘Şu inkâr, şu isyan ve şu tuğyan denizinde yol açmak için vurulacak olan bir âsadır!’ Öyle ya! Ne tûfan tarihte kalmıştır, ne de gemi! Yine ne deniz sâdece o çağa hapsolmuştur, ne de âsa! Şöyle ki; ‘Hz. Nûh(a.s.)’un gemisi, her devirde olduğu gibi bu devirde de olacaktır!’ Yine; ‘Hz. Mûsa(a.s.)’nın âsası da!’ Öyle değil mi? Hz.Nûh(a.s.) gibi olmaya çalışanlara elbette ki gemi yaptırılacaktır. Hz.Mûsa(a.s.) gibi olmaya çalışanlara ise muhakkak ki âsa verilecektir. O halde bizler örneğin; ‘Hz.Mûsa(a.s.) gibi olmak istiyorsak, o zaman karşımıza çıkacak olan denizlere değil elimizde bir âsanın olup olmadığına bakmalıyız!’ Yoksa gerisi sorun bile değildir. Hz.Mûsa(a.s.) olabilmişsek eğer; ‘Firâvun’un en beteri bile ordusuyla gelse, basittir. Veya münafık tipli kavimler her an etrâfımızı sarsa, hiçtir. Ya da denizlerin tümü karşımıza çıksa, önemsizdir!’ Çünkü şu ki; ‘Allah(c.c.) bizimle berâberdir!’ Efendimiz(s.a.v.) rivâyetlere göre bir hadisin meâlinde şöyle buyurmuştur:

 ‘Mallarınızla, canlarınızla ve dillerinizle müşriklere karşı cihat ediniz!’

Hz.Muhammed(s.a.v.)

 (Ebû Dâvud)

İşte böyle! Biz âcizler bu yoldaki safımızı alıp görevimizi yerine getirmek için, âcizane bir cihat hareketi başlatmaya çalıştık. Şöyle ki; ‘Ümmetin düştüğü durumu açıkça haykırarak bu anlamda ıslah üzerine çalışmalar yapmayı hedef edindik!’ Dileriz hedefimize ulaşırız. Ki biliyoruz ki ancak samimi olanlar, hedefine ulaşacak olanlardır. Rabbimiz bir âyetin meâlinde buyuruyor ki;

 ‘Eğer hakikaten inanıyorsanız, muhakkak ki üstün gelecek olan sizlersiniz!’

Âl-i İmran Sûresi / 139.Âyetin Meâli 

Demek ki bizler zorluklara falan değil, gerçekten de imân edip etmediğimize ve tüm bu çalışmaları samimi amaçlarla yapıp yapmadığımıza bakmalıyız. Yâni öz eleştiri ile yürümeli ve öz eleştiri yapabilmeyi bir erdem anlamında şiâr edinmeliyiz. Rabbimiz bu cihat hareketini, samimi bir şekilde başlatılan hareketlerden etsin. Rabbimiz bu cihat yürüyüşünü, kıyamete kadar aynı çizgide devam edecek olan yürüyüşlerden etsin. Rabbimiz bu cihat çalışmasını, râzı olduğu çalışmalardan etsin!                                                               

Allah(c.c.) kabul etsin inşâallah!

Rabbimiz, Kur’an’ı okuyan, anlayan, yaşayan ve tebliğ eden kullarından etsin.

Rabbimiz, Efendimiz(s.a.v.)’i örnek alan kullarından etsin.

Rabbimiz, Ümmet-i Muhammed’in her bir mensubuyla kardeş olan kullarından etsin.

Rabbimiz’in selâmı hepimizin üzerine olsun!

(Âmin!)

  • Yahoo'da Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Facebook'ta Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
Bu Yazı 17661 Defa Okundu
2013-12-26

SON YAZILARI

Kur’an’ı Okuyarak Değil, Yaşayarak Hatmedenler Cennet’e Girer! Hüdhüd Kuşu’nun Süleyman(a.s.)’a Öğüdü! Yurdunuzda Üç Gün Daha Yaşayın! Para İle İmanın Kimde Olduğu Belli Olur! Kur’an Kardeşliği Derneği’nin Tanıtımı! Allah (c.c.)’a İtaât Etmek Kur’an’a Uymaktan Geçer! Haksıza Hakkı, Haklıya Sabrı Tavsiye Etmek! Bir Ümmet Kitabına Bu Ancak Kadar Yabancı Olur! Kur’an’ı Anlamaya Çalışmamak Allah(c.c.)’a Hakarettir! Cennet’i Vatan Bilene Dünyâ Gurbet Olur!

YORUMLAR

Abone Girişi

Yeni Abonelik        Şifre Unuttum ?




















VİDEO HABERLER
Metin Durmuş’dan Hükümete Acil Çağrı
Metin Durmuş’dan Hükümete Acil Çağrı
Anketler
ÇOK OKUNANLAR
Metin Durmuş’dan Hükümete Acil Çağrı
Metin Durmuş’dan Hükümete Acil Çağrı

Referandum Sonuçları, Kars Referandum Sonuçları, 2010 Referandum Sonuçları, Referandum Oy Sonuçları, Türkiye Referandum Sonuçları, izmir haber, canlı referandum sonuçları

RSS © 2010 KHA | Kafkas Haber Ajansı | Kars Haberleri | Kars Haber kars haberleri kars ajans
KHA Tan Ofset San.Tic.'nin Kurulusudur. Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır