KHA | Kafkas Haber Ajansı | Kars Haberleri | Kars Haber  kars haberleri kars ajans

REKTÖRLÜK SEÇİMİ VE YARATILMASI GEREKEN ALGIYA DUYULAN İHTİYAÇ

  Prof. Dr. Ali Osman ENGİN

          aosmanengin@gmail.com
         REKTÖRLÜK SEÇİMİ VE YARATILMASI GEREKEN ALGIYA DUYULAN İHTİYAÇ

Rektörlük Seçimi ve Yaratılması Gereken Algıya Duyulan İhtiyaç

Ülkemiz genelinde bazı üniversitelerimizde gerçekleştirilen rektörlük seçimleri nihayet sonuçlandı ve sayın Cumhurbaşkanımız tarafından gerekli atamalar yapıldı. Öncelikle görev verilen ve görevlerini tazeleyen üniversite rektörlerimizi kutluyor, İnşallah başarılı ve hukuk devletinin üniversiteleri olunması ve beklenen hizmetlerin verilmesi yolunda gereken çalışmaları muhakkak yapacaklarına inanıyor ve bekliyoruz. Rabbim utandırmasın, hayırlı ve uğurlu olsun.

Şüphesiz üniversitelerimizde bir açıdan temayül yoklamaları yapılırken, ki buna rektörlük seçimi diyoruz, öğretim üyelerimiz tercihlerini özgür iradeleriyle yapmışlar, kimileri kimilerine demokratik temayül ve geleneklerimiz çerçevesinde muhalefet olmuşlardır. Zaten, temayül yoklamalarının geçerli olabilmesi için en az bir oy almış altı adayın yarışması gerekir. Demokrasi gereği herkes kendi tercihlerini yönlendirdikleri adaylarını övmüşler ve diğerlerinden daha çok hizmet üreteceklerini savunmuşlardır. Bunları yaparken, eleştirel yaklaşımlar ve sorgulayıcı üsluplar da kullanılmış olabilir. Hatta süreç devam ederken adayların ve taraftarlarının ince veya kaba mizah  türünde söylemleri de olmuş olabilir. Muhtemelen bu tür söylemler adaylara ve kadere pay edildiği zaman, herkesin üzerine düşen payları arasında bir eşitlik olacağından, fazla önemsenmemelidir.   Bütün bunlar elbette ki demokrasi gereğidir ve hukuk devleti olmanın vazgeçilmezleridir. Eğer rektörlük seçimlerinin muhalefetleri ve birbirlerinin rekabet eden rakipleri olmasaydı, şu an itibariyle atanmışlar da olmayacaktı. Çünkü muhalefetler iktidarları var eden paydaşlardır. Bu seçimler sonuçlanana kadar bir yarış ve ipi göğüsleme mücadelesi olarak süreç boyunca biraz da ayrıştırıcı ve gruplaştırıcı yönelimler yaşanmış olsa da, seçimlerin sonuçlanıp rektörlerin belirlenmesinden sonra ise, bütün akademisyenleri ve diğer çalışanları ve öğrencileri de kapsayacak şekilde birlik ve beraberliği, samimiyet ve dayanışmayı sonuç olarak öne çıkarmalıdır. Çünkü seçilen ve atanan rektörlerimiz, sadece kendilerinden yana tavır koyan akademisyenler düşünülerek atanmamışlar ve gerçekte herkesin rektörleri olarak atanmışlardır. Sayın rektörlerimizin de mutlaka bu anlayış içerisinde olacakları, herkesin rektörleri olarak ister kendilerine oy versin, isterse vermemiş olsun, bütün üniversite çalışanlarını eşitlik, hak ve adalet ölçülerinde  gözetip kollayacakları, çalışanlar ve daha çok üretenler ister muhalefet, ister tabiri caiz ise iktidar olsun, önemseyecekleri, görev dağılımlarında profesyonel uzmanlık alanlarını dikkate alacakları, akademik unvanlar arasındaki hiyerarşik yapıyı önemseyecekleri, üniversitelerimizde idari makamlara atamalar yapılırken önce kendi üniversitelerinden başlanmasının daha yararlı ve birleştirici olacağı yönünde adımlar atmaları beklenmelidir.

Öğretim üyeleri hiçbir zaman kendilerinin dışlandığı, değer verilmediği, ötekileştirildiği algısına düşmemelidirler. Bazı akademisyenlerimizin, kendilerini seçimin havasına fazla kaptırıp başkalarına karşı kırıcı ve dökücü olmamaları gerekir.  Sayın rektörlerimizin ve yönetimlerinin hangi taraftan olursa olsun, her dönemde yaşanmış olduğu gibi, kişisel problem ve yaşantılardan kaynaklanan aşağılayıcı ve değersizleştirici bilgi akışlarını test etmeden tepkide bulunmamaları beklenir. Mesnetsiz kasıtlı olan bilgi akışını yapanların da bu tutum ve davranışlarının yanlış olduğu ve bir daha yapmamaları gereğini kavramaları yerinde olacaktır. Kısacası doğru ve objektif bilgi aktarımları dikkate alınmalı, bu durumun aksine manipülatif ve getirenin kendi dünyasından kaynaklanan kirli bilgi aktarımlarına fırsat verilmemelidir. Üniversitelerimizde görev yapan herkes üniversitesine aidiyet duygusunu geliştirmeli ve dayanışma kültürüne katkı sağlamalıdır. Bunun için gereken tedbirler zaman geçirilmeden alınmalıdır. Belki de sayın rektörlerimizin kendilerine muhalefet olan aday ve oy verenleri de ötelemeden rol paylaşımında dikkate alarak yeniden ihya edilecek birlik, beraberlik ve dayanışma kültürünü canlandırmaları çok yerinde olacaktır. İşte o zaman kazanan üniversitelerimiz ve üniversite çalışanlarımızla beraber ülkemiz ve milletimiz olacaktır.

Esasında çok değerli üniversite rektörlerimize Şeyh Edebalinin Osmangazi’ye nasihatini hatırlatmakta yarar olacaktır.

Selam ve sevgilerimle.

“Ey Oğul!

Beysin! Bundan sonra öfke bize; uysallık sana... Güceniklik bize; gönül almak sana.. Suçlamak bize; katlanmak sana.. Acizlik bize, yanılgı bize; hoş görmek sana.. Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adalet sana.. Kötü göz, şom ağız, haksız yorum bize; bağışlama sana... Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana.. Üşengeçlik bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana..

Ey Oğul!

Yükün ağır, işin çetin, gücün kıla bağlı, Allah Teala yardımcın olsun. Beyliğini mübarek kılsın. Hak yoluna yararlı etsin. Işığını parıldatsın. Uzaklara iletsin. Sana yükünü taşıyacak güç, ayağını sürçtürmeyecek akıl ve kalp versin. Sen ve arkadaşlarınız kılıçla, bizim gibi dervişler de düşünce, fikir ve dualarla bize va’dedilenin önünü açmalıyız. Tıkanıklığı temizlemeliyiz.

Oğul!

Güçlü, kuvvetli, akıllı ve kelamlısın. Ama bunları nerede ve nasıl kullanacağını bilmezsen sabah rüzgarlarında savrulur gidersin.. Öfken ve nefsin bir olup aklını mağlup eder. Bunun için daima sabırlı, sebatkar ve iradene sahip olasın!.. Sabır çok önemlidir. Bir bey sabretmesini bilmelidir. Vaktinden önce çiçek açmaz. Ham armut yenmez; yense bile bağrında kalır. Bilgisiz kılıç da tıpkı ham armut gibidir. Milletin, kendi irfanın içinde yaşasın. Ona sırt çevirme. Her zaman duy varlığını. Toplumu yöneten de, diri tutan da bu irfandır.

İnsanlar vardır, şafak vaktinde doğar, akşam ezanında ölürler. Dünya, senin gözlerinin gördüğü gibi büyük değildir. Bütün fethedilmemiş gizlilikler, bilinmeyenler, ancak senin fazilet ve adaletinle gün ışığına çıkacaktır. Ananı ve atanı say! Bil ki bereket, büyüklerle beraberdir. Bu dünyada inancını kaybedersen, yeşilken çorak olur, çöllere dönersin. Açık sözlü ol! Her sözü üstüne alma! Gördün, söyleme; bildin deme! Sevildiğin yere sık gidip gelme; muhabbet ve itibarın zedelenir...

Şu üç kişiye; yani cahiller arasındaki alime, zengin iken fakir düşene ve hatırlı iken, itibarını kaybedene acı! Unutma ki, yüksekte yer tutanlar, aşağıdakiler kadar emniyette değildir.

Haklı olduğun mücadeleden korkma! Bilesin ki atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli (korkusuz, pervasız, kahraman, gözüpek) derler.

En büyük zafer nefsini tanımaktır. Düşman, insanın kendisidir. Dost ise, nefsi tanıyanın kendisidir. Ülke, idare edenin, oğulları ve kardeşleriyle bölüştüğü ortak malı değildir. Ülke sadece idare edene aittir. Ölünce, yerine kim geçerse, ülkenin idaresi onun olur. Vaktiyle yanılan atalarımız, sağlıklarında devletlerini oğulları ve kardeşleri arasında bölüştüler. Bunun içindir ki, yaşayamadılar.. (Bu nasihat Osmanlı’yı 600 sene yaşatmıştır.) İnsan bir kere oturdu mu, yerinden kolay kolay kalkmaz. Kişi kıpırdamayınca uyuşur. Uyuşunca laflamaya başlar. Laf dedikoduya dönüşür. Dedikodu başlayınca da gayri iflah etmez. Dost, düşman olur; düşman, canavar kesilir!..

Kişinin gücü, günün birinde tükenir, ama bilgi yaşar. Bilginin ışığı, kapalı gözlerden bile içeri sızar, aydınlığa kavuşturur. Hayvan ölür, semeri kalır; insan ölür eseri kalır. Gidenin değil, bırakmayanın ardından ağlamalı... Bırakanın da bıraktığı yerden devam etmeli. Savaşı sevmem. Kan akıtmaktan hoşlanmam. Yine de, bilirim ki, kılıç kalkıp inmelidir. Fakat bu kalkıp-iniş yaşatmak için olmalıdır. Hele kişinin kişiye kılıç indirmesi bir cinayettir. Bey memleketten öte değildir. Bir savaş, yalnızca bey için yapılmaz. Durmaya, dinlenmeye hakkımız yok. Çünkü, zaman yok, süre az!..

Yalnızlık korkanadır. Toprağın ekim zamanını bilen çiftçi, başkasına danışmaz. Yalnız başına kalsa da! Yeter ki, toprağın tavda olduğunu bilebilsin. Sevgi davanın esası olmalıdır. Sevmek ise, sessizliktedir. Bağırarak sevilmez. Görünerek de sevilmez!.. Geçmişini bilmeyen, geleceğini de bilemez.

Osman! Geçmişini iyi bil ki, geleceğe sağlam basasın.

Nereden geldiğini unutma ki, nereye gideceğini unutmayasın...”

  • Yahoo'da Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Facebook'ta Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
Bu Yazı 2759 Defa Okundu
2014-11-20

SON YAZILARI

Neye Evet Neye Hayır!.. Anayasa ve Hükümet Sistemi Referandumunda evetle hayır yer değiştirirse! Anayasa Referandumu ve Türk Eğitim Sen Genel Başkanının Sözleri Rus Büyükelçisine Yapılan Menfur Saldırının… Neler Yapmalı… Hain ve kalleş terör saldırılarının acısını içimize gömerken Halep’te yakılan ateşin közü yüreğimizi dağladı!.. Açık terör sisteminin hedef odaklı girdileri!.. Harakani Sofrasında Herkesin Yerini Almasını Sağlamamız Gerekiyor Darbe Sonrasının Artçı Dalgalar Rüzgâr Ekenlerin Biçtiği Fırtınaların Bırakıldığı Gebeliklerin Doğum Sancıları!..

YORUMLAR

Abone Girişi

Yeni Abonelik        Şifre Unuttum ?




















VİDEO HABERLER
Kars Lojistik Merkezi’nin temeli atıldı
Kars Lojistik Merkezi’nin temeli atıldı
Anketler
ÇOK OKUNANLAR
Kars Lojistik Merkezi’nin temeli atıldı
Kars Lojistik Merkezi’nin temeli atıldı

Referandum Sonuçları, Kars Referandum Sonuçları, 2010 Referandum Sonuçları, Referandum Oy Sonuçları, Türkiye Referandum Sonuçları, izmir haber, canlı referandum sonuçları

RSS © 2010 KHA | Kafkas Haber Ajansı | Kars Haberleri | Kars Haber kars haberleri kars ajans
KHA Tan Ofset San.Tic.'nin Kurulusudur. Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır