KHA | Kafkas Haber Ajansı | Kars Haberleri | Kars Haber  kars haberleri kars ajans

CHARLIE HEBDO’DAN SONRA OLMASI BEKLENENLER

  Prof. Dr. Ali Osman ENGİN

          aosmanengin@gmail.com
         CHARLIE HEBDO’DAN SONRA OLMASI BEKLENENLER

 Charlıe Hebdo’dan Sonra Olması Beklenenler

Kafkas Haber Ajansı (KHA) Yazarı Doç. Dr. Ali Osman Engin’in, “Charlıe Hebdo’dan Sonra Olması Beklenenler” yazısı:

Charlie Hebdo saldırısını değerlendirirken, bu saldırının ip uçlarının geçmişe ve yansımalarının ise geleceğe dönük olduğunu ifade etmeye çalışmıştım. İşte o yansımaların yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladığını görüyoruz ve daha fazlasıyla yüzleşeceğimizi anlamak zorundayız. Şu an dünyamızda ve özellikle etrafımızda yaşanan global veya yerel sanılan toplumsal olayların tamamı medeniyetler, kültür ve değerler savaşlarıdır. Bu savaş geçmişte vardı, bugünde var ve yarında var olacaktır. Değişen sadece koşullar, malzemeler ve yürütme biçimleridir. Gerçekten de birisinin veya birilerinin, başkasını veya başkalarını her türlü vahşet uygulamalarıyla yok etme çabasının arka plânında muhakkak bu değerlerin olması kaçınılmazıdır. Geçmişte  yaşanmış tarihsel olayların hiçbirisi hoşça vakit geçirip eğlenmek için gerçekleştirilmemiştir. Sebeplerin hemen hemen tamamı adanılmış ve kutsallaştırılmış değerlerdir. İsrail’in katliam boyutlarını aşan saldırganlık stratejilerini besleyen ana kaynak ta burasıdır. Filistinlilerin yılmayan savunma stratejilerinin devamı da buna bağlıdır. Çanakkale’de de, Sarıkamış tada bu ruhun varlığı aşikârdır.

“Harvard Üniversitesi’nde görev yapan siyasal bilimler profesörü Samuel Huntington, 1993 yılında Foreign Affairs dergisinde yayınlanan ‘medeniyetlerin çatışması’ konulu makalesinin gördüğü yoğun ilgi üzerine bu çalışmasını genişleterek 1996 yılında ‘Medeniyetlerin Çatışması ve Dünya Düzeninin Yeniden Yapılması’ adıyla kitaplaştırdı. 11 Eylül (2001) saldırılarının ardından tekrar ilgi odağı olan kitap, pek çok sosyal bilimci tarafından yeniden ve daha dikkatlice okunmaya başlandı. Huntington, ‘medeniyetler çatışması’ kavramı ile, önümüzdeki dönemde uluslararası ittifakların kurulmasında medeniyetlerin belirleyici olacağı ve dolayısıyla olası çatışmaların farklı medeniyetler arasında gerçekleşeceğini ifade ediyor. Huntington’ın kitabının ilk bölümünde yer verdiği üç haritanın kitapta ifade edilen düşüncelerin bir ilüstrasyonuna karşılık geldiğini söylemek ve 21. yüzyılda uluslararası politik alanda neden kimlik ve medeniyet unsurlarının öne çıkacağı argümanını bu haritalar arasındaki geçişlerle izah etmek mümkün. 1920’li yıllara ait olan ilk harita, Batı tarafından kolonileştirilen dünyayı resmediyor. Dünyayı ‘Batı tarafından yönetilenler’ ve ‘Batıdan bağımsız olanlar’ şeklinde ikiye ayıran bu harita, 20’lerde Batının dünyaya ne denli hakim olduğunu gösterdiği kadar, dönemin global politik ekonomisini şekillendiren öğenin kolonileşme olduğunu da açıkça ortaya koyuyor. Zira Avrupa

kolonileri 1800 yılında dünya yüzölçümünün %35’ini, 1878 yılında %67’sini, 1914’de ise %84’ünü kontrol ediyordu (www.derinsular.com).

Huntington’ın yer verdiği ikinci harita ise 1960’lı yıllara ait. Soğuk Savaş döneminde ABD ile Sovyetler Birliği etrafında kümelenen ülkelerin oluşturduğu iki kutuplu dünyayı resmeden ikinci

harita, tamamen politik ve ekonomik ideoloji bazında bir gruplaşmaya dayanan ve bu nedenle de birinciden çok daha farklı olan bir yapılanmayı gözler önüne seriyor. Komünist blokun 1989 yılında çözülmesiyle birlikte Soğuk Savaş döneminin sona ermiş olması, Samuel Huntington’ın 1990’ları resmeden üçüncü haritasını sonuç veriyor ki, bu noktada zaten söz konusu haritanın ortaya çıkardığı tablonun aynı zamanda Huntington’ın makale ve kitabının yazılma nedenine karşılık geliyor. Zira Huntington, 1990’lı yıllardan itibaren uluslararası ittifak ya da ihtilaflarda belirleyici olan unsurun politik ya da ekonomik ideolojiler değil, medeniyetler olmaya başladığını ve 21. yüzyılda da bu trendin devam edeceğini ifade ediyor; ve bunun ne anlama geldiğini açıklayabilme adına da, dünyanın farklı yerlerinde yaşanan çeşitli olayları örnek veriyor. Huntington’ın tezini en iyi şekilde açıklayan örneğin, Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından çözülen Yugoslavya olduğu söylenebilir. Zira Yugoslavya’da yeni sınırların farklı inançlara mensup olan Sırp, Hırvat ve Boşnaklar arasındaki savaşlardan sonra çizilmiş olması, söz konusu savaşlar esnasında Batı’nın Bosna’ya yardım etme konusunda isteksiz davranması ya da Sırp vahşetini kınarken Hırvat vahşeti konusunda aynı tavrı sergilememesi gibi gelişmeler Huntington’ı doğruluyor. Dünya ülkelerinin önceden sadece bir ‘Sovyetler Birliği müttefiki’ olarak gördükleri Yugoslavya konusunda, artık ‘içindeki farklı unsurlara göre’ politika belirliyor olmaları, örneğin Ortodoks Rusların Sırpları, Katolik Almanların ise Hırvatları desteklemesi, ilişkilerde artık giderek artan oranda medeniyetlerin esas alınmasının bir sonucu. Bosna’daki savaş boyunca Bosna’ya sadece Müslüman ülkelerin yardım etmiş olması da yine bu durumun bir başka örneği. Huntington’ın tek örneği elbette Yugoslavya değil. 2000 yılı olimpiyatlarının Pekin’de değil Sydney’de gerçekleştirilmesi kararının alınmasını sonuç veren oyların neredeyse tamamının medeniyetler ekseninde gruplaşmış olması, Bağdat’ın (1990’da) ABD tarafından

bombalanmasına tüm Batılılar sessiz kalarak destek verirken Müslüman ülkelerin neredeyse tamamının harekatı lanetlemesi gibi çok sayıda örnek yer alıyor Huntington’ın çalışmasında.görmeye devam edeceğiz. Huntington, makalenin özünü şu şekilde özetlemektedir: “Benim faraziyem şudur ki; bu yeni dünya’da mücadelenin esas kaynağı öncelikle ideolojik ya da ekonomik olmayacak. Beşeriyet arasındaki büyük bölünmeler ve hakim mücadele kaynağı kültürel olacak. Milli devletler, Dünya’daki hadiselerin yine en güçlü aktörleri olacak fakat global politikanın asıl mücadeleleri, farklı medeniyetlere mensup grup ve milletler arasında meydana gelecek”(Huntington,1995:22)”.

Bana göre Huntington’un bu düşüncesini, geçmişte yaşananlara bağlı olarak ortaya çıkan ve geleceğe dönük bir öngörü olmaktan öte, insanlık geleceğinin kendi beklentileri doğrultusunda yeni bir şekil almasını sağlamak için manipülatif yönlendirmeler olarak değerlendirmek daha akılcı olacaktır. Yani bu gün yaşanılan toplumsal olayların daha önce hazırlanmış teorik ve felsefi alt yapısını oluşturmaktadır. Artık ortaya çıkan global toplumsal olayların sebeplerini aktörlerin gizli niyet ve beklentilerinde aramıyoruz ve geriye doğru Huntington’un teorisinde arıyoruz. Darvin’in evrim teorisini destekleyen kafa tası benzetmesi ile bu teori benzerlik gösteriyor. Orada Darvin’in düşüncesinin kanıtı nasıl ki belli bir sıralama şeklinde birbirlerine benzetilen insan ve maymun kafatasları ise, 11 Eylül İkiz Kule saldırısı, İsrail’in yaptığı katliamlar, Amerika ve Batının Afganistan ve Ortadoğu’ya müdahalesi,  Charlie Hebdo saldırısı ve en son Amerika’da ki Müslüman gençlerin katledilmesinin teorik gerekçelerini Huntington’un ortaya attığı teorisi oluşturuyor.  Sonuçta gerçekleştirilen hassas yapılandırılmış olaylar daha sonra gerçekleştirilecek olanların ana gerekçelerini de hazırlamaktadır. İsrail, yürütücü aktörlerden birisi olarak rolünü çok iyi oynamaktadır. İşin enteresan tarafı, ortaya çıkan çatışmada Yahudiler ve Yahudilik inancı taraf edilmemeye çalışılmakta, Müslüman ve çeşitli versiyonlarıyla Hıristiyan  kitleler arasında medeniyetler çatışmasının fitili ateşlenmektedir. Öyleyse İsrail, bu manada yapılandırılacak olan tarafların her ikisinin de kaybedeceğine inanıyor. Fransa’daki karikatür dergisine yapılan saldırının çok yakın bir gelecekte çeşitli karşılıklarının olabileceğine vurgu yapmıştım. Bu yüzden bizim ülkemizde Cumhuriyet gazetesinin dergiyle aynı doğrultuda davranması sağlanmış ve dolayısıyla karşı tepki mekanizmaları canlandırılmak istenmişti. Çok şükür bu oyuna gelinmedi. Bu sefer çok daha acımasız olanı, dünyanın en büyük jandarması olan Amerika’da gerçekleştirildi ve üç masum Müslüman genç hunharca enselerine sıkılan kurşunlarla katledildi. Hedef Müslümanları ve Hıristiyan Batıyı acımasız ve kazananı olmayacak bir çatışmaya sürüklemektir. Böylece Hıristiyan batının can düşmanı haline gelecek olan Müslümanlarla mücadele eden İsrail, düşmanımın düşmanı dostumdur hesabı yüksek düzeyde bir güç elde edecektir. Bu yüzden Amerika’da yaşanan kanlı olayın arkasında Mosad operasyonu aranmalıdır. Ülkemizde 12 Eylül öncesi yaşanan sağ-sol olaylarında da benzer senaryolar vardı. Burada sorulması gereken soru; neden Fransa’ya toplanan liderler ve ülkelerden ses yok?!..

Selam ve sevgi ile

  • Yahoo'da Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Facebook'ta Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
Bu Yazı 10180 Defa Okundu
2015-02-14

SON YAZILARI

Neye Evet Neye Hayır!.. Anayasa ve Hükümet Sistemi Referandumunda evetle hayır yer değiştirirse! Anayasa Referandumu ve Türk Eğitim Sen Genel Başkanının Sözleri Rus Büyükelçisine Yapılan Menfur Saldırının… Neler Yapmalı… Hain ve kalleş terör saldırılarının acısını içimize gömerken Halep’te yakılan ateşin közü yüreğimizi dağladı!.. Açık terör sisteminin hedef odaklı girdileri!.. Harakani Sofrasında Herkesin Yerini Almasını Sağlamamız Gerekiyor Darbe Sonrasının Artçı Dalgalar Rüzgâr Ekenlerin Biçtiği Fırtınaların Bırakıldığı Gebeliklerin Doğum Sancıları!..

YORUMLAR

Abone Girişi

Yeni Abonelik        Şifre Unuttum ?




















VİDEO HABERLER
Kafkas Üniversitesinden Çanakkale Şehitlerimize Z
Kafkas Üniversitesinden Çanakkale Şehitlerimize Ziyaret
Anketler
ÇOK OKUNANLAR
Kars36spor’a Destek Gecesi
Kars36spor’a Destek Gecesi

Referandum Sonuçları, Kars Referandum Sonuçları, 2010 Referandum Sonuçları, Referandum Oy Sonuçları, Türkiye Referandum Sonuçları, izmir haber, canlı referandum sonuçları

RSS © 2010 KHA | Kafkas Haber Ajansı | Kars Haberleri | Kars Haber kars haberleri kars ajans
KHA Tan Ofset San.Tic.'nin Kurulusudur. Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır