KHA | Kafkas Haber Ajansı | Kars Haberleri | Kars Haber  kars haberleri kars ajans

TERÖR VE SİSTEMATİK DENGELER SOSYOLOJİSİ

  Prof. Dr. Ali Osman ENGİN

          aosmanengin@gmail.com
         TERÖR VE SİSTEMATİK DENGELER SOSYOLOJİSİ

 Terör ve Sistematik Dengeler Sosyolojisi

Kafkas Haber Ajansı ( KHA ) Yazarı Doç. Dr. Ali Osman Engin’in “Terör ve Sistematik Dengeler Sosyolojisi” yazısı:

Küresel güçlerin küresel hesaplarının yansımaları olarak ülkemize yansıyan sorunları, sadece içerden içeriye bakarak anlama şansımız yoktur. Eğer bizim yüzleştiğimiz olaylar küresel ölçekli ise, yapılacak analizler ve okumalar da küresel ölçekte yapılmalıdır. Yüce ALLAH evreni bir dengeler sistemi olarak yaratmıştır. Bunu anlamak için öncelikli olarak kendi madde ve manamızdan yola çıkmalıyız. Bildiğimiz gibi insan dediğimiz mükemmel varlık biyo-psişik ve sosyo-kültürel bir canlıdır. Bu mükemmel bütün; psikolojik, sosyal, biyolojik ve kültürel boyut ve derinliklerden oluşur. Bu boyutlar arasında mükemmel dengeler vardır. İnsanı eğitirken, işte bu dengeleri bozmadan ve ona bütüncül yaklaşılması ve onun bir bütün olarak yetiştirilmesi gerekir. Dengenin bozulması, o mükemmelliğe daha yakınlaştırılması gereken varlığın kaybedilmesi anlamına gelecektir.  Dengeleme zıtlar ve benzerler arasında olur. Ölçme ve değerlendirmelerde de aynı kıyaslamalar ve karşılaştırmalar söz konusudur.

Yaratılmış evreni kendi olay ve olguları çerçevesinde düşündüğümüz zaman, tarihsel bilinç ve bakış ışığında aynı dengelerin söz konusu olduğu unutulmamalıdır. İnsanlık tarihi sürecinde yaşanılan olayların, yani bire bir yaşanılan somut durumların renginin, deseninin, beklenen olgu boyutunun şu veya bu olması çok önemli değildir. Önemli olan bu olay veya onların olgu boyutlarının dengeleyicilerinin ne zaman, nerede ve ne biçimde ortaya çıkacaklarının kestirilmesidir. Mevlâna’nın “her şey zıddıyla kaimdir” düşüncesi aslında iddiamızı güçlendirmektedir. Maharet, neyin neyin zıddı ve muadili olduğunu anlayabilmektir. Eğer doğru anlaşılabilirse, burada kargaşa veya kaosta aranamaz. Çünkü bu doğal ve sistematik bir süreçtir. Burada olası kaos; zıtların birbirinin gerçek zıddı olmayışı, muadil diye sunulan ve ortaya çıkanların esasında zıtlıklardan müteşekkil olmaları veya suni ve sentetik yapılandırmalardan kaynaklanmaktadır. Eğer ateşin yanına zıddı olarak benzini koyarsanız işte burada kaos olur ve bu yapılar birbirini itmez ve aksine çekerek daha korkunç kaoslar oluştururlar. Halbuki ateş ve suyun zıtlığında herhangi bir kaos yoktur. Çünkü biri diğerinin dengeleyicisi ve yeniden düzene koyucusudur. Bu bakış açısıyla; düzen ve düzensizlik, kararlılık ve kararsızlık, savaş ve barış gibi kavramlarında çalıştırılabileceği akla gelebilir.

Bu gün içerisinde bulunduğumuz dünyada yaşanılan küresel ölçekli toplumsal olay ve olguların mutlaka akabinde ortaya çıkması mukadder olan karşılıkları, yani dengeleyicileri veya yaratılıştaki sistematik dengelere benzeyen karşıt değerleri veya olası muadilleri vardır. Bu değerler şaşmaz bir şekilde birbirlerini ortaya çıkarır ve var eder, muadilleriyle de bu varlığın devamlılığını sağlar. Bundan kaçış yoktur. Çünkü evren dediğimiz sistemin işleyişi de buna bağlıdır. Bu adeta bir raylı sistemdir ve hep git geller vardır. Kısacası her gidin bir geli vardır. Sistemin işleyişini sağlayan ana motor bu şekilde sistematik bir yapı arz etmektedir. Ateşin var olduğu ve çalıştığı bir dünyada suyun olmamasının ne anlama gelebileceği, hastalığın olduğu bir dünyada ilaç ve çarenin olmayışının neyi ifade edebileceği, varlığın olduğu bir mekânda yokluğun hiç olmadığı ve bilinmediği bir yaşamın nasıl olabileceği iyi düşünülürse sanıyorum ne demek istediğim daha net olarak anlaşılacaktır. BU sistematik yapıyı belki diğer saydığımız kavramlarla olduğu gibi, “ödül ve ceza” ikilemiyle de açıklayabiliriz.

Çok eskilere gitmeden daha yakın örneklerden hareketle örneğin, eski Sovyetler Birliğinin  Afganistan’ı işgalinin geleceğe dönük mukadder dengeleyicilerinin olacağı kaçınılmazdı. Bu manada ön görüsü kuvvetli olan toplumların bunu kestirmelerine bağlı olarak yapılandırdıkları politikalarının ne kadar doğruya yakın olduğunu görebiliyoruz. Yada bu işgalin muhtemel ödülü ve cezasının neler olabileceğinin ortaya konulmasının da aynı sonucu vereceğini söyleyebiliriz. Sovyetler Birliğinin Afganistan işgalinin bence en önemli dengeleyicisinin bu imparatorluğun dağılması, baskıcı komünist yönetimin ve materyalist anlayışın bir yerde çökmesi olduğunu iddia edebiliriz. Olaylar olgulara yansıyacak detaylarıyla iyi okunduğunda, bu doğal sonuçlara ulaşılabilir. Ancak eski Sovyetlerin Afganistan işgaline sanal ve sentetik dengeler, karşılıklar ve zıtlıklar olarak oralara Amerikalıların askeri güçleriyle yerleşmeleri ve değişen Rusya’ya da Ortadoğu ve özellikle Suriye’nin verilmiş olması  gibi bir gerçekliğin ortaya çıkması, sentetik olarak yapılandırılmış kaos kaynaklarını da beraber getirmiştir. Batılı güçlerin; Afganistan’dan çıkmalarının dengeleyicisi ve karşılığı olarak Ruslara verdikleri anlaşılan Ortadoğu ve Suriye ödülünün, gerçek muadilleri, karşılıkları, zıt değerleri ve sebepler alemini var eden gerçek sonuçları olmadığı için; bu süreçleri plânlayanların akıllarına ve hayallerine bile getiremeyecekleri doğal ve mukadder karşılık ve zıt değerlerin ortaya çıkmasını zorladıkları, yavaş yavaş ucundan ve kulağından da gözükmeye başlamıştır. İran’ın batıdan ve doğudan koluna ve aklına girilerek taşındığı Suriye’deki aktivasyonunun, dengeleyici karşılığının bana göre savaş ve çatışma sahalarında test edilmesi, savaş davranış biçimlerinin analiz edilmesi ve sonuçta hassas zaman ve mekân ölçümleriyle tepesine binilmesi olacaktır. Bu akıbet İran’ın kaçamayacağı en doğal  akıbet olacaktır. Çünkü Suriye ve Irak’ta oynanan oyunların müteahhitleri batılı ve doğulu güçlerdir. İran ise sadece taşeron bir firmadır. Uzun sürede kazanacağı fazla bir şey yoktur ve olamayacaktır. İnsanlık tarihi bunun gibi örneklerle doludur. Çok uzun süreli düşmanlıkların kaynaklandığı  ve katliamlarla sonuçlanan çatışmaların bu tür karşılığı olmayan birlikteliklerden kaynaklandığı unutulmamalıdır. İran’ın Suriye bataklığında zavallı satranç piyonları gibi sürüldüğü çatışma alanlarında kaybettiği onlarca asker ve hatta general rütbesindeki elemanları çerçevesinde ayağındaki çorabının sökülmeye başladığı düşünülebilir. Sökülen savaş çoraplarıyla yalın ayak kalacak bir İran’ın çok yakıcı savaş meydanlarında daha fazla yürüyemeyeceği gözden ırak tutulmamalıdır. İran’ın şu an itibariyle Suriye ve Irak topraklarında giriştiği taşeronluğun İsrail karşıtlığının muadili olamayacağı, olsa olsa İsrail dostluğunun muadilleri olabileceği açıktır.  Öyleyse; bu muadillerin çok belalı karşıtlarını beklemelidir.

Bir zamanlar güzel ülkemizde de toplumumuzun bazı kesimlerine uygulanan ve çok istisna bazı zavallıların iştahlarını kabartan zulüm ve baskıların kime yarar ve kime zarar verdiği şimdilerde daha da netleşmiştir. Bu netleşmeden kaynaklanan stratejiler, yeni ve gerçek muadillere ve zıtlıklara yol vermeye başlamıştır. İnancından ve içselleştirdiği değerlerinden dolayı başındaki örtüsüne bakılarak alınmadığı eğitim kurumlarına ve üniversitelere artık idareci ve öğretim üyeleri olarak döndükleri gerçekliği de ancak böyle izah edilebilir. Elbette ki yokuşları var edeni hemen akabinde gelen inişler olduğu, çöküşlerin kapılarının genel olarak yeni yükselişlere açıldığı, musibetlerin çok değerli nasihatler olduğu gibi gerçeklikler de oldukça anlamlıdır. Ortaya çıkan yeni durumlara karşı alınması gereken vaziyetlerin sürecin doğasına uygun olması gerekir. Aksi halde kurulan doğal git-gellerin yönü aynı istikamete olur ve gitsiz geller ve geli olmayan gitler ortaya çıkar. Kısacası gidenler gelmez ve gelenler de artık gitmezler.

Rusya’nın Suriye’de DAEŞ diyerek muhalifleri bombalaması sayın Cumhurbaşkanımızın da samimi ve sade bir şekilde belirttikleri gibi, dönüp kendilerini de yakan bir ateş haline gelmiştir. Rusya’nın düşen veya kendi açıklamalarıyla terörist bir saldırı sonucu düşürülen yolcu uçağı da, ifade etmeye çalıştığımız sistematik yapıyı akla getiriyor. Fransa Cumhurbaşkanının kendi sarayında ülkemizde apaçık terörist saldırılarda bulunarak binlerce kadın, çocuk , sivil ve resmi vatandaşlarımızı katleden örgüt yöneticilerini misafir etmesi ve onlara kucak açmasının doğal sonucu olarak, bu gün Fransızlar seri terör saldırılarına maruz kalmışlardır. Hani bizim inancımızda da vurgulandığı gibi; zalimlerin zulümleri arşa ulaştıkça Cenabı ALLAH ingılazını verir”. İşte bu ingılaz ifade etmeye çalıştığım dengeleyiciler ve olası, mukadder ve doğal karşılıklardır. Hiç kimsenin yaptığı yanlışlar ve zulümler yanlarına kâr kalmayacaktır. “Alma mazlumun âhını çıkar aheste aheste” gibi özdeyişlerin mutlaka karşılıkları vardır. Esasında bunlar hep çıkmıştır. Ancak görecek göz ve duyacak kulak sahibi olmak gerekir. Eğer siz doğru yoldaysanız, bu gidişin karşılığını alırsınız. Bu sadece bir zaman ve mekân sorunudur. Batı dünyasının yarattığı ve yaygınlaştırmaya çalıştığı İslâmofobisi, beklentileri olan İslâm düşmanlığından öte belki de tam zıddı bir algıyı geliştirecektir. Çünkü kurulan tezgâhlar tanıdık ve bildik yapılarıyla, oluşturmaya çalıştıkları sahte gerçeklikleriyle deşifre olmaya başladıkça, bu beklentilerde tamamen zıt değerleriyle yer değişecektir. Fransa’da gerçekleşen terörist saldırılar sonucunda kendilerince acının paylaşılması adına dünyaca tanınan binalarını Fransız bayrağının renkleriyle aydınlatanların, kendileri açısından barış dönemlerinde aleni bir şekilde her türlü desteği verdikleri teröristlerin gerçekleştirdikleri kanlı eylemlerin kan ve gözyaşlarını da işte o binalardan yansıtmaları gerekir. Papa’nın bu saldırıyı parça parça gerçekleşen üçüncü dünya savaşının bir parçası olduğunu açıklaması da çok manidardır. Eğer bu üçüncü dünya savaşının bir parçası ise, diğer parçalarının hangileri olduğunu ve kimler tarafından desteklenip tezgâhlandığını da ortaya koyması beklenir!..

Batı dünyası hazırladığı senaryolardaki samimiyetsizliğinin bedelini er veya geç ödemek zorunda kalacaktır. Elbette ki terörün hiçbir şeklinin kabul edilmesi söz konusu değildir. Katledilen insanların da bizler gibi yüce Rabbimizin yarattığı kulları olduğuna inanıyoruz ve böyle katliamlara maruz kalmalarını kınıyoruz. Artık o insanların yakınlarının ve tüm Fransız halkının bu sonuçlara maruz kaldıkları politikaları üreten yöneticileri de mutlaka sorgulamaları gerekir. İsrail’in zulüm ve kabul edilemez işkencelerine tebessüm edenlerin, hatta daha fazlasını yapmalarına destek verenlerin suyun akışı gibi engellenemeyecek sonuçlarla karşılaştıkça uyanacaklarına inanmak istiyoruz. Çünkü o vurgulamaya çalıştığımız doğal sonuçlar bu yöne işaret ediyor. Ülke olarak geliştirilen ve yürütülen iç ve dış politikalar eğer gerçekten olması gerektiği kadar doğru ise, durdurulamayan değişim ve dönüşümün, bunu destekleyecek pozisyona geleceği açıktır ve durdurulamayacaktır. Zaten ortaya çıkan yeni durumlar da sanki bunu destekler durumdadır. Ülkemizde yürütülen terör mücadelesinin belki azıyla beraber doğru olduğunu, terör örgütlerinin amaçlarına hiçbir şekilde ulaşamadıklarını  ve asla da ulaşamayacaklarını açık bir şekilde ortaya koyabiliriz.

Bu gün dünyanın geldiği noktada insanlığın sanki yeni bir toplumsal yapıya doğru yol aldığını ifade etmek gerekiyor. Belki 21. Yüz yıl bilgi toplumunun para eden temel değer olan bilgi teknolojilerinin de yaşanan olay ve olgularla değişip dönüşerek daha doğal dengeler bütününden oluşacak mekanik bir toplumsal yapıya doğru evrildiğini gözlemliyoruz.  Bana göre bu yapılanma; birçok sanal gerçekliğin, sentetik yapılanmaların, emeksiz kazanç aptallığının, iğneyi kendisine batırtmadan çuvaldızı başkalarına batırma tutum ve davranışlarının  sonunu getirecektir. Asıl mücadele gerçek zıtlıkların ve benzerlerin eşleştirilmesi mücadelesi olacaktır. Cebinde akrep taşıyanların bir gün kendi ellerinin ısırılmasını beklemeleri ve bunu içlerine sindirmeleri gerekecektir. Çünkü akrebin doğası ısırarak zehirlemektir ısırtmak değildir.

 

(BA-BA-S) GAZİ KARS (KHA) – KAFKAS HABER AJANSI

  • Yahoo'da Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Facebook'ta Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
Bu Yazı 4828 Defa Okundu
2015-11-14

SON YAZILARI

İhanet Çeteleri ve Terör Yapılarıyla Beraber Kayıran ve Koruyanlara da Amasız, Fakatsız Dokunulmalıdır!.. 15 Temmuz Üzerinden 1 Yıl Geçti Devleti Başsız Bırakmaya Niyet Edenler… İnfaz timlerinin varlığına işaret etmiştim, eyvah haklıymışım!.. Neye Evet Neye Hayır!.. Anayasa ve Hükümet Sistemi Referandumunda evetle hayır yer değiştirirse! Anayasa Referandumu ve Türk Eğitim Sen Genel Başkanının Sözleri Rus Büyükelçisine Yapılan Menfur Saldırının… Neler Yapmalı… Hain ve kalleş terör saldırılarının acısını içimize gömerken Halep’te yakılan ateşin közü yüreğimizi dağladı!..

YORUMLAR

Abone Girişi

Yeni Abonelik        Şifre Unuttum ?




















VİDEO HABERLER
Arpaçay’da Feci Kaza: 2 Ölü 4 Yaralı
Arpaçay’da Feci Kaza: 2 Ölü 4 Yaralı
Anketler
ÇOK OKUNANLAR
Arpaçay’da Feci Kaza: 2 Ölü 4 Yaralı
Arpaçay’da Feci Kaza: 2 Ölü 4 Yaralı

Referandum Sonuçları, Kars Referandum Sonuçları, 2010 Referandum Sonuçları, Referandum Oy Sonuçları, Türkiye Referandum Sonuçları, izmir haber, canlı referandum sonuçları

RSS © 2010 KHA | Kafkas Haber Ajansı | Kars Haberleri | Kars Haber kars haberleri kars ajans
KHA Tan Ofset San.Tic.'nin Kurulusudur. Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır