KHA | Kafkas Haber Ajansı | Kars Haberleri | Kars Haber  kars haberleri kars ajans

“AYDINLATMAK İÇİN YANMAK GEREKİR…”

  Prof. Dr. Ali Osman ENGİN

          aosmanengin@gmail.com
         “AYDINLATMAK İÇİN YANMAK GEREKİR…”

“Aydınlatmak için yanmak gerekir…”

“Aydınlatmak için yanmak gerekir” diyerek yanmaya devam eden  civanmertlerin aydınlığında kör sağır ve sersem dolaşıp şer atan şerli belaların maskelerinin düşüşü!..

Kafkas Haber Ajansı (KHA) Yazarı Doç. Dr. Ali Osman Engin’in, ““Aydınlatmak için yanmak gerekir” diyerek yanmaya devam eden  civanmertlerin aydınlığında kör sağır ve sersem dolaşıp şer atan şerli belaların maskelerinin düşüşü!..” yazısı:

Son günlerde yazılı ve görsel medyada çeşitli unvanlar boyutuyla akademisyenlik statüsü kazanmış, yada kazandırılmış bir grubun yayınlamış bulundukları ve toplumu geren bir  bildiriden bahsediliyor. Öyle ki bu bildirinin; ülkemizi ve etnik yapısı, dini, dili, mezhebi ve meşrebi ne olursa olsun; aziz milletimizi bölüp parçalamak isteyen, Vatikan Papalık Kurumunun; birinci bin yılda Avrupa’yı Hıristiyanlaştırdıklarını, ikinci bin yılda ise Asya’yı ve etrafını Hıristiyanlaştıracaklarını ifade etmesiyle de örtüşen niyet ve çabalara bakıldığında; ortalığı adeta kan gölüne çevirmeye çalışan bir terör kalkışmasına destek vermek ve onları şu an itibariyle güvenlik güçlerimizin kararlı, ulusal ve uluslar arası  yasal arka plânı dolu olan mücadelesi karşısında sıkıştırıldıkları karanlık köşelerinden kurtararak can suyu verip yeniden canlandırmak, Türk-Kürt kardeşliğini sabote eden hendeklerine gömüleceğini anlayan örgütün kısılan sesine ses vermek istedikleri gibi bir nihai hedefe hizmet ettiği açık bir şekilde ve uzun bir süredir yazılı ve görsel medyada dillendiriliyor.

Eğer gerçekten denildiği gibiyse, hiç sağa – sola, arkaya - öne kıvırmadan bunun adı; en öncelikli olarak orada yaşayan halkımıza ve düpedüz herkesin ortak paylaşım alanı olan vatana ihanettir. Çünkü bunların yaptığı sırça köşklerinde fazla rahatlarını bozmadan uzaktan gazel okumaktır. Okudukları gazelin ne güftesi ve nede bestesi kendilerine ait değildir. Bunun böyle olduğu bir kısım imza sahibinin imzasını geri çekmelerinden anlaşılıyor. Bende herkes gibi merak ettim ve bu raporda ne var ne yok diye okudum. Görülen odur ki; o akademisyen denilen grubun  yazdıklarının satır aralarında; ne bu ülkenin vatan ve millet duyarlılığı olan, gerçek demokrasi ve insan haklarını temele alan, ne de ülkemiz ve milletimizin başına bela edilen acımasız terör illetinden kurtulma çaba ve niyetini ifade eden düşüncelere yer verilmemiştir.  Bu bildirinin akademik bir anlayışı yansıttığı düşünülemez, çünkü ortaya koydukları gerçeğinden doğurtulmuş ve kesinlikle asıl gerçekliği yansıtmaktan uzak olan sentetik ve sanal gerçekliğin iddia edilen bağımsız değişkenleri göz ardı edilmiş ve manipülatif olarak yapılandırılmış ilişkisiz değişkenler kullanılmıştır. Dolayısıyla gerçek bir sosyal araştırma ve sonuçlarından söz edilemez. Açıkçası, terör örgütünün paralelinde ve yanında durarak, terör örgütünün güvenlik güçlerine yaptıkları saldırı ve patlattıkları bombaların etkisini artırma ve uluslar arası bir  kamuoyu oluşturma niyetli kalemşörler oldukları gerçekliği saklanamamıştır. Çünkü bu bakış açısıyla devleti ve onun anayasal çerçevede görevini yapan güvenlik kuvvetlerimizin terörle mücadelesini kendi kafalarının içerisindeki kin ve nefret ateşiyle yakarak etkisizleştirmek istedikleri apaçık ortadadır.

Böyle bir niyet ve isteğe bağlı ortaya çıkan davranış; başlı başına bir suçluluk psikolojisinin eseridir ve gerçekten dışa yansıtıcı saldırganlık yaratır. Herhalde sürekli yazdıkları ve çizdikleriyle o dış kaynaklı terör örgütü mensuplarının tutum ve davranışlarını desteklediklerini beyan etmelerine rağmen, onlarla beraber  hendek kazma, pusu kurma, çocukların ve bölge halkının geleceğini karartma  ve patlayıcıları infilak ettirme  eylemlerinde oralarda olmamalarının suçluluk psikolojisi içerisindeler. Herhalde; hiçbir şey yapmıyorsak ta, bari bir raporla durumu kurtaralım demişlerdir. Kim bilir belki ilerde bu aziz millete ve onun güvenlik güçlerine karşı da; ellerine, kalemlerine ve ağızlarına bulaştırdıkları ayarı bozulmuş ve kokuşmuş kin ve nefret tohumlarından duyulan pişmanlığın eseri olan bir suçluluk psikolojisi yaşarlar!..

Onlara göre sanki ortada hiçbir başka çaresi olmayan gerekçe yokmuş gibi, bu ülkenin güvenlik güçleri canları sıkıldığı için oralara gitmişler ve yükünü de herkesin çok iyi bildiği, katırcıların katırlarını ürkütmüşler; Boğazda, Haliçte yaşayan ve en sevinçli oldukları şu dönemlerde viskilerini yudumlayan Simonların, Tapınak Şövalyelerinin, belki sadece birkaç kuşak öncesi dedelerinin adları Agop veya Mıgırdiyan bilmem ne olanların; milletin kanından ve gözyaşlarından ürettikleri ve onlara göre  çok ballı arı kovanlarına çomak sokmuşlardır!.. Onlara göre oralarda ilan edilmeye çalışılan; ülkemizi ve bu ülke sınırları içerisinde yaşayan ve dili, dini, mezhebi, etnik yapısı farklı olsa da acıları, sevinçleri, sevdikleri ve sevmedikleri, aslında düşündükleri ve söyledikleri, tutumları ve davranışları temelde bir ve aynı olan milletimizi, artık açıkça ilan edilmeye çalışılan özyönetimler ve kantonlar boyutuyla bölüp parçalamaya çalışan bir terör faaliyeti ve terör mensupları yoktur!.. Evinden sırtlanabildiği eşyalarını ve ellerinden tuttuğu çocuklarını terör tehdidinden kurtarıp daha güvenli yerlere götürmeye çalışan insanların çırpınış ve didinişleri yoktur. Eğer dış kaynaklı o terör saldırı ve kalkışması diye bir durum söz konusu değilse, ben o yaşlı ve çocukların görev yapan polis ve askerlerin sırtlarına binerek adeta onlara yöneltilecek  ve o insanların bile tanımadığı terörist silahlarından çıkacak kurşunlara göğüslerini hedef ederek olay mahallerinden uzaklaşmaya çalışmalarının sebebini halâ anlayabilmiş değilim. Olan bu ülkenin geleceğine ve insanına olmaktadır. Yazıktır bunun önüne nasıl olursa olsun geçmek zorundayız. Kimse kimsenin ne kaybedeni ve nede kazananıdır.

Anlaşılan odur ki; birilerinin “cuz” git geline benzeyen çıkar tezgâhları bozulmuş ve avazları kesilinceye kadar bağırmaya başlamışlardır. Çok hızlı söylem, konum ve görüntü değiştirme yetenekleri vardır. Bence bu bildiriye imzalarını atanlar, fazla lafa gerek olmayacak şekilde ahde vefa hesabı düşüncelerini belli etmişlerdir. Bunlara daha fazlasını yapmaya da lüzum yoktur. Asıl ürkütücü ve korkutucu olan; henüz deşifre olmamış olduklarını düşünen, ancak kesinlikle çok yakın bir gelecekte bu doğrultudaki gizlenen faaliyetlerinin ibretle ortaya sergileneceği gibi diğer cemaat, tarikat ve siyasi kuruluşlara sızma stratejisi geliştiren, kendisini kurtarmak ve gizlemeye devam edebilmek için beraber yol tuttuğu arkadaşını bile karalayabilen, tabiri caiz ise hatta gözünü kırpmadan satanların niyet ve  her durum karşısında yeniden yapılandırılan eylemleridir. Yaşanılan kaos ve kargaşanın gerçek nedenleri buralarda aranmalıdır. Bunların sızdıkları yerlerden çıkan sızıntılar, varmaları gereken yerlere çoktan varmıştır bile. Hangi pozisyonda olursa olsun, özellikle her durumda otorite ve güce yönelik gerçekleşen  sızmalar sonucunda elde edilen zehirlenmiş güçle kontrol edemedikleri öfkeleriyle beraber, arka plâna gizledikleri niyetlerini ortaya koymaktan kendilerini kurtaramıyorlar.

Öyle veya böyle yakayı ele vermişlerdir. Her zaman yaptıkları ve yaşanılan örneklerde görüldüğü gibi, gerçekleri göremeyen örgüt mensup ve sempatizanlarına göz kırpmaları ve sırtlarını sıvazlamaları; iç dünyalarında geçirdikleri ve herkesinde çok iyi bildiği buhranlarından onları hiçbir zaman kurtaramayacaktır. Esasında bu durum sanki bir  tükenmişlik sendromu yaşanması ve durumdan vazife çıkartarak dışa vurumudur. İkinci derecede etkili olabilecek bir güce yönelik yapılan sızmalarda da, ana güç merkezli iradeye karşı yapılan ve nerdeyse hakaret boyutuna gelen itibarsızlaştırma ve saldırılara şahit oluyoruz. Burada arka plâna atılan hedef; siyasi olarak farklı düşünen insanların bir daha bir araya gelmelerinin önünü keserek çok derin düşmanlıklar geliştirmektir. Çünkü onların asıl beslendikleri alan da burasıdır. Hatta aynı siyasi yapılar içerisinde olan ve bir yerde kendilerine rakip gördüklerini, oradan uzak tutmak, etkisizleştirmek için münafıklık adına yapamayacakları bir şey yoktur. Bana göre bu yapılanlar terör ve terör örgütünün yaptıkları kadar tehlikelidir. İster iktidar ve ister muhalefet olsun, tüm siyasi partilerin il ve ilçe teşkilatlarına bu konuda çok daha hassas olmalarını öneriyorum. Kesinlikle kamu kurum ve kuruluşlarında bu tür çeteleşmelere fırsat verilmemelidir. Çünkü bu durum sağlıklı kurum kültürünü, toplumsal birlik ve beraberlik ruhunu, asıl sosyal sermaye olan güven ve itimat müessesesini çürüten bir virüs gibidir. Yerinde ve zamanında demokrasi ve insan hakları çerçevesinde hukuk dışına taşmayan önlemsel tedbirlerin alınması oldukça önemlidir.

Anlaşılan odur ki, akrep akrepliğini, derviş de kendi fıtratına uygun olanı yapacaktır. Durum adeta bir tahtırevalli gibidir ve bir ucunda hangi taraftan olursa olsun, kan ve gözyaşına sebep olan terör örgütü ve dış destek gruplarının sağladığı ve kendilerine ihale verilmiş olan taşeronlar, diğer ucunda olanlar da, ülke içerisinde ve dışarısında faaliyet gösteren bazı sivil toplum kuruluşlarıyla beraber bahse konu raporun sahibi olan düşüncelerin adı , unvanı ne olursa olsun hiç fark etmez sahipleridir denilebilir. Tahtırevallinin uçlarında oturanların birbirlerini var ettiği bilinmektedir.  Uzun süredir medyada bu rapor ile terör eylemleri arasında bir bağlantı kuruluyor. Eğer öyleyse fazla yadırganacak bir şey de yoktur. Aslında onlar için aksi bir durum daha şaşırtıcı olacaktır. Şüphesiz ki bu akademisyenler ülkemizde yaşanan her sorunla ilgili fikirlerini beyan etme hak ve hürriyetine sahiptirler. Ancak burada dikkat edilmesi gereken hassas dengeler vardır. Avrupa İnsan Hakları beyannamesinin 10. Maddesinde her türlü düşünsel eleştiri ve yargılamaya onay verilse de, yapılan eleştiriler sonucunda vurgulanan problem daha da derinleşiyorsa, işte buna “tamam iyi devam” denilmiyor. Şu ana kadar yapılan yargılamalarda da buna dikkat edildiğini görebiliriz. Anlaşılan odur ki; bütün mesele üzüm yemektir. Bağcıyı dövmek değil!..

Nedeni ne olursa olsun teröre bulaşmış ve şu ana kadar içerisinden bir türü çıkamamış olan bu ülkenin gençlerinin oturup yeniden bir vicdan muhasebesi yapmalarını, çok kısa bir an bile olsa kendi geleceklerini, ailelerini, akrabalarını ve hatta gönül bağlı sevdiklerini düşünmelerini samimi olarak öneriyorum. Bu ülke hepimizindir. Kimsenin kimseden fazlası yoktur. Ne olur gelin her gün yeni versiyonları ortaya çıkan fırsatçılara fırsat vermeyelim. Sizin, bizim hepimizin kanı ve gözyaşları üzerinden beslenen kan emici vampirlere alan açmayalım. Sende, bende, ötekinde  var olan yarın değerleri birleştirelim ve çok daha mükemmel bütünlere ulaşalım. Her birimiz o mükemmel bütünün birer ana parçaları olmanın gurur ve heyecanını yaşayalım. Aramıza fırsat yoksunu ayrık otlarını sokmayalım. Zaman kaybetmeden ve geri dönüşü henüz varken birbirimiz üzerinde açılan kendi yaralarımızı kendi analarımızın ve bacılarımızın hassasiyetiyle saralım. Oturup kendi hesap defterlerimizi kendimiz açalım. Birbirimize veresiye verdiğimiz alacaklarımızı ya bağışlayalım, yada geleceğin inşasına dönük hayallerimizi tahsil edelim. Vereceklerimiz de, alacaklarımız da bizimdir. Kimseyi karıştırmayalım. Kesinlikle birbirimizin ne zalimi ve nede mağduru olmayalım. Biliyoruz ki, ne her durumda zalim kazanır ve nede mağdur kaybeder. Her kaybın zalimi ve mağduru vardır. Her kazanımında aynı şekilde iki tarafı vardır. Ne kaybedenin ve nede kazananın tek tarafı yoktur. Öyleyse hiç vakit geçirmeden kazanımın tarafları olalım.

İnşallah bu güzel hayallerin rüyalarını görür ve dünya gerçekliği yaşam sürecimizde gerçekleştiririz.

“Hak Şerleri Hayreyler

Zannetme ki Gayreyler

Ârif Onu Seyreyler

Mevla Görelim Neyler

Neylerse Güzel Eyler!..”

İbrahim Hakkı

 

(BA-BA-S) GAZİ KARS (KHA) – KAFKAS HABER AJANSI

  • Yahoo'da Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Facebook'ta Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
Bu Yazı 1699 Defa Okundu
2016-01-20

SON YAZILARI

Barzani’nin Korsan Referandumu ve Fırsat Bu Fırsat diyenler! İhanet ateşinde aklını ısıtanlar kendi bedenlerinin yanışını seyredecekler!.. İhanet Çeteleri ve Terör Yapılarıyla Beraber Kayıran ve Koruyanlara da Amasız, Fakatsız Dokunulmalıdır!.. 15 Temmuz Üzerinden 1 Yıl Geçti Devleti Başsız Bırakmaya Niyet Edenler… İnfaz timlerinin varlığına işaret etmiştim, eyvah haklıymışım!.. Neye Evet Neye Hayır!.. Anayasa ve Hükümet Sistemi Referandumunda evetle hayır yer değiştirirse! Anayasa Referandumu ve Türk Eğitim Sen Genel Başkanının Sözleri Rus Büyükelçisine Yapılan Menfur Saldırının…

YORUMLAR

Abone Girişi

Yeni Abonelik        Şifre Unuttum ?




















VİDEO HABERLER
Adem Çalkın’ın Selim Kongresi konuşmasının tamamı
Adem Çalkın’ın Selim Kongresi konuşmasının tamamı VİDEO
Anketler
ÇOK OKUNANLAR
Şoförlere bubi tuzağı gibi yol!
Şoförlere bubi tuzağı gibi yol!

Referandum Sonuçları, Kars Referandum Sonuçları, 2010 Referandum Sonuçları, Referandum Oy Sonuçları, Türkiye Referandum Sonuçları, izmir haber, canlı referandum sonuçları

RSS © 2010 KHA | Kafkas Haber Ajansı | Kars Haberleri | Kars Haber kars haberleri kars ajans
KHA Bedir ALTUNOK adına resmi yayın organıdır. Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır