KHA | Kafkas Haber Ajansı | Kars Haberleri | Kars Haber  kars haberleri kars ajans

ABD’NİN YPG/PKK’YA DESTEĞİ ÜZERİNE

  Prof. Dr. Ali Osman ENGİN

          aosmanengin@gmail.com
         ABD’NİN YPG/PKK’YA DESTEĞİ ÜZERİNE

 ABD’nin YPG/PKK’ya Desteği Üzerine

Bilindiği gibi, artık insanlığın geldiği nokta da, herkesin ayaklarını bastığı zeminin ayaklarının altından kayıp gitmemesi için çok büyük bir mücadele içerisinde olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü her gün değişen  yeni güç merkezlerinin zemine uyguladıkları yeni baskı unsurlarıyla karşı karşıyayız. Dahası alabildiğine kayganlaşan zemin her an her tarafa hareket edebilecek kıvama çoktan gelmiştir. Zeminde yer tutmaya çalışan güç merkezleri, kendi konumlarını her seferinde farklı yapı ve  formatlarda varlıklarını hissettiren yeni küresel güç odaklı diğerlerine göre vaziyet almaya çalışıyorlar. Esasında bu yapılanmaların ve konum belirlemelerin bir ölçüde anlamlı olduğunu da belirtmek gerekir. Çünkü bu bakış açısı ile, daha önceki cari faktörleri baz alarak belirlenen dış veya iç politikaların da, ilerleyen ve kendi koşullarını da yaratan zaman çerçevesinde yeniden gözden geçirilmesi ve gelecekle ilgili ortaya çıkan yeni öngörüler ışığında yeniden şekillendirilmesi, iç ve dış politika açısından hayati bir önem taşıyabilir. Esasında bu ve benzeri akılcı okumaların yapılmaması, küresel ölçekte sürdürülen amansız yarış ve mücadeleden çekilmek anlamına gelecektir. Böyle bir durumda ortaya çıkacak sonuçlar oldukça vahim olacaktır. Artık siz olayları değil, olaylar sizi arkasına takarak sürükleyebildiği yere kadar sürükleyecektir. Sürüklenirken ayağa kalkmak için çok daha fazla enerji depolamak ve harcamak zorundasınız. Bunu başaramadığınız zaman, tarihin karanlık dehliz ve çöplüklerine hapsedilirsiniz. Bunun adı da, yok oluş ve mahvoluştur.

Ancak eğer devleti temsilen, yasama ve yürütme olarak aldığınız kararlara bağlı olarak geliştirip uygulamaya koyduğunuz stratejik kararlarınız yeteri kadar doğru ve ülke menfaatlerini gerçekten gözetiyorsa ve küresel aktörlerle rekabet şansını sürdürüyorsa, bu durumda da ortaya koymanız gereken kararlılıktır. Devlet açısından kararlılık göstergesi, karşı tarafların kendi durumlarını her seferinde yeniden gözden geçirmeleri gereğinin işareti olacaktır. Devlet hayatında karar mekanizmalarını çalıştırırken buna benzer kararlılık sergileyebilen devletlerin, diğer rakip veya dost devletler üzerindeki etkisi oldukça uzun sürelidir. Çünkü devletler arasındaki ilişkilerin düzeyi ne olur ise olsun, aşırı duygusallığa kesinlikle yer yoktur. Ülke çıkarları ve uzun vadede toplumsal yararlar söz konusudur. Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimiyle aramızda gelişen ve kalıcı dostlukların inşasına dönük olarak ilerleyen ilişkiler de bu düşüncemizi desteklemektedir. Aynı şekilde Suriye ile olan ilişkilerde de ortaya çıkan yeni değişkenler ölçüsünde mevcut politikaların gözden geçirilmesi ve eğer alınacaksa yeni stratejik kararların alınması ve hiç vakit geçirmeden de uygulamaya konulması düşünülebilir. Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunmasının riske girdiği bir durumda, bunu önleyecek yeni politikaların geliştirilmesi kaçınılmaz olmuştur. Toprak bütünlüğünü kaybetmiş bir Suriye’nin, ülkemiz açısından çok önemli riskleri olacağı unutulmamalıdır. Batılı güçlerin sınırsız olmadığı anlaşılan güçleriyle böyle bir risk yaratarak arkasından bu riski satın almaya başlamak istedikleri gözden kaçmıyor. Öyleyse bu nokta da yapılması gereken; onların yarattıkları riskleri onlardan önce satın alarak, onlar açısından yeni riskler yaratıp onları da satın alarak yola devam etmek olacaktır. İşte o zaman, müttefik konumunda bulunan batılı dostlarımız, Rusya, İran ve Amerika’nın terör örgütü PKK’nın uzantısı olan yer bağımsız terör örgütlerini desteklemenin kendileri açısından ne anlama geleceği daha net bir biçimde anlaşılacaktır.

Her gün yeniden şekilden şekile girme eğilimi gösteren Ortadoğu coğrafyasında kurulan satranç tahtasında Türkiye’nin yaptığı kararlı hamlelerin etkili sonuçlarının ortaya çıkmaya başladığı görülmektedir. Amerika ve Rusya’nın apar topar ateşkes anlaşmasından bahsetmeye başlamaları, Amerika ve Rusya’nın yanlışlıkla  terör örgütünün Suriye’deki uzantısı olan PYD’ yi vurmaları, Amerika’nın, Suriye’nin PYD’ nin zorlanmasıyla toprak bütünlüğünün bozulması ve bölgesel yönetimlerin ortaya çıkarılmaya çalışılmasına karşı olduğunu açıklaması, Türk-İsrail ilişkilerindeki yumuşamalar, Türkiye-İran ilişkilerindeki gerginliklerin giderilmesi ve bölgede yaşanan sorunlara bölge ülkelerinin doğrudan muhatap olmalarının sağlanması gibi daha birçok konuda ortak kararların alınması, Suudi Arabistan uçaklarının sembolikte olsa İncirlik hava üssüne getirilmeleri ve dahası Türkiye’nin kıyamet toplarıyla PYD’ ye bu gidişle ilerde yaşayacağı kıyametleri hatırlatması gibi daha bir çok yeni durum ortaya çıkan sonuçlardır. Nasıl ki bu sonuçların bilinen ve belki de birileri tarafından bilinmeyen sebepleri var ise, bahse konu ettiğimiz bu sonuçlar da ilerde yaşanacak yeni sonuçlara yeni sebepler yaratacaktır. Bu herkes için geçerlidir ve böyle bilinmelidir.

Bölgede bir Türk-İran yakınlaşması, Türkiye’den çok İran’ın rahatlamasını sağlayacaktır. İranlı siyasetçilerin de bunu anlamaya başladıklarını yapılan yeni seçimlerin sonuçlarına bağlı olarak göreceğiz. Sayın Davutoğlu’nun İran’a gerçekleştirdikleri seyahat işte bu açıdan oldukça önemlidir. İran yaşadığı ambargo krizinde, kendi halkının yanında yer alarak her türlü risklere karşı onlara destek olan ve hiçbir yardımdan geri durmayan bir Türkiye’nin her durumda Rusya’dan daha önemli olduğunu idrak edecek ve çoktan kurgulanmaya başlanan küresel tezgâhlardan daha rahat kurtulacaktır.

Korkuya mahal yoktur. Büyük Türk-İslâm Milleti olarak bin yılın şafağına ulaştık. ALLAH’ a şükürler olsun. İslâm aleminin kapatıldığı karanlıklar yırtılmaya başlamıştır. Artık bu yırtılan karanlıkları hiçbir güç inşa edemeyecektir. Çabaları beyhudedir. Bu çabalar sadece kendi sonlarını hazırlamaktan öte bir yere gidemeyecektir. Tek dileğimiz daha fazla vakit geçirmeden musibetlerin nasihate dönüşmesidir. Tarih dirilmeye başladı. Taş, toprak, su, hava ve tarihle boy ölçüşen muhteşem eserler haykırmaya başladı. Bunlar basitçe kurgulanmış ham hayaller değildir. Evet yüzyıllar boyunca şahit oldukları olayları resmetmekte ve seslendirmektedirler. Çanakkale tutuşmuştur. Sarıkamış tüm heybetiyle sahnededir. Korkmuyoruz artık ne yanmadan ve nede donmadan. Yananların yaraları sarıldı, donanlar o derin uykularından uyandı. Kork artık hain düşman! Önümüze kattık seni. Gidebileceğin yere kadar kovalayacağız. Çünkü biz bütün mazlumların umudu ve hayalleriyiz. Çoktan o hayallerin rüyaları görüldü ve İnşallah birer birer hayata geçiyorlar.

Evet değerli dostlar; dediğimiz gibi, sadece Türkiye’nin değil ABD dış politika halkalarının fazlasıyla tartıştığı konulardan birisi ABD’nin Suriye’de YPG/PKK ile ittifakı. Gerçi ABD, YPG ile PKK’nın farklı örgütler olduğu ve kendilerinin de inanmadığı argümanları ortaya koymaya devam ediyor. SETA’dan Can Acun ve Bünyamin Keskin’in yayımladığı ve belgelerle YPG-PKK ilişkisini ortaya koydukları raporu Obama’nın masasına yine de koymak lazım.

“Bu açıdan baktığımızda ABD’li yetkililerin YPG konusunda yaptıkları açıklamaları hakikat penceresinden değil gayri ahlaki bir reel politik  penceresinden okumakta fayda var. Şunu söylemeye çalışıyorum: ABD’liler birazdan tartışacağım sebeplerden ötürü YPG ile DAİŞ’e karşı işbirliğini kendileri için faydalı görüyorlar ve bunun ahlaki, hukuki ve diplomatik problemlerinin üstünü örtmek için kendilerinin de inanmadıkları argümanlara başvuruyorlar. Bununla birlikte son zamanlarda ABD’de YPG/PKK ile işbirliğini sorgulayanların seslerinin yükselmeye başladığını da not etmek gerekir.

ABD’nin Suriye’ye baktığında gördüğü tek şey büyümesine çok katkıda bulundukları DAİŞ. Ne Suriye halkının perişan durumu ne de Esed’in katliamları ABD’nin veya ABD kamuoyunun dikkatini çekiyor. Varsa yoksa DAİŞ. Yönetim de halkına karşı kendisini sadece DAİŞ’le mücadele konusunda sorumlu hissediyor. Bu sebepten göstermelik de olsa DAİŞ’le mücadele konusu yönetimin Suriye’deki tek gündemi.

DAİŞ’le mücadele konusunda şimdiye kadar yarım yamalak yatırım yaptıkları ve önemli bir kısmı “at hırsızlarından” oluşan Suriyeli çetelerden aradıklarını bulamayınca (gerçi ne aradıkları da belli değildi), tüm yatırımlarını Suriye’deki terör örgütlerinden birisi olan YPG’ye yapmaya başladılar. DAİŞ’in Kobani saldırı sonrasında kamuoyuna da satabilecekleri bir meşruiyet zemini bulan ABD, ırkçı bir projeye sahip YPG terör örgütüne destek vermeye başladı. YPG’nin işlediği savaş suçları etrafa saçılınca kozmetik bir değişikliğe gidip Suriye Demokratik Güçleri adında bir paravan grup üzerinden YPG’ye destek vermeye başladılar. ABD ve genel olarak Batı basınının desteğiyle bu yardımı iyi pazarladılar ve tüm sorun ve çelişkilerine rağmen sattılar.

Fakat işler hiç de ABD’nin planladığı gibi gitmedi. Özellikle Türkiye’nin Rus uçağını düşürmesinden sonra şirazeden çıkan Rusya’nın Türkiye düşmanı gruplara destek yağdırması ile birlikte YPG de bu destek yağmurundan nasibine düşeni almaya başladı. Yani ABD’nin fiiliyatta müttefiki olan YPG, aynı zamanda Rusya’nın da uydusu haline dönüştü. Şu sıralar ABD’nin YPG’ye karşı şüpheyle yaklaşmaya başlamasının en büyük sebebi YPG’nin ABD ile aşk ilişkisi yaşarken aynı zamanda da Rusya ile flörtleşmesi. İlginçtir ki ABD, bu açık flörtleşmeye hala “N’ayır n’olamaz” seviyesinde yaklaşarak bir türlü açıkça kabul etmeye yanaşmıyor. Oysa YPG, Rusya’nın hava desteğini ve silah yardımını tepe tepe kullanıyor.

ABD için bir başka sorun da YPG’nin saldırgan eylemlerinin ABD’yi içerisine soktuğu absürd durum. ABD an itibariyle Azez çevresinde kendi kendiyle vekaletler savaşı yürütüyor. Yani desteklediği iki grup birbiriyle savaşıyor. Amerikan silahları taşıyan gruplar birbirini öldürmeye çalışıyor. Bu da doğal olarak ABD’de ciddi tartışmalara sebep oluyor.

Tabii ABD’nin YPG’ye verdiği desteğin en sorunlu yönü, bir terör örgütüne açık açık destek verildiği gerçeği. DAİŞ, YPG terörünün üstünü örtemez. ABD’de bazı çevreler oynadıkları ateşin farkında. Hele bu terör örgütünün NATO müttefiki Türkiye’ye karşı eylemlerdeki rolü, ABD desteğini içinden çıkılmaz bir mecraya sürüklüyor.

ABD’nin YPG’yle ittifakı nereden bakarsanız bakın sorunlu. ABD er ya da geç bu ilişkinin ürettiği maliyetle yüzleşmek zorunda kalacak.[Akşam, 26 Şubat 2016]”

(BA-BA-S) GAZİ KARS (KHA) – KAFKAS HABER AJANSI 

  • Yahoo'da Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Facebook'ta Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
Bu Yazı 2361 Defa Okundu
2016-03-06

SON YAZILARI

Neye Evet Neye Hayır!.. Anayasa ve Hükümet Sistemi Referandumunda evetle hayır yer değiştirirse! Anayasa Referandumu ve Türk Eğitim Sen Genel Başkanının Sözleri Rus Büyükelçisine Yapılan Menfur Saldırının… Neler Yapmalı… Hain ve kalleş terör saldırılarının acısını içimize gömerken Halep’te yakılan ateşin közü yüreğimizi dağladı!.. Açık terör sisteminin hedef odaklı girdileri!.. Harakani Sofrasında Herkesin Yerini Almasını Sağlamamız Gerekiyor Darbe Sonrasının Artçı Dalgalar Rüzgâr Ekenlerin Biçtiği Fırtınaların Bırakıldığı Gebeliklerin Doğum Sancıları!..

YORUMLAR

Abone Girişi

Yeni Abonelik        Şifre Unuttum ?




















VİDEO HABERLER
Kars Lojistik Merkezi’nin temeli atıldı
Kars Lojistik Merkezi’nin temeli atıldı
Anketler
ÇOK OKUNANLAR
Kars Lojistik Merkezi’nin temeli atıldı
Kars Lojistik Merkezi’nin temeli atıldı

Referandum Sonuçları, Kars Referandum Sonuçları, 2010 Referandum Sonuçları, Referandum Oy Sonuçları, Türkiye Referandum Sonuçları, izmir haber, canlı referandum sonuçları

RSS © 2010 KHA | Kafkas Haber Ajansı | Kars Haberleri | Kars Haber kars haberleri kars ajans
KHA Tan Ofset San.Tic.'nin Kurulusudur. Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır