KHA | Kafkas Haber Ajansı | Kars Haberleri | Kars Haber  kars haberleri kars ajans

KADIN AİLENİN SİGORTASIDIR YANARSA KARANLIKLAR KAÇINILMAZ OLUR!..

  Prof. Dr. Ali Osman ENGİN

          aosmanengin@gmail.com
         KADIN AİLENİN SİGORTASIDIR YANARSA KARANLIKLAR KAÇINILMAZ OLUR!..

 Kadın ailenin sigortasıdır yanarsa karanlıklar kaçınılmaz olur!..

Bütün kadınlarımızın 8 Mart kadınlar gününü canı gönülden kutluyoruz. İnşallah toplumsal geleceğimizin inşa edilmesinde kadınlarımızın statüleri her ne olursa olsun, üstlenmiş oldukları görev ve sorumluluklarını yerine getirmede daha geniş ve kadına yakışır imkân ve fırsatlara sahip olurlar. Bunu temenni olarak ifade ederken, bu günün kutlanmasının sadece üç beş cilalı ve boyalı laflarla ve özellikle gazete manşetlerini süsleyen mesajlarla geçiştirilmesinin yeterli olamayacağını, kadınlarımızın her geçen gün daha da sıkıcı ve içerisinden çıkılmaz bir hal alan devasa sorunlarını ortadan kaldıramayacağını, dolayısıyla bu konuda çok daha fazla farkındalık yaratacak çalışmalara imkân verilmesinin gerekli olduğuna vurgu yapmak istedim. Öncelikli olarak ülke genelinde farkındalık yaratacak çalışmaların da şüphesiz ki eğitim kurumları ve özellikle üniversiteler tarafından organize edilmesi gerekir. Sivil toplum kuruluşları için de bu konuda yapılacak çok şey olduğu açıktır. Kadın sorunları bakanlığının olması oldukça anlamlı gözükmektedir. Ancak bu bakanlık tarafından sadece kadınlarımızın yaşamakta oldukları bilinen sorunlarıyla ilgilenilmesi, bir ölçüde yaşanan kronik sorunların sadece yasal mevzuatlar boyutuyla çözülmeye çalışılması, arkadan gelecek benzer sorunları ortadan kaldırmamaktadır. Aksine her geçen gün sanki daha fazla kadın sorunuyla yüzleşilmekte olduğu gerçekliğinden söz edilebilir. Öyleyse kadınlarımızın yaşadıkları sorunlar ortaya çıkmadan daha önce olası sorunların üzerine gidilmeli ve bu manada çok geniş bir farkındalık yaratılmalıdır. Bütün bunlara önlemsel tedbirler de denilebilir.

Kadınlarımızın problem olarak yaşadıkları sorunları bire bir somut durumlar ve o somut durumların olgu boyutlarıyla analiz ettiğimizde birkaç problem başlığı karşımıza çıkıyor. Bunlar;

1-Kadınlarımızın eşlerinden ve yakın çevrelerinden fiziksel, duygusal ve sosyal şiddet ve baskı görmeleri                  

2- Aile içi karar mekanizmalarında etkili olamamaları

3- Aile içerisinde ve aile dışında adeta mobinge maruz kalmaları

4- Maruz kalınan şiddet ve baskılar sonucunda öğrenilmiş çaresizlik içerisine girmeleri

5- Maddi özgürlük ve bu manada aile bütçesi açısından bir katma değer üretememenin vermiş olduğu özgüven bunalımı ve yaşanan aşağılık kompleksi

6- Aile içerisinde ve toplumsal çevrelerde kadın olma statüsünün getirdiği rollerin dışına çıkarak genel toplumsal ve ahlâkî ret alanlarına taşmaları veya taşırılmaları

7- Kadınların bir kısmının kendilerinin ticari ve reklamcılık faaliyetlerinde adeta sembolik değerler üreten metalar haline getirilmeleri; birincil eşya, mal ve hizmetlere dürtüsel cazibeler katarak kendi yapısal konumlarının dışında bir konumlandırmaya tabi tutulmaları

8- Çocuk yaşta gerçekleşen evliliklere bağlı olarak ortaya çıkan vahim durumlar

9- Kadın ve özellikle ana-baba eğitimi konularında çok anlamlı adımların atılmaması ve her şeye rağmen onların koşulsuz ve her türlü desteğin verilmesiyle eğitim düzeylerinin yükseltilememiş olması ve bu durumun halâ devam etmesi

10- Aile içerisinde koruyucu, kollayıcı, yaşatıcı ve mutlaka üreten ve o ölçüde de tüketen bir anne rolünü gerçekleştirememeleri gibi başlıklardan bahsetmemiz gerekir.

Sevgili dostlar, işte yukarıda sıralamaya çalıştığım sorunların kaynağını teşkil eden problemli durumlarla ilgili konu başlıkları mutlaka yeniden masaya yatırılmalı ve çok ama çok acil olarak gerekli tedbirler alınmalıdır.  Şimdi gelin bu konu başlıklarından daha belirleyici olanları diğerlerini de ifade edecek şekilde birer birer açalım ve nedenleriyle beraber çözüm önerilerini de ortaya koyalım.

1-Kadınlarımızın kendi eşlerinden ve yakın çevrelerinden fiziksel, duygusal ve sosyal şiddet ve baskı görmeleri:

Burada gerçekleşen durumları daha iyi anlamak için evlilik ve aile kurumunun ne anlama geldiğini ve insanların neden böyle bir gereklilik ve ihtiyaç duyduğuna bakalım. İnsanlık tarihinin başlangıcından günümüze kadar geçen süreç içerisinde insanların toplumsal birer varlık olarak dünyaya geldikleri, karşı ve hemcinsleriyle beraber bütün toplumları meydana getiren toplumsal kurum ve kuruluşlar içerisinde kurdukları aile kurumuyla da türe özgü ihtiyaçlarını karşılamak için dürtüsel zorlamalar, bu dürtüsel zorlamalara bağlı olarak ortaya çıkan ihtiyaçların karşılanmasına dönük güdülerin kabarması ve sonuçta da ortaya konulan tepkiler çerçevesinde birtakım davranışların gerçekleşmesi şeklinde bir döngüden bahsedebiliriz. Bu manada birincil fizyolojik iç dürtüler ve beklentilerin insanların ve bütün canlıların doğasında var olduğu ve bu ihtiyaçların karşılanmasından daha önce insanın yönelebileceği ihtiyaç alanlarından bahsedilemez. Ancak bu temel ihtiyaçlar karşılandıktan sonra daha üst düzeydeki ihtiyaçların karşılanmasına yönelmeler söz konusudur. Aile kurumu diğer toplumsal kurumlar arasında en temel ve çekirdek kurum olmaktadır. Aynı zamanda çocuklar için ilk temel eğitim kurumudur. Her çocuğun temel kişilik özellikleri aile kurumu içerisinde şekillenir ve daha sonra bu kazanımlara eklemeler yapılarak geliştirilebilir veya hiçbir şey yapılamaz. Böylesi kutsal sayılan bir toplumsal kurumun kendine has ilke, yöntem ve mutlaka yasaları vardır. Bu yasalar adeta eşya ve objelerin derinliklerindeki ilke ve yasalara benzer. Nasıl ki taşı taş yapan, suyu su yapan, toprağı toprak haline getiren atom ve moleküler yapılar nezdinde ilkeler ve yasalar var ise, aile kurumunu da şekillendiren daha karmaşık ilke ve yasalar vardır. Örneğin suyu su haline getiren; H20 gibi bir yasa olduğunu biliyoruz. Aile kurumunu oluşturan evlilik müessesesini bir erkek ve bir kadın oluşturur. Bu yapı insan dediğimiz mükemmel varlığın doğası gereğidir. Şekli farklı olmakla beraber her canlı için benzer mekanizmaların çalıştırılması söz konusudur. Birincil fizyolojik dürtüler, dürtüler, iç güdüler bunu ifade eder. Dolayısıyla evrensel türe özgü özellikler de denilebilir.

Eşya ve nesneler açısından bahse konu ilke ve yasalar maddi ve nesnel boyutlu olsa da, tüm canlılar için bu özelliklerin maddi ve nesnelle beraber soyut ve psikolojik temelli ilke ve yasaları da vardır. Bu belirleyici ve kontrol edici ilke ve yasalar daha çok dini ve ahlâkî yapıdadırlar. Bunların toplamına da bir boyutuyla kültürel özellikler de denilmektedir. Kadın ve erkek biyolojik olarak sahip oldukları haz alma mekanizmalarının ihtiyacı olan ve dürtü olarak ortaya çıkıp o doğrultuda güdülenme sonucu ortaya çıkan durumların tamamına yakını karşıt cinslerde vardır. Sevgi, saygı, güven duyma ve güven verme, namuslu, haysiyetli ve onurlu olma ve bunların korunmasıyla beraber toplum içerisinde takdir edilme, yaşanılan biyolojik ve fiziksel tatminlerin, doyumların psikolojik ve ruhsal düzeyde yaşanması ve daha birçoğu ancak evlilik kurumunun ürettiği katma değerlerdendir. Bu değerlerin üretilemediği bir evliliğin yapılması ve sürdürülmesi altından kalkınamayacak sorunlara müstahak olmaktır. Aileyi korumanın yolu işte bu değerlerin güçlendirilmesinden geçer. Vurgulamak istediğim; sorunlar ortaya çıktıktan sonra çözmeye çalışmakla beraber daha önemlisi; işte o değerlerin en başından toplumsal bir seferberlikle güçlendirilmesidir. Sanat ve estetikten, insanı insanı-kâmil mertebesine yükselten ve yüceleştiren değer ve normlardan yoksun birtakım televizyon programlarıyla akşam sabah toplumu karşı karşıya getirilmesi  ile büyük bir çözülmenin yaşandığı da inkâr edilemez.

Evlilik müessesesi işte bu ilke ve yasaların erkeğe ve kadına yüklediği görev ve sorumlulukların farkında olunmasını gerektirir. Bunları uzun uzadıya anlatmak istemiyorum. Ancak bu kurum tesis edilirken tarafların hiçbirisi diğerine hayatı zindan etmek, varlığına zarar vermek, sosyal, kültürel, psikolojik ve fiziksel şiddet ve baskı uygulamak maksadını güdemez ve gütmez. Burada esas olması gereken tarafların birbirlerinin ve kendilerinin noksanlarını tamamlamaktır. Çünkü ancak o zaman varlığı özünden önce gelen insanın özünü gerçekleştirme serüveni başarıya ulaşabilir. Vurgulamaya çalıştığım ilke ve yasalara riayet edilmemesinin ana gerekçesi; kadının çok çeşitli açılardan zayıf noktalarının olması ve erkeğin de aynı şekilde belki biyolojik ve fiziksel baskınlığını kullanarak aynı şekilde zayıf noktalarını kapatma eğilimi göstermesidir. Halbuki aile kurumu döllenmiş bir tohumun ekildiği çok verimli bir toprak ve yetiştirilen çocuklarda o toprağın geleceğe boy veren fidanlarıdır. Şiddete uğrayan annenin temel problemi en başta eğitimsizlik, maddi imkânsızlıklar, kendi statü ve rollerinin farkında olunmaması gibi dışsal faktörlerle beraber insanın yine kendi beden, duygu ve zihin gibi temel teknolojilerle ilişkili ortaya çıkan davranış bozukluklarıdır. Tüm bu olumsuz faktörler en başta vurgulamaya çalıştığım temel ilke ve yasaların ihlal edilmesi sonucunu doğuracağını söyleyebiliriz. İşte şiddet temelli sorunların da kaynağı bunlardır. Nasıl ki bir eşya satın alınırken kazanılır veya zarar edilirse, evlilik müessesesi de yapılandırılırken eş seçimleri oldukça önemlidir. Aile kurumunun korunmasının temellerinin sağlam olması doğru eş seçimine bağlıdır. Esasında eğitimin gizil görevlerinden birisi de budur. Davulun dengi dengine çalması, tencerenin yuvarlanıp kapağını bulması gibi özdeyişlerin de bu noktayı işaret ettiği anlaşılıyor. Evlenmek isteyen gençlerin neden bu kararı verdiklerini çok iyi bilmeleri, birbirlerinin rakipleri olmayacaklarını, birbirlerinin açıklarını ve noksanlıklarını gidererek tek başlarına olduklarında zuhur edecek zayıflıklarını ortadan kaldırarak en azından her ikisinin mükemmel bir bütün edeceğini bilmeleri ve kabul etmeleri doğru olandır. Her iki tarafın birbirlerinin kullanıp attıkları veya atabilecekleri malları olmadığını, yaşamın tadına ancak o birliktelikle varılabileceğini anlamaları gerekir. Bu anlayış kavrandığı zaman eşlerin birbirlerine şiddet uygulamaları gibi bir ilkelliğin ortaya çıkması muhtemel değildir. Her iki tarafta birbirlerinden beklentilerini çok sağlıklı bir şekilde analiz etmeli, onları karşılamaya yoğunlaşmalı, kesinlikle tolerans ve hoşgörü ikliminin yakalanması ki burada güven müessesesinin inşa edilmiş olması önemlidir, aile kurumunun çok önemli dayanakları olacaktır.

Maalesef bu ilke ve yasaların ihlal edilmesi sonucu ortaya çıkacak şiddet algı ve olgusundan kadınlarımızı korumanın birinci yolu; onların kesinlikle eğitim düzeylerini yükseltmek ve buna bağlı olarak ta maddi bir güvenceye kavuşturmaktır. Ancak bu noksanlıkların tamamlanmasıyla daha da güçlü olacak kadınların bunu eşlerine bir baskı aracı olarak değil, daha fazla paylaşım araçları olarak ortaya koymaları beklenir. Bir kadın hangi eğitim kademesi ile ilgili eğitim almamışsa, mutlaka hiçbir ön koşul olmadan kendi isteği ve arzusu canlı tutularak bu ihtiyacın karşılanması gerekir. Diğer gelişmiş toplumlarda olduğu gibi bizim ülkemizde de bir uzaktan eğitim gibi teknolojiler var. Öyleyse neden ev hanımı olarak aile kurumunu ayakta tutan kadınlarımız için bu tür uygulamalardan söz edemiyoruz?!.. Bana göre bu sorunun çok acil olarak giderilmesi ve bu çabayı gösterebilecek kadınlarımıza da mutlaka devamlı olmak kaydıyla en azından bir asgari ücretin bağlanması mümkün olmalıdır. Toplum olarak yaşadığımız birçok sorun da böyle bir uygulama sonucunda ortaya çıkmadan çözülmüş olacaktır. Kadınlarımız bir kamu görevlisi olmasa da, evinde çocuklarını yetiştirerek ve aile kurumunu dişi kuş misali ayakta tutmalarının da en azında bir toplumsal hizmet olduğu kabul edilmelidir. Esasında kadın derneklerinin bu konuya odaklaşması beklenir. Çocukların suça yönelmemeleri, temel kişilik özelliklerinin güçlü bir şekilde ve istendik doğrultuda oluşması da bahse konu ettiğimiz açılardan ailenin güçlendirilmesine bağlıdır.

2-Kadınların Aile İçi Karar Mekanizmalarına Katılamamaları

Aile içerisinde çok kısa olarak belirtmeye çalıştığım işlevleriyle beraber çok önemli bir temel olan kadınlarımızın aile içerisinde geleceğe dönük olarak alınan kararlara katılmamaları; bu önemli paydaşların kendilerini ötelenmiş, değersizleştirilmiş, kendi başına bir anlam ifade etmeyen ve sadece erkeğine yarayan bir mal ve hizmet olarak görmesine sebep olur. Bu öyle bir çıkmaz hal alır ki, artık doğası gereği dışarıdan gelecek değer vermelere ve gururunu okşamalara yönelme ihtiyacını doğurur. Çünkü bu tür beklentiler her insanın yaratılışında vardır ve belki ertelenebilir ancak yok edilemez. Böyle bir yöneliş, geriye kalan tüm değerleri çürütür ve sonunda adeta hesaplaşma kaçınılmaz bir hal alır. Bu durumun sağlıklı olarak yönetilmesi için daha önce de belirttiğim gibi kadınlarımızın mutlaka eğitim ve ekonomik düzeylerinin birlikte yükseltilmesine bağlıdır. Ancak o zaman kazan-kazan ilkesine bağlı olarak gerçekleşecek kriz yönetimleri her iki taraf içinde kazanıma dönüşecek ve performanslar artacaktır.

4-Maruz Kalınan Şiddet ve Baskılara Dayalı Olarak Yaşanılan Öğrenilmiş Çaresizlikler

Saygıdeğer dostlar, doğal olarak kadınlarımızın yaşadıkları sorunlar çözülmez ve devam ederse; artık tüm çıkış yollarının tükendiğini gören kadın olup bitenleri kendi çaresizliği olarak algılayacak ve belki de en sonunda kendisinin buna lâyık olduğu algısını geliştirecek ve neticede kendisini hayata bağlayacak her bağı ve dengeyi kaybedecektir. İnsan denilen canlı biyo-psişik ve sosyo-kültürel bir varlıktır. Bu temel boyutlar arasında mükemmel dengeler vardır. Böyle bir durumda bu dengeler zaten bozulur ve bedenin haz mekanizmaları dahil her şey birbirine karışır. Böylesine yaşanılan kaotik durum insanı tamamen tüketir ve yaşayan bir ölü haline getirir. Ölüler düşünemez ve çare üretemezler!..

Sevgili dostlar bütün samimiyetimle belirtmek isterim ki, şu anda bu satırları yazarken inanın içim burkuluyor ve tehlikenin boyutlarını düşünmek dahi istemiyorum ve daha fazla yazamayacağımı belirtmek istiyorum. Eğer Rabbim fırsat verirse bu konuları hazırlayacağım kitaplarımda daha detaylı olarak ele alacağım.

Yuvayı yapan dişi kuş, anne olma şeref ve haysiyetine sahip, çocuğunun parmağına çöp batsa bunu yüreğinin derinliklerinde hissetme hassasiyetine sahip kadınlarımızı saygı ve sevgilerimle selamlıyorum.

  • Yahoo'da Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Facebook'ta Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
Bu Yazı 6135 Defa Okundu
2016-03-10

SON YAZILARI

Barzani’nin Korsan Referandumu ve Fırsat Bu Fırsat diyenler! İhanet ateşinde aklını ısıtanlar kendi bedenlerinin yanışını seyredecekler!.. İhanet Çeteleri ve Terör Yapılarıyla Beraber Kayıran ve Koruyanlara da Amasız, Fakatsız Dokunulmalıdır!.. 15 Temmuz Üzerinden 1 Yıl Geçti Devleti Başsız Bırakmaya Niyet Edenler… İnfaz timlerinin varlığına işaret etmiştim, eyvah haklıymışım!.. Neye Evet Neye Hayır!.. Anayasa ve Hükümet Sistemi Referandumunda evetle hayır yer değiştirirse! Anayasa Referandumu ve Türk Eğitim Sen Genel Başkanının Sözleri Rus Büyükelçisine Yapılan Menfur Saldırının…

YORUMLAR

Abone Girişi

Yeni Abonelik        Şifre Unuttum ?




















VİDEO HABERLER
Adem Çalkın’ın Selim Kongresi konuşmasının tamamı
Adem Çalkın’ın Selim Kongresi konuşmasının tamamı VİDEO
Anketler
ÇOK OKUNANLAR
Şoförlere bubi tuzağı gibi yol!
Şoförlere bubi tuzağı gibi yol!

Referandum Sonuçları, Kars Referandum Sonuçları, 2010 Referandum Sonuçları, Referandum Oy Sonuçları, Türkiye Referandum Sonuçları, izmir haber, canlı referandum sonuçları

RSS © 2010 KHA | Kafkas Haber Ajansı | Kars Haberleri | Kars Haber kars haberleri kars ajans
KHA Bedir ALTUNOK adına resmi yayın organıdır. Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır