KHA | Kafkas Haber Ajansı | Kars Haberleri | Kars Haber  kars haberleri kars ajans

RÜZGâR EKENLERİN BİÇTİĞİ FIRTINALARIN BIRAKILDIĞI GEBELİKLERİN DOĞUM SANCILARI!..

  Prof. Dr. Ali Osman ENGİN

          aosmanengin@gmail.com
         RÜZGâR EKENLERİN BİÇTİĞİ FIRTINALARIN BIRAKILDIĞI GEBELİKLERİN DOĞUM SANCILARI!..

 Rüzgâr Ekenlerin Biçtiği Fırtınaların Bırakıldığı Gebeliklerin Doğum Sancıları!..

Kafkas Haber Ajansı (KHA) Yazarı Doç. Dr. Ali Osman Engin’in, “Rüzgâr Ekenlerin Biçtiği Fırtınaların Bırakıldığı Gebeliklerin Doğum Sancıları!..” yazısı:

İçerisinde yaşadığımız küresel dünyada yaşanan toplumsal olayları bilinen bilimsel yöntemlerle analiz edip, daha anlaşılır hale getirme ve parçalardan yola çıkarak arka plânda kalan bütünün kavranması için harcanan zaman çerçevesinde yeni değişkenlerin ortaya çıkabileceğinden sağlıklı sonuçlara ulaşmak oldukça zorlaşmaktadır. Kısacası ulaşılan herhangi bir sonucu detaylı olarak raporlaştırılıp tartışmaya açıldığı an bile, yapılacak yeni bir değerlendirme sonucunda elde edilecek verilerin bir öncekini desteklememe ihtimali oldukça yüksektir. Maharet; hangi sonuçların hangi sebeplerden kaynaklandığını zamanla yarışarak ortaya koyabilmektir. Maddenin ve zamanın birbirlerine olan bağımlılıkları, sınırsız ve sonsuz değildir. Zaman uzayıp genişledikçe maddeyle olan bağı ve maddeye kazandırdığı düşünülen değerler de değişmekte ve mutlaka her seferinde yeniden belirlenmesi gereği ortaya çıkmaktadır. Tersi olduğunda ise, daha olgunlaşmadan dalından alınan meyve misali maddenin varlık gerekçelerine rastlanamayacaktır. Öyleyse maddenin esas varlık gerekçesi zaman ve mekânla olan uyumu nispetindedir. Bu temel unsurlar arasındaki uyumsuzluk ise kaos nedenidir.

Bu durumda tek tek parçalardan bütüne ulaşma çabasına ilave olarak parçanın ve bütünün birlikte algılanması yoluna gidilerek ortaya çıkacak çelişki ve farklılıkları asgariye indirmek anlamlı olabilir. İnsan dediğimiz o mükemmel canlının bu potansiyeli var mıdır? Evet vardır. Çünkü en azından biliyoruz ki; insan beyni paralel ve çoklu işlemcidir. Birden fazla olayı olguyu aynı anda anlamlandırabilir, parçayı ve bütünü aralarındaki ilişkiler kapsamında algılayabilir. Yaşadığımız kaos temelli toplumsal olayları da, işte bu bakış açısıyla değerlendirmek ve olabildiğince hızlı hareket ederek yeni yeni bağımsız değişkenlerin etkisinden kurtarmak gerekir. İşte o zaman karşı tarafın hamleleri de birbirine karışacak ve artık alınacak sağlıklı tedbirlere bağlı olarak onların elleri ve ayakları birbirine dolaşacaktır. Bu aynen satranç oyunundaki hamlelere de benziyor. Eğer hamle sırası sizde ise, bu şansı kullanmadan karşı tarafın yeniden yapacağı hamleleri beklerseniz, artık olayların arkasından sürüklenmekten kurulamazsınız. Çünkü o saatten sonra oyun kurucu değil, kurulan oyunların piyonları durumuna gelirsiniz. O halde eğer hamle sırasının sizde olduğunu düşünüyorsanız, bu hamleyi doğru veya yanlış mutlaka yapmanız gerekir. Hatta eğer başarabiliyorsanız, karşı tarafın beklentilerinizin dışında bir hamle yapmasına fırsat vermeden, hesapladığınız ve beklentiniz olan hamleleri yapmasına fırsat vermeniz; sizi oyunu kurgulayan ve yöneten, rakibinizi ise bu oyunun tamamlayıcısı olan bağımlı bir değişken yapacaktır. Öyle ki, oyunu bu kurgularla yönettiğiniz zaman karşı tarafın daha sonra yapacağı hamleler, sadece sizin kurgulayacağınız oyun ve hamleler için gerekçeler olacaktır.  

Yaşadığımız olaylardan hareketle uzun yıllar boyunca yanlış veya doğru hamle yapmak şöyle dursun, hep hamle  sıramızı karşı tarafa kaptırmışız ve maalesef olayların arkasından sürüklenip durmuşuz. Bu yüzden karşı tarafında bu duruma bağlı olarak çeşitli alışkanlıklar kazanmasına sebep olmuşuz. Baksanıza olayların seyri biraz değiştiğinde, yani onların beklemediği bir anda beklemedikleri hamlemizi yaptığımızda; kafaları karışıyor, daha agresifleşiyorlar, daha düşmanca tavırlar sergileyerek oyunun kurallarını rahatlıkla ihlal edebiliyorlar. Hatta bununla da kalmayıp, kaybetmeye başladıkları oyunu kendi lehlerine döndürmek için oyuna yeni kurallar koymaya başlıyorlar. Bakın güya müttefikimiz olan Amerika Birleşik Devletlerinin üst düzey yetkililerinin; Türkiye’ de yaşanan son iç savaş kalkışmasını gerçekleştiren hainleri kast ederek: Türkiye’de kendi müttefiklerinin hapse atıldığını dillendirmeye başlamaları da işte bu bağlamlar çerçevesindedir. Toplumsal olayları incelerken, sürece katılan değişkenlerin tamamı tarafsız ve önyargısız çalışılmalıdır. Çünkü toplumsal olayların gerçek nedenleri ancak bu şekilde objektif olarak ortaya çıkarılabilir. Şüphesiz ondan sonra yapılması gerekenler üzerinde durulabilir.

15 Temmuz gecesi yüzleşmek zorunda kaldığımız ve kendi gerçekliği çerçevesindeki resmin bütünü olarak ta ifade edebileceğimiz olayların doğum sancıları, bu bütünü meydana getiren parçalar olarak daha önce farklı zaman ve mekânlarda mutlaka yaşanmıştır. Eğer o parçalar yine uygun zaman ve mekânlarda bir araya getirilebilmiş olsa idi, ya 15 Temmuz gecesi yaşanmayacak, yada o gecenin plânlayıcıları kurguladıkları hayallerinin rüyalarını görürken uykularını garaguralar basacak ve belki de bir daha hiç uyanamayacaklardı. Sevgili dostlar, 15 Temmuz gecesi milletimize yöneltilen o vahşetin kahraman ve milli güçler tarafından püskürtüldüğünü ve bedeli ağır olsa bile onların küstah ve kirli hayalleri kursaklarında kalmıştır. Bu hayallerin ilerde hangi doğum sancılarıyla yeniden canlanmaya başlayacaklarını hesaplamak zorundayız.

Oluşabilecek her durum için mutlaka yeni stratejilere ihtiyacımız olacaktır. Bana göre bu manada alınabilecek en önemli tedbirlerden birisi de işte bu milli güçlerin daha da güçlendirilmesidir. Öyleyse bu milli güçler kesinlikle ve hiç zaman geçirilmeden silahlandırılmalıdırlar. Yeni ve çok ivedi seferberlik çalışmalarıyla da, daha bilinçli ve profesyonel anlamda donanımlı hale getirilmelidirler. Burada demek istediğim; reşit olan vatandaşlarımızın birçok batı toplumlarında olduğu gibi taşıma ruhsatlı silah sahibi olmalarının kolaylaştırılmasıdır. Bunun önündeki maddi ve zorlaştırıcı engeller yeniden belirlenerek daha kolaylaştırılmalıdır. Evet biz ordu – millet bir toplumuz. Bunun gerekleri yerine getirilmelidir. Geçmiş dönemlerde daha ortada terör diye bir şey yokken, halkın elinde güvenlik maksatlı çakar almaz silahları toplanırken, hiç aklım almamıştı. Meğer se bu olayın da gerekçelerinin bu gün terör olarak yaşadıklarımızla bir bağlantısı varmış. Evet eğer vatanını ve milletini seven, vatan ve millet savunmasında canını seve seve hiçe sayan kahramanları silahsızlandırırken, terör unsurlarının silahlanması ve çobansız sürülere ellerini kollarını sallaya sallaya girip çıkmaları buna bağlıymış. Düşünebiliyor musunuz, üç buçuk terörist ellerindeki otomatik silahlarla yol kesiyor, gözlerine kestirdikleri vatan evlatlarını indirip kurşuna diziyor ve geride kalanlar da bu sahneleri çaresizce izlemekten ve yalvarmaktan başka bir şey yapamıyorlar. Halbuki eğer o insanlarda da silah olsa, herhalde çocuğunu indirip kurşuna dizenlere karşı tereddütsüz kullanacaktır. O hain şerefsizler de o rahatlıkla bu eylemleri yapamayacaklardır.

Bu konuda daha önce İçişleri Bakanlığına da taleplerde bulundum. Ancak günü geçiştiren kaçamak cevaplar aldım. Şimdi yeniden devlet büyüklerimize teklif ediyorum. Bu konu mutlaka meclise getirilmeli ve ne gerekiyorsa yapılmalı, halkımızın vatan ve millet savunmasında daha güçlü ve donanımlı olmasına fırsat sağlanmalıdır. Böylece geçmişte yaşanan olumsuzluklar  bir daha yaşanmayacaktır. Amerika’ da devamlı katliam boyutunda saldırılar yaşanmasına rağmen, her türlü otomatik silahın kolayca elde edilmesi, herhalde sebepsiz ve gerekçesiz değildir. Hele işe bakar mısınız, bulundurma silah ruhsatınız varsa bile silahınızı arabanızın torpido gözünde taşıyamıyorsunuz. ALLAH aşkına bu nasıl bir şeydir. Böyle bir şey olabilir mi!.. Bu konuda saygıdeğer devlet yetkililerimizin gerekli düzenlemeleri yapacaklarına inanıyorum. Çünkü alınması gereken en önemli tedbirlerden birisi budur. Bu konu hiç tartışılmamalıdır bile. Ancak böyle bir durumda insanlar birbirlerine daha temkinli ve daha gerçekçi bir şekilde davranacaklardır. Suça meyilli olanlar ve şer odakları her durumda silah ve suç aletlerine ulaşabiliyorlar. Sadece mütedeyyin ve sade vatandaşların bu tür imkân ve fırsatları yoktur ve her durumda bu insanlar o şer odakları karşısında güçsüz durumda kalıyorlar. O halde bu durumu ortadan kaldırmak için vatanını ve milletini canından çok seven ve bu uğurda neler yapabileceğini her durumda kanıtlayan insanlarımızın da elleri güçlü kılınmalıdır. Üstelik onlar bu imkânları nerede, ne zaman ve kime karşı kullanacaklarını da çok iyi bilirler.

Yaşadığımız 15 Temmuz gecesinden sonra, hainlerin vatana ihanet suçlarının bedeli olarak yüzleştikleri durumlar düşünüldüğünde, onları bu çıkmaza sokan üst akılların boş durmayacağı ve kendi taşeronlarını düştükleri durumlardan kurtarmak için ellerinden geleni yapacakları da unutulmamalıdır. Halihazırda bu kalkışma ve ihanet çemberine düşüp, ortaya çıkan gerçeklikleri anlayarak bu karanlık girdaptan kurtulma çabası göstermeyenlerin yeni yeni karanlık sayfalar açmaya dönük depreşmeler gösterdikleri anlaşılıyor. Halbuki yaşadığımız ihanet gecesinden sonra geçen zaman süreci duyulacak pişmanlıkların dillendirilerek keskin dönüşlerin yapılması için yeterliydi. Halen de bu fırsatın kullanılabileceğini düşünüyorum. O yolun bataklık olduğu ve çıkışının olamayacağı açıktır. Yol daha yakınken ve sadece kendi vicdanında hesaplaşarak bile o karanlık istikametlerden kurtulma şansının kullanılması en doğru tercih olacaktır. Şüphesiz o kahraman gazi ve şehitlerimize ihanet ve kahpelik kurşunlarını sıkanların hak ettikleri cezalarını çekmeleri tartışılmaz bir gerekliliktir. O ölümsüz şehitlerimiz bizim gönlümüzün generalleridir. Gazilerimiz başımızın taçlarıdır. Onların açtığı ve ezelden ebede giden yolumuza korkmadan ve ürkmeden devam edeceğiz. O vatan hainleri bunu çok iyi bildikleri  için hep düşmanca tavırlar sergilemişler ve 15 Temmuz gecesi de artık kin ve nefretlerini kusmuşlardır. Bu karanlık ve ihanet çıkmazı yola devam etmek isteyenlere başka diyecek bir sözümüz yoktur. Ancak şunu hiç unutmasınlar ki; bu devlet büyüktür, onların sandığı gibi ölüm uykusunda değildir, onların kırk yıllık hayallerini doğuran kurutulmuş beyinlerinin alamayacağı kadar uyanık ve farkındalık düzeyi yüksektir. Aslında herkesi uyuttuklarını sandıkları kırk yıl boyunca adım adım izlenmişlerdir. İşte ondandır ki, bütün oyunların ve plânların üzerinde plân sahibi olan Yüce Rabbimin yardımı ile kırk yıllık ihanet oyunları bir gecede çapulcuların kursaklarına gömülmüş ve üretmeye çalıştıkları kan ve irin deryalarında boğulmuşlardır.

Müslüman Türk Yurdu ve büyük Türk Milletine olan düşmanlıkları açık hale gelen; ruhunu, dinini ve tüm değerlerini haçlı güruhların hizmetine veren satılmışların yeniden varlıklarını hissettirmek isteyecekleri unutulmamalıdır. Çünkü akrep akrepliğini yapacaktır. İşte bu vatan ve millet hainlerinin bu konuda yapabileceklerinden birisi; halen kendilerinden olan üst yöneticilerin o makamlarda kalmasını sağlamak ve böylece ileriye dönük kendilerinden yana kararlar aldırarak daha az hasarla bu durumu atlatmak istemeleri olacaktır. Bu konuda herkes uyanık ve duyarlı olmak, sorumluluk bilinciyle davranmak zorundadır. Ödediğimiz bedel ağırdır ve buna rağmen hala bu tür çaba ve gayretler içerisinde olanların, kendilerini hangi vakfın, sivil toplum kuruluşunun, derneğin, şirketin, partinin, tarikatın ve cemaatin desteğiyle çok güçlü sanırsa sansın, bunun öyle olmadığını mutlaka görecek ve yaptıklarından çok büyük pişmanlıklar duyacaktır. Güçlü olan; Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve asil Türk Milletidir. Bu ülkede tek millet, tek vatan ve tek bayrak ülküsünü şiar edinen herkes bu aziz milletin şerefli ve imanlı bir üyesidir. Bu millet, zenginliklerimiz olarak değerlendirdiğimiz farklılığı ne olursa olsun, bu duyarlılığa sahip her bir şahsiyetin milletidir. Çünkü temelde de ayrılık ve gayrılık yoktur. 

Ayrıştırıcı ve ötekileştirici olmayan bu büyük millete ihanet edenlerin ihanetlerinin cezai karşılığından öte, çok ağır olan bedeli vardır. Bu bedeller mutlaka ödenecektir. Hiçbir hain bundan kaçacak kadar güçlü olmadığını anlayacaktır. Çünkü devletten kaçtığını sananlar görüldüğü gibi kahraman halk tarafından derdest edilmektedir. Ülkemizin her tarafında vatan ve millet duyarlılığı yüksek olan insanlarımızın üzerlerine düşen sorumluluklarını yerine getirme noktasında asla geri durmayacakları açıktır. Bu mücadele sürdürülürken sapla saman da birbirine karıştırılmamalıdır. Bu tür hesapların yapılacağı merciler devlet mercileri ve hukuktur. Hiç kimse kendilerini bu mercilerin yerine koyarak önyargılarla hareket edemez. Uzun yıllar birçok kurum ve kuruluşlarda üstlenilen görevler çerçevesinde gerçekten takdire şayan çalışmalar yapan yönetici ve çalışanlara da çamur atılmamalıdır. Bu hain çeteyle ilişkisi olanların elbette ki yine devletin belirleyeceği ilişkileri ve sağladıkları katkılar ölçüsünde değerlendirilip sorgulanacaklarına şüphe yoktur. Devletimiz hukuk devletidir. Devlet yetkililerimizin de bu konuya önemli vurgular yaptıkları bilinmektedir. Bu hain kalkışma karşısında halkımız birlik ve beraberlik ruhunu yakalamıştır. Darbecilere verilen en büyük karşılık budur. Bunun mutlaka korunması gerekir. Ne şekil olursa olsun, bu ruhu yaralayacak tutum ve davranışlara kesinlikle fırsat verilmemelidir. Sayın Cumhurbaşkanımızın Şeref Malkoç’un sayın Dr. Devlet Bahçeli ile ilgili sarf ettiği  sözlere tepkileri çok anlamlı ve kıymetlidir. Çünkü bu tür söylemlerin yakalanmış olan birlik ve beraberlik ruhunu acıtmaktan başka bir yararı olamayacaktır. Birçok örnekte olduğu gibi, Reis bu yanlışa geçit vermemiş ve gereken özür diletilmiştir. Sayın Dr. Devlet Bahçelinin de tüm teşkilâtlara gönderdiği genelgenin de üzerinde durduğumuz tehlikelere işaret etmesi açısından aynı şekilde çok çok değerli ve önemli olduğu anlaşılıyor. Çünkü ihanet odaklarının üzerinde çalışacakları zemin; kaos yaratma temelli provokasyon, yeniden ayrıştırma ve  küçük gruplar arası başlatılıp köpürtülecek ayrıştırma ve çatıştırma zeminleridir. Geçmişte sebebi ne olursa olsun artık görmeyen gözler bu gerçeklikleri görmeli, duymayan kulaklar duymalı ve kilitlenmiş olan vicdan ve iradelerin tutsaklığına son verilmelidir. Dolayısıyla beklentimiz; gözlere inen perdelerin açılması, kulaklara doldurulan kirli suların boşaltılması, ipotek altına verilmiş iradelerin tutsaklığına son verilmesi, hakkın ve adaletin şaşmaz ipine tutunarak ayağa kalkmaktır. Bunu bütün bir millet olarak yapacağız ve mazlum milletlerin umudu olmaya devam edeceğiz. Ok yaydan çıkmıştır ve geri dönüşü yoktur. Hedefine amasız, fakatsız ulaşacaktır. Hiç kimsenin bunu durdurmaya gücü ve nefesi yetmeyecektir. Rabbim bu aziz milletimizin yar ve yardımcısı olsun İnşallah. Kötülerin her türlü kötülükleri kendilerine dönsün, amin.

(BA-BA-S) GAZİ KARS (KHA) – KAFKAS HABER AJANSI

  • Yahoo'da Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Facebook'ta Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
Bu Yazı 2164 Defa Okundu
2016-08-06

SON YAZILARI

Neye Evet Neye Hayır!.. Anayasa ve Hükümet Sistemi Referandumunda evetle hayır yer değiştirirse! Anayasa Referandumu ve Türk Eğitim Sen Genel Başkanının Sözleri Rus Büyükelçisine Yapılan Menfur Saldırının… Neler Yapmalı… Hain ve kalleş terör saldırılarının acısını içimize gömerken Halep’te yakılan ateşin közü yüreğimizi dağladı!.. Açık terör sisteminin hedef odaklı girdileri!.. Harakani Sofrasında Herkesin Yerini Almasını Sağlamamız Gerekiyor Darbe Sonrasının Artçı Dalgalar Rüzgâr Ekenlerin Biçtiği Fırtınaların Bırakıldığı Gebeliklerin Doğum Sancıları!..

YORUMLAR

Abone Girişi

Yeni Abonelik        Şifre Unuttum ?




















VİDEO HABERLER
Kars Lojistik Merkezi’nin temeli atıldı
Kars Lojistik Merkezi’nin temeli atıldı
Anketler
ÇOK OKUNANLAR
Kars Lojistik Merkezi’nin temeli atıldı
Kars Lojistik Merkezi’nin temeli atıldı

Referandum Sonuçları, Kars Referandum Sonuçları, 2010 Referandum Sonuçları, Referandum Oy Sonuçları, Türkiye Referandum Sonuçları, izmir haber, canlı referandum sonuçları

RSS © 2010 KHA | Kafkas Haber Ajansı | Kars Haberleri | Kars Haber kars haberleri kars ajans
KHA Tan Ofset San.Tic.'nin Kurulusudur. Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır