KHA | Kafkas Haber Ajansı | Kars Haberleri | Kars Haber  kars haberleri kars ajans

İLKÖĞRETİMDEN ÜNİVERSİTEYE GENÇLİK NEREYE GİDİYOR?.. TEYO DURUMA NE DİYOR!..

  Prof. Dr. Ali Osman ENGİN

          aosmanengin@gmail.com
         İLKÖĞRETİMDEN ÜNİVERSİTEYE GENÇLİK NEREYE GİDİYOR?.. TEYO DURUMA NE DİYOR!..
İlköğretimden Üniversiteye gençlik nereye gidiyor?.. Teyo duruma ne diyor!..
  
Çok aziz ve muhterem dostlar, hepinizi en derin sevgi ve muhabbetlerimle selamlıyorum. Cenabı ALLAH nimet olarak verdiği azalardan etmesin. Özellikle akıl, izan ve şuur nimetlerini noksan etmeyip daim eylesin. Sevgili dostlar, maalesef içerisinde yaşadığımız her şeyiyle kritik dönemin en çarpıcı ve temel sorununun akıl, izan ve şuur tutulması olduğu açıktır. Bilindiği gibi insan aklı sahibinin gözlerini ve kulaklarını kullanarak veri toplar ve o verileri işleyerek çalışır. Eğer en son ölen uzvunuz olan kulağınız hep çirkinlikleri, kötülükleri duyuyorsa, kolay kolay görülemeyen ve hissedilemeyen, zaman ve mekân boyutlarını aşan teknolojilerle sizi imha etmeye çalışan tasarımcıların tezgâhlarından çıkan tıkırtıları duyuyorsanız; akıl nimetinizin doğru çıkarımlar yapmasını beklemeyin. 
 
O kirli tezgâhlarda dokunan albenisi yüksek kumaşların parlak boya ve desenlerine odaklaşan gözleriniz varsa ve tüm gördükleriniz o duyduklarınızın somutlaşan şekilleri ise, yapacak fazla bir şeyiniz yok demektir. Hayatta kalmak için tek seçeneğinizin şeytanı temsil eden irade ve kuvvete teslimiyet olduğu sanal gerçekliği ile karşı karşıya kalırsınız. Görsel ve yazılı medyayı derinlemesine ve tüm boyutlarıyla kullananlar, ellerindeki tüm imkânları bu yola seferber etmişlerdir. Artık toplum olarak yakın ve uzak çevremizi bunlar oluşturmuşlardır. Ünlü eğitimci Vigotsky’ nin “The proximal Zone of Development” Yakın Öğrenme Çevresi dediği ve özellikle çocukların iç dinamiklerinin ortaya çıkarılmasında kendisinden yaş itibariyle biraz daha büyük olanlarla iletişimin önemine vurgu yaptığı sosyal yapılandırmacılıkta, biraz önce değindiğim duruma ışık tutmaktadır. Yeni kuşakların değerler sistemi ve bu değerler sisteminin yönetip yönlendirdiği tutum ve davranışların temelinde de sanal olarak yaratılan bu algılar bulunmaktadır.
 
İnsanlık tarihinin hiçbir döneminde yanlış girilen yolların insanlığı aydınlık ufuklara ulaştırdığı gibi bir gerçeklik yaşanmamıştır. Ancak o anda sahip oldukları akıl nimetine doğru çalışmasını sağlayacak verileri sağlayabilenler, zarardan geri dönüş yoluna geçilebilmiştir. Geçemeyip devam edenler ise tarihin karanlık dehlizlerinde yok olup gitmişlerdir. Bu durum bire bir yaşanılan somut olaylardan yola çıkılarak ulaşılan genellemelerdir. Maalesef böyle bir tuzağa düşürülüp kapana sıkıştırılan ilk, orta ve yüksek öğretim gençliğinin en azından istihbarata karşı koyma teknikleri çerçevesinde yakından takip edilmesi ve her türlü tehlikelere karşı çok daha donanımlı olarak yetiştirilmesi gerekmektedir.
 
Bu bir eğitim meselesidir ve temel taşıyıcısı da tarih bilinci ve şuurudur. Günümüzün küresel dünyasında oyun kurucu olan küresel aktörlerin ortak akıllarının arka plânında muazzam bir tarih bilinci ve şuurunun olduğu açıkça ortadadır. Küresel aktörlerin tezgâh ve çıyrıklarına malzeme olmaktan kurtulamayan toplumlar ise, işte o tarih bilincini kaybeden toplumlardır. Bu konuda çok acilen gereken tedbirler alınmalıdır. Son dönemlerde hemen hemen her alanda yetişen tarihçilerimizin bu konuda da daha fazla zaman harcamaları hayati bir değer taşımaktadır. Diğer yandan çocuklarımızın öğrenmelerini engelleyen tüm olumsuz değişkenlerin ortamdan uzaklaştırılması üzerine odaklaşılmalıdır. 
 
Bilindiği gibi, eğitim açık bir sistem olma özelliğine sahiptir. Bu açık sistemin kullandığı girdileri ve hammaddeleri vardır. Bu hammaddelerin birbirlerini etkileyerek işleme tabi tutulduğu bir bilgi işlem boyutu ve sürekli alınan dönütü olan ve sonuçta da elde edilmesi gereken bir ürünü vardır. Bu sistemin devamlılık ilkesi önemlidir. Hedef, elde edilen ürünle amaçlanan ürünün örtüşmesi ve aynı özelliklere sahip olmasıdır. Eğer bu örtüşme gerçekleşmez ise, aradaki fark eğitim sorunlarına işaret edecektir. Bu sorunların kaynağı, ya defolu girdiler ya da bilgi işlem boyutunun doğru çalıştırılmaması ile ilgilidir. Bir eğitim açık sisteminin temel girdileri, sürece katkı yapan en küçüğünden en büyüğüne kadar canlı, cansız her şeydir. Öğretmen, öğrenci, yönetim, coğrafi koşullar, ekonomik ve sosyal imkân ve fırsatlar gibi faktörler vurgulamaya çalıştığım temel gidilerdendir. Bu girdiler olmaları gereken girdiler değil ve defolu ise, elde edilen üründe hedeflenen ideal ürün olmayacaktır. Aynı şekilde bilgi işlem boyutu da sağlıklı yönetilemiyorsa, yine sorun ürüne yansıyacaktır. Aynı şekilde sistemde ortaya çıkacak küçük bir soruna anında müdahale edilerek sistemin tamamını kuşatmasına engel olarak devamlılığını sağlamak için geri beslenmenin de en az o kadar önemli olduğu unutulmamalıdır.
 
Sürece girdiler açısından bakıldığında, öğretmen yetiştirme, okul-aile işbirliği, teknoloji kullanımı, daha fazla sosyal, kültürel ve sportif etkinlikler gibi alanlarda etkili çalışmaların daha yoğun bir şekilde yapılması gereği kendini göstermektedir. Kısacası öğrenciler öğrenmeye ve kendilerini geliştirmeye yönlendirilmelidir. Öğretmenlerimiz daha fazla çaba sarf ederek örtük programları çerçevesinde öğrencilerine daha zengin öğrenme fırsatları yaratmalıdırlar. Öğrenciler performanslarına dönük olarak değerlendirilmeli ve gelecekleri ile ilgili kararlar da buna göre verilmelidir. Sadece geçmişlerine bakarak yapılan değerlendirmeler yanında gelecekte neler yapabilecekleri ile ilgili olarak da değerlendirilmelidirler. Asıl karar mekanizmaları bu değerlendirmeler üzerine inşa edilmelidir.
 
Kalabalık sınıflardan acilen vazgeçilmeli ve dünya standartlarına ulaşılmalıdır. Öğrenciler yeni bilgi teknolojileriyle sürekli desteklenmeli ve öğretmenler de ekonomik olarak daha anlamlı bir şekilde güçlendirilmelidir. Ancak bundan sonra sıkı bir denetim uygulanabilir. Kesinlikle hedef; öğrencilerin öğrenme ve kendilerini gerçekleştirme başarıları olmalıdır. Tutturulamayan hedeflerle ilgili olarak; il Milli Eğitim yöneticileri, okul yönetimleri ve öğretmenler sorgulanmalıdır ve gerçek öğrenme başarısını olumsuz etkileyen faktörler tespit edilerek ortamdan uzaklaştırılmalıdır. Başarılı ve başarısız öğretmen ve idareciler birbirlerinden ayırt edilmelidir. Okul-Aile birliklerine çok daha fazla etkinlik kazandırılmalıdır. Dershane çılgınlığının önüne geçilmeli ve bu ihtiyaç alınacak tedbirlerle ortadan kaldırılmalıdır. Kalabalık sınıflar öğrencilerin öğrencilik formatlarını olumsuz etkilemekte ve adeta kargaşa ve kaos yaratmaktadır. Çünkü bu tür sınıfların kontrolü oldukça güçtür.
 
Sürecin üniversite boyutu çok daha yoğun sorunlara sahiptir ve sistemi temelinden sarsmaktadır. Eğitim fakültelerimiz ve öğretmen yetiştirme sorunlarımızın acilen masaya yatırılması gerekir. Gelişmiş toplumlarda üniversitelerin her farklı fakültesinin kantininde o alanın eğitimi ile ilgili konuşma ve tartışmalara şahit olursunuz. Örneğin, tıp fakültesinin kantininde ve sosyal paylaşım alanlarında tıp ve sağlıkla ilgili şeyler duyarsınız. Diğerleri de aynı şekildedir. İllegal yaklaşımlara pek rastlayamazsınız. Bunun sebebi; eğitimdeki ciddiyet, bilim ahlâk ve felsefesinin dikkate alınmasıdır. Çünkü öğrencilerin başka istenmeyen alanlara yönelmelerinin önü kesilmiştir. Öğretim elemanlarının sadece profesyonel uzmanı oldukları alan derslerinin yürütülmesinden sorumlu olmaları, öğrencilerin farklı temayüllerinin önünü kesmektedir. Çünkü öğrenci istese de istemese de kendisini dersin dışında tutamamaktadır. Öğretim elemanı kendi uzmanlık alanı olan dersinde öğrencilerinin tüm motivasyonlarını ve dikkatlerini derse vermelerini sağlayabilmektedir. Onlarda değil herkesin her derse girmesi, derse giren ve araştırma yapan öğretim elemanları bile ayrıdır. Derse giren öğretim elemanları diploma ve diploma ekleriyle sabit, kendi uzmanlık alanları derslerine girerler ve o dersin bilimsel anlamda sınıftaki mutlak otoritesidirler. Öğrenciyi çok rahat bir şekilde yönlendirilmesi gereken alana yönlendirebilmektedirler. Uzmanı olduğu alan dersine giren öğretim elemanı öğrenci nezdinde yeterli ve donanımlı bir konumdadır ve öğrencilerin böyle bir öğretim elemanına tabi oluşları önünde hiçbir engel oluşamaz. Bu sayede eğitim ve öğretim etkinlikleri de olumsuz etkilerden uzak kalmaktadır. Kısacası öğrenci başka uğraşı alanlarına yönelmemektedir. Çünkü öğretim elemanı kendi yetiştirildiği uzmanlık alanı dersinin öğretimini iyi yönettiği için öğrencinin dikkatinin dağılmasına ve istenmeyen alanlara yönelmesine fırsat vermemektedir.
 
Ancak bunun tersine ve maalesef bizim ülkemizdeki çoğu gelişmiş büyük üniversitelerimizde bile yapıldığı gibi, öğretim elemanının kendi uzmanlık alanı olan derslere kesinlikle araştırılması gereken sebeplerden dolayı girmeyip veya giremeyip, başka alanların derslerini yürütmeye talip oldukları zaman zaman bir vaka olarak izlenmektedir. Bu davranış hangi gerekçelere dayandırılırsa dayandırılsın, tek kelimeyle bilimi ve kendi yeterliğini inkârdır. Bilim ahlâkına aykırıdır. Bu tür yanlış uygulamalar yüzünden, maalesef öğretim elemanlarına emanet edilen ve ülkemizin geleceği olan öğrencilerimiz iki kere mağdur edilmektedirler.
 
1- Öğretim elemanı kendi uzmanlık alanı olan derslere girmediği ve o dersi ilişkisiz öğretim elemanlarının yürüttüğü sanılan ancak esasta hiç gereği gibi yürütülemediği için mağdur olabilmektedirler. Halbuki öğretim elemanı kendi asıl uzmanlık alanı olan derslere girmiş olsa, öğrencilere çok daha faydalı olacak ve sınıfını rahatlıkla kontrol edebilecektir. Bir öğretim elemanının alanı dışında olan derse girmesi öğrenci üzerindeki hakimiyetini de ortadan kaldıracağından, öğrencilerin enerjilerini harcamak için yanlış ve hatta illegal birtakım oluşumlara yönelmelerine zemin hazırlamaktadır. Kısacası bu durum terörü beslemektedir.
 
2- Öğretim elemanının alanı dışı derse girmesi, o dersin asıl profesyonel uzmanları tarafından verilmesinin engellenmesi, öğrencilerin ikinci bir mağduriyet yaşamalarına sebep olmaktadır. Bu yüzden dersler anlı şanlı büyük üniversitelerimizde bile ihmal edilmekte ve öğrenciler başıboş bırakılmaktadır. Bu durum yine aynı şekilde illegal faaliyetleri doğurmaktadır. Kendilerinin bu manada mağdur edildiklerini düşünen öğrenciler, tepkilerini farklı şekillerde ortaya koymaktadırlar. Çünkü hovardaca kullanacakları zamana sahip olmaktadırlar. Bu konuda öğrencilerin geneline uygulanacak anketlerle gerçek veriler ortaya çok net olarak çıkarılabilir. Bir öğretim elemanı alanı olmayan derse girdiği zaman, doğal olarak o dersin konu alanını eğitim verebilecek şekilde bilme şansı olamayacağı için kafasına göre içerik anlatmaya başlamaktadır. Bu ve benzeri gülünç durumlar maalesef çok sık yaşanmaktadır. Diğer yandan birçok üniversitelerimizde yürütülen Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programı uygulamalarında yaşanan sorunlar artık bu programların yürütülmesinden vazgeçilmesi gereğini ortaya koymuştur. Halbuki bu program, üniversitelerin kendi öğrencilerine ayırdıkları kontenjanlarla kendi mezun öğrencilerine önemli bir fırsat sunmakla beraber, yeni öğrenci tercihlerinde etkili olmaktadır. Diğer yandan üniversite, yürütücü fakülte ve yerleşim bütçelerine de önemli katkılar sağlamaktadır. Böyle bir imkân ve fırsatın iyi değerlendirilmesi gerekmektedir.
 
Asıl tehlike ise, öğretim elemanlarının uzmanlık ve yeterlik alanlarında körelmeleri, kendilerini yenileyememeleri ve öğretim elemanlarının uzmanlık alanları itibariyle adeta çoraklaşmalarıdır. Geleceğin üniversiteleri olarak insanlığa hizmet üreterek, küresel dünyada yerini almak isteyen üniversitelerin, acilen bu sorunu çözmeleri gereği açıktır. Bizim ülkemizdeki üniversite öğrencilerimizde kendi kantinlerinde eğitimini aldıkları alanla ilgili konuşup, kubaşık (İşbrliğine Dayalı) öğrenme ve etkileşimi gerçekleştiren öğrenciler olmalıdırlar. Başlangıçta bizim üniversitelerimizin de böyle uygun hedef kitlelere sahip oldukları ancak daha sonra gerçekleşen yanlış uygulamalar sonucu durumun tam tersine döndüğü gözlenmektedir.
 
Evet çok aziz dostlar bizler bu ve benzeri sanal sorunlarla yüzleşmeye devam ederken, yine ilk kıblemiz Mescidi Aksa basılıyor, Kuranı Kerimi elinden alınarak yerlerde çiğnenen bir kızımızın acı feryadı kulaklarımızı çınlatıyor, Yüce Peygamberimizin Miraca yükseldiği yere bomba atılıyor, ortalık yakılıyor ve yıkılıyor. Bizler birbirimizi daha da ötekileştirirken, onlar ha bire can damarlarımızı kesmeye devam ediyorlar. Artık kendileri de yaptıkları zulümlerden yoruldukları için bu görevi yetiştirdikleri azılı köpeklerine vermeye başladılar. Yetiştirdikleri köpeklerin hedefinde ağzından “Allahuekber” nidası çıkan Filistinli gençlerdir. Onlar atlarını, itlerini, sineklerini ve böceklerini bile Yahudileştirirken, bizler birbirimizi ötekileştirerek yine onların kucağına atmaya devam ediyoruz. Bu yolun ve gidişatın sonu uçurumdur ve bu yola giren herkesin sonu o uçurumun dibidir. Bizler yeni dalkavuklar ve soytarılar yaratırken, onlar kendi krallarına bile çıplak diyebilecek birlik ve beraberliğe ulaşıyorlar. Şapkamızı önümüze alıp düşünmek zorundayız!..
 
Çok kıymetli dostlar hadi gelin durumu birazda Teyo Pehlivanımızla tartışalım ve istişare ederek tüyolarımızı alalım.
 
Ali Osman ENGİN: “- Yahu Pehlivan Emmi; sufatan gurban olim. Neyedirsen, halın vaxdın yerınde mi? Gardaş malum sen mevta olarak öbür tarafta, ben şimdilik bu taraftayım. Tamam sen gelme ben gelim diyecem de!.. Vallaha ödüm gopir. Çünkü daha buna hazır değilim. Gardaş daha Umreye de gidemedım, Hacca da gidemedım. ALLAH yar ve yardımcımız olsun. O yüzden biraz gorxiram. Teyo Emi, ögünde ölim, gurbanın olim. Gardaş ben gelmiyim, yine sen gel. Ver tüyolarını. Ne olacax bu bizim halımız ahvalımız. Senın oradan bizim buraya gelış, gidişlerde sıxıntın yoxsa, gel seni bizim üniversirelere transfer edek. Bari arada derede galan derslere de sen gir!.. En azından gençleri düşüncede eğitirsin ve onların düşünce boyutları arasındaki tezatları ortadan kaldırırsın!.. Hiç değilse gençlerimiz kendi kuguladıkları hayallerini kurarlar ve o hayallerinin rüyalarını görerek bir anlamda orada gerçekleşen tasarımlarını gerçekleştirirler. Gardaş ben nebileyim artıx gençlerin ne güldüklerine ve nede ağladıklarına bir anlam veremiyorum. Çünkü meğerse gençlerimizin çoğusu kahkahalarla ağlıyor ve hıçkıra hıçkıra da gülüyorlarmış! Bu ne lahana bu ne perhiz vallaha ben anlayamadım”.
 
Teyo Pehlivan: “Ola xoca axlın başan topla ele hazırlıxsız buralara gelmeyi axlından geçirme. Vallaha burada torpil morpil yox işlemir. Gendi yapdıxlarınnan baş başasın. Orada ne doğramışsan aşına, bil ki burada o gelecektir kaşığına. Bilirsin ele benım fazla vize mize sorunum yox. Geçenlerde burada sizlerın rehmetlileriniz olan Çobanoğlu ve Reyhani efendıleri gördüm. Ben bunları oradan tanıdığım için gittim epey sohbet ettik ve oradan buradan gonuşdux. Annadım ki; Çobanoğlu Karsı ve Reyhani de Erzurum’u özlemışler. Vallaha senın dedığın o iç açıcı olmayan durumlarınızı hele onlara anlatmadım. Dedım moralleri bozulmasın. Bu böyük ozanlarımız Hakkın rahmetine gavuştukları için, gariban insanların gönlü ve ağzı olarak onların demek istediklerini sazlı sözlü dile getiremiyorlar. O yüzden kendilerini takip edecek genç halk ozanlarının çoğalmasını çox isdirler. Artıx xoca onlariı da siz yetiştirin.
 
Yahu xoca sen benım gelıp üniversitelerde ders vermemi mi isdirsen? Sen beni yazmadan kâtip ve oxumadan hakim olduğumu mu sanıyorsun?.. Ben ele sizin üniversitelerinizdeki birtakım öğretim elemanları gibi her “b…..a” sinek olamam. Gardaşım her pisliğin sineği ayrı ayrıdır. Sinekleri birbirine garışdırırsax işler garışır. Halk dilinde denildiği gibi; gaxı yutmax, gıli tutmax ve b…a atmax tam bir maharettir. Aksi halde gax yerıne (elmanın kurutulmuşu) b…u yutar, kılı tutup gaxa atarsınız! ALLAH kimseyi şaşırtmasın. Gardaş bax; yarım imam dinden eder, yarım toxdor candan eder yarım yamalax xoca da öğrenciyi ardan, edepten, kanundan ve yasadan etmektedir. Buda teröre ve illegaliteye malzeme olmax demektir. Herkes bunun farkında olmalıdır. Yoksa yenersiniz guyu dibine, silip süpürüp silkinip çıkamazsınız. Yine ALLAH gorusun guyu dibine yenersiniz de, silip süpürmek şöyle dursun birde üstüne üstelik başka türlü çıkarsınız!.. Xoca buna çox dıgget edın. O türlü çıkanlar ömür boyu geşmer olur galırlar! ALLAH o sufatlardan etmesın. Xoca o ağlama ve gülme işi de çok karışıktır. Bilirsin gülme ve ağlama merkezleri aynıdır. Gençler bu ikisini birbirine garıştırdığı için, öli gördimi oynamiya ve düğün gördğünde de ağlamaya başlıyor!”
 
A.O.E. “-Yahu Pehlivan Emi, ALLAH seni inandırsın ki tam kitabın ortasından gonuşirsan. Anlayana sivri sinek saz, anlamayana davul zurna az!.. Gardaş biz senin tüyolarını aldıx, alamayanlar utansın. Bu sıkıntı defterleri de bir daha açılmayacax şekilde gapansın. Paylaşma olsun, uzlaşma olsun, anlaşma olsun, gardaşlıx olsun ve tüm hanelerimiz huzur ve güvenle dolsun. Düşmanların fendi sönsün, benzi solsun. Emi baksana artık hemen bildiğin gibi krallara çıplak diyecek erdemli insanlar öteleniyor ve ötekileştiriliyorlar. Demek ki gerçekleri konuşmak kimsenin hoşuna gitmiyor. O yüzden ortalık soytarılardan geçilmiyor. O dalkavukluk aşamasını geçen soytarılar, varlıklarının sağlamasını yanlışlara doğru ve doğrulara da yanlış diyerek yapabiliyorlar. Çünkü onların felsefelerinde başkalarının ar edep edip diyemeyeceklerini dillendirmek vardır. Aslında bunun kısaca adı münafıklıktır. Ne diyeyim ALLAH yardımcıları olmasın!.. Çünkü ülkemizi ve büyük milletimizi girdaplara sürükleyen zihniyet bu zihniyettir. Bunlar yanlış hesap makineleridir. İşleri güçleri yanlış hesaplar yaparak insanları yanlış istikametlere yönlendirmektir. Bir kişi hasbel kader herhangi bir siyasi mevkiye getirildiği zaman kendisini o yerin yaratıcısı ve mülk sahibi olarak görüyor. O makam ve yetkileri kendi zilliyetine geçirerek kendisini o yere getiren diğerlerini ve seçmenlerini de kendi marabaları olarak görüyor. Adeta kendisini kurumsallaştırıyor. Seçimi veya atanmayı kaybettiği an o makamı hep kendi zilliyetinde gördüğü için, kendisinden çok daha donanımlı ve yetenekli olanların o yerlere talip olmalarını hazmedemediği gibi, başkalarının seçilme veya atanma ihtimallerini bile ortadan kaldırmak için elinden gelen her türlü çaba içerisine girebilmektedir. Maalesef bu tutum ve davranış alışkanlık haline gelmiştir. Siyasi partilerin ve siyaset kurumunun açmazlarından biriside budur. Teyo Emmi sen ne dersin?”
 
T.P. “- Xoca, ey diyirsen. O senın dedığın insan müsveddeleri soytarı değil, söhderidirler. Ele kardan buzdan, ahdan amandan ve sitemden anlamazlar. Dedım ya derileri söhdendır. Yani söhderidirler. Kolay kolay yıpranmazlar. Birde derılerıne bezır sürüp güneşlendiler mi, oh be keyiflerine diyecek yok! Dünya yansa sele gitse bir horum otları yanmaz. Gelene ağa, gidene paşa olmax isterler. Hatta bazen poşalığa bile razı olurlar. Ne bülim xoca gine de ALLAH ey ede. ”.
 
A.O.E. “Amin Teyo Emi. Ağzına sağlık, gönlüne ferahlık olsun. ALLAH seni hep orası ile beraber bizim buralarda da var etsin. ALLAH senden razı olsun”.
  • Yahoo'da Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Facebook'ta Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
Bu Yazı 2822 Defa Okundu
2013-03-12

SON YAZILARI

Neye Evet Neye Hayır!.. Anayasa ve Hükümet Sistemi Referandumunda evetle hayır yer değiştirirse! Anayasa Referandumu ve Türk Eğitim Sen Genel Başkanının Sözleri Rus Büyükelçisine Yapılan Menfur Saldırının… Neler Yapmalı… Hain ve kalleş terör saldırılarının acısını içimize gömerken Halep’te yakılan ateşin közü yüreğimizi dağladı!.. Açık terör sisteminin hedef odaklı girdileri!.. Harakani Sofrasında Herkesin Yerini Almasını Sağlamamız Gerekiyor Darbe Sonrasının Artçı Dalgalar Rüzgâr Ekenlerin Biçtiği Fırtınaların Bırakıldığı Gebeliklerin Doğum Sancıları!..

YORUMLAR

Abone Girişi

Yeni Abonelik        Şifre Unuttum ?




















VİDEO HABERLER
CHP Milletvekilleri Referandum için Kars’ta
CHP Milletvekilleri Referandum için Kars’ta
Anketler
ÇOK OKUNANLAR
MHP’liler, Ülkücüler El Ele Haydi EVET’e
MHP’liler, Ülkücüler El Ele Haydi EVET’e

Referandum Sonuçları, Kars Referandum Sonuçları, 2010 Referandum Sonuçları, Referandum Oy Sonuçları, Türkiye Referandum Sonuçları, izmir haber, canlı referandum sonuçları

RSS © 2010 KHA | Kafkas Haber Ajansı | Kars Haberleri | Kars Haber kars haberleri kars ajans
KHA Tan Ofset San.Tic.'nin Kurulusudur. Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır