KHA | Kafkas Haber Ajansı | Kars Haberleri | Kars Haber  kars haberleri kars ajans

HERGÜN YENİDEN KESTİRİLEN GELECEKLE TEYO PEHLİVAN’IN HAYALİNE GELENLER VE GELEMEYENLER!..

  Prof. Dr. Ali Osman ENGİN

          aosmanengin@gmail.com
         HERGÜN YENİDEN KESTİRİLEN GELECEKLE TEYO PEHLİVAN’IN HAYALİNE GELENLER VE GELEMEYENLER!..
Hergün yeniden kestirilen gelecekle Teyo Pehlivan’ın hayaline gelenler ve gelemeyenler!..
 
Doç. Dr. Ali Osman Engin’in, “Hergün yeniden kestirilen gelecekle Teyo Pehlivan’ın hayaline gelenler ve gelemeyenler!..” yazısı:
 
Çok değerli dostlar, muhterem okuyucular; yoğun iş ve meşgaleleriniz arasında bendenize zaman ayırarak Teyo Pehlivanda hayal olan düşüncelerimi paylaştığınız için derin saygı ve sevgilerimi arz ediyorum. Yüce Rabbim yar ve yardımcınız olsun. Hanenize sağlık ve huzur dolsun. Şüphesiz toplumsal ve bireysel huzurun kaynağı, ortak değerler etrafında şekillenen birlik ve beraberlik temelinden beslenmektedir. Komşusu aç iken tok yatamama algısı da aynı gerekçelere dayanmaktadır. Malum çağımız stres çağı ve stresten arınık yaşama şansımız yok. Öyleyse maharet, stresin olumsuz tesirinden daha az etkileneceğimiz strateji, yöntem ve teknikleri yaşam sürecimize dahil ederek, daha güvende olmamızı sağlamalıyız. Kısacası stresi yönetme erkini yakalamalıyız. Her ne sebeple olursa olsun, etrafımız öyle veya böyle stres kaynaklarıyla doludur. Üstüne üstelik birde güzel ülkemizin her saat yeniden değişen ve birisi diğerinin tetikleyicisi olan gündemi karşısında her seferinde doğru vaziyet almak gibi bir zorunluluğumuz var.
 
Sürekli gündem oluşturan sorunlarımızın her birisi diğerinden sinerji alarak, katlanarak, yayılarak, artarak İkbal’in tabiriyle, “göç katarları toplandı”, İbni Haldun’ un tabiriyle, “ümran rüzgârı döndü” dediklerini kanıtlar gibi şekilden şekle girip, zamandan zamana yol almaya devam etmektedir. Sorunlar sadece iç kaynaklı değişkenlere bağlı olsa mücadele etmek ve üstesinden gelmek belki daha kolay olacaktır. Ancak çoğu sorunlara kaynaklık eden faktörlerin dış ve küresel kaynaklı olması daha fazla çatışma yönetimi yetenek ve kapasitesini gerektirmektedir. Çatışma hayatın bire bir somut olarak yaşanan durumlarından yola çıkılarak ulaşılan genellemeler boyutuyla bir olgusudur. Eğer iyi yönetilirse tüm tarafların performansını geliştiren etkili bir öğretim yöntemi olabilir. Çünkü çok iyi yönetilen çatışma olgusu sonucunda uzlaşma, paylaşma, bazen vazgeçme düşüncesi ortaya çıkacak ve neticede birlik ve beraberliğe ulaşılacaktır.
 
Millet olarak dışarıdan gelen çirkin beklentilere ve kötü niyetlere karşı güvence altında olabilmek için istihbarata karşı koyma teknikleri (İKK) açısından daha donanımlı olmak zorundayız. Nitelikli birlik ve beraberliğin gücü ve avantajları ayrılık ve bölünmüşlüğün ziyan ve dezavantajlarını yok edecektir. Her bütünün kendisini meydana getiren parçaların toplamı olmak zorunluluğu vardır. Ancak şüphesiz bütünü parçalardan farklı kılan, birleşerek anlam kazanan parçalar arasında ortaya çıkan mükemmel ara değerlerdir. Onun için her zaman bütün kendisini meydana getiren parçaların toplamının üzerinde bir değere sahiptir ve her parçanın hissesine düşen payı vardır. Birisinin varlığı mutlak olarak diğerinin varlığına bağlıdır. Hiç birisi açısından diğerinin yok sayılması varlık gerekçesi olamaz. 
“Ahım ervahı geçti
Diyarbakır Van’ı geçti
Akrep yelkovanı geçti
Kim tersine kurdu beni?”
Aşık Yaşar Reyhani
 
Rüyalar Gerçek Olsa!.. Hayali Teyo’ ya Kalsa!..
 
“Ne doğrarsan aşına o gelir kaşığına” özdeyişi; fiile niyet sahibinin nihai olarak tutum ve davranışlarının nitelikli veya niteliksiz sonuçlarıyla yüzleşeceği gerçeğini yansıtmaktadır. Günümüzde aşına doğramadıklarını kaşığında görmek isteyenlerden geçilmemekte ve aslında dengeyi bozan ve kaos yaratanın da bu haksız beklenti olduğu hep gözden kaçırılmaktadır. Her nimetin bir külfeti, her zahmetin bir rahatı, her yokuşun bir inişi, her yükselişin bir düşüşü, her varlığın bir yokluğu, her darlığın bir ferahlığı, her gündüzün bir gecesi, her tokluğun bir açlığı olduğu gibi; dengeler sisteminin iki temel belirleyicisi olmalıdır. Cefası olmayan sefa, yorgunluğu olmayan dinlenme, acıkması olmayan doyma, külfeti olmayan nimet, hastalığı olmayan sağlık, yokuşu olmayan yeniş, inişi olmayan biniş, çıkışı olmayan giriş, gecesi olmayan gündüz, harcaması olmayan tasarruf, varlık aleminde bir mana üstlenemezler. Onların kazandığı anlam karşıtları tarafından nesnel gerçeklikler halini almaktadır. Karşıtının tesiri ne kadar etkiliyse, kendisi de o kadar cezbedici olacaktır. Temelde her birinin sonunda diğeri vardır. Çünkü birisinin varlığı diğerinin de var olmasına dayanır.
 
Rüya, hayal ve gerçek arasında da benzer ilişkiler olmalıdır. Esasında yaşadıklarımız daha önce hayalini kurup rüyalarımızda gördüklerimizdir. Bu denklemin tersi ise, önce yaşayıp sonra hayalini kurup rüyasını görmektir. Eğer süreç böyle çalışırsa keşkeler birbirini takip ederler. Elbette ki tekamül adına değişim ve ilerleme; önce düşünüp hayalini kurmak ve rüyalarını görmek, daha sonrada onları gerçekler dünyasında karşılamaktır. Ne yazık ki şu an itibariyle yüzleşmek zorunda bırakıldıklarımız hayalini kurup rüyalarını göremediklerimizdir. Burada bir ikilem değişikliği olmuş ve yaşadıklarımız başkalarının kurdukları hayaller ve gördükleri rüyalar halini almışlardır.. Kesintisiz devam ettirilen bu süreç, toplumsal ve bireysel hafızamızı çalıştırmadığı için, ancak sanal hafıza kartlarıyla sorun giderilmeye çalışılmaktadır. Ancak sorun bizler için giderilmemekte, geçici veya çoğunlukla kronik salgınlara sebep olmaktadır. Bu gün yüzleştiğimiz sorunlar ve belki de ilerde yaşayacaklarımız bu çerçevedendir.
 
Hadi gelin güzel bir hayal kuralım ve rüyamızda denemesini yapıp gelecekte hayata geçirelim!..
 
Keşke bir sabah uyandığımızda; cennet vatanımızın her tarafında yaşayan yaşlısından gencine, zengininden fakirine, dolusundan boşuna, işiteninden işitmeyenine ve göreninden görmeyenine kadar herkesin, hafızalarına yerleştirilen portatif ve dışarıdan kumandalı hafıza kartlarını çıkarıp paramparça ettiklerini, aralarındaki ayırıcı mesafeleri kapatıp, tüm şer güçleriyle olan bilinç dışı bağlantıları kopardıklarını, birbirlerinin kanatılan yaralarını sarmaya başladıklarını, dertleriyle hemhal olduklarını, sözün bittiği yerde durarak yeniden bozulmamacasına dostluğa ve kardeşliğe yol verdiklerine şahit olsak. İşte o gün güneş bir başka doğmuş olacak, herkes bu varlık aleminde kendi varlığının farkına varacak, varlıktan sonra özünü bulmak için bıkmadan ve usanmadan çaba sarf edecek, artık açlar tok, çıplaklar giyinik, ülkede talan ve satan olmayacak, kanaat çok, herkesin başı dik ve artık gençler arasında eğitim hakkı adına bir fark ta olmayacak. Açıklar kapatılmış, yetim ve kimsesizler sevindirilmiş ve tüm gaflet ve dalâlete dalan insanlarımız derin uykulardan uyandırılmış ve varlık iksiri ikilemlerin karşıt değerlerini yaşamaya başlamış olacaklardır. İşte o gün, insanlığın karanlık dehlizlerden aydınlık ufuklara çıkışına şahit olacağız.
 
Biraz önce rüyasını görüp, hayalini kurduğumuz idealar aleminin doğru bir yansıması olan böyle bir gerçeklik dünyasında; kimse kimseyi horlamıyor, başkalarının hayallerini ve rüyalarını yaşamıyor ve sadece kendi kurduğu hayal ve gördüğü rüyaları gerçek hayata taşıyor ve geleceğin tohumlarını da orada toprağa salıyor olacaktır. Adı, temeli ve aidiyeti her ne olursa olsun artık hiç kimse birbirlerini hor görmüyor ve ötekileştirmiyor, sadece destek vermekle kalmıyor aynı zamanda köstek de olmuyor, komşuları aç iken tok yatamıyor, fazlalarıyla noksan olanları tamamlıyor ve hep güçlenip bunlardan asla usanıp yorulmuyor olacaklardır.
 
Böylece herkesin kendi doğradıklarının kaşıklarına geldiği, aç açık ve garibanların güvendiği bir ülke haline geldiğimiz heyecanla seyredilecektir. Kısacası özlemimiz olan böyle bir yapıda; İMF’ yi kovmuş olmanın, tüm elden çıkmış olan kurumsal değerlerimizi ve cevheri alınıp posası bize kalan stratejik madenlerimizin işletmelerini geri almış olmamız artık sıradan kazanımlar olacaktır. Bütün bunlar; herkesin mutlu ve umutlu olduğu günleri geri getirmiş olacaktır. Bir bakıyorsunuz dilimiz bir dünya dili olmuş, düşmanların fendi ve benzi sararıp solmuş, ümitleri yok olmuş!.. Tüm gençler eğitim hakkı ve fırsat eşitliği çerçevesinde, istediği eğitim kademesine devam hakkını elde etmiş, gelecekleri garanti altına alınmış, kimse kılığından, kıyafetinden ve düşüncesinden dolayı horlanmadığı bir toplumsal yapıyı inşa etmişiz. Bankalar hortumlandığı zaman vatandaşın cebinden karşılanan zararlara istinaden şimdide vatadaşların banka borçları affedilmiş, kullandığımız araç yakıtı fiyatları dünyanın en pahalı yakıtı olmaktan çıkıp en ucuz yakıtı olmuş, tüm vergiler daha makul seviyelere inmiş, yararlanılan kamu hizmetlerindeki hizmet alımı ve kullanım dışı ödemeler ortadan kalkmış, refah tabana yayılmış ve artık milli gelirin %80’ni sadece %20’ye, %20’i de %80’e gitmiyor ve hakça paylaşım gerçekleşmiş olacaktır.   Evet dostlar hayal ve rüya da olsa başlangıç doğru yapıldığı zaman; zincire eklenecek diğer halkalar az çok su yüzünde yüzmeye başlayacaklardır. Bizlere alıp yerlerine eklemek kalacaktır.
 
Sürece yeniden denge bakışı ile bakıldığında; kurduğumuz bu hayal ve gördüğümüz rüyayı yaşamamıza hiçbir engelin kalmadığı anlaşılacak ve daha fazlasını gerçekleştirme irade ve motivasyonu gelişecektir. Hayali kurulmadan ve rüyaları görülmeden yaşanılanların tesadüf ve rastlantıdan öteye gidemeyecekleri ve geçmişle bağlantıları olmadığından, geleceğe de yansımaları olmayacaktır.
 
Demek ki öncelikli olarak hayallerimizin formatını yeniden düzenleyerek; rüya, yaşantı ve deneyimlere dönüştürmemiz ve daha sonrada gerçekler dünyasına aktarmamız gerekmektedir. İşte ancak o zaman bize yaşatılan külfetlerin nimetlerini almış olacağız. Külfetle nimet arasındaki ilişki, düşünceyle eylem arasında cereyan etmektedir. Eylemden önce de düşünceyle algı arasında benzer bir bağlantı bulunmaktadır. Aynı şekilde bilimle düşünce/felsefe arasında birbirlerini var eden, değiştiren ve geliştiren bir döngü olduğu ifade edilebilir. Çünkü bilimin öncesi ve öncüsü düşünce/felsefedir. Düşünce ile hayal ve rüya arasında ki denklem de böyle kurulabilir.
 
Sevgili Teyo Pehlivanımız da; bizler için geriye doğru da olsa yaşanılmışların hayallerini yeniden kurarak ve rüyalarını sanki baştan görerek, yaşanılanlarla aradaki bağlantıların daha objektif olarak tanımlanmasını ve gelecekte yaşanabilir olanların da hayallerinin kurulmasına ve rüyalarının görülmesine yol vermektedir. Hadi gelin bu olgular çerçevesinde Teyo Pehlivanımızın durumunu kendisine soralım ve varsa vereceği Tüyolarını alalım.
 
A.O.E. – “Teyo Emi günün hayır ola, yüreğine ferahlık ve tüm acıların bir ahlık ola. Yaşarken hep hayal kurup rüyanda yaşadıklarını anlattın. Onların yaşantılarını ise bizlere bıraktın.”
 
T.P. –“ Ola gardaş; dünyada her ikisini de gerçekleştirmek için yeterli zaman ve fırsatım olmadı. Gazı tuttum bılik gaçtı, bıligi tuttum gaz gaçtı. En sonunda aklım başımdan taşdı. Başıma çok belalar açtı. Ancak rüya ve hayallerimle size ulaştı. Benimki sadece sizler için bir amaçtı. Anladım ki her kurduğumuz hayali yaşatmak zaman ve mekâna inat, çok önemli bir maslahat. Gine de gam yemirem. Çünkü, hayal ve rüyalarım sizlere emanet. Umarım iyi etmişimdir. Ne dersin hoca? Bilirsen bizim memlekette edinilmiş birkaç kötü alışkanlık var. Yazmadan kâtip ve okumadan hakim olanlar var! Eee… öyle ya, yargılayıp verecekleri kararda da vicdan ve ahlâk muhasebesini yapma potansiyelleri olamayacağı için, cesur cahiller olarak her konuya söz ve her ateşe köz olmak isterler.
 
Sıcağı olmayan köz, varlığı olmayan öz, çoğunu aramayan az, kışa gebe olmayan yaz; sadece yokluktan fazladır biraz. İşte bu yokluktan birazcık fazlası olanların ortalıkta ahkâm kesmeleri ve her üzerini unlu gördüklerini değirmenci sanmaları veya gördükleri her uzun saçlıyı anaları sanmaları, bir yerlerde ve bir gün kendilerine hayatlarının hatasını yaşatacağını bilseler kendileri açısından çok daha iyi olur. Zamanınızın para eden değerinin bilgi teknolojileri olduğu gerçeği bu zavallıları silip süpürecek ve onlara sadece olmaları gereken yerlerde olmalarını öğretecektir. Hiç kimse sahip olmadığı değerlerin rolüne soyunmamalıdır. Aksi halde giyinecek bir çul bile bulamaz ve ALLAH korusun cılcıbız ortalıkta kalır.”
 
A.O.E. –“ Emi neler diyorsun!.. Bizlere eğitim almanın verdiği ve edinilen öğrenme, yaşanılan tecrübe, yaşantı ve deneyimlere dayalı olarak elde edilen kazanımların dışında, altın değerinde ve çok düşündürücü tüyolar veriyorsun. Elbette ki iyi ediyorsun. Senin yaptığın; modernlik sonrası (post modern), mümkün olmayanı mümküne yakınlaştırmak ve yorulmadan istirahat edenlere, düştüğü çamur deryasından sağa sola, öne arkaya çamur atanlara, ortalığı velveleye verip birbirine katanlara, her şeyini yiyip bitirdiği için, artık değerlerini yemeye başlayanlara ibreti alem için ders vermektir. Sen kendi hayallerini bile yaşamaya fırsat bulamadın, bizlere gelecek olarak bıraktın. Sen bizlerin yaşadığımız gerçeklerin hayalleri ve bizlerde senin hayallerinin gerçekleriyiz.”
 
T.P. -“ He hoca Vallahi doğru diyirsen. Ele sanki aklımdan geçenleri diyirsen. Hayallerimi ve rüyalarımı sizlere anlatmaktan, onları hayal dünyamın dışında yaşamaya fırsat bulamadım ama hep sizlerin hakikatte yaşayacağınıza inandım. Umarım sizler kurduğunuz hayallerinizi ve gördüğünüz rüyalarınızı doyasıya yaşarsınız ve benim kaldığım yerden devam edersiniz. Hatta bütün dünyaya yeniden ve daha hayali gerçekleşebilir ve rüyası yaşanabilir mesajlar verirsiniz. Böylece dünyanın ilgi odağı olup kendinize önemli katma değerler sağlarsınız.”
 
A.O.E. – “Eyvallah Pehlivan. Dediklerini nuska yapıp boynuma asacağım. Sorulmayan yerde ve haddime olmayan durumlarda sınırlarıma çekilip, kimseye danışmadan susacağım. Ama dinleyeceğim ve yeniden öğreneceğim. Bilmediklerimi biliyor gibi değil, bilmediğimi biliyor gibi hareket edeceğim!..”
 
*Geleceğinizi aydınlatıp yolunuza ışık tutacak gerçekleştirilebilir hayaller ve kendi potansiyel ve tasarım gücünüzü ortaya koyan bereketli rüyalar diliyorum.
 
Günün Sözü: Hayallerinizi ve Rüyalarınızı Gelecekte Bire Bir Her Zaman Yaşama Şansınızın Olduğu Gerçeğini Ötelemeyiniz!
Derin saygı ve sevgilerimle
  • Yahoo'da Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Facebook'ta Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
Bu Yazı 5031 Defa Okundu
2013-04-19

SON YAZILARI

Barzani’nin Korsan Referandumu ve Fırsat Bu Fırsat diyenler! İhanet ateşinde aklını ısıtanlar kendi bedenlerinin yanışını seyredecekler!.. İhanet Çeteleri ve Terör Yapılarıyla Beraber Kayıran ve Koruyanlara da Amasız, Fakatsız Dokunulmalıdır!.. 15 Temmuz Üzerinden 1 Yıl Geçti Devleti Başsız Bırakmaya Niyet Edenler… İnfaz timlerinin varlığına işaret etmiştim, eyvah haklıymışım!.. Neye Evet Neye Hayır!.. Anayasa ve Hükümet Sistemi Referandumunda evetle hayır yer değiştirirse! Anayasa Referandumu ve Türk Eğitim Sen Genel Başkanının Sözleri Rus Büyükelçisine Yapılan Menfur Saldırının…

YORUMLAR

Abone Girişi

Yeni Abonelik        Şifre Unuttum ?




















VİDEO HABERLER
Adem Çalkın’ın Selim Kongresi konuşmasının tamamı
Adem Çalkın’ın Selim Kongresi konuşmasının tamamı VİDEO
Anketler
ÇOK OKUNANLAR
Şoförlere bubi tuzağı gibi yol!
Şoförlere bubi tuzağı gibi yol!

Referandum Sonuçları, Kars Referandum Sonuçları, 2010 Referandum Sonuçları, Referandum Oy Sonuçları, Türkiye Referandum Sonuçları, izmir haber, canlı referandum sonuçları

RSS © 2010 KHA | Kafkas Haber Ajansı | Kars Haberleri | Kars Haber kars haberleri kars ajans
KHA Bedir ALTUNOK adına resmi yayın organıdır. Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır