KHA | Kafkas Haber Ajansı | Kars Haberleri | Kars Haber  kars haberleri kars ajans

DİRGEN KEMAL’İN DİRGENLERİ

  Prof. Dr. Ali Osman ENGİN

          aosmanengin@gmail.com
         DİRGEN KEMAL’İN DİRGENLERİ
Dirgen Kemal’in Dirgenleri
 
Toplum Yayı Geriliyor, Ok Yaydan Fırlamadan Yay Gevşetilmeli, Yoksa Dirgen Kemal Dirgenin Sapını Kıracak!..
 
Çok aziz dostlar, her gün ve her saat değişen gündemi takip etmek bile başlı başına bir maharet olmaya başladı. Çok kısa süreli zaman dilimlerine sığdırılan toplumsal olaylar, asıl gerçeklikleri karartmak için sebep ve sonuçlarıyla birlikte karşımıza çıkarılmaktadır. Mekanik öğrenmeler gibi sadece fotoğrafının algılara yerleşmesi için dizayn edilen bu süreçte, temel zihinsel faaliyetlere fırsat verilmemektedir. Dolayısıyla toplum ve birey bir anlamda dışarıdan gönderilen resim ve tabloları ayna gibi alıp, geldiği veya gönderildiği biçimiyle yansıtmaktan başka bir işlem yapamaz. Toplum mühendisliği ölçüsünde yaratılan toplumsal olaylar, bireyler arasında tartışılırken, ilginç ve farklı paradigmalarla beraber, asıl bağımlı ve bağımsız değişkenlerin diğerleriyle birbirine karıştırılması kaçınılmaz olur. Böyle bir ortam, etki ajanlarının ve provokatörlerin arayıp bulamadıkları bir ortamdır. İsteyen istediği tarafa çeker ve artık ortak bilinç ve akıl devre dışı kalmıştır. Olayları muhtemel sebeplere bağlayarak gelecekle ilgili akılcı ön görülerde bulunmak, adeta kehanetin kâhini olmayı gerektirir.
 
Toplumsal olayların olay olma boyutunun tarihe konu alanı olması yanında, toplumbilime de olgu boyutuyla konu alanı olmaktadır. Her ne kadar olaylar bire bir yaşanan durumlarıyla tekrar etmese de, olgu boyutuyla tekrar eder. Siyaset bilimciler, siyaset kurumunu işletirken, birebir somut olarak yaşanan toplumsal olaylardan yola çıkarak, gelecekte yüzleşme ihtimali olan olguları daha istendik ve beklendik hale dönüştürmenin tedbirlerini almaları gerekir. Sosyoloji bilimi, olayları olgu boyutlarıyla incelerken yorum yapmaz, taraf tutmaz ve kestirimlerde bulunmaz. Bu iş daha çok siyaset kurumunun çalışanlarının işi olmalıdır. Hani derler ya; “ya krallar felsefe bilmeli, ya da filozoflar kral olmalı”. Bizde herhalde; “ya siyasetçiler insani ve toplumsal bilimlere vakıf olmalı, ya da toplum ve beşeri bilimciler siyaset yapmalı” diyeceğiz.
 
Şeyh Edebali’nin Osman Gazi’ye nasihatı günümüz siyasetçilerine bir manifestodur ve tekrar tekrar okunmalıdır:
 
“Ey Oğul!
Beysin! Bundan sonra öfke bize; uysallık sana... Güceniklik bize; gönül almak sana.. Suçlamak bize; katlanmak sana.. Acizlik bize, yanılgı bize; hoş görmek sana.. Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adalet sana.. Kötü göz, şom ağız, haksız yorum bize; bağışlama sana... Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana.. Üşengeçlik bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana..
 
Ey Oğul!
Yükün ağır, işin çetin, gücün kıla bağlı, Allah Teala yardımcın olsun. Beyliğini mübarek kılsın. Hak yoluna yararlı etsin. Işığını parıldatsın. Uzaklara iletsin. Sana yükünü taşıyacak güç, ayağını sürçtürmeyecek akıl ve kalp versin. Sen ve arkadaşlarınız kılıçla, bizim gibi dervişler de düşünce, fikir ve dualarla bize va’dedilenin önünü açmalıyız. Tıkanıklığı temizlemeliyiz.
 
Oğul!
 
Güçlü, kuvvetli, akıllı ve kelamlısın. Ama bunları nerede ve nasıl kullanacağını bilmezsen sabah rüzgarlarında savrulur gidersin.. Öfken ve nefsin bir olup aklını mağlup eder. Bunun için daima sabırlı, sebatkar ve iradene sahip olasın!.. Sabır çok önemlidir. Bir bey sabretmesini bilmelidir. Vaktinden önce çiçek açmaz. Ham armut yenmez; yense bile bağrında kalır. Bilgisiz kılıç da tıpkı ham armut gibidir. Milletin, kendi irfanın içinde yaşasın. Ona sırt çevirme. Her zaman duy varlığını. Toplumu yöneten de, diri tutan da bu irfandır.
 
İnsanlar vardır, şafak vaktinde doğar, akşam ezanında ölürler. Dünya, senin gözlerinin gördüğü gibi büyük değildir. Bütün fethedilmemiş gizlilikler, bilinmeyenler, ancak senin fazilet ve adaletinle gün ışığına çıkacaktır. Ananı ve atanı say! Bil ki bereket, büyüklerle beraberdir. Bu dünyada inancını kaybedersen, yeşilken çorak olur, çöllere dönersin. Açık sözlü ol! Her sözü üstüne alma! Gördün, söyleme; bildin deme! Sevildiğin yere sık gidip gelme; muhabbet ve itibarın zedelenir...
 
Şu üç kişiye; yani cahiller arasındaki alime, zengin iken fakir düşene ve hatırlı iken, itibarını kaybedene acı! Unutma ki, yüksekte yer tutanlar, aşağıdakiler kadar emniyette değildir.
 
Haklı olduğun mücadeleden korkma! Bilesin ki atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli (korkusuz, pervasız, kahraman, gözüpek) derler.
 
En büyük zafer nefsini tanımaktır. Düşman, insanın kendisidir. Dost ise, nefsi tanıyanın kendisidir. Ülke, idare edenin, oğulları ve kardeşleriyle bölüştüğü ortak malı değildir. Ülke sadece idare edene aittir. Ölünce, yerine kim geçerse, ülkenin idaresi onun olur. Vaktiyle yanılan atalarımız, sağlıklarında devletlerini oğulları ve kardeşleri arasında bölüştüler. Bunun içindir ki, yaşayamadılar.. (Bu nasihat Osmanlı’yı 600 sene yaşatmıştır.) İnsan bir kere oturdu mu, yerinden kolay kolay kalkmaz. Kişi kıpırdamayınca uyuşur. Uyuşunca laflamaya başlar. Laf dedikoduya dönüşür. Dedikodu başlayınca da gayri iflah etmez. Dost, düşman olur; düşman, canavar kesilir!..
 
Kişinin gücü, günün birinde tükenir, ama bilgi yaşar. Bilginin ışığı, kapalı gözlerden bile içeri sızar, aydınlığa kavuşturur. Hayvan ölür, semeri kalır; insan ölür eseri kalır. Gidenin değil, bırakmayanın ardından ağlamalı... Bırakanın da bıraktığı yerden devam etmeli. Savaşı sevmem. Kan akıtmaktan hoşlanmam. Yine de, bilirim ki, kılıç kalkıp inmelidir. Fakat bu kalkıp-iniş yaşatmak için olmalıdır. Hele kişinin kişiye kılıç indirmesi bir cinayettir. Bey memleketten öte değildir. Bir savaş, yalnızca bey için yapılmaz. Durmaya, dinlenmeye hakkımız yok. Çünkü, zaman yok, süre az!..
 
Yalnızlık korkanadır. Toprağın ekim zamanını bilen çiftçi, başkasına danışmaz. Yalnız başına kalsa da! Yeter ki, toprağın tavda olduğunu bilebilsin. Sevgi davanın esası olmalıdır. Sevmek ise, sessizliktedir. Bağırarak sevilmez. Görünerek de sevilmez!.. Geçmişini bilmeyen, geleceğini de bilemez.
 
Osman! Geçmişini iyi bil ki, geleceğe sağlam basasın.
 
Nereden geldiğini unutma ki, nereye gideceğini unutmayasın...”
 
Aziz dostlar, vatandaşlar nezdinde devleti somutlaştıran; yasama, yürütme ve yargı erklerinden yasama ve yürütmeyi elinde tutan siyaset kurumu, toplumsal olaylara karşı tedbir alırken kesinlikle duygusal yaklaşımlardan uzak durmalıdır ve alan uzmanlarıyla durum analizleri yapmadan tedbir alıp uygulamaya koymamalıdır. Burada halkla karşı karşıya gelen güvenlik güçlerinin toplumsal olaylara müdahalede müdahale konusunda, sadece elindeki fiziki gücü kullanmaya yönelmesi yeterli olmamaktadır. Çünkü böyle bir yaklaşımda hakim unsur güç olmaktadır ve bir kademe daha fazla gücün her durumda ortaya çıkma şansı vardır. Ancak toplumsal olaylarla ilgili psikolojik ve kültürel tedbirler, böyle bir kademeli sınıflamayla el değiştirmez. Muhataplar arasında anlaşma, uzlaşma, vazgeçme, fedakârlık gibi kavramlar ve çatışma yönetimi çerçevesinde, sürecin başarıyla yönetilmesini ifade eder. Bu durumda kaybeden, karizması çizilen veya kazanıp güç elde edenden ziyade, her iki toplumsal tarafın talep ve beklentilerinin karşılanması noktasında bilgi, beceri ve performansları artar. Bu duruma bir boyutuyla sosyal öğrenmeler olarak da yaklaşılabilir. Çünkü sonuçta varsa, yanlıştan vazgeçilir ve ortak paydalarda birleşilir.
 
Bu bakış açısıyla ve sosyolojik olarak İstanbul’da yaşanan ve kısmi olarak diğer illere de sıçrama eğilimi gösteren olayları taraf tutmadan, yorum yapmadan ve önyargısız değerlendirmeye çalışacağım ve yorum ve öngörüyü Rahmetli dirgen Kemalin dirgenleri üzerinden yapacağım. Bu olaya iştirak edenlerin her birisinin ayrı ayrı sosyal, psikolojik ve ekonomik hikayeleri olsa da, tesadüfi olarak bir araya gelenlerin oluşturduğu bir toplumsal grup olma özelliği baskın gibi gözükmektedir. Şüphesiz bir amacın gerçekleştirilmesi düşüncesi de bulunmaktadır ve grup üyelerinin çoğu birbirini tanımamaktadır. Bu tür grupların davranışları her an ve her durumda farklı taraf ve davranış modellerine dönüşebilir. Örneğin, bir park alanındaki yapılacak inşaatı durdurmak ve ağaçların kesilmesini engellemek için verilmek istenen tepkilerin yönü hükümeti istifa ve herkesin kendi hikâyesinin hesabını görmeye dönüşmüştür. Gelinen nokta, yığılan strese bağlı gerginliklerin sonucudur. Stres kaynakları ve stres düzeyleri farklıdır, çünkü grup üyelerinin sosyal statü ve rolleri aynı değildir. Aynı olan, ortaya konulan tepki biçimidir. Bu tepki adeta bir futbol maçı taraftarlarının maç esnasında ortaya koydukları tepkiye benzemektedir. Ancak yine de bir toplumsal tepkidir ve kötü yönetildiği zaman, farklı hedef birlikteliklerine dönüşebilir. Grubu harekete geçirmek için daha önceden fırsat kollayan marjinal ve organize ekipler olabilir. Toplum mühendisliği kapsamında bu doğal ve olağandır. Arap baharı denilen toplumsal süreçlerde görüldüğü gibi, önceden kestirilemeyen mecralara doğru yeni toplumsal olaylara kaynaklık edebilir.
 
Değerli dostlar, gelin güzel Karsımızın yetiştirdiği ve hayattayken toplumun delisi olarak algılarda yer eden, sanki edimsel koşullanma gibi, neyi niçin yaptığı pek anlaşılamayan ancak bu gün itibariyle bu sosyal alanın da diğer sosyal ve psikolojik disiplin alanları gibi, araştırmalar yapılması gereken bir disiplin alanı olması gerektiğine inanıyorum. Dirgen Kemal’in kendine has koyduğu tepkilerin karşılığı olan tutum ve davranışlar, insan odaklı olmayan ve yaratılanı yaratandan ötürü hoş görmeyen tutum ve davranışlardır. Kafkas Üniversitesi Personel Daire Başkanı Sayın Ayhan MERT bey efendiden alınan bir Dirgen Kemal anekdotunda belirtildiği gibi; Dirgen Kemal malum dirgenleriyle beraber gitmek istediği istikamete giden bir arabaya binmek ister. Ancak şoför efendi Dirgen Kemali herhalde adam sınıfına koymadığı için arabaya almaz. Tabi Dirgen Kemal altta kalmaz ve yine kendi üslubuna has bir tarzda tepkisini sesli olarak ortaya koyar ve; “git görürsün, tekerin patlar yolda kalırsın, ben seni gelir geçerim, v.s.” gibi sözler söyler. Araba gider gitmeye de, daha sonra Dirgen Kemal’i alan başka bir araçla yola koyulan Dirgen Kemal bir müddet sonra gerçekten kendisini almayan ve Dirgen Kemal’in beddua ve tepkisini alan aracı yolda geçer. Çünkü aracın tekerleri patlamıştır!.. 
 
Halk arasında Dirgen Kemal’in ilerde anlatmaya çalışacağım birçok zaman ve mekânı aşan hikâyeleri vardır. Bu hikâyelerde hep imkânsızların mümkün olabileceği ip uçlarına rastlanmaktadır. Eğer öyleyse, bu anlatılarda bilinmeyen bilimlerin teknolojilerinin varlığı akla getirilebilir. Günümüzde bu bilimler üzerine yoğun araştırmaların yapıldığı bilinmektedir. Örneğin Quantum gerçekliği bu manada yeni ufuklar açabilir. Ya da bir başka açıdan bu süreçler incelendiğinde, insanların zamanı ve mekânı aşma çabaları veliler ve deliler üzerinden şekillenmektedir. Aynı zamanda bu tür aktarım ve anlatılara konu olan olay ve olguların tamamı; eğitici, öğretici, düşündürücü ve insani özellikler açısından istendik olmayan tutum ve davranışlara karşı bir yaptırım niteliğindedir. Zaten delilerin dediklerini diyebilmek için deli olmak gerekir!.. Öyle ya, onlar da zaten toplumun delileridir. Dirgen Kemal ve onun gibiler, doğumla gelen kalıtsal dezavantajlılardan ayırt edilmelidir. Bunların durumu tamamen değişiktir. Bana göre bunlar toplumun sosyal, kültürel ve edebi iğneleridir. Batarlar, ama acıtmazlar. Duman çıkartırla ama yakmazlar. Çağlayanlar gibi gürlerler ama akıtmazlar. Akla düşeni söylerler. Şu ne der, bu ne der diye çekinmez ve sakınmazlar. Onlara göre denilmesi gerekenler denilmelidir.
 
Sevgili dostlar madem öyle gelin bizde şu en son yaşadığımız toplumsal sorunlarımızı hele bir ona havale edelim ve Erzurumlu Teyo Pehlivan gibi vereceği tüyolara kulak verelim. Öyle ya, her toplumda arifler ve veliler kadar meczuplar ve delilerde en az o kadar önemlidir. Arifler ve veliler hakikatlere vurgu yaparken, meczuplar ve delilerde halkın aklından geçirip bir türlü dillendiremediği yaşanmış veya yaşanma ihtimali her zaman olan gerçeklikleri sansürsüz söze ve davranışa dökerler. Dediğimiz gibi, burada söylenenler kimi muhatap alırsa alsın, asla kırıcı ve küstürücü değildir. Düşündürücü ve toplumsal gerçekliklerle yüzleştiricidir. İnsana kul olduğunu hatırlatıcıdır. Eşya, olay ve olguları insan doğa ve fıtratına uyarlayarak değerlendirip bir mesaj vermeye yönelik ve yönelticidir. Bana göre delisi olmayan toplumların velisi de olmaz. Sanki birisi diğerinin arka yüzüdür. Kars’ın velisi Ebul Hasan El- Harakani ve delisi de Dirgen Kemaldir. Toplumun eğitimi ve insanlık değerlerine dönüşünü kendi dergâhında Ebul Hasan El Harakani Hazretleri sağlamaya çalışırken, Dirgen Kemal ise, bu süreçten pay alamayanlara ve hep hizmete karşı tarafta duranların, yine kendi davranışlarının karşılığı olan ancak dil ile söylenmesi zor hiciv ve eleştirileri ortaya koyar. Lafının pergeli yoktur, eveleyip gevelemeden taşı gediğine koyar. Hadi şimdi Dirgen Kemal ile yapılan bir hayali konuşmaya kulak verelim:
 
A.O.E., “-Kemal Gardaş selamun aleyküm, nasılsın ne var ne yok. Umarım işin gücün yerindedir. Gardaş nedir bu her gün değişen olaylar - molaylar? Sen sürekli değişen, kendisini öldürüp başkasını doğuran bu olayları nasıl değerlendiriyorsun? Birde senin şu dirgenlerin   hikmetini bize anlatır mısın?.. Vallaha biz yorulduk gardaş artık olayları takip etmekte zorlanıyoruz. Gönderde alalım tüyolarını”.
 
D.K., “-Aleyküm selam hoca. Ne olsun daha iyi olmaya çalışiram. Emaneti dolandıriram. İşim gücüm yerinde olmiya yeride de, eskisi gibi dirgenlere iş gördüremirem!.. Ya diyirem işler değişti, ya da dirgenlerın dişleri birbirine garışdi!.. Amma hiç demirem ki zaman değişti, mekân değişti, konum hıza göre ve hız da ilgilenilen konuma göre çoktan değişti!.. Hele bene dirgen ne halt etsin asıl ben başgalaşiram! Baksana suçu da dirgene, zamana ve mekâna atiram. Hak ve hukuk mülke temel olmaktan çıktı, hak ve adaletin temeli mülk olmaya başladı. Her şey birbirine garıştı. Bilirsiniz mahkemelerde idam cezası verilirkenken, hakimler kalem gırar ya, işte bende bilir misin çok nadir de olsa, bazı durumlarda dirgenlerden birinin sapını gıarardım. Amma şimdi düşünirem de, her hal ki dirgenlerimin hepsinin saplarını gırmam gerkecek!.. Milletten utaniram elimde dirgen de galmiyacak!..”
 
Bak hoca, benim dirgenlerimin dişleri var ya, onlar hep aynı hizadalar ve hepsi bir ana gövdeye yapışıklar ve birbirlerine de çok alışıklar. Dirgenin bir dişinin güneşten aldığı ışığı diğerleri ile paylaşması aralarındaki ahengi hoş görüyü gösterir. Dişler arasında eşitlik var. Aralarındaki mesafeler de eşittir. O dirgenler sadece sahibinin elinde ve ona hizmet eder. Bu da yaratanına ve sahibine kul olmanın gereğidir. Dirgenlerim kendileri gibi bana da sonuçta yaratanıma ve asıl sahibime bir kul olduğumu ve ona hizmet etmemi hatırlatıyor. Dirgenlerimin uçları sivri ve keskindir. Yanlış kullanımları sonucu zarar verme özelliği yanında, hizmet üretme yapıları da vardır. Bak hoca sen bilmez misin? Harmanın en gözde ve en çok çalışan, kendisine yüklenen görevlerini en fazlasıyla yerine getire aleti dirgen değil midir? Dirgen dedin mi harman akla gelir. Harman bir yazlık çalışma ve çabanın ortaya çıkardığı sonuçlardır. Dirgen de başka birçok işlevleri yanında, otu, samanı, daneyi birbirinden ayırandır!.. Şimdilik anladın mı dirgenin hikmetini?..”
 
A.O.E., “-Yahu Kemal Emi sen neymişsin!.. Seni tanıyamamışız. ALLAH senden razı olsun. Şimdilik bu kadar. İnşallah ilerde senin yaptıklarını yine senin bakış açınla değerlendireceğiz ve elbette ki hikmetli davranış ve sözlerine yer vereceğiz. Yüreğine ve diline sağlık. ALLAH’a emanet ol”.
Selam ve sevgilerimle.
  • Yahoo'da Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Facebook'ta Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
Bu Yazı 8797 Defa Okundu
2013-06-03

SON YAZILARI

Barzani’nin Korsan Referandumu ve Fırsat Bu Fırsat diyenler! İhanet ateşinde aklını ısıtanlar kendi bedenlerinin yanışını seyredecekler!.. İhanet Çeteleri ve Terör Yapılarıyla Beraber Kayıran ve Koruyanlara da Amasız, Fakatsız Dokunulmalıdır!.. 15 Temmuz Üzerinden 1 Yıl Geçti Devleti Başsız Bırakmaya Niyet Edenler… İnfaz timlerinin varlığına işaret etmiştim, eyvah haklıymışım!.. Neye Evet Neye Hayır!.. Anayasa ve Hükümet Sistemi Referandumunda evetle hayır yer değiştirirse! Anayasa Referandumu ve Türk Eğitim Sen Genel Başkanının Sözleri Rus Büyükelçisine Yapılan Menfur Saldırının…

YORUMLAR

Abone Girişi

Yeni Abonelik        Şifre Unuttum ?




















VİDEO HABERLER
Adem Çalkın’ın Selim Kongresi konuşmasının tamamı
Adem Çalkın’ın Selim Kongresi konuşmasının tamamı VİDEO
Anketler
ÇOK OKUNANLAR
Şoförlere bubi tuzağı gibi yol!
Şoförlere bubi tuzağı gibi yol!

Referandum Sonuçları, Kars Referandum Sonuçları, 2010 Referandum Sonuçları, Referandum Oy Sonuçları, Türkiye Referandum Sonuçları, izmir haber, canlı referandum sonuçları

RSS © 2010 KHA | Kafkas Haber Ajansı | Kars Haberleri | Kars Haber kars haberleri kars ajans
KHA Bedir ALTUNOK adına resmi yayın organıdır. Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır