KHA | Kafkas Haber Ajansı | Kars Haberleri | Kars Haber  kars haberleri kars ajans

SURİYE’DE TEKRARLANAN KİMYASAL SİLAH OYUNU

  Prof. Dr. Ali Osman ENGİN

          aosmanengin@gmail.com
         SURİYE’DE TEKRARLANAN KİMYASAL SİLAH OYUNU

 Suriye’de Tekrarlanan Kimyasal Silah Oyunu

Geçmişte Irak’ta yaşananlara benzer bir şekilde bugün Suriye için de aynı senaryonun bir başka versiyonunun hayata geçmek üzere olduğu anlaşılmaktadır veya ilerde anlaşılacaktır. Şüphesiz Irak’ta olduğu gibi Suriye’de de bilinen demokrasi çerçevesinde yönetimler belirlenmemiştir. Batının böl ayrıştır ve mümkün olduğu kadar destek vererek azınlıklara çoğunluk üzerinde baskı ve dikta yönetimleriyle bu sömürü düzenleri kurulmuştur. Askeri teknolojilerle alabildiğine desteklenen ve uluslar arası camiada etkili kılınan azınlıkların, sırtlarını dayadıkları küresel güçlerin çizdikleri rotalardan çıkma şansları hiçbir zaman olmamıştır. Bu yöntemle küresel oyun kurucuların iştahlarını kabartan talan düzenleri günümüze kadar devam etmiştir. Peki ne oldu da bu talan düzeninde değişiklikler yapılma ihtiyacı ortaya çıktı? Çünkü çizilen senaryolar ne kadar sağlam temellere oturtulursa oturtulsun, bir başlangıç  ve birde bitiş noktaları olacaktır. Hazırlanan toplum mühendisliği süreçlerinin ana yürütücüleri ve sistemleri dirik bağımlı ve bağımsız değişkenlere bağlıdır. Bu değişkenler beklenen sonuçları her doğurdukça, yeni ve hiç akla gelmeyen daha etkili değişkenleri ortaya çıkarır.  İşte bu yeni faktörleri de sürece dahil ederken yeni yeni senaryoların hazırlanması ve sahneye konulması kaçınılmaz olur. Hazırlanacak yeni meydan oyunlarının duruma göre beklendik sonuçlarının elde edilmesi için, ortaya çıkan her faktör yeniden değerlendirilir. Artık kim nerede yer alırsa alsın, sadece çizilen senaryonun olması gereken bir modülünden farksızdır. Çalışan küresel sömürü ve talan sistemidir, aldanan ise geriye kalanların tamamıdır.

Fazla detaya girmeden sadece Suriye üzerinde duralım. Beşar Esat’ ın hanımı daha önce Umus’ tan İngiltere’ ye göçmüş ve oraya yerleşmiş bir Sünni ailedendir.  Babası İngiltere’de doktor olarak görev yapmıştır. Esma  Esat da Bankacılık dahil çeşitli sektörlerde görev yapmış bir üniversite mezunudur. Esat ise; eğitimini diş hekimliği alanında ve İngiltere’de almıştır. Dolayısıyla Esma ve Beşar Esatlar Sünni İslâm anlayışı ve Şii İslâm  anlayışının bir araya gelebildiğinin ifadesi olarak algılanabilir. Bence genel manada İslâm toplumlarının odaklaşması gereken nokta işte bu temel üzerinden hareketle birlik ve beraberlik inşası olmalıydı. Çünkü ister batı, ister doğu olsun kesinlikle birlikte çalışan küresel oyun kurucular, ayrıştırmayı işte bu noktadan temellendirmektedirler. Bunu İslâm dünyasının başarması için çok zaman harcaması ve kafa yorması kaçınılmazdır. Ancak ne yazık ki bahse konu toplumlar, kendilerine sunulan gerçeklerden doğurtulmuş sanal gündemleri yaşamaktan ve günübirlik hayat mücadelesinden başka bir şey düşünememektedirler. Bu tür dış  ve onların iç kaynaklı çalışanları tarafından ufak tefek farklılıklar üzerinden tahrip edici ve ayrıştırıcı çalışmaları hemen hemen her plâtformda tüm hızıyla devam etmektedir. Bu süreçler çalıştırılırken ortaya çıkarılan her farklı yapı kendisinin doğruluğunu diğerinin yanlışlığı üzerine temellendiriyor. Şüphesiz  burada alınması gereken karşı tedbir safların sıklaştırılması ve aralara yaban otlarının kök salmasının engellenmesidir. Karşı güçlerin nelerle meşgul oldukları ve ne tür argümanları, nasıl kullandıkları  açıkça anlaşılabiliyorsa, o zaman alınması gereken tedbirlerin ne olacağı da belli demektir. Özellikle kurumsal yapılara sahip devletlerin bu karanlık noktalarla ilgili ipuçlarını ortaya çıkaracak entellektüel birikimlere sahip olması ve onların aydınlatıcı çalışmalarına zemin hazırlaması gerekir. Özellikle üniversiteler bu işin öncülüğünü yapmak durumundadırlar.  Ancak üniversitelerimiz ne yazık ki daha çok kadro ve hizmet alım satımlarıyla uğraşmaktadırlar!..

Küresel aktörlerin her türlü faaliyetlerinin yol haritaları bu tür düşünce kuruluşlarının ürettikleri ile çizilmektedir.  Burada iideoloji ve saplantılar değil; bilim, tarih ve insan kaynakları temel değişkenlerdir. Sosyoloji biliminin olayları olgu boyutuyla ve diğer toplumsal kurumlar nezdinde tarafsız ve yan tutmadan, olanı sadece var olanı incelemesi başlangıç noktalarından birisi olabilir.  Ancak daha sonra diğer ilgili disiplin alanlarının devreye sokulmasıyla çözüm önerileri ve alınması gereken tedbirlerden bahsedilebilir. Maalesef ülkemizde bu tür dünya ölçeğinde çalışmalar sınırlı kalmıştır. Yapılanların bir kısmında da ideolojik bakışlar ve kontrollü değişkenler baskın olmuştur. Bana göre devletin kendisi tarafından ve her kesimi temsil eden gerçek akiller heyetinin kurulması ve sınırsız imkânlarla da desteklenerek adeta bir bilimsel enstitü gibi çalıştırılmalıdır. En öncelikli hedeflerden birisi de; halkın aydınlatılması, birlik ve beraberliğin güçlendirilmesi, ayrılıkların ve farklılıkların insani değerleri yeniden inşa eden temel toplumsal yapılar haline getirilmesi,

Dışarıdan gelebilecek istihbari faaliyetlere karşı toplumsal dayanıklığın sağlanması olmalıdır. Bunun için elbette ki devletin; yasma, yürütme ve yargı erkleriyle tam bir sosyal devlet olması, mülkün temelinin adalet olması, ve hukuk devleti olmanın temel dayanağı olan katılımcı demokrasi anlayışının hakim kılınması zarureti olacaktır. Saydığım gerekçelerin içeriklerini ayrı ayrı saymak istemiyorum. Bunlar artık herkesin bilgisi çerçevesindedir. Vatandaşın yaşam koşulları kolaylaştırılmalı ve teknolojik imkân ve fırsatlardan rahatlıkla istifade ettirilmelidir. Temelde zamanın tasarruf edilmesi ve daha komplike çalışmalar için yeterli zamana ihtiyaç olacaktır. İşte bu noktada insanların yaşam kalitelerinin teknoloji kullanım imkân ve yeteneklerine bağlı olacağı unutulmamalıdır. Öyleyse, aileler rahatlıkla yeni ve alternatif dolaşım ve ulaşım araçlarına sahip olmalıdır. Aslında bu lüks değil, temel ihtiyaçtır. Bu ihtiyaçların karşılanmasında devletin aşırı vergilendirmeleri doğru olmamıştır. Gıda ve giyim de böyledir. Diğer yandan haberleşme, enerji tüketimi, eğitim gider ve fırsatları da ayrı önemli konu başlıklarıdır.

Bankacılık sisteminin vatandaşı adeta sömürü mantığı üzerine inşa edilmiş olmasının izahı da olamaz.  Çünkü bu sektörden hizmet alımı yapan vatandaşların; yeterli gişe çalışanını istihdam etmeyen, olması gerekenin yüzde beşiyle, onuyla kurdukları numaratörlerle bin bir türlü numaralarla, paralarından çok daha önemli olan zamanları gasp edilmekte ve çalınmaktadır. Buradaki zaman kaybının ülkemizin iş gücü açısından değeri araştırılmalıdır.  Bu ve benzeri yaşantılar toplum üzerinde çok yıkıcı ve köleleştirici etkilere neden olacaktır. İnsan psikolojisi bu durumlardan çok olumsuz etkilenmekte, devlete olan güven sarsılmakta, rüşvet ve ahbap dayı ilişkisi devreye girmekte, doğal olarak insanlar düdük ve sinyallerle rahatlıkla yönetilip yönlendirilmektedir. Sosyal paylaşım sitelerinin yönlendirme kapasitelerinin kaynakları buralarda da aranmalıdır. Sosyal bilimciler sadece okullara hapsedildiği için, halkın eğitimi ve geliştirilmesi bir türlü gerçekleşememiştir. 

Ülkemizde yasama ve yürütmenin öncelikli olarak yürüttüğü yeni anayasa hazırlama çalışmaları içinde söylenmesi gerekenler vardır.  Örneğin, hazırlanan maddelerin bireysel ve toplumsal düzeyli ortaya çıkaracağı psikolojik ve sosyal etkiler üzerinde hiç söz söylenmemektedir. Sayın komisyon üyelerinin dikkatlerini özellikle bu konuya da çekmek istediğimi acizane vurgulamak istiyorum. Çok kaliteli ve alan uzmanlarından oluşan psikoloji ve sosyoloji derneklerimizin bu konularda rehberliklerine ihtiyaç vardır.

Aziz dostlar, sadece durum analizleriyle sorunları çözemiyoruz. Sorunların çözüm önerilerini de geliştirmek gerekir. Onun için karınca kararınca bu konulara da değinmek istedim. Şimdi gelelim Suriye meselesine.

Baba Esat zamanından beri devam ettiği gibi, oğul Esat’ da aynı şekilde kendisine müttefikler olarak Doğu Bloku’ nu ve haliyle de günümüzün Rusya’sını, İran’ını  ve Çin’ini almıştır. Askeri teknolojisini de aynı şekilde o ülkelere dayandırmıştır. Suriye bu tercihini yaparken, ülkesinin ve halkının yararlarını gözetmemiştir. Çünkü şu an yaşadıkları ve yaşayacakları bunun ispatıdır.  Kendisine sunulan tercih bu olmuştur. Hem kaynakların sömürülmesi ve hem de az buçuk beslenip randıman verecek et kapasitesine getirilmiştir. Bu kapasite diğerlerinin iştahlarını kabartmış ve yeni senaryoların devreye sokulmasını kışkırtmıştır.    Özellikle can dostu Rusya alacağını aldıktan sonra pırını pırtını toplayarak terki diyar etmiştir. Batı ve çok uluslu güçler hazır kıta bekliyorlar ve ha bu gün ve ha yarın harekete geçmeyi plânlıyorlar. Harekete geçişin en önemli gerekçesinin önceden belirtildiği gibi, kimyasal ve biyolojik silahların kullanılması olacaktır. Kullanıldığı iddia edilen kimyasal silahların fitillerinin ateşlendiği taraf; bana göre ne Esat tarafı ve ne de muhaliflerdir. Bu silahlar eğer kullanıldıysa, her iki tarafı birbirine kırdırmak isteyenlerin kullanmış olabileceği hep göz ardı ediliyor. Çünkü kimin kullandığından ziyade niçin kullanılmış olabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Elbette ki Suriye yönetimi masum değildir ve kendi halkına kıyım yapmaktadır. Mutlaka al aşağı edilmelidir. Yıllarca ülkemize yönelik terör yatakçılığı yapmıştır. Ancak mevcut koşulları değiştirmek isterken, yeniden inşa edilecek olan yapının getiri ve götürüleri iyi hesap edilmelidir. Bu durumda hiçbir şey yapmamakta çok anlamlı olmayacaktır. Mutlaka ülkemizin, milletimizin ve kardeş Suriye halkının çıkarları dikkate alınmalıdır. Böyle bir durumun yönetilmesi  şüphesiz çok kolay değildir ve siyasi iktidarın insiyatif alması ve bunu kararlılıkla uygulaması çok önemli riskleri de beraberinde getirecektir. ALLAH devletimizi, aziz milletimizi ve bütün İslâm alemini korusun, yasama ve yürütmeyi halk adına elinde tutan siyasi iktidarlara da  doğru kararlar almaları için yardımcı olsun. Saygılarımla.

  • Yahoo'da Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Facebook'ta Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
Bu Yazı 4142 Defa Okundu
2013-08-31

SON YAZILARI

İhanet Çeteleri ve Terör Yapılarıyla Beraber Kayıran ve Koruyanlara da Amasız, Fakatsız Dokunulmalıdır!.. 15 Temmuz Üzerinden 1 Yıl Geçti Devleti Başsız Bırakmaya Niyet Edenler… İnfaz timlerinin varlığına işaret etmiştim, eyvah haklıymışım!.. Neye Evet Neye Hayır!.. Anayasa ve Hükümet Sistemi Referandumunda evetle hayır yer değiştirirse! Anayasa Referandumu ve Türk Eğitim Sen Genel Başkanının Sözleri Rus Büyükelçisine Yapılan Menfur Saldırının… Neler Yapmalı… Hain ve kalleş terör saldırılarının acısını içimize gömerken Halep’te yakılan ateşin közü yüreğimizi dağladı!..

YORUMLAR

Abone Girişi

Yeni Abonelik        Şifre Unuttum ?




















VİDEO HABERLER
Arpaçay’da Feci Kaza: 2 Ölü 4 Yaralı
Arpaçay’da Feci Kaza: 2 Ölü 4 Yaralı
Anketler
ÇOK OKUNANLAR
Arpaçay’da Feci Kaza: 2 Ölü 4 Yaralı
Arpaçay’da Feci Kaza: 2 Ölü 4 Yaralı

Referandum Sonuçları, Kars Referandum Sonuçları, 2010 Referandum Sonuçları, Referandum Oy Sonuçları, Türkiye Referandum Sonuçları, izmir haber, canlı referandum sonuçları

RSS © 2010 KHA | Kafkas Haber Ajansı | Kars Haberleri | Kars Haber kars haberleri kars ajans
KHA Tan Ofset San.Tic.'nin Kurulusudur. Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır