KHA | Kafkas Haber Ajansı | Kars Haberleri | Kars Haber  kars haberleri kars ajans

KARSTAN BAKINCA

  Sezai Yazıcı

          sezaiyazici@kha.com.tr
         KARSTAN BAKINCA

Araştırmacı-Yazar Sezai Yazıcı

ERMENİSTAN AÇILIMI NEDEN SAMİMİ VE GERÇEKÇİ DEĞİLDİ

İçtenlikten yoksun, gerçeklikten uzak, yaşanacakları kestiremeyen, dışarıdan dayatmalarla salt 24 Nisanları kurtarmaya yönelik Ermenistan açılımı sorun çözme

 istenciyle değil, iki futbol karşılaşması arasına sıkışan yapay gülücük kareleriyle anımsanacaktır. Sonuçta, Azerbaycan dostluğu zedelenmiş, “soykırım” savları yeniden gündeme gelmiştir.

2001 yılında Türkçeye çevrilerek yayınlanan bir kitap var. Adı: “Ermenilerin Devletleşme Sınavı Bağımsızlıktan Bugüne Ermeni Siyasi düşünüşü.” Kitabın yazarı Gerard J. Libaridian. Libaridian, ılımlı ve gerçekçi bir Amerikan Ermeni’si olarak anılıyor . 1991’de Ermenistan Başkanı Levon Ter-Petrosyan’ın, dışişleri başdanışmanlığını yapmış. 1994’te Güvenlik Konseyi başdanışmanı olmuş. Büyükelçi unvanı verilerek dışişleri bakanı birinci yardımcılığına getirilmiş, halen, 1997’de istifa ederek döndüğü ABD’nin Michigan Üniversitesi’ne çalışan tarihçi bir akademisyen.

Libaridian kitabında, Ermenistan’da “Bağımsızlık” sonrası gelişmeleri irdeliyor. Yukarı Karabağ Sorunu ve diaspora ile Ermenistan ilişkilerini analiz ediyor. Kars Doğu Kapı’nın kapanmasına giden süreç üzerinde durarak önemli saptamalar yapıyor. Kitapta, Ermenistan’da, biri Türkiye ile iyi ilişkiler kurmak isteyen “gerçekçi ve ılımlı”, diğeri “büyük Ermenistan hayali” kuran fanatik iki temel görüş olduğunun altı çizilerek, “ödün vermez”, geçmişle “hesaplaşmayı sürdüren” grubun temsilcisinin Ermenistan parlamentosundaki tavrını ortaya koymak bakımından yazar ilginç bir anısına yer vererek şunları yazıyor:

ERMENİSTAN HÜKÜMETLERİNİN DOĞU SINIRINA BAKIŞI

“Dışişleri bakanı birinci yardımcısı olduğum dönemde cumhurbaşkanı, (Levon Ter-Petrosyan) benden, Ulusal Meclis’in daimî komitelerinden birine sunulacak bir yasa önerisi görüşmelerinde yönetimi temsil etmemi istemişti. Yasa tasarısı, iyi tanıdığım, kendisiyle pek çok gayri resmî görüşmede bulunduğum ve EDF (Ermeni Devrimci Federasyonu) üyesi bir parlamenter tarafından sunuluyordu. Komite başkanı, akıllıca hareket ederek, resmî görüşmelere başlamadan önce gayrı resmî bir tartışmanın uygun olacağını söyledi; zira, tasarı Ermenistan-Türkiye sınırını çizen 1921 Kars Antlaşması’nın tek taraflı feshini öngörüyordu.

“Yasa tasarısı teklifini veren parlamenter, konuşmasına benim dikkatle dinlediğim uzun bir önsözle başladı. Giriş olarak, antlaşmanın tarihçesini anlatmaya başlayacakken, nazikçe sözünü kestim ve bir tarihçi olmam, dahası çok uzun yıllardır Ermeni Devrimci Federasyonu’nun üyesi olmam dolayısıyla, neden bahsettiğini bildiğimi söyledim. Bütün günümü komite toplantısına ayırdığımı ve acele etmemize gerek olmadığını belirttikten sonra, bir sorumun cevaplandırılmasını rica ettim: Bu yasa tasarısıyla çözüm bulmaya çalıştığı sorun neydi? Cevap vermesini kolaylaştırmak için kendisine yönetimin çözüm bulmaya çalıştığı sorunları liste halinde sundum. (…) Ayrıca, problem ne olursa olsun, teklif ettiği çözümün hallettiğinden daha fazla sorun yaratabileceğini düşünmüş müydü? Örneğin, Ermenistan yeni bir antlaşma müzakeresine girişmeden eski antlaşmayı tek taraflı feshederse, Türkiye’nin mevcut sınırları tanımadığını belirtme ihtimali var mıydı? O zaman, Türkiye’nin tankları Erivan’a ulaşmadan Ermenistan tanklarının Van’a ulaşma şansı ne kadardı? Böyle bir adımın, sürdürdüğümüz savaşa yararı mı, yoksa zararı mı olurdu?

“Bir saat daha konuşmaya devam etmekle beraber, toplantı ilk on beş dakikadan sonra, başkan, tasarı sahibine tasarıyı resmî olarak sunmayı hâlâ düşünüp düşünmediğini sorduğunda, fiilen sona erdi. Parlamenter, düşünceli bir şekilde ‘Görünen o ki, konu üzerinde daha fazla düşünmek gerekiyor,’ dedi.”

O gün Ermenistan’ın dışişleri bakanı birinci yardımcılığı görevini üstlenmiş olan Gerard Libaridian’ın okurla paylaştığı bu anı, Ermenistan’da en radikal kesimin temsilcinin bile Türkiye-Ermenistan sınırını belirleyen 16 Mart 1920 Moskova, 13 Ekim 1920 Kars Anlaşmalarını bir “gerçeklik” olarak kabul ettiğini göstermesi önemlidir.

10 Ekim 2009 tarihli Türkiye ile Ermenistan arasında diplomatik ilişkiler kurulmasına yönelik protokol henüz imzalanmamış; dahası, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin geliştirilmesi için çalışmalar yürütüldüğüne ilişkin “basını bilgilendirme” toplantısı bile yapılmamıştı. Prof. Libaridian’a, 2009’un mayısında “Ermenilerin Devletleşme Sınavı Bağımsızlıktan Bugüne Ermeni Siyasi düşünüş”, kitabındaki alıntı yaptığım yukarıdaki bölümü anımsatıp bir e-mail’le şunu sormuştum: “(…) Sizin yazdıklarınız böyle... Oysa, Türkiye’de Ermenistan’ın sürekli olarak Kars Antlaşması’nı tanımadığından söz edilir; acaba döneminizde ya da daha sonra bu konuda benzer bir tasarı yasalaştı mı?”

Libaridian, beş ay sonra imzalanacak Türkiye-Ermenistan protokollerinin çerçevesinden ve yapılan görüşmelerden “haberdar” olduğu izlenimi veren ayrıntılı yanıtında şunları yazıyordu: “(..)Türkiye ve Ermenistan arasındaki mevcut sınır Ermenistan’ın bağımsızlıktan sonraki her üç cumhurbaşkanının politikalarında da gerçek varsayılmıştır. Ter-Petrossian yönetimi hiçbir toprak talebi ortaya koymadı, Kocharyan Ermenistan’ın Türkiye’den toprak talep etmesiyle ilgili hiçbir hukuki zemini olmadığını belirtti. Ve Sergisyan iki ülke arasındaki sınırları resmen tanımaya hazır.” diyor ve ekliyordu: “Uluslararası hukuktan ve Ermenistan Cumhuriyeti’nin kuruluş belgelerinden anladığım kadarıyla Ermenistan “geçersiz/boş” saymadıkça Kars anlaşması halen daha geçerlidir. Süregelen büyük soru şu: Hangi şekilde, hangi belgeyle ve ne zaman bu durum resmen açıklığa kavuşacaktır.” Bu alıntılardan Ermenistan, yürekten inanmasa da Doğu sınırımızı belirleyen anlaşmaları bir “gerçeklik” olarak kabul ettiği anlaşılmakta.

MOSKOVA VE KARS ANTLAŞMALARI KUZEYDOĞU SINIRINI DA SAPTADI

Yeri gelmişken belirtelim. “Ermenistan Açılımı” ardından Türkiye’de yayınlanan yüzlerce –evet yüzlerce- köşe yazısı, yorum ve haberin önemli bir bölümünde, üzüntüyle belirtelim ki Doğu sınırımızı belirleyen anlaşmalardan yeterince haberdar olunmadığını göstermekte. Bu yazılarda, adları önünde etkileyici sıfatları olan strateji uzmanlarının imzasının bulunması ise olayın bir başka düşündürücü yanıdır. Bu köşenin boyutları içerisinde sözü edilen anlaşmaları irdeleyecek durumda değiliz. Ancak ilimiz ve bölgemiz açısından taşıdığı önemi dikkate alarak anlaşmaların ortaya koyduğu kimi konulara değinmeden geçmeyeceğim.

Doğu Sınırımız, Kars Anlaşması’ndan önce 16 Mart 1921 tarihinde imzalanan Moskova Antlaşması’yla saptanmıştır. Ama, yürürlüğe girmesi anlaşmanın 16. Maddesi uyarınca, onay belgelerinin 22 Eylül 1921 tarihinde Kars’ta verişilmesiyle sağlanmıştır. 16 maddeden oluşan Moskova Anlaşması’nın ek üç maddesi bir anlamda [ EK: 1 (A), EK 1 (B), EK 1 (C)] Doğu ve Kuzey Doğu Anadolu’nun haritasını çizmiştir.

13 Ekim 1921 tarihli Kars Antlaşması gerek Türkiye sınırları, gerek koyduğu ilkeler bakımından yedi ay önce Moskova’da imzalanan anlaşmanın bir benzeridir. Ancak Kars Antlaşması’nın Türkiye açısından bir başka önemi vardır. O da: Türkiye sınırının, Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan ulusları adına da kabul edilip yükümlenilmiş olmasıdır. Bu önemli tarihsel bir gerçeği simgelemektedir.

Birebir aynı olmasa da, Moskova Antlaşması’ndaki hükümler, Kars Antlaşması’nda yinelenmiştir. Kars Antlaşması’nın Moskova Antlaşması’ndan farklı olarak getirdiği yenilik; sınır halkının karşılıklı gidip-gelmesi ve otlaklardan yararlanmasıyla ilgili 7 ve 8. Maddeleri ve mültecilerle, cinayet ve cürüm işleyenlerin durumlarının düzenlendiği 14. Ve 15. maddelerdir. Kars Antlaşması da 20. madde uyarınca onay belgeleri 11 Eylül 1922 günü Erivan’da verilişince yürürlüğe girmiştir.

Yukarıda da görüldüğü gibi Moskova ve Kars anlaşmaları salt Ermenistan sınırını değil, Türkiye’nin Kuzey Doğusunda yer alan Artvin ve Ardahan illerimizin Gürcistan’la olan sınırını da belirlemiştir. “Açılım”, protokolüyle sınırların karşılıklı “teyit” edilme isteği, -buna cesaret edemeyeceği bilinse de- insanın aklına, öngörülmeyen bir gelecekte, Gürcistan’la da sınırı belirleyen anlaşmaların “teyit edilmesi” için “protokol yapılmasına” gereksinim duyulup duyulmayacağını getiriyor! Nitekim Ağustos 1945’te Gürcistan’ın S. Djanaşia, ve N. Berdzennişvili adlı iki haddini bilmez densiz akademisyenin emellerini ortaya koyma cesareti gösterdiği belleklerdedir.

Diplomatik ilişkilerin kurulmasına dair protokolde “İki ülke arasındaki mevcut sınırların uluslararası hukukun ilgili antlaşmalarında tarif edildiği şekliyle karşılıklı teyit edildiğinin” belirtilmiş olması, bir bakıma “eğer protokoller yaşama geçmezse”, sınırların “teyit edilmediği” yorumunu yapacaklara fırsat verecektir. Yukarıda da belirtildiği gibi Ermenistan, zaten Türkiye sınırını belirleyen anlaşmaları şöyle ya da böyle bir “gerçeklik” olarak kabul etmektedir. O gerçekliğin şimdi onaylanmayan protokollerle “teyit edilmemiş” duruma düşürülmüş olması önemli bir kayıptır. Bu nedenle, hükümetin protokolde sınırları belirleyen anlaşmaların “teyidine” yer vermesi çok yanlış olmuştur.

İçtenlikten yoksun, gerçeklikten uzak, yaşanacakları kestiremeyen, dışarıdan dayatmalarla salt “24 Nisanları” kurtarmaya yönelik Ermenistan açılımı sorun çözme istenciyle değil, iki futbol karşılaşması arasına sıkışan yapay gülücük kareleriyle anımsanacaktır. Sonuçta, Azerbaycan dostluğu zedelenmiş, “soykırım” savları yeniden gündeme gelmiştir.

AÇILIMIN SAMİMİYET TESTİ

Ancak, ben burada, protokollerin Kars’tan görebildiğim “lafzındaki” bu sakatlıklara ilişkin düşüncelerimi bir yana bırakıyor, “açılımla” amaçlanan Türkiye-Ermenistan sınırındaki Kars ve Doğu Kapı’ya yönelik AKP’nin içtenlikten yoksun bir başka tavrına değinmek istiyorum. Ama önce, küçük bir anımsatma yapayım: Türkiye’nin Ermenistan sınır kapısını oluşturan Akyaka (Doğu Kapı)’nın Kars’ ve Gümrü’ye olan demiryolu bağlantısı 19. yüzyılın sonunda yani Çarlık Rusya’sının işgal yıllarında tamamlandı. Akyaka-Gümrü demiryolu Ermenistan’ın Karabağ’ı işgalinin ardından 23 Temmuz 1993’te de yük ve yolcu taşınmasına kapandı. “Ermenistan Açılımı”nın “hararetle” konuşulduğu dönemde de, yüzyılı aşkın bir süreden beri hizmette olan Ermenistan sınırındaki Akyaka-Kars tren seferleri iptal edildi. Dahası var…

Türk-Ermeni ilişkilerinin geliştirilmesinde protokollerin yanı sıra halkların algısının da karşılıklı değişmesi önemlidir. Bu bağlamda, açılım sürecinin bir bakıma yakından tarafı olan Kars halkının duyarlılığı ve algısının diğer illerimizden daha çok önem taşıdığını görmek gerekir. Hasan Cemal’in “Türk-Ermeni normalleşmesi: Yalnız sınırlar değil, kalpler de açılmalı!” başlıklı yazısında dile getirdiği biçimiyle algı değişimine yol açacak hiçbir adım atılmamıştır. Oysa, “aklına estikçe” açılım ilan edip “nutuk irad eden” hükümetin “ruhi iklimin” uygun hale gelmesi için yapacağı çok şey vardı… Bunların hiç biri yapılmamıştır. Bu durum görmezlikten gelinip, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, “Soğuk Savaş’ın son duvarını da yıkacağız” demesinin bir anlamı olmayacağı bilinmelidir.

SAHİCİ OLMANIN ÖLÇÜTÜ

Kaldı ki zaten AKP hükümetinin, “soğuk savaşın son duvarını yıkma gibi bir misyonu olamayacağı açıktır. Zira, bugün -simgeselde olsa- salt Türkiye’de değil bütün dünyada Soğuk Savaşın Son Duvarı”nın Kars Doğu Kapı olarak görülmektedir. Bu konuda yapılan pek çok akademik yayını bir yana bırakıyorum. 1952 yılında The National Geographic Magazine” adına Kars’a gelip Doğu Kapı’yı gördükten sonra izlenimlerini aktaran Amerikalı gazeteci, Ferdinand Kuhn’un 2004 yılında yeniden yayınlanan “Bir sınır ve Bir Dikenli Tel Perde…” başlıklı yazı ve fotoğrafları anmakla yetiniyorum. Oysa AKP Ermeni açılımıyla Doğu Kapı’nın simgesel bu önemini bir yana bırakarak Iğdır Alican Kapısı’nı gündeme getirmiştir.

Gelinen nokta ortadadır! “Ermenistan Açılımı” tam bir fiyaskoyla sonuçlanmıştır!

Ancak istenirse, dış güçlerin dayatmasıyla ya da yapay arayışlarla değil, Türkiye’nin istenciyle ilişkilerin geliştirilip kapıların açılmasına gidecek yepyeni bir süreç başlatılabilir. Üstelik bunu gerçekleştirmek çok zorda değildir. Kars’ta, özel düzenlemelerle desteklenip açılacak bir Serbest Bölge ve buna koşut olarak geliştirilecek sınır ticareti, ilişkilerin düzelmesinde belirleyici rol oynayacaktır. Böylelikle, bir yandan “hep Güney Doğu” denilip ihmal edilen Kuzey Doğu’ya hakkı teslim edilerek bir cazibe merkezi haline gelmesi sağlanacak; diğer yandan da bir süreden beri Ermenistan açısından “çekiciliğini” yitirmiş olan ve gün geçtikçe yoksulluğu derinleşen Kars’a ilgi yeniden artacaktır. Unutulmamalıdır ki, şu anda Türkiye’nin malları hem Gürcistan, hem de İran üzerinden Ermenistan’a girmektedir. Sınır kapısı kapalı olduğu için bu malları Kars’tan alamayan Ermeni halkı, “ne yapalım devlet politikası” deyip görece pahalılığa katlanıyor olabilir. Ama açılacak bir serbest bölgeyle kimi malları Kars’ta üçte bir fiyatına satın alabileceği bir pazar yaratılırsa, Ermeni halkının hükümet üzerindeki baskısı artıp, algı çok değişecek ve yepyeni bir süreç başlayacaktır.

Dileğimiz AKP’nin bu gerçekleri görmesidir.

****

[1] Libaridian, J. Gerard, Ermenilerin Devletleşme Sınavı Bağımsızlıktan Bugüne Ermeni Siyasi Düşünüşü, İletişim Yayınları, İstanbul, 2001.

[2] Ortaylı, İlber, “Türkçeye çevrilecek kitaplardan”, Simurg ‘Kitap Kokusu’, sayı: 2-3, Ekim 2000, İstanbul, s. 32-33.

[3] Libaridian, J. Gerard, … s. 35-36.

[4] Milliyet, 19 Kasım 2009.

[5] Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün mesajı, Hürriyet, 22 Kasım 2009.

Sezai YAZICI

Araştırmacı

  • Yahoo'da Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Facebook'ta Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
Bu Yazı 15118 Defa Okundu
2010-04-12

SON YAZILARI

PROF. DR. TURGUT BASKAN Bezdiren Elektrik Kesintileri, Bozulan Kars Algısı Belediye Başkanıyla ‘15 Küçük Rica’ Üzerine Söyleşi Bir Türk ve bir Ermeni tarihçinin ortak bir konu için ilk kez bir araya geldiği örnek bir çalışma: Nefes Nefese Biten Onurlu Bir Yaşam Bir mezar taşı üzerinden 1905 Rus devriminin Kars’taki izleri İsmail Aytemiz Gazi Kars Şehrengizi’nin ardından Kars, 8 yılda 52. Sıradan 62. Sıraya düştü Karstan BAKINCA

YORUMLAR



ali 2010-08-21
yalan

yalan karstan bakınca kars kalesi görükür

Abone Girişi

Yeni Abonelik        Şifre Unuttum ?




















VİDEO HABERLER
Adem Çalkın’ın Selim Kongresi konuşmasının tamamı
Adem Çalkın’ın Selim Kongresi konuşmasının tamamı VİDEO
Anketler
ÇOK OKUNANLAR
Şoförlere bubi tuzağı gibi yol!
Şoförlere bubi tuzağı gibi yol!

Referandum Sonuçları, Kars Referandum Sonuçları, 2010 Referandum Sonuçları, Referandum Oy Sonuçları, Türkiye Referandum Sonuçları, izmir haber, canlı referandum sonuçları

RSS © 2010 KHA | Kafkas Haber Ajansı | Kars Haberleri | Kars Haber kars haberleri kars ajans
KHA Bedir ALTUNOK adına resmi yayın organıdır. Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır