KHA | Kafkas Haber Ajansı | Kars Haberleri | Kars Haber  kars haberleri kars ajans

SEKİZ MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ

  Tuncer Kırhan

          tkirhan@hotmail.com
         SEKİZ MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ

Sekiz Mart Dünya Kadınlar Günü 

Oldum olası bu tür göstermelik günlere karşı olduğumu geçen yazımda da anlatmaya çalışmış ve sevgili okurlarımdan olumlu tepkiler almıştım.
 
Sekiz Mart Dünya Kadınlar Günü, nedir, ne değildir üzerine birkaç söz edelim derken, kabul etmek gerekir ki, geçtiğimiz haftalarda kutlanan sevgililer gününde olduğu gibi, toplumsal anlamda; uyar mı,uymaz mı demeden, alt yapısına bakmadan, hazırlamadan evrensel kurallar diye alıp baş tacı yaptık.
 
Hikayesi, 8 Mart 1857’de Amerika'nın New York kentinde tekstil sektöründe çalışan kadınların düşük ücretlerini,uzun çalışma saatlerini ve insanlık dışı çalışma koşullarını protesto etmek amacıyla yola çıkan kadınların,erkeklerle eşit haklara sahip olmaları için mücadele vermeleri sırasında çıkan çatışmalarda 129 kadın işçinin polis tarafından öldürülmeyle başlamıştı.
 
Böylesine toplumsal bir olaya, yüz yirmi yıl önce duyarlı yaklaşan yüz bin işçi öldürülenlerin cenaze törenine katılarak bu olayı kınamıştı.
 
1910 yılına gelindiğinde, Kophenhag’da ki Kadın Sosyalist Enternasyonel toplantısında, kadın emekçileri destekleyen partiler, “Kadın Haklarının Kazanılması ve Kadınların Birlikteliği Mücadelesi” prensipleriyle, bu tarihin her yıl kutlanması gerektiği yönünde bir “Kadın Günü” olmasını kararlaştırdı.
 
16 Aralık 1977 tarihinde de, Birleşmiş Milletler tarafından adı biraz daha genişletilerek, “Uluslararası Kadınlar Yılı” olarak karalaştırılan 16 Aralık tarihi, daha sonra Kopenhag kriterlerinde yer alan şekliyle, 8 Mart 1857 tarihindeki olayların anısına “Dünya Kadınlar Günü” olarak kabul edildi.
 
Türkiye’de Birleşmiş Milletlerin onurlu bir üyesi olarak karara imza atmış atmasına da; toplumsal kriterlerimiz, her konuda olduğu gibi, elverişlimiydi, değil miydi diye düşünülmemişti.
 
Elbette ki değildi. Çünkü, en önemli faktör olan insan varlığı parametreleri buna uygun değildi.Bir tanesini belirtmek gerekirse,bugün itibariyle dört milyon kadın okuma yazma bilmezken, ekonomik bağımsızlığı yokken, gelenekseldir diye çok eşliliğe boyun eğmişken, imza atmakla bir şeylerin düzelmediği bilinmektedir.
 
Hem Birleşmiş Milletler kurulunda, o kadar imzamız var ki; örneğin, “Özürlülerin günlük yaşamlarını temin edecek imkanların yaratılması” konusunda, makarna, reçel dağıtmayla uğraşan kent düzenleyicisi belediyelerimiz özürlü vatandaşların üst geçit ve merdivenleri kullanma koşulları gibi nice sorunlar varken, imza olsa ne yazar.
 
Bizim sorunumuz, her konuda olduğu gibi, yaşam biçimimizin gelenekselliğe dayanması ve kadına şiddeti bir meziyet olarak kabul etmekten geçmektedir.
 
Hal böyle iken, Türkiye’de, aile içi şiddet gibi, töre ve namus cinayetleri gibi bir hastalığın gizli ya da açık olarak sürmesine, nasıl ve ne kadar müdahale edilebilir.
 
Yaptırımlar dizisinde gündeme gelen ve üç ay önce hazırlanmasına rağmen bir türlü gündeme getirilmeyen“Kadını şiddete karşı koruma düzenlemesi” adlı yasal düzenlemeler kamuoyunun ısrarlı takibi sonucu TBMM’ye sevk edilmiş ve tatile girmeden çıkacakmış. Hayırlı olsun.
 
Şimdi şunu söylemenin yeridir, yasal mevzuatın içeriğinde nelerin olması önemli değil, suç olarak işlenen fiilin neden yapıldığıdır.
 
Hangi yasa çıkarsa çıksın, bizim toplumda, aile içi şiddet, fiziksel olsun,psikolojik olsun yaptırımlarla çözümlenemez. Trafik kanunlarında olduğu gibi, 50 promil alkollü sürücü bir yıl ceza alırken, ehliyetsiz araç kullanıp, adam öldürmenin suçu nedir?
 
Sekiz Mart Kadınlar Günü adı altında 12 Aralık 1977 tarihinden buyana, kadınlar adına havanda su dövmekten başka bir şey yapılmamıştır. Kadın Statüsü Başkanlığı, yada Kadından Sorumlu Devlet Bakanlığı ile olmaz.
 
Öncelikle kafaların içi değişmelidir.
 
Öyle yılda bir gün gelince seçkinci dernek ve guruplar tarafından atılan sloganlarla, kağıt ilanlarıyla olacak iş değildir.
 
Kafaların içi dedikte aklımıza geldi.
 
Şiddete yönelik geleneklerden söz edince hangimizin dudakları kulaklarımıza doğru kaymıyor?
 
Neymiş bu gelenekler?
 
“Kadının karnından sıpayı, sırtından sopayı eksik etme.”diyen biz.
 
“Kadın aklınla her şeye karışma.” Diyen biz.
 
Parlamentoda, başörtüsü ile ilgili biçim tartışılırken, bir tek kadın üye yok, dışarıda ses çıkaran da yok.Buna gerek yok diyen de biz.
 
“Eksik etek,”
 
“Köroğlu, “
 
“Bizim ki,”
 
“Uşakların anası,” diye kadını bir eşya yerine koyan yine biz.
 
O da yetmiyor muş gibi;
 
“Kadına laf yetiştirmektense, Kufe’ye taş yetiştirmek evladır.” Gibi bir mucize buluşla kadını toplumsallığın dışına itelim,sonra da, 8 Mart Kadınlar Günü mevzuatı diye övünelim.
 
Kadın kadar başına taş düşsün emi...
 
NOT: Geçen yazımızda, Libya’dan dönüş yapacak 25 bin insanın sorunlarına değinmiştik. 9 Mart tarihli gazetelerde, Sayın Başbakanın, işçi ve işverenlerle ilgili olumlu açıklamaları yer aldığını memnuniyet verici olarak bulduk.
  • Yahoo'da Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Facebook'ta Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
Bu Yazı 4784 Defa Okundu
2011-03-09

SON YAZILARI

Tarihi Süreçte Türk Kadın Hakları Terör ve anayasa değişikliği Dilimiz Türkçe Orta Doğu Cehennemi Milli Takım Hezimeti Daha Ne Kadar Şehit, Ne Kadar Acı… Teokrasi ve Demokrasi Eski ve Yeni Aylar Bunlar Kafayı Yemiş 21 Mart Nevruz Bayramı

YORUMLAR

Abone Girişi

Yeni Abonelik        Şifre Unuttum ?




















VİDEO HABERLER
Kafkas Üniversitesinden Çanakkale Şehitlerimize Z
Kafkas Üniversitesinden Çanakkale Şehitlerimize Ziyaret
Anketler
ÇOK OKUNANLAR
Kars36spor’a Destek Gecesi
Kars36spor’a Destek Gecesi

Referandum Sonuçları, Kars Referandum Sonuçları, 2010 Referandum Sonuçları, Referandum Oy Sonuçları, Türkiye Referandum Sonuçları, izmir haber, canlı referandum sonuçları

RSS © 2010 KHA | Kafkas Haber Ajansı | Kars Haberleri | Kars Haber kars haberleri kars ajans
KHA Tan Ofset San.Tic.'nin Kurulusudur. Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır