KHA | Kafkas Haber Ajansı | Kars Haberleri | Kars Haber  kars haberleri kars ajans

BÖYLEDİR BİZİM AŞKIMIZ!

  Yrd. Doç. Dr. ABDULKADİR ERKAL

          abdulkadirerkal@gmail.com
         BÖYLEDİR BİZİM AŞKIMIZ!
Böyledir bizim aşkımız!
  
Bir demir dağı delip boynuna almak gibidir
Her kişi âşık olurdu eğer âsân olsa
(Yahya)
(Âşıklık bir demir dağı delip boynuna geçirmek
gibidir; kolay olsa herkes âşık olurdu)
 
Biz âşıklar tuhaf insanlarızdır. Bu tuhaflığımız ta çocukluğumuzda başlar. İçinde bulunduğumuz muhitin ve sosyal şartların da bu tuhaflığımıza katkıları da yadsınamayacak derecede etkili olmuştur. Taşrada geçen, kızlarla erkeklerin ayrı oynadığı, okulda bile ayrı sıralarda oturduğu, teneffüslerde bile ayrı bahçede kızlar ve erkekler arasında oluşturulan kırmızı çizgi, hayatın ilerleyen zamanlarında daha da kalınlaşarak bu ayrımı daha da belirgin hale getireceğini o yıllarda tabii ki düşünülemeyecek bir durumdu. Bu nedenle biz hayata başlarken bir-sıfır geriden başlarız. Hayat bizden hep birkaç adım ötededir ve biz onu bir türlü yakalayamayız. Aslında yakalamak için uğraş da vermeyiz. Hele bir de âşıksak… Biz de her insanın hayatında olduğu gibi bu duyguyla –bu duygunun da adını doğru dürüst bilmeden- daha ilk olarak çocuklukla ergenlik arası denilen o malum devirde okul yıllarında tanışırız. Bu tanışma aslında ileriki yılların bize getireceği acı ve ıstırabın habercisi olduğunu o yıllarda farkına bile varamayacaktık!... O yıllarda aşk ruhu okşayan tatlı bir gıdıklama olarak tüm hissiyatımıza nüfuz ederken, tatlı bir heyecan, hafif bir kalp çarpıntısı olarak belirirken, o heyecanın vermiş olduğu sarhoşlukla bir müddet kendimizi oyalayacaktık. Sonra kalbimizin çarpıntısına sebep olan o kızın (cânân) etrafında –tabii ki kızın haberi olamadan- daireler çizerken, bu duygularımızı ona hissettirmemeye de gayret edecektik. Onun etrafında olmak, onun soluduğu havadan solumak, nefesini hissetmek o an için bize yetecekti. Ama zaman geçtikçe, kalpteki o gıdıklanmalar damla damla büyüyüp vücudu büsbütün saracak ve dışarıya taşmak için kendine bir yol arayacaktı. Kimi zaman yüreklerimizi dizginleyemeyerek kalabalıklara karşı aşk çığlıkları atmak isteyecek duruma gelecektik, kimi zaman da:
Hitâb-ı aşkı kim anlar kiminle söyleşelim
Cevâb-ı aşkı kim anlar kiminle söyleşelim (Leskofçalı Gâlib)
Diyerek kalabalıklar arasında hep yalnızlığı yaşayacaktık. Yalnızlıktan oluşan acının dışavurumu bizi büsbütün harap etmesinden, eşe dosta, en önemlisi sevgiliye karşı bizi daha hakir ve mahcup düşürmesinden endişe duyarak bu yarayı kendimizden bile saklamak isteyecek, saklı bir yara olarak bir süre daha idare etmenin yollarını arayacaktık:
Sırrını âşık olan şöyle nihân etsin kim
Duymasın ağladığın dîde-i giryânı bile (Riyâzî)
(Âşık olan sırrını öyle gizlesin ki ağladığını yaşlı gözleri bile duymasın)
Ne kadar saklarsan sakla, hamur misali ekşidi mi kabarmasını nasıl önleyemiyorsan, aşk da belli bir olgunluğa geldikten sonra artık kendini daha fazla saklayamayacaktı.
 
Âşıkda olan derd-i meşakkat gam u mihnet
Neşr olsa eger kûh ile sahrâlara sığmaz (Erzurumlu Emrah)
Bizdeki bu ruh halecanlarını ilk önce dost değimiz yakın arkadaşlarımız fark edecekler ya da ettirecektik. Bir meded umarak onlara sığınacaktık. Bir iki tavsiye ya da cesaret dolu sözler ruhumuzu okşayacaktı. Onlardan alacağımız tek tavsiye:
            Gamım pinhan dutardım ben dedîler yâre kıl rûşen
            Desem ol bî vefâ bilmen inânır mı inanmaz mı         (Fuzûlî)
Sevgiliye açılmaktan, ona derdi anlatmaktan başka bir şey olmayacaktı ki, olması gereken de buydu.Ama sevgiliyle konuşmak, içindekileri olduğu gibi ona anlatmak, o kadar kolay mıydı?.. Hele ki bizim gibi bu yaşa kadar kızlarla bu tür ortamlarda bulunmamış bir kişi için. Öyle olmasa bile, bu o kadar kolay mıydı?
Cihânda kalmaz idi âşık olmadık kimse
Muhabbet eylemek âsân olsaydı dildâra (Yahya)
(Eğer sevgiliyle konuşmak kolay olsaydı dünyada âşık olmayan kimse kalmazdı)
Aşka acı veren, aşkın acısını cilalayan durumların başında tabii ki rakib gelir. Aşkın bu aşamasında ilk rakibimizle karşılaşacaktık. Bu rakib öyle bir rakib ki; rakiblerin en büyüğü, en kuvvetlisi, karşısında aciz kaldığımız, büklüm büklüm olduğumuz, onu alt etmek için gerekli olan bütün savunma ve saldırı mekanizmalarımızın çaresiz kaldığı rakib: İçimizdeki ben… Onu yenmek, onu aşarak sevgiliye gitmek, zordan da öte bir şeydi bizim için. Kendimizce içimizden planlar yaparız, sevgiliye söyleyeceğimiz sözleri a’dan z’ye kadar ezberler günlerce provalarını yaparız. Sonra sevgiliyi tenha yakalamanın hesaplarını yapar ve o anı bekleriz. O an öyle kolay kolay gelmeyecektir, çünkü içimizde o anı yakalamamızdan endişe duyan bir başka ben (rakib) hiç peşimizi bırakmayacaktır:
Arz-ı hal etmeye cânâ seni tenhâ bulamam
Seni tenhâ bulacak kendimi asla bulamam (Selîkî)
(Sevgilim! Aşkımı açıklamak için seni yalnız bulamıyorum; seni yalnız bulunca da kendimi asla bulamıyorum)
Bu fırsatı okulda, okul yolunda, mahallede, başka yerlerde defalarca yakalayacak, ama sevgiliyle kendimizi aşıp da konuşamayacaktık. Kendimizce bahaneler üretecektik. -Şöyle oldu, şu ordaydı, sevgilinin yüzü asıktı, bugün hava kötü vs.- deyip hep ikinci fırsatları kovalayacaktık. Sonra üçüncü, dördüncü, beşinci…. Ama yine aynı hüsran, aynı hayal kırıklığı. Bunun baş müsebbibi de o büyük rakib: Ben!...
Hâli olmaz âşığın gönlü hayâl-i yâr ile
Anın için sûretâ ebkem gezer divâneler (Erzurumlu Emrah)
O okul yılları böyle geçer. Hep uygun fırsatı aramakla geçer. Okul biter ama o uygun bin bir türlü gelmez. Ardından duyarsınız ikinci bir rakibin varlığını. Siz öyle yerinizde sabit kalırsanız, yerinde sabit kalmayanların varlığını iş işten geçtikten sonra fark edersiniz:
 
                        Ben                  Sen
                        Ben                  Sen
                        Ben                 Sen
                        Ben               Sen                  O
                        Ben          Sen                O
                        Ben        Sen           O
                        Ben         Sen    O
                        Ben           Sen O
                        Ben              Sen O     (Ahmet Sarı)
(Devamı Var…..)
  • Yahoo'da Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Facebook'ta Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
Bu Yazı 26394 Defa Okundu
2013-01-10

SON YAZILARI

Böyledir Bizim Aşkımız-2 Ekmeğin hamurunda sevgi vardır Bu işte bir garabet yok mu? ERZURUM’UN MANEVİ MİMARLARINDAN HÂCE MUHAMMED LUTFÎ (ALVARLI EFE) Böyledir bizim aşkımız! Osmanlının Rüyası: Rüyada Terakki MUHABBET, GÜL ÜSTÜNE!.. Söz, muhabbet üstüne!.. 1919 yılında cep telefonu kullanmak!.. Âşık Sümmani’den Sümmani Baba’ya

YORUMLAR

Abone Girişi

Yeni Abonelik        Şifre Unuttum ?




















VİDEO HABERLER
Kafkas Üniversitesinden Çanakkale Şehitlerimize Z
Kafkas Üniversitesinden Çanakkale Şehitlerimize Ziyaret
Anketler
ÇOK OKUNANLAR
Ergenekon Bayramı Milli Kültürüne Sahip Çık
Ergenekon Bayramı Milli Kültürüne Sahip Çık

Referandum Sonuçları, Kars Referandum Sonuçları, 2010 Referandum Sonuçları, Referandum Oy Sonuçları, Türkiye Referandum Sonuçları, izmir haber, canlı referandum sonuçları

RSS © 2010 KHA | Kafkas Haber Ajansı | Kars Haberleri | Kars Haber kars haberleri kars ajans
KHA Tan Ofset San.Tic.'nin Kurulusudur. Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır