KHA | Kafkas Haber Ajansı | Kars Haberleri | Kars Haber  kars haberleri kars ajans

ERZURUM’UN MANEVİ MİMARLARINDAN HÂCE MUHAMMED LUTFÎ (ALVARLI EFE)

  Yrd. Doç. Dr. ABDULKADİR ERKAL

          abdulkadirerkal@gmail.com
         ERZURUM’UN MANEVİ MİMARLARINDAN HÂCE MUHAMMED LUTFÎ (ALVARLI EFE)
ERZURUM’UN MANEVİ MİMARLARINDAN:
HÂCE MUHAMMED LUTFÎ (ALVARLI EFE)
Abdulkadir ERKAL
 
Şüpheden İlim, ıstıraptan büyük insan doğar
                                                                              (R. Oğuz Arık)
Her bir sancıdan doğuş beklenemez. Fakat her doğuşun bir sancısı vardır. En büyük doğuş olan ‘büyük insan’ doğuşunun da bir sancısı vardır ve o sancı ıstıraptır. Cemiyetlerin çekmiş olduğu ıstıraplar, fertlerin çekmiş olduğu ıstıraplar. Güneşin kavurucu sıcaklarının meyveleri olgunlaştırması gibi, cemiyet ıstırapları da büyük insanları olgunlaştırmaktadır. Alvarlı Muhammed Lütfi Efe, Osmanlı toplumunun bu ıstıraplı, sancılı yıllarında 1868’de Erzurum’un Pasinler ilçesine bağlı Kındığı köyünde dünyaya gelir.
"Bu Karye-i Kındığ hoş mekandır
Erenler meskeni râhat-ı candır
Husûsâ Hakkî sultân-ı velâyet
Kudûmiyle müşerref bir mekandır."
Allah Dostları arasında değeri yüksek ve derecesi yüce bulunan Muhammed Lütfî Hazretleri nin meşhûr lakabı: Efe veya Alvarlı Efe dir. Efe ta bîri, Efendi ünvanından kısaltmadır. Erzurum Bölgesi nde hâl ve kemâl; ilim ve irfan sahibi insanlara hürmet ve muhabbet ifâdesi olarak, Efe denilmektedir. Kendilerine Hâce (Hoca) denilmesi de, ilim sahibi ve Nakşibendî Tarîkati silsilesinin altın halkalarından birisi olduğundandır.
Pederleri Hâce Hüseyin Efendi, vâlideleri Seyyide Hadîce Hanım dır. Tahsilini başta pederi olmak üzere devrinin şöhretli âlimlerinden tamamlayarak mücâzen 1889 da Hasankale nin Sivaslı Câmii ne imam olur.
Aynı yıl pederleri ile birlikte Bitlis e giderek Hâce Muhammed Pîr-i Küfrevî Hazretleri nin huzuruyla müşerref olur. Pir-i Küfrevi, Alvarlı’yla birlikte babasını da halife nasbeder ve icazet verir. 1894 tarihinde seçkin bir halifesi olarak Hasankale ye dönmüşlerdir.
Buradan Erzurum un Dinarkom Köyü ne giden Alvarlı Efe, orada 1. Cihan Harbi ne kadar kalır.
Yıl 1916… Anadolu toprağının en kara, yılları… 1. Dünya Harbinden yenik ayrılan Osmanlı Devleti, Mondros ardından Servde imzalanan antlaşmaların ardından, itilaf devletleri aç kurtlar gibi Anadolu’yu dört bir taraftan işgal altına alırlar. Ruslar’ın payına da Erzurum ve çevresi düşmüştür. Alvarlı Efe, bu işgal karşısında, mücadele vermek için Dinarkom’daki görevini bırakıp Erzurum’a gelir. Niyeti bir an önce Türk ordusuna katılmaktı. Ancak kendisini ve hizmetlerini yakından tanıyan bir komutanın: ‘’Hocam Türk milletinin harp edecek askeri kadar, sizin gibi vaaz edecek alimlere de ihtiyacı var. Siz vaaz ediniz, halkı irşâd ediniz’’ sözleri üzerine babasının da izniyle, o yıllarda Erzurum’un ilçesi olan Tercan’a bağlı Yavi köyüne imam olur. Lütfi Efendi babası Hace Hüseyin Efendi’yi Hacı Recep Efendi’nin yanına bırakarak Yavi’ye gider.
Rusların Erzurum’u işgali Efe’nin yüreğinde onulmaz yaralar açmıştı:
 
Koptu bugün kıyamet                                               İslam hânümanıyla
Yeryüzü al kan oldu                                      Kurtulmaz bir canıyla
Görülmemiş alâmet                                        Herkesin öz kanıyla
Kandan bir tufan oldu                                               Saçları elvan oldu
 
Lale yanak gül yüzler                                    Yiğitler baltalanmış
Gonce dehan gül yüzler                                 Öz kanına boyanmış
Hançerlendikçe sızlar                                    Körpe kuzular yanmış
Bedenleri kan oldu                                        Ateşlere biryan oldu
 
Yavrular ağladıkça                                        Kanlı pazar kuruldu
Ciğerler dağladıkça                                       Boyunları buruldu
Hançerleri bağladıkça                                    Kan harmanı görüldü
Cesedde bî-cân oldu                                      Gören âdem kan oldu
 
Rus istilası sırasında Yavi’deki görevine iki yıl devam eden Lütfi Efendi, Milli mücadeleye vaazlarıyla buradan destek veriyordu. Bu sırada Ruslar ülkelerinde yaşanan ihtilal nedeniyle ErzuruM’dan çekilmeye başlamış, bunu fırsat bilen Ermeniler özellikle Erzurum ve çevresinde büyük bir katliama girişmişlerdi. Lütfi Efendi, Yavi’de ve Yavi’ye yakın köylerde Ermenilerin başlattığı katliam üzerine harekete geçer. Efe hazretlerinin Cuma vaazını dinlemek için çevre köylerdeki ahali Yavi’ye akın etmekteydiler. Minbere çıkan Efe hazretleri:
‘’Muhterem Müslümanlar!
Şunu iyi bilin ki, biraz sonra kılacağımız bu namaz düşmanla savaşmadığımız sürece Allah katında makbul değildir. Ermeniler vatanımızı işgal etmişken, insanlarımızı öldürüp ırzımıza, namusumuza el uzatmışken, bizim burada ve evlerimizde rahat oturup ibadet etmemizi, bakın yemin ederek söylüyorum, bütün bildiklerime dayanarak söylüyorum ki, Allah kabul etmez ve etmeyecektir. Bu şekilde eli kolu bağlı olarak, tevekkül ederek oturmamızdan Allah razı olmaz. Bu vatan bize atalarımızın, ecdâdımızın emanetidir. Bu vatan öyle kolay mı elde edildi sanırsınız. Her karış toprağına bir şehid verdik. Bu mirasa, bu emanete sahip çıkmaz bizim boynumuzun borcudur. Allah’ın Kur’an’da buyurduğu gibi zaman, canımızla ve malımızla cihad etme zamanıdır. Allahını, peygamberini seven, devletini seven herkes elinde neyi varsa onları alsın gelsin, harbe katılsın. Namazdan sonra ben yola çıkıyorum.’’
Bu etkili hutbeyi gözyaşları içinde dinleyen cemaat Muhammed Lütfi önderliğinde yola çıkarlar. Zergide köyünde bulunan Türk ordusuna katılırlar. Lütfi Efendi, 12 Mart 1918’de gün ışırken Türk ordusuyla ile Erzurum’a girer. Babasının yanına koşar… Orada kalbin dayanamayacağı kadar acı bir manzara ile yüz yüze gelir. Babası Hace Hüseyin Efendi, yüzü kana bulanmış, ağır yaralı haldedir. O günün ikindi sularında Hace Hüseyin Efendi, Efe hazretlerinin kollarında, bütün dünyevi acılara arkasını dönerek ezeli güzelliklere gözlerini açar.
Ruslar Erzurum’u istila ettikleri zaman etrafındakilerin ‘’Rusların esaretinden ne zaman kurtulacağız?’’ sualine Hace Hüseyin Efendi: ‘’Bu sakal ne zaman kana boyanırsa, sizin içinizden o zanan Ruslar çekilir!’’ demiş. Neticede Ruslar Erzurum’dan çekilirken Hace Hüseyin Efendi’nin sırtındaki kürke tama’ eden bir Ermeni mübarek başına kürek dipçiği ile vurarak yaralamış ve akan kanlar sakalını kana bulamış.
Hace Hüseyin Efendi, Kavakkapı kabristanına defnedilir. 1950 yılında o yere mekteb inşası sebebiyle Efe tarafından oradan çıkarılarak Alvar köyü kabristanına ikinci defa defnedilir.
Efe Hazretleri babasının Erzurum’a gelişiyle beraber vazifesini de Yavi Nahiyesi ne, oradan da anavatanı olan Hasankale ye naklettirir. Kendisine teklif edilen Hasankale Müftülüğünü kabul etmeyerek, Alvar Köyü halkının istirhâmı üzerine oraya giderek bu köyde yirmi dört sene vazife yapar ve bundan böyle ‘Alvar İmamı’ olarak tanınmaya başladı.
Efe hazretleri yakalandığı prostat hastalığının tedavisi için 1939 yılında Erzurum a gelmiş, Mehdi Efendi Mahallesi nde ikamet etmiştir. 90 senelik ömrünü insanlığa ve İslâmiyet e adayan Efe Hazretleri 12 Mart 1956 tarihinde sabaha doğru ebedî âleme, gerçek sevgiliye yürümüştür. Ne anlamlı bir tevakufdur ki 12 Mart pederinin de vefatı, aynı zamanda da Erzurum’un kurtuluş günüdür. 12 Mart Efe hazretleri ve pederinin dosta yürüyüşü, Erzurum’un da bayram günüdür.
Mevla bizi affede
Bayram o bayram olur
Cürm ü hatalar gide
Bayram o bayram olur
 
Feyz-i muhabbet-i Hak
Nûr-i hidayet siyak
Cennet-i a’lâ durak
Bayram o bayram olur
 Nâ’ş-ı şerifi Alvar Köyü nde pederleri Hâce Hüseyin Efendi Hazretleri yanında defnedilmiştir.
Efe hazretleri, dünyaya karşı alakasız yaşamıştır. 90 senelik ömründe taş üstüne taş koymamış, dünya metaı ve malına malik olmayı arzu etmemiştir.
Sofrası bol ve misafirperverliği dillere destan olmuştur. Rahmet-i İlahi’nin değişik vesilelerle evine akıttığı bereket onda ikram sofrasına dönüşürdü. 68 sene misafirsiz bir sofraya el uzatmadığı da çok az kimseye nasib olacak bir bahtiyarlıktır. Ali Hoca şöyle anlatır: ‘’Birgün Efe Can ile sofraya oturduk. Elini yemeğe uzatmadı, kalktı ve öbür odaya geçti. Mahdumları Hâce Seyfeddin Efendi, Efe Can’ın yanına gittiğinde seccadede dua ederek ağladığına şâhid olur. ‘Yâ Rabbi ben ne yaptım ki, bunu bana reva gördün?’ Daha sonra sofraya gelir ve aynı anda kapı çalınır ve misafirler gelir. Biz de yemeğe gelen misafirlerle beraber oturduk.’’
Efe hazretleri’nin ahlakının temelini gönül oluşturur. O peygamber efendimizin ahlakı aile ahlaklanmış, kendinden ziyade etrafındaki insanlara karşı olan sorumluluğunun ve etkisinin bilincinde olmuştur. Bu yüzden insanların gönlünü hoş tutmamayı, kalp kırmamayı temel bir öğreti olarak benimsemiştir. Zaten ilmin yanında hak âşığı olmanın temel göstergesi de bu değil midir:
Cânânı incitme cânâ
Tendeki cânın incinir
Kimseye renc etme câna
Dürr ü mercânın incinir
 
Hâtır-şikest olma aman
Söyleme bir ferde yaman
İncidirsen halkı heman
Femde zebânın incinir
 
Edeb hayâ gider elden
Nûr-ı iman çıkar dilden
Mahvolur irfan gönülden
Rahm-ı Rahmanın incinir
 
Kendisini ziyarete gelenlere daima: ‘’Herkese hüsn-i zan etmeyi, hiç kimseyi incitmemeyi, hiçbir ferdi hor görmemeyi, mürüvvetli olmayı, alırken satarken insaflı olmayı tavsiye ederdi. Hüner incinmemek, incitmemek, ikrâmını minnet bilmektir’’ buyururdu.
 
                        Hazer kıl kırma kalbin kimsenin cânın incitme
                        Esir-i gurbet-i nâlân olan insanı incitme
                        Tarik-i aşkda biçâre-yi hicrânı incitme
                        Sabr kıl her belâya hâne-yi Rahmânı incitme
                        Felekde hâsılı insân isen bir cânı incitme
                        Günahkâr olma fahr-i âlem-i zi-şânı incitme
 
Efe Hazretleri sarhoşları dahi huzuruna kabul eder; fasık, salih seçmez herkesi menziline oturtur ve herkese lâyık olduğu şekilde muhatab olur, onları alaka ve iltifatlarıyla memnun ederdi. Müddet-i hayatında hiç kimseye taarruz etmemiş ve hiçbir ferdin kalbini kırmamış bir insan-ı kâmil idi.
 
Herkese münâsib emr et
Lâyık olmayanı terk et
Gücün yetdiğine emr et
Resûlullah yoluna git
Sakın incitme bir cânı
Yıkarsın Arş-ı Rahmân’ı
 
Ol fakîr ki yüzen bakar
Gözlerinin yaşı akar
Mü’min olan kalb mi yıkar
Boynuna lânet mi takar
Sakın incitme bir cânı
Yıkarsın Arş-ı Rahmân’ı
 
Kimsenin gönlünü kırma
Sakın harama el urma
Bir ferdin aybını görme
Günâh meclisinde durma
Sakın incitme bir cânı
Yıkarsın Arş-ı Rahmân’ı
 
Komşulara hayır-hâh ol
Ahvâllerinden âgâh ol
İnsanlık eyle bir şâh ol
LUTFÎ makbûl-i dergâh ol
Sakın incitme bir cânı
Yıkarsın Arş-ı Rahmân’ı
 
Efe Hazretleri, vefatına kadar ilmle uğraşmış, ilimle uğraşanları da himaye ve teşvik etmiştir. Özellikle çocukların dinî eğitimi üzerinde hassasiyetle durulması gerektiğini daima telkin etmiştir.
Efe hazretlerinin siyasetle hiçbir zaman alakası olmamasına karşın, Ezan-ı Muhammedi’nin asli şeklinde okunmasını yasaklayan, Kur’an okumayı suç sayan, ulemaya ve dindarlara baskı uygulayan idarecilere karşı da suskun kalmamıştır.
 
Sevmedin bunda savm u salatı                     
Vermedin hani malın zekâtı                         
Nasıl geçersin yarın sıratı                             
İslamdır ancak bir adın senin                        
 
Mahluk-ı Hakka merhametin yok
Din-i İslama muhabbetin yok
Muâmelede mürüvvetin yok
Küfr u kebâir icâdın senin
 
Alvarlı Efe, kişiliğinde yansıttığı, alçak gönüllülük, nezaket, aşk ve insan-i kâmil özelliklerini kaleme aldığı eserlerine de yansıtmıştır. O bu yönüyle tam bir gönül adamıdır. Efe’nin şiirleri konu bakımından oldukça zengindir, yaşadığı dönemin siyasi ve ekonomik yapısından, tarihi olaylara, toplumsal olaylar ve durumlardan, insanlar arası ilişkilere, dini öğretilerden ilahi aşka kadar geniş bir yelpazeye sahiptir. Bu konu zenginliği insanların duyguları, ilgileri, istekleri, ihtiyaçları ve karmaşık yapılarıyla da doğru orantılıdır.
Efe Hazretleri şiirlerinde şekilden çok anlam derinliği üzerinde durmuş, vermek istediği mesajı öne almış, şekli ikinci planda düşünmüştür. Şiirlerinde hem divan şiirinin mazmunlarını, hem halk kültürü malzemelerini hem de tasavvufi terminolojiyi harmanlayarak şiirinin anlam dünyasını oldukça zenginleştirmiştir. Efe hazretleri de şiirini ‘’İlahi aşkı ve ebedi feyzi sunan bir kâse’’ olarak tarif eder.
Efe Hazretlerinin duygu yönünden yoğun, verdiği mesaj açısından etkileyici şiirlerini büyük bölümü bestekârlar tarafından bestelenerek, halkın duyusal hissiyatına da yeni bir canlılık getirmiştir. Efe hazretlerinin ‘Bayram o bayram olur’, ‘Sen Mevlayı Sevende’, ‘Bir Gün Olur perdeyi yâr kaldırır’, ‘Seyreyle Güzel Kudret-i Mevla Neler Eyler’, ‘Derdi derunuma derman arardım’ gibi besteler halk arasında en tanınmış olanlarıdır.
  • Yahoo'da Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Facebook'ta Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
Bu Yazı 18697 Defa Okundu
2013-05-02

SON YAZILARI

Böyledir Bizim Aşkımız-2 Ekmeğin hamurunda sevgi vardır Bu işte bir garabet yok mu? ERZURUM’UN MANEVİ MİMARLARINDAN HÂCE MUHAMMED LUTFÎ (ALVARLI EFE) Böyledir bizim aşkımız! Osmanlının Rüyası: Rüyada Terakki MUHABBET, GÜL ÜSTÜNE!.. Söz, muhabbet üstüne!.. 1919 yılında cep telefonu kullanmak!.. Âşık Sümmani’den Sümmani Baba’ya

YORUMLAR

Abone Girişi

Yeni Abonelik        Şifre Unuttum ?




















VİDEO HABERLER
Offroadcılar zorlu parkurda
Offroadcılar, zorlu, parkurda, sarıkamış, eksi 36
Anketler
ÇOK OKUNANLAR
Karda Kaşar Yuvarlamaca Yarışması
Karda, Kaşar, Yuvarlamaca, Yarışması, sarıkamış

Referandum Sonuçları, Kars Referandum Sonuçları, 2010 Referandum Sonuçları, Referandum Oy Sonuçları, Türkiye Referandum Sonuçları, izmir haber, canlı referandum sonuçları

RSS © 2010 KHA | Kafkas Haber Ajansı | Kars Haberleri | Kars Haber kars haberleri kars ajans
KHA Tan Ofset San.Tic.'nin Kurulusudur. Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır