KHA | Kafkas Haber Ajansı | Kars Haberleri | Kars Haber  kars haberleri kars ajans

BU İŞTE BİR GARABET YOK MU?

  Yrd. Doç. Dr. ABDULKADİR ERKAL

          abdulkadirerkal@gmail.com
         BU İŞTE BİR GARABET YOK MU?
Bu işte bir garabet yok mu?
 
Son bir ayda ülkemizde meydana gelen olaylar, aklı selim insanı ister istemez tefekkür etmeye zorluyor. Gezi parkı diye bilenen o malum yerin ıslahına yönelik yapılması planlanan projelere karşı bir çevreci eylem olarak çıkış noktasını oluşturan, ilk baştaki masumca hareketin, aslında aylar öncesi planlanmış dış güçler odaklı siyasi bir organize iş olduğunu yaşanan olaylar bize gösterdi. Tarihte cereyan eden isyanlara bir göz attığımızda bu tür eylemlerin ilk çıkış noktası basit ya da masumca eylemken, daha sonra eylemin ilk aktörlerinin yerine daha profesyonel ve komplocu gruplar leş kargası gibi üşüşmüşlerdir. Böylece olaylara farklı senaryolar ve aktörler de eklemek suretiyle oyunu daha da genişleterek kapsamlı bir eyleme dönüştürürler. Tarih sahnesinden bu yarasa zihniyetli aktörler hiç bir zaman eksilmedi ve eksilmeyeceğe de benziyor. Hele Türkiye gibi kozmopolit bir yapıya sahip olan bir ülke için olay çıkarmak için fazla çabaya da ihtiyaç duyulmuyor. Bir kibrit çakıldığı zaman hemen ona benzinle koşacak bir güruh her zaman teyakkuzda bekliyor.
 
Son on yılda Türkiye’nin hem içte ve hem dışta kat ettiği mesafe ister istemez bazı kesimleri rahatsız ediyor. Bu aydınlık, bu refah, sürekli kaostan nemalanan yarasa zihniyetli kesimi hep rahatsız etti. Bu rahatsızlık tahammülsüzlüğe, oradan da çatışmaya döndü. Ziya Paşa’nın da dediği gibi:
Erbâb-ı kâmili çekemez nâkıs olanlar
Rencide olur dide-i huffâş ziyâdan
(Kemal ‘olgun’ ehli insanları, olgunluktan nasibini almamış insanlar çekemez. (onlara tahammül edemez) Nitekim yarasaların gözleri ışıktan rahatsız olurlar.)
Yarasalar güneşten rahatsız olurlar, hep karanlık, izbe yerlerde yaşarlar. Peki bu kemal ehli olanlar kimlerdir. Erbâb-ı kâmil, her şeyden önce bir gönül adamıdır. Her şeyi kalb gözü ile görür. O kalp gözünü de ilim ve irfanla münevver kılmıştır. Kalbinden benliği silip birlik penceresinden dünyaya bakmıştır. İnsana insan olduğu için, çiçeğe çiçek, hayvana hayvan olduğu için değer vermiştir. Bütün nesnelere, eşyalara benlik penceresinden değil birlik penceresinden bakmıştır. Kâmil insan olmak için ilk öce benlik ve gaflet perdesini gözün önünden kaldırmak gerek:
 
Bu gaflet perdesin kaldır gözünden seyret eşyâyı
Kemâlât ehline peyrev olan anlar bu mânâyı (Alvarlı Efe)
Kâmil insan olmak nezâket, hoşgörü, muhabbet sevgi insanı olmak demektir. Her yönü ile aydın insan (münevver) olmak demektir. Hal böyle olunca, sürekli kaostan, nefretten, karanlıktan beslenen bu nakıs (yarasa gözlü) insanların önünde kemâl erbâbı hep bir engel olarak kalacaktır. Onları ve onların zihniyetlerini yok etmek, sekteye uğratmak için yapmayacakları şey yoktur. Öyleki insanlar için en kutsal değerler bile bu uğurda malzeme olarak kullanmaktan geri durmayacaklardır. Sürekli olayın durumuna göre kimlik de değiştireceklerdir. Tarihimize baktığımız zaman bunun örneklerine bol bol tesadüf ederiz. Daha bundan 90, 100 sene önce halkı galeyana getirmek için dini kullanan bu zihniyet, şimdi ise laiklik ve özgürlük maskesi altında tüm zehrini halka akıtmaktadır. O dönemde ‘din, şeriat elden gidiyor!’ diye halkı sokaklara dökmek isterken edebiyat malzeme olarak kullanıldı. Vurun Kahpeye’de din adına başı açık bir öğretmen kadın linç edilirken, bu kurgunun esas yansıması aynı bahaneyle Menemen’de bir üsteğmenin şehit edilmesi ile sonuçlandı. Yaban’da köylüler hakir hatta hain olarak lanse edildi. Şimdi ise aynı zihniyet o din maskesini çıkarıp, laik özgürlükçü maskesi altında bu sefer ‘laiklik, özgürlük elden gidiyor!’ diye İstanbul’da başı örtülü bir anne çocuğuyla beraber linç edildi. O zihniyet kurtuluş döneminde ne kadar dinci idiyse, bugün de o kadar laiktir.
O zihniyet her zaman haklı, masum pozisyonunda durarak halkı galeyana getirdi. O zihniyet ilk önce bülbül’ün elinden gül bahçesini aldı. Gülü parçaladı, dikenlerini bir sopa, taş, silah olarak kullandı. Sonra bülbül maskesine bürünüp ben gülümü isterim diye naralar atmaya başladı. O zihniyet, pervanenin ateşini alıp molotof olarak, masumların yüreğine fırlattı, sonra pervane maskesi altında ateşini arama sevdasıyla halkı kışkırttı. Aşk’tan Hüsn’ü kopardı. Bütün hüsn (güzellikleri) kopardı, yağma etti, talan etti. Sonra Aşk maskesi altında biz güzelliklerimizi (Hüsn) isteriz diye figân etmeye başladı.
Gel gönül ta’n eyleme her câna bak da ibret al
Dembedem devir olan zamâna bak da ibret al
 
Gel kemâl-i hak eyle sen âlemde kemâlinden
Kemâlinde var olan insana bak da ibret al      (Sümmâni)
 
Bu zihniyet, gül bahçesinden, bağdan bahçeden anlamaz, orada yaşamayı da bilmez. O ateşi sadece silah olarak kullanır. Refah ve huzur ortamında yaşamak onun asla hoşuna gitmez ve bundan da şikâyet etmeye başlar. Bu bir gariplik değil mi? Hani şairin dediği gibi:
            Kahr-ı dehr ile olur tûti gurâba hem-nîşîn
            Yine şekvâyı gurâb eyler garâbet bundadır (Nev’î)
(Papağan, feleğin kahrı sonucunda bir gün karga ile aynı yerde oturmak zorunda kalınca, işin garipliğine bakın ki, bu durumdan şikâyeti yine gurâb (karga) eder)
Nev’î Tûtî vü Zâğ mesnevisinde karga ile papağanın hikâyesini ele alır. Bu hikâyeye göre: Papağan ile kargayı aynı kafese koymuşlar. Bir müddet sonra karga:
-Hey Yüce Allah’ım! Demiş. Şimdi karadonlu hemcinslerim ile bir virane üstünde sekiyor olmaklığım varken, acaba nasıl bir suç işledim ki beni şu kendini beğenmiş süslü papağanın suratına bakmaya mecbur bıraktın!
Bunu işiten papağan ise:
-Tanrım! Bilmem ben ne günah işledim ki şu yüzü karanın bed sesini işiterek günüm geçiyor. Burada şikâyet etmesi gereken birisi var ise o da benim. Ben şu Allah’ın şu yarattığı incinmesin diye sesimi çıkarmazken, Sen küstaha dil vermişsin konuşuyor.
Evet bu zihniyet güzellikten, sevgiden, gönülden hiç anlamaz. Ama yeri gelince çıkarları için bu kavramlarla iyi demagoji yapmasını da bilir. Güzellikleri çirkinleştirip ondan sonra güzelliği geri isteme adına halkı galeyana getirir. Bu zihniyet için faydası olur mu bilmem, ama bu ümitle Alvarlı’nın şu dörtlüğü ile sesleniyorum.
Sular gibi yüzün yerlere koy ak
Tevâzu‘ incisin gerdânına tak
Kullara kurban ol bu kibri bırak
Bu dâr-ı dünyâda incitme cânı
  • Yahoo'da Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Facebook'ta Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
Bu Yazı 82415 Defa Okundu
2013-06-17

SON YAZILARI

Böyledir Bizim Aşkımız-2 Ekmeğin hamurunda sevgi vardır Bu işte bir garabet yok mu? ERZURUM’UN MANEVİ MİMARLARINDAN HÂCE MUHAMMED LUTFÎ (ALVARLI EFE) Böyledir bizim aşkımız! Osmanlının Rüyası: Rüyada Terakki MUHABBET, GÜL ÜSTÜNE!.. Söz, muhabbet üstüne!.. 1919 yılında cep telefonu kullanmak!.. Âşık Sümmani’den Sümmani Baba’ya

YORUMLAR



vatandaş 2013-06-25
ötekileşmiş bir yazı

Bu ülkede geçmişte konjöktörel olarak dönemlere göre bazı olaylar doğru yanlış uygulanmış veya yaşanmıştır.Bu uygulamalarda bazı hatalar yaşanmamış değildir.
Onları tarihe havale edelim bize bırakılan mirası n doğrularından tecrübe ederek aynı hataları yapmayıp.Gerek şahsi gerekse ülkemizin geleceğine katkı sağlayacak objektif ve herkesimi kucaklayan değerlendirme ve yurumlarlala katkı sağlamak gerekir.
Ancak görülüyorki akademik bilim adamlarının tarafsız ve objektif olması gereken ülke meselerinde taraflılık girdabında sü
rüklenmekten kurtulamıyoruz.
Hele bu ülkeynin yönetimine sahip olan iktidar sahipleri % 50 nin değil % 100 ün sahibi ve kucaklayıcısı oldukları zaman bu ülkede çiçekler açacak herkes kardeşçe yaşama şansına sahip olacaktır.
Siyasi yorumlara ve gereksiz o bu tartışmasına girmek istemiyorum.Ancak siyasiler yukarda konuşurken bulutlanan havada aşağıya sokaklara dolu yağdığının farkında olmalar. akademisyen lerin ise yol gösterici ve ötekileşen lerinde sesi olmalıdırlar.
Çünkü alimler yanlış söylemiş olmayayım amma peygamberlerin yeryüzündeki temsilcileri olduğnu bir alimin ölümü kıyametin kopuşu olarak (mealen)böyle bir dinin mensubu olan bizlere çok iş düştüğü kanaatindime katılacağınız düşüncesi ile başarılar dilerim.Sev gili narmanlı hemşerim.

Abone Girişi

Yeni Abonelik        Şifre Unuttum ?




















VİDEO HABERLER
Başkent Erkek Kuaför Sanatçı Engin Serhat’la müşt
Başkent Erkek Kuaför Sanatçı Engin Serhat’la müşterilerine canlı müzik hizmeti sundu
Anketler
ÇOK OKUNANLAR
Kaymakamlardan Ramazan Bayramı Mesajı
Susuz Kaymakamı Yusuf İzci, Selim Kaymakamı Mehmet Keklik, Digor Kaymakamı Musta

Referandum Sonuçları, Kars Referandum Sonuçları, 2010 Referandum Sonuçları, Referandum Oy Sonuçları, Türkiye Referandum Sonuçları, izmir haber, canlı referandum sonuçları

RSS © 2010 KHA | Kafkas Haber Ajansı | Kars Haberleri | Kars Haber kars haberleri kars ajans
KHA Tan Ofset San.Tic.'nin Kurulusudur. Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır